Manolya’nın mezuniyet töreni, Sultan hanımla, Osman beyi çok duygulandırmıştı. Karı koca biricik kızlarının nihayet mezun olup, çocukluğundan beri hayalini kurduğu öğretmenlik mesleğine atılacağı için gurur duyuyorlardı Manolya bölüm birincisi olamamıştı ama üçüncü olmuştu. Bu da ayrı bir gurur kaynağıydı. Törenden sonra ailesinin yanına gidince, ikisinin de gözlerini yaşlı görünce o da ağlamaya başladı. Üçü birden birbirlerine sarılıp eve döndüler. Osman bey ayrılacağını bildirmesine rağmen, uzun zamandır tanıdığı çay ocağının sahibinden kızına bir mezuniyet hediyesi almak için borç almış, Sultan hanımla gidip, ince de olsa ona güzel bir yüzük almışlardı. Manolya eve gelip hediyesini de görünce iyice duygulandı.
“Kusura bakma kızım elimizden başka bir şey gelse, dünyayı ayaklarına sereriz!” dedi Osman bey sesi titreyerek.
Sedef’in mezuniyet töreni daha az duygusal ama daha heyecanlı geçmişti. Aykut, törene tek başına gelip, tören boyunca Sedef’in ailesi ile oturmuş. Tören sonrasında ise tüm aileyi yemeğe götürmüştü. Bu centilmen gencin kızları ile ciddi düşündüğünü anlayan aile ise, damat adayları ile tanışmış olmaktan çok memnundu. Ertesi gün düzenlenecek baloda da Aykut’un, Sedef’e eşlik etmesine ses çıkarmadılar. Tabi Sedef’in de Aykut’un törenine ve balosuna katılmasına. Sedef törende sadece Aykut’un değil gruptaki diğer gençlerin de aileleriyle tanışınca iyice kendini onlara ait hissetmişti. Bunca varlığın içinde, mütevazi ve hoş insanlardı. Sedef hislerinde yanılmıyorsa, onu da beğenmişlerdi. Şahin’in anne ve babası ile tanışınca içinden arkadaşına bir kez daha kızdı.
“Aptal kız şu aile kaçar mı?” dedi kendi kendine.
Şahin’in ailesi babasının ülkede ünlü bir avukat olması nedeni ile hem tanınıyor hem de saygı görüyordu. Aykut’un ailesi de varlıklıydı ama bu ailenin zenginliği dillere destandı. Şahin’in etrafında o kadar çok kız dolanıyorken, tutup Manolya’yı beğenmesi bile mucizeyken, arkadaşının gözü şu dalyan gibi çocuğu görmüyordu bile.
Artık aileler gençlerle tanışınca, Aykut’ta askere gitmeden Sedef’e açılma kararı verdi ve tüm arkadaşlarının hazırladığı özel bir gece de, herkesin içinde Sedef’e evlenme teklif etti ve harika bir yüzükle de bu teklifi taçlandırdı. Aykut o geceye Manolya’nın da dahil olmasını istese de, Manolya bu kez uygun başka bir planı olduğunu söyleyerek geri çevirdi. Oysa tek planı akşamı ailesi ile geçirmekti. Törenden önceden beri öz geçmişini listelediği bütün kurumlara yollamıştı. Osman bey artık köye gidiş planladığından, öncelikle iki aya uygun şekilde hazırlanmaya başladılar. Tabi Manolya annesinin yorulmasını hiç istemediği için hazırlığı da üstlendi. Sultan hanım da hazırlık boyunca onlar yokken kızının kendine dikkat etmesi için nasihat üzerine nasihat dillendirdi. Aslında kızının işe girdiğini görüp gitmek istiyordu ama Osman bey karısının sağlığı el verirken gönlü olsun istediğinden oyalanmayı göze alamıyordu. Orada kötüleşir ya da bir şey olursa hemen geri döneceklerdi. Sultan hanım da geri döneceklerini hiç sanmadığını söyleyip, onu ikna etmeye uğraşıyordu. İki ay sonra gelip kızlarını görürler sonra yeniden köye dönerlerdi.
Osman beyin, çay ocağında tanıştığı bir arkadaşı öğretmenlik başvurularından haber gelene kadar Manolya’ya dükkanında iş verecekti. Maaşı çok yüksek olmasa da tek başına yaşayacağı için ona yeterdi. Ayrıca mahalleden uzak olmadığı için de yol masrafı olmayacaktı. Giderken kızını tanıdığı bir yerde işe koyması içini rahatlatıyordu. En azından kızına sahip çıkacaklarına güvendiği insanlardı. Sedef’in ailesi ve mahallede yıllardır tanıdıkları bir çok insan da Manolya’ya sahip çıkardı elbette ama ilk çalışacağı yerde de kurda kuşa yem olsun istemiyordu. Kızının olgunluğuna, aklı başındalığına güveni tamdı. Ancak insanlar artık öyle kötü olmuşlardı ki, kimseye bulaşmayan insanlara bile saldırabiliyorlardı. Arkadaşı, “Sen merak etme Osman bey, kızın benim de kızım!” demişti. Onun da iki kızı üç oğlu vardı. Hepsini de güzel yetiştirmiş, çoktan torun torbaya bile karışmıştı.
Manolya, annesi ve babasını uğurlamaya hazırlanırken, artık arkadaşından uzak durmaya dayanamayan Sedef çat kapı geldi ve Sultan hanım da müjdeyi duysun diye onun yanında yüzüğünü gösterip, Aykut ile evleneceklerini açıkladı. Sultan hanım elinde büyüyen bu kızın böyle güzel bir aileye gelin gideceğine çok memnun olmuştu. Manolya’da öyle. Aykut’u ilk gördüğünde sevmiş ve iyi bir insan olduğunu düşünmüştü zaten. O gün Sedef akşama kadar gitmediği için üçü oturup güzel güzel sohbet ettiler. Sedef gelirken annesinin yolladığı böreklerden de getirmişti. Aykut önce askere gidecek, sonra gelip, Sedef’i isteyeceklerdi. Ailesinin nişan yapacak gücü olmadığı için nikah ve düğün yapılacaktı ama onun tarihine henüz karar vermiş değillerdi.
“Sultan teyze! Manolya’yı da çok beğenen harika bir arkadaşı var Aykut’un!” diye de yumurtlamıştı Sedef Şahin’i, “Ama senin bu kızın çocuğun yüzüne bakmıyor!”
Manolya hem kızmış, hem de utanmıştı bu açıklamaya, gözlerini kocaman kocaman açmış, “Ben sana sorarım!” der gibi arkadaşına bakarken, annesi de gülmüş, “Kızım istemiyorsa vardır bir bildiği!” diyerek kızına destek olmuştu. Sultan hanımdan yüz bulamayan Sedef’te en azından o günlük konuyu uzatmamıştı. Nasılsa en iyi arkadaşı olarak istemesine, nikahına, düğününe katılacak, kocası ve onun arkadaşları ile de arkadaş olmak zorunda kalacaktı. O zaman Şahin’den kaçamayacaktı.
Sultan hanım kızları biraz da kendileri konuşsunlar diye yalnız bırakıp komşuya geçince, Manolya, Sedef’i bir güzel payladı.
“Zaten gidecekler diye akılları ben de, sen de limon sıkıyorsun!”
“Kötülüğüne mi diyorum canım, hayatın kurtulsun diye diyorum! Gıcığın önde gidenisin, sırf inat! Şu sıska bedeninde inattan başka bir şey yok senin! Bu arada benim gelinlik için kilo vermem lazım Manolya!” diye konuyu pat diye kendine çevirdi Sedef.
Zaten yeterince zayıftı ama gelinliğin içinde bir melek gibi görünmek istiyordu. Aykut doğallığı sevdiğinden nihayet saçlarını sarıya boyatmaktan vazgeçmiş, kıyafetlerini de daha sadeleştirmişti. Aykut ne severse onu yapmak için elinden geleni yapıyordu. Sonuca da ulaşmıştı işte artık evleniyorlardı.
Çocuklar bir ayda olsa askere gidecekleri için arkadaşları onlar için bir eğlence düzenlemişti. Sedef yine koşa koşa gelip, Manolya’ya ısrar etse de, Sultan hanımlar iki gün sonra yola çıkacakları için ailesi ile vakit geçirmeyi tercih ettiğini söyledi.
Şahin’de bu eğlenceye gelirken Manolya’nın da geleceğini ummuş, ortamda onu göremeyince hayal kırıklığına uğrasa da kimseye bir şey söylememişti. Arkadaşlarının, Manolya ile onun arasını yapmak için uğraştığını biliyordu. Karşılık alamadığı için hayal kırıklığına uğruyordu ama vazgeçecek değildi. Elbet bir gün onun kalbine girecek bir yol açılacaktı önüne.
Manolya’nın annesi ve babası gidince, Aykut’u askere uğurlayan Sedef, bunalımını atıp rahatlamak için her akşam Manolya’ya gelmeye başladı. Sözde arkadaşı yalnız kalmasın diye geliyordu. Manolya babasının arkadaşının dükkanında çalışmaya başladığı için eve gelişi yediyi buluyor, daha anahtarı kapıya sokarken, Sedef arkasında bitiyordu. Üst üste her gün gelmeye başlayınca, sonunda, “Biraz burada kal istersen!” deyince, Sedef hemen kabul etti. Gündüzleri eve gidiyor, akşam Manolya’nın gelme saatinde damlıyor, bütün gece Aykut’u ne kadar özlediğinden bahsedip duruyordu. Manolya arkadaşına alışık olduğu için onun sızlanmalarından rahatsız değildi. Aslında gerçekten de onun gelişleriyle evin birden boşaldığını da anlayamamıştı. Her gün başvurularına yanıt gelmiş mi diye kontrol ediyordu ama henüz bir dönüş yapan olmamıştı. Okul kadroları, eylüldeki eğitim öğretim döneminin açılışından önce tamamlanıyordu ve zaman da pek fazla kalmış sayılmazdı. Muhtemelen yeni mezun, tecrübesiz bir öğretmen yerine tecrübeli öğretmenleri tercih ediyorlardı. Devletin atamalarını beklemekten başka çare kalmayacaktı böyle giderse ama en azından kendi parasını kazanacak güvenilir bir yerde işe girmiş olduğu için şükrediyordu.
(devam edecek)