Manolya – Bölüm 10

İki gün sonra öğlenden önce Şahin arabasıyla gelmişti Manolya’yı almaya. Manolya heyecandan etüt merkezinin adını bile sormayı akıl edememiş, sonra da ayıp olmasın diye yeniden soramamıştı.

“Hazır mısın?” dedi Şahin gülümseyerek.

“Hazırım ama çok heyecanlıyım, ya beni beğenmezlerse?”

“İşi çoktan aldın, sen onları beğenecek misin, ona bakacağız gidip!”

Manolya gözlerini kocaman açmış, Şahine’e bakarken, Şahin arabayı çalıştırıp çıktı yola. Onun şaşkın yüzünü fark etmiş olsa da bir şey söylemeden gülümsedi sadece Etüt merkezi evden bir trenle ulaşabileceği mesafedeydi. Biraz da yürümesi gerekiyordu inince ama tek vasıta ile gidip gelebileceğini hesaplamak hoşuna gitti Manolya’nın.

Önce doğum iznine ayrılacak olan etüt öğretmeni ile tanıştılar sonra da, etüt merkezinin müdürünün yanına gittiler. Adam doğrudan “Hayırlı olsun!” diyerek elini uzatınca, Manolya, Şahin’in işi alınmış olduğu konusunda şaka yapmadığını anladı.

“Fazla vaktiniz yok!” dedi müdür, “Arkadaşımız doğum iznine ayrılmak için yerine birinin gelmesini bekliyordu. Hemen yarın başlarsanız, siz de o ayrılmadan ilerlemiş olursunuz!”

Bir iş görüşmesine geldiğini çalıştığı yere söylemediği için, ertesi gün de ayrılıyorum demek olmazdı. İş yeri sahibi babasının arkadaşıydı, hem mahcup olmamak, hem de onları zor durumda bırakmamak için hafta başına kadar müsaade istedi ve giriş işlemlerinin başlaması için muhasebe bölümüne gittiler.

Dışarı çıktıklarında Manolya’nın kalbi küt küt atıyordu. Dönüp merkeze baktı gülümseyerek, “İnanamıyorum, ben burada çalışıyorum artık!” dedi sevinçle.

“Şimdi bunu kutlamaya gideceğiz bana söz verdin!” dedi Şahin arabaya binerlerken.

Aslında Manolya, yeniden dükkana dönüp, patronuna durumu izah etmek istiyordu bir an önce ama Şahin’e de söz verdiği için başını salladı. Sonuçta onun sayesinde olmuştu bu iş, “Sana nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum, gerçekten bir mucize gibi oldu her şey!”

“Benden kaçmayarak teşekkür edebilirsin!” dedi Şahin, “Yani seni sıkmıyorsam tabi!”

Gülümsedi Manolya, “Hayır sıkmıyorsun!” dedi neşeyle sonra sakin bir kafeye geçip oturdular. Bir kaç saat süren sohbetten sonra, Manolya işe dönmesinin daha uygun olacağı konusunda ısrar ettiği için, Şahin onu artık eski çalıştığı yer olan dükkana kadar bıraktı.

“Yeniden görüşeceğiz değil mi?” dedi Manolya arabadan inerken.

“Görüşeceğiz!” dedi Manolya da gülümseyerek.

Şahin’in arabası uzaklaşırken önce heyecanla annesini aradı. Hem müjdeyi vermek istiyor, hem de babasına bulduğu yerden ayrılacağını söylemek istiyordu. Sultan hanımın sesi çok yorgun geliyordu ama uykudan kalktığını söyleyerek Manolya’yı ikna etmeye çalıştı. Gece sıcaktan uyuyamadığı için, öğlen şekerlemesi yapmıştı biraz.

Annesinin ses tonuna morali bozulsa da, neşelensin diye müjdeyi verdi hemen.

“A! A!” dedi durdu sevinçten Sultan hanım, o sırada evde olan Osman bey de karısının sesini duyunca bir şey oldu sanıp koşup geldi hemen. Sabah Sultan hanımı iyi görmeyince, tarlaya gitmeyip, evde oyalanmayı seçmişti. Sultan hanım ona da müjdeyi verince, onun da yüzünde güller açtı.

“Konuşmaya çekinirsen ben arayım söyleyeyim ayrılacağını” dedi babası hemen.

“Yok baba, ben söylerim geldim şimdi zaten!” dedi Manolya. Neşeyle bir kaç dakika daha konuşup kapattılar.

Akşam eve gittiğinde Şahin’den bir mesaj geldi hemen, “Konuştun mu iş yerinle?”

“Konuştum” diye yazdı Manolya gülümseyerek, “İstediğin zaman git başla dediler sağ olsunlar! Zaten babamın hatırına almışlardı beni işe, elemana ihtiyaçları da yok öyle fazla!”

“Süper, o zaman yarın boşsun!”

Yine gülümsedi Manolya, “İşe başlamak için bir gün daha bekleyebilirim sanırım!” yazdı.

Böylece, Sedef ve Aykut kendi evlilik işlerine dalmışken, Manolya ve Şahin’in arasında da tatlı bir arkadaşlık başlamış oldu. İki sevgili gibi değil de, iki yakın arkadaş gibiydiler artık. Şahin’in ona iş bulmasından sonra, Manolya’da görüşmeye direnmeyi bırakmıştı. Birlikte gerçekten güzel vakit geçiriyorlardı. Şahin’in arkadaşları ile resmi olarak işe başlamasına bir hafta kalmıştı. Manolya’da yeni işine başlayacaktı. İkisinin de hayatında heyecanlı ve güzel şeyler oluyordu. Buna bir de arkadaşlıkları eklenince her şey daha da güzel olmuştu.

Osman bey, karısının sağlığını iyi görmediği için iki ayı doldurmadan geri dönmeyi düşünmeye başlamıştı. En azından gelip, hem kızlarını görürler, hem de yeniden doktora görünürlerdi. Henüz Sultan hanımı ikna edememişti ama bir kaç gün daha bekleyip, düzelme olmazsa, “Gidiyoruz!” deyip çıkacaktı yola.

Şahin ile buluştuklarının ertesi günü Manolya yeni işine başladı. Şimdilik sadece çocukların ödevlerine yardımcı olacaktı. Destek olarak verilen derslere girmeye biraz daha tecrübe edindikten sonra alacaklardı onu. Yine de, derslere girip, gözlemci olarak oturabiliyordu sınıflarda. Orada olmak bile heyecan verici geliyordu.

Yeni işinde ilk haftayı tamamladığında, artık arkadaşını da özleyen Sedef çıkıp geldi bir akşam. Yeni evlerini, aldıklarını, sipariş ettiklerini anlatacaktı heyecanla arkadaşına ama görüşmedikleri süre içinde onun iş değiştirdiğini, nihayet öğretmenliğe adım attığını ve bunu da Şahin’in yaptığını duyunca ağzı bir karış açık kaldı.

“Pes!” dedi gülerek, “O kadar dil döktürdünüz bize de sonunda kendi kendinize iş mi çevirdiniz! Hayır, Aykut’ta bilmiyor, tam kendin gibi ketum adamı bulmuşsun bravo!”

“Neyi bilmiyor!” dedi Manolya gülerek, “Sizin düşündüğünüz anlamda değil, sadece iyi arkadaş olduk hepsi o kadar!”

“Şimdilik!” dedi Sedef göz kırparak ve “Artık sıra bende diyerek, planladığı gibi tek tek anlatmaya başladı hazırlıkları!”

Şahin ile son buluşmalarından sonra mesajlarla konuşmaya başlamışlardı arada. O akşam Sedef gidince, ondan gelen bir kaç mesaj olduğunu görünce mutlu oldu Manolya ve uyumadan hemen cevap yazdı. Şahin de artık resmi olarak işe başlamıştı Aykut’la ve diğer arkadaşları ile beraber. Babası onları zor bir davanın arka planında görevlendirmiş, önlerine de bir sürü dosya yığmıştı. Bütün gün kafalarını kaldırmadan dosya inceliyorlardı. Manolya ise sevdiği gibi çocuklarla olmaktan çok mutluydu. Onlarla bir sürü anı biriktirmeye başlamıştı şimdiden.

“Hafta sonu görüşsek mi?” dedi Şahin, “Bana da iyi gelirsin, akşama kadar bu sersemlerle dosya koklamaktan sıkıldım!”

“Ne çabuk?” dedi Manolya, “Daha yeni başladınız!”

“Buluşalım mı?” diye geldi yine mesaj.

“Buluşalım!” yazdı Manolya’da.

Şahin bu sefer iki kişilik bir piknik planlamış, yiyecekten malzemeye ne gerekiyorsa da hepsini tamamlayıp gelmişti, şehrin içinde sayılabilecek bir piknik alanına gidip, Şahin’in getirdiği sepetleri güzelce bir masaya yerleştirdiler.

“Bu kadar şeyi kim yiyecek?” dedi Manolya sepetlerden çıkanları görünce.

“Canımız hangisini çekerse onu yeriz diye düşündüm!” dedi Şahin

Bu kez açık havada, yiyip, içerek dört beş saat geçirdiler birlikte. Kalkmalarına yakın, babasından gelen telefonla biraz canı sıkıldı Manolya’nın. Annesinin durumu beğenmediği için döneceklerdi. Annesinden gizli aradığı için fısıldıyordu biraz.

“Yola çıkmadan bir gün önce ben sana haber veririm!” dedi Osman bey.

Şahin, Manolya’nın annesinin hasta olduğunu o gün öğrendi, az önce gülüp, eğlenirken birden bire gözleri dolunca, ne yapacağını bilemedi. Manolya ona kısaca anlattı süreci.

“İstersen iyi bir doktor bulabiliriz!” dedi Şahin, “Belki de her şeye yeniden bakılmasında fayda vardır!”

“Annem inat ediyor!” diye iç çekti Manolya, “Sağol, zaten bir sürü şey yaptın benim için!”

“Yine yaparım, gelsinler sen konuş onlarla. Merak etme iyi bir doktor bulabiliriz! Yani doktoru kötü diye demiyorum, bir göz daha bakmış olur!”

“Tamam gelsinler söylerim!” dedi Manolya ve toparlanıp döndüler eve. Şahin’in içine sinmiyordu onu öyle üzgün bırakmak ama Manolya’nın sınırlarını çözdüğünden, bir şey söylemedi kalmakla ilgili.

(devam edecek)

Yorum bırakın