Sultan hanım hastanede dört gün yattıktan sonra daha toparlanmış ve yeni ilaçlarıyla birlikte eve döndü. Osman bey onca stresten sonra karısının yeniden sağlığına kavuşma umudu olduğu için sevinmişti. Küçük bir ihtimaldi ama yok değildi. Tabi kendine çok dikkat etmesi koşuluyla. Sultan hanım doktoru dinleyeceğine, kendi fazladan yormayacağına kocasına ve kızına söz verdi. İkisi de onun bu konuda sözünde durmayacağından adları kadar emin oldukları için Osman bey, kendine iyi bakacağını ona ispatlamazsa bir daha köy yüzü göremeyeceğini söyleyerek tehdit etti. Sultan hanımın yüzü düştü ama yine de söz verdi kocasına. Şahin bu süreçte hem hastaneye uğramış, hem de Manolya’ya destek olmak için elinden geleni yapmıştı. Ofiste çok yoğun ve yorgun olmasına rağmen kalacağı geceler Manolya’yı hastaneye bırakmış, Osman beyi eve getirmişti. Osman bey bu delikanlının damadı olacağından adı kadar emindi neredeyse, Sultan hanımla da konuşmuş, o da aynı fikirde olduğunu söylemişti. Manolya hemen savunmaya geçiyor diye ona bir şey demiyorlardı ama hem Şahin’i çok seviyorlar, hem de kızlarının böyle iyi bir koca bulmasından mutlu oluyorlardı.
Sürekli arkadaşının sorunları için yardım isteyen oğlunun kalbini kaptırdığını Şahin’in babası da anlamıştı. Zaten ofiste arkadaşları onunla dalga geçerlerken kızın adını duyuyordu. Manolya. Karısına söylediğinde, “Ne güzel adı varmış!” diye gülümsedi hemen. Şahin’in annesi artık oğlunun evlenmesini istiyordu. İşin başına geçmeden önce yuvasını kurup, hayatını yoluna koymalıydı. Babasına göre daha gençti ama eğer Şahin bu kızla evlenmek isterse, karşı çıkmayacaklardı. Babası ofiste oğlu yokken gençlerin ağzını da aramıştı bir kaç kez, hepsi de Manolya için çok iyi şeyler söylüyorlardı.
Sedef ve Aykut’un nikah zamanı gelmişti. Sedef Sultan hanım hasta geldikten sonra arkadaşını bunaltmamak için sadece kısa ziyaretler yapmış, arada da gelişmeleri ikisine de kısacık anlatmıştı. Sultan hanım artık kendini daha iyi hissettiği için, Sedef’in nikahına da, akşam yapılacak düğüne de katılacaktı. Osman bey böyle zengin insanların düğününe gitmeyi pek uygun bulmasa da, Sultan hanım kendi kızı da o çevreden biriyle evleneceği için gidip görmek istiyordu. Hem bir ayıpları olan insanlar değillerdi ki onlar, çekinecekleri hiç bir şeyleri yoktu. Şahin de hem nikaha hem düğüne ailesi ile katılacağı için nikah günü önce Manolya’yı, Sedef’in gelin kuaförüne, bırakıp, sonra da Osman beyleri almak için evlerine gitti.
“Oğlum annen, babana ayıp olmasın böyle bizimle geçirdin bu günü?” dedi Osman bey mahcup olarak. Hiç alışık değillerdi böyle el üzerinde tutulmaya.
“Babamın şoförü var Osman amca, merak etmeyin siz!” dedi Şahin gülümseyerek, “Akşam da ben götüreceğim salona sizi, geri eve de bırakırım içiniz rahat olsun!”
“Vallahi hakkını ödeyemeyiz oğlum!” dedi Sultan hanım, “Allah gönlüne göre versin inşallah!”
“İnşallah!” dedi Şahin yanında oturan Manolya’ya bakarak iç çekti.
Sultan hanım ve Osman beyin başka işarete ihtiyaçları yoktu. Çocuklar sevindiklerini anlamasın diye birbirlerinin elini sıkıp gülümsediler sadece.
Manolya’nın ailesine, Sedef’in ailesinin hemen arkasında bir masa ayrılmıştı. Mahalleden çağrılan herkes o masada bir aradaydı. Diğer taraflarındaki masada ise Aykut’un ailesi, onların hemen yanında da Şahin’in ve diğer arkadaşlarının aileleri vardı. Aykut’un ailesi, Şahin ve Manolya’nın görüştüklerinden haberdar olduğu için masaları dolaştıktan sonra, bir şekilde, Şahin’in anne ve babasını da mahalle masasına getirdiler tanışmak için.
“İşte bu güzel masada , Sedef kızımızın büyüdüğü mahalleden aile dostları. Sultan hanım ve Osman bey, Manolya’nın annesi!” diye özellikle vurgu yaptı Aykut’un annesi. Aslında biraz da Şahin’in annesi rica etmişti, bu tanışmayı. Belli ki bu kız gelinleri olacaktı, ailesiyle de tanışıp, sohbet etmek hoşlarına giderdi.
Osman bey, Şahin’in babası ile tokalaşırken, çok iyi bir evlat yetiştirdiklerini ve karısının hastalığında ailece yaptıkları iyilikleri hiç unutamayacaklarını söyledi.
“Osman beyciğim, insanın hayatta kimlerle niye karşılaştığı hiç belli olmaz değil mi?” dedi Şahin’in annesi gülümseyerek.
“Öyle tabi!” dedi Sultan hanım da.
Anneler birbirlerine olumlu baktıklarının mesajını vermişlerdi. Düğün devam ettiğinden, izin isteyip kendi masalarına döndüler Şahin’in ailesi ama Sultan hanım onlar gider gitmez, “Ay bu iş oldu galiba!” dedi sevinçle Sultan hanım.
Karısını böyle sağlıklı ve mutlu görmek Osman beyin çok hoşuna gittiği için, o da katıldı coşkusuna. Gençler kendilerine ait ayrı bir masada oturuyorlardı. Manolya, herkesle daha önce tanıştığı için artık kendini daha rahat hissediyordu. Sedef nikahtan sonra çok rahatlamış, akşama ayakkabılarını değiştirip, gelinliğin altına alınan spor ayakkabılarını geçirmişti. Salona gösterişli bir şekilde girdikten sonra onlar da masaları dolaşıp, sonra çalan müzikle dans etmeye başlamışlardı. Gelin ve damat piste çıkınca, diğerleri de arkasından geldi.
Şahin, bu hareketli müziklerin arkasından yavaş dans müzikleri de geleceğini bildiği için, Manolya’ya piste gitmek için ısrar etse de, Manolya nazikçe geri çevirdi. Daha önce düğünlere gitmişti tabi ama şimdi bu kadar tanımadığı insanın içinde kalkıp içinden geldiği gibi dans etmekten çekiniyordu. Sonunda Sedef gelip koluna yapışınca mecburen kalktı ama kenarda el çırparak dahil olmayı tercih etti. Tabi Şahin’de hemen yanında.
Ailelerin de birbirleri ile tanıştığı çok güzel bir gece geçirmişlerdi. Şahin söz verdiği gibi onları evlerine kadar bıraktı. Sedef ve Aykut ertesi sabah balayı için yola çıkacaklarından, arkadaşlar arası kutlama balayı dönüşüne ertelenmişti.
Sultan hanımla, kocası, kızları odasına çekilince Şahin ve ailesinin ne kadar iyi olduklarını, Aykut’un ve ailesinin de iyi insanlar olduğunun belli olduğunu konuştular. Nedense böyle varlıklı insanların hem duygusuz, acımasız ya da farklı olumsuz özellikleri olduğuna dair konuşmalar geçerdi mahallede.
“Bu zenginler böyle”, “Para insanı bozuyor!” ve benzeri bir sürü sözü yalanlayan harika bir akşamdı yaşadıkları. Müstakbel dünürleri ile de tanıştıklarına inanıyorlardı
Şahin eve geldiğinde de annesi ve babası kendi aralarında sohbet ediyorlardı.
“Vallahi çok tatlı bir kız!” dedi annesi Şahin yanlarına oturunca. Şahin gülümsedi hemen, “Ailesi de mütevazı iyi insanlar belli ki, seni de çok sevmişler!”
“Çok temiz insanlar, bu devirde zor böylesi!” dedi Şahin.
“Senin bu kadar destek olman da çok hoşlarına gitmiş tabi!” diye devam etti annesi”
“Aşk da gençlik de güzel şey!” diye gülümsedi babası, Şahin de gülümsedi. Tam iyi geceler dileyip kalkacaktı ki, annesi devam etti, “Sizin nikah ne zaman konuştunuz mu?”
“Daha teklif bile edemedim ki!” dedi Şahin çocuk gibi yüzünü asarak.
“Vallahi kaparlar, haberin olsun!” dedi annesi, gülüştüler ve Şahin izin isteyip odasına gitti. Tabi ilk işi Manolya’ya mesaj atmaktı. Manolya’da uyumamış elinde telefon, ondan mesaj bekliyordu. O gece ilk kez dans etmişlerdi. Manolya hayatında ilk kez ailesinden olmayan bir erkekle dans etmiş, çok da heyecanlanmıştı. Şahin’in onu nazikçe saran kolları ve yakınlığı, kalbini hızla çarptırmış, o kimse anlamadı sansa da yüzü kıpkırmızı olmuştu.
“Annem sıra ne zaman size gelecek?” diye yazdı Şahin pat diye, başka türlü konuya giremeyecekti anlaşılan.
“Ne ne zaman?” yazıp gülücük ekledi Manolya, anlamıştı tabi ki sorunun ne söylediğini.
“Biz sadece arkadaş mıyız sence?” yazdı Şahin bu sefer.
Bu sohbetten bir saat sonra, artık sevgili olduklarına karar vermişlerdi. İkisi de yüzünde kocaman gülümsemelerle uykuya daldılar.
(devam edecek)