Manolya – Bölüm 14

Manolya’nın, Sedef’inkine nazaran daha sade olan evlilik merasimleri ve gelinliği ile herkesin mutluluğunun doruğunda olduğu bir gece ile tamamlandı ve artık çok sevdiği kocası ile yeni hayatına başladı.

Sedef, giderek genişleyen yeni çevresinden edindiği jinekolog yakın bir arkadaşından hemen çocuk sahibi olmamak için tavsiyeler almış ve onun önerdiği doğum kontrol haplarını kullanmaya başlamıştı. Manolya’da Şahin’e iki yıl çocuk yapmama sözü verdiği için mecburen aynı yolu izleyecekti. Arkadaşına bu konuda güvendiği için, doktora bile gitmeden onun kullandığı hapları aynısını o da kullanmaya başladı. Bebek yapmaya karar verdiklerinde hapları bırakacak ve devam eden altı ayda da hamile kalabilecekti. Evliliği okulların kapanmasına yakın gerçekleştiğinden, nikahtan bir ay sonra, kocasıyla rüya gibi bir tatile gidip geldikten sonra yeni hayatına, yeni evinde sessiz ve mutlulukla uyum sağlamaya başladı. Şahin her gün erkenden büroya gidiyor ve her akşam hiç aksatmadan elinde bir buket çiçekle sevgili karısına dönüyordu. Gündüzleri ise Manolya, Şahin’in onun hizmetine verdiği şoförle ya annesine gidiyor ya da onları kendi evinde ağırlıyordu. Sultan hanım ve Osman bey yeni evli çiftlere rahatsızlık vermenin uygun olmayacağını düşündüklerinden Manolya’nın ısrarlarına rağmen evlerine dönüyorlardı. Şahin’in ailesi de evliliğin ilk hafta sonunda Manolya’nın ailesi ve gençleri yemeğe almışlardı. Manolya da balayından döndükten sonra hem kendi ailesini hem de Şahin’in ailesini ağırladı. Sedef çalışmadığı ve evleri de yakın olduğu için onlarla zaten diledikleri her zaman rahatça görüşüyorlardı. Artık iki evli kadın olarak sabah kahvelerini içiyorlar, olanı biteni eskiden olduğu gibi birbirlerine anlatmaya devam ediyorlardı. Sedef ablasından şikayetçiydi biraz, o evlenip gidince sürekli kardeşine hediyeler getirdiğini hatırlatıyor ve ailesinin ve kendi bütçesinin yetmediği şeyleri Sedef’ten talep ediyordu. Sedef onu kırmak istemiyor bir kaç parçayı alıyor ama isteklerin ardı arkası kesilmediği için de biraz sinir oluyordu. Tamam Aykut bu konularda eli çok açıktı ama yani ablasını da bu evliliğe dahilmiş gibi harcamalara dahil etmek ayıp değil miydi? Manolya bu konuyu ablası ile düzgünce konuşmasını tavsiye etse de, Sedef ablasının yüzüne gülüp, gelip arkadaşına ağlamayı tercih ediyordu. Özetle, Manolya ve Sedef’in arkadaşlığında değişen hiç bir şey yoktu. Sedef sürekli şikayet ediyor, Manolya’da onu teselli ediyordu. Tabi Sedef yine kendi bildiğini okumaya devam ediyordu.

Okullar yeniden açıldığında Manolya artık etüt merkezinden ayrılıp, resmen bir özel okulda sınıf öğretmeni olarak çalışmaya başladı. Hayatının en heyecanlı başka bir dönemi başlamış oldu böylece. Okuldan geldikten sonra bile, çocuklara daha nasıl doğru ve fazla bilgi aktarabileceği ile ilgili planlar yapıyor, kocasına hepsini teker teker anlatıyordu. Onun hayatı da evliliğinden öncesi gibi devam ediyordu aslında. Aynı arkadaşı ile görüşüyor, yine ailesi ile ilgileniyor ve aşık olduğu ve artık sahip olduğu mesleğine odaklanıyordu. Tabi Şahin ile evliliğin romantik, tatlı anlarını da yaşıyordu. Hayatında hiç bir şeyin eksikliğini hissetmiyor ve şükür ediyordu. Bir de bebekleri olduğunda, bütün rüyası tamamlanmış olacaktı.

Şahin’in babası da artık karısı ile daha çok zaman geçiriyor büroya eskisi kadar gelmiyor, davalara kendisi bakmıyordu. Şahin büronun neredeyse tüm sorumluluğunu üstlenmiş durumdaydı. Arkadaşları ile başarılı ve çalışkan bir ekip olmuşlardı. Yavaş yavaş babasının gölgesinden çıkıp kendi isimlerini duyuruyorlardı. Manolya onun bu azimli ilerleyişine hayrandı. Zaten babasından kalan bir büro ve ünvan olduğu için kolayı seçmiyor, daha iyisi olmak için canla başla çalışıyordu. Bu temponun içinde bazen ofiste geç saatlere kadar kalmaları gerektiğinden. Manolya o akşam kendi mesleği ile ilgili bir çalışma yapmayacaksa Sedef ile vakit geçiriyorlardı. Sedef zaten gündüzleri ve diğer günlerde kendi sosyal çevresi ile iç içe olduğundan, Manolya’yı eskisi gibi bir yerlere sürüklemeye çalışmıyordu.

Sultan hanımın sağlığı eskisinden çok daha iyi olduğu için Manolya evlendikten bir yıl sonra, Osman bey karısıyla köye dönmeye ikna olmuştu. Bu sefer temelli olarak değil, yılın belli aylarında kalıp, geri gelmek üzere anlaşmışlardı. İki ay kalıp, bir ayı yine evlerinde geçirecekler, sonra yine gidip, duruma göre bir kaç ay daha kalacaklardı. Sultan hanımın artık kızı anlamında gözü arkasında olmadığı ve nihayet kocası onun köyde yapabileceğine ikna olduğu için sevine sevine toparlanıp, gitti. Ancak umdukları gibi köy Sultan hanıma daha iyi gelmedi. İlk iki ayın sonunda döndüklerinde doktor kontrollerinde her şey normal gözüküyordu. Sultan hanım doktordan aldığı bu iyi haberle kocasını ikna edip bu defa daha uzun kalmak istediğini söyledi. O arada Manolya ile de görüşüp hasret gidermişlerdi. Onun giderek artan mutluluğu ile mutlu olup, bir ay kaldıktan sonra yeniden köye döndüler. Manolya’da annesinin sağlığı en azından daha kötüye gitmediği için mutlu ve huzurluydu. Burada olduklarında hem Manolya’dan maddi yardım kabul etmek istemiyorlar hem de bir emekli maaşıyla şehir ortamında eskisi gibi geçinemiyorlardı. Hayat her sene daha pahalı olmaya başlamıştı. Varlık içinde bu artık fazla hissedilmese de, Manolya’nın ailesi ve eski mahallelerinde yaşayan aileler için giderek hissedilir olmaya başlamıştı.

Osman beyin karısıyla şehirde olduğu dönemlerde kardeşleri, evleri, hayvanları ve tarlaları ile ilgileniyorlardı. Oraya gittiklerinde ise çoğu kendi yetiştirdikleri ile rahat bir yaşam sürdüklerinden maaşları kolaylıkla yetiyordu. Tabi bu hayvanlar ve tarla işleri için de fiziksel bir emek harcamak gerekiyordu. Osman bey iyice yaşlanmış, Sultan hanımın sağlığı ise fiziksel zorluklara hiç uygun değildi. Köye ikinci gidişlerinde Osman bey hafif rahatsızlanınca, Sultan hanım verdiği sözleri bir kenara bırakıp, kocası dinlensin diye yine kendini paralamaya başladı. O iyi olacak diye kocasını gözden çıkaracak hali yoktu. Manolya üzülmesin diye Osman beyin rahatsızlandığını ona söylemedikleri için, Manolya onların köyde mutlu mutlu yaşamaya devam ettiklerini sanıp, işiyle, eviyle, kocasıyla meşgul oluyordu.

Mütevazı evlerinin keyifli de bir bahçesi vardı. Şahin’in annesi bahçe ve bitkilere meraklı olduğundan onların yeni evinin bahçe düzenine de çok yardımcı olmuştu. Gelinini de çok sevdiği için uygun olduğu zamanlarda bezen sadece kendisi, bazen bir kaç arkadaşı ile birlikte ziyarete geliyordu. Şahin babası ile uğradığında büroda zaten görüştüğünden, ailece görüşmeleri pek sık olmuyordu. İki ailede gençlerin iki yıl bebek yapmama kararını bildiklerinden torun görmek için bir baskı da kurmamışlardı. Hayat onlarındı ve ne zaman isterlerse o zaman çocuk sahibi olurlardı.

Sedef’in annesi de kararlarını biliyordu ama kızının rahatlığına düşkün olduğunu bildiğinden bir an önce bebek yapmaları için ısrar ediyordu. Manolya çalışıyordu ama Sedef evdeydi, o yüzden onun bahaneleri Manolya’nın bahaneleri gibi geçerli değildi. Tabi Sedef annesinden duyduğu sözlerin sıkıntısını atmak için hemen arkadaşına geliyor, ablası ile beraber annesinden de şikayete başlıyordu. Aykut’un ailesi hiç bir şeylerine karışmadıkları için onlarla ilgili bir şikayeti yoktu. Sedef’e göre makul ve olgun insanlardı ayda bir kez ya görüşüyorlar ya da görüşmüyorlardı. Zaten meşgul insanlar olduklarından, görüşme takvimi gibi bir sabit düzene ihtiyaçları yoktu. Sedef’in annesi büyük kızının bir yere varamayacağına inanınca artık emekli olmak istediğine karar vermişti. Çalışırken aldığı maaş kadar olmasa da emekli maaşıyla da yetinebilirlerdi. Sedef bundan da şikayet ediyordu. Annesi emekli olunca bir amacı kalmayacağı için mutlaka ablası ve onunla uğraşmaya başlayacaktı. Kayınvalidesi gibi kendine sosyal ortamlar bulması en iyisi olacaktı ama gözden kaçırdığı şey kendi ailesinin, kocasının ailesi gibi aynı sosyal ortamlara rahatlıkla katılabilmek için varlıklı olmamalarıydı. Bu anlamda Manolya’nın ailesine de özeniyordu. Sultan teyzesi gibi makul bir annesi olmasını ve Manolya gibi tek çocuk olmayı çok isterdi doğrusu.

(devam edecek)

Yorum bırakın