Manolya – Bölüm 2

Nihayet lise son sınıfın yazı yaklaştığında, artık hem Manolya hem de kazanacakları puanlarla hangi bölümlerde okuyacaklarına karar vermişlerdi. İkisinin de ailesi şehir dışına gitmelerine izin vermediğinden, kendi şehirlerindeki üniversitelerin bölümlerini yazabiliyorlardı.

“Nasılsa ben eninde sonunda hostes olacağım ve göndermedikleri yerlerin de ötesine uçup gideceğim!” diyordu Sedef.

Manolya’nın da hedefi hâlâ sınıf öğretmeni olmaktı. Hem çocukları, hem öğretmeyi çok seviyordu. İki arkadaş birbirlerinden de destek alarak o seneyi ders çalışarak geçirmişler. Sedef’in annesinin arkadaşı olan Matematik öğretmeninden de biraz destek almışlardı.

“Matematik çok önemli!” diyordu öğretmen hanım, hangi alanı seçerseniz seçin bir matematik neti ile binlerce çocuğun önüne geçersiniz. Zaten çocukluklarından beri çalışan olan iki kızı çalıştırmaktan da çok zevk alıyor, diğer derslerinde de takıldıkları yerlere elinden geldiğince yardım ediyordu.

Sınav günü geldiğinde Sedef’in babası ikisini de girecekleri okula götürdü. Sultan hanım ikisini de dualarla uğurladı hayatlarının en önemli sınavına. Osman bey de çok heyecanlanmıştı ama pek çok babanın yaptığı gibi, heyecan ve korkusunu gizlemek için geride duruyordu.

Stresli iki sınav günün ardından nihayet lisenin bittiği o güzel yaz başlamıştı. Onlara ders anlatan öğretmenleri ile sorular yayınlanınca cevaplarını kontrol ettiklerinde ikisinin de başarılı sonuçlar alacağı ortaya çıkınca, her şey hem aileler, hem de onlar için çok daha iyi oldu. Sedef hosteslik yazmasına izin verilmediği için psikoloji okumaya karar vermişti. Sınavdı, sonuçların açıklanmasıydı, tercih yapmaktı derken geçip giden yazı, kızı yapacaklarına geç kalmasın diye köye gitmeden değerlendirmeyi seçmişti Osman bey, yıllık iznini parçalara bölerek evde dinlenerek geçirmiş. Uzun zamandır bahçede yapmak istediği işlerle oyalanmıştı.

Sonuçların açıklanması mahallede en azından Manolya ve Sedef için sevinçle karşılandı, aldıkları puanlar okumak istedikleri bölümlere, kendi şehirlerindeki üniversitelere yetiyordu. Okuldaki öğretmenleri ve ders aldıkları öğretmenin yardımıyla tercihlerini de tamamladılar. Üniversite seçenekleri sınırlı olduğu için tercihleri de uzun listelerden oluşmuyordu. Şimdi sıra tercih ettikleri bölümleri kazanıp kazanamadıklarını beklemeye gelmişti ki bu kısım sınavdan bile daha heyecanlıydı. O sene üniversite son sınıfa geçen ablası artık görüştüğü çocuktan ailesine bahsetmeye karar vermiş, ailesinin daha çok erken, çok gençsiniz itirazlarına rağmen evleneceğim diye tutturmuştu. Erkek arkadaşı mezun olduktan sonra yurt dışına gidecekti, eğer onlar evlenmeden yurt dışına giderse orada kim bilir kimleri bulurdu.

“İnsan sevince, gittiği yerde başkalarına bakar mı hiç!” diyordu Manolya.

“Safsın kızım sen!” diye dalga geçiyordu Sedef ablasının aklıyla, “Erkek milletine güven olur mu?”

İkisinin de henüz hiç erkek arkadaşı olmamış olmasına rağmen Sedef ablasından duyduğu, gördüğü ne varsa kendisi biliyormuş gibi anlatmaya bayılıyor. Manolya’da arkadaşının huyunu bildiği için bozuntuya vermiyordu.

Sınav sonuçları açıklanıp iki arkadaş da üniversitelerden kabul görünce ailelerin coşkusu bir kat daha arttı. Sedef’in annesi büyük kızının inadı ile baş edemeyeceklerini anlayınca, küçük kızının başarmasının sevinciyle belki, çocukla tanışıp, en azından nişan yapmayı kabul etti. Tabi babasını ikna etmek daha zor oldu ama sonunda o da yelkenleri suya indirdi. Damat adayının önce tek başına aileyle tanışmaya geleceğe gün, sanki Sedef evlenecekmiş gibi yere göğe sığmıyordu. Manolya’da onun heyecanına kapılmış, ikisi birden Sedef’in annesinin hazırlıklarına yardım ediyorlardı.

“Zaten bir tek adam gelmeyecek mi?” diye fısıldadı, Manolya arkadaşına.

“Ben de söyledim anneme ama çok gergin, bir orduyu ağırlayacakmış gibi davranıyor!” diye fısıldayarak karşılık verdi Sedef arkadaşına, “Biz mi oğlanı beğeneceğiz, o mu bizi anlamadım!”

“Büyüklerin işine karışmayın siz!” diyordu annesi onların fısıltılarına kulak vererek.

Ayıp olmasın diye misafir gelmeden eve dönen Manolya, ertesi gün öğreniyordu arkadaşından olanları. Damat adayı beğenilmişti, babası çok sorular sormuştu ama adı Ömer olan aday, sınavların hepsini başarıyla geçmişti. Bir aya kalmaz istemeye geleceklerdi ablasını. Çok arayı geçirmeden nikahları yapılacak ve yurt dışına birlikte gideceklerdi. Ömer’in yurt dışı planları çoktan yapıldığı için orada yaşamak için koşulları zaten çoktan hazırdı.

Sultan hanım da çok sevinmişti bu hayırlı habere, kendi kızının da böyle kıymetli, rağbetli gelin olmasını istiyordu okulu bittikten sonra. Osman bey sessizdi yine bu konularda, elbette o da istiyordu kızının kıymetinin bilinmesini ama daha okul biter bitmez değil, eskilerin deyimi altın bilezik, diploma alınıp kendi ayakları üzerinde durmayı bildikten sonra. Üniversiteyi kazanmanın sevinci, Sedef’in ablasının hızlı evlilik kararı derken okulların açılma zamanı da gelmişti.

Manolya ve Sedef ilk defa birbirlerinden farklı okullara gidecekler, farklı çevrelerin içinde eğitimlerine devam edeceklerdi. Manolya nihayet öğretmen olma yolunda ilk adımları attığı için çok heyecanlıydı. Henüz yolun başında da olsa, hayallerine giden yolun en zor adımını geçmişti ona göre. Artık farklı okullara gittikleri ve farklı dersler gördükleri için Sedef ile birlikte ders çalışmayacaklardı.

Okulun ilk dönemi sona erene kadar ikisi de birbirlerine ayıracak çok fazla vakit bulamadılar. Sedef okul disiplini olmadan bir okula gitmenin, kantin muhabbetlerinin ve bir sürü yeni arkadaş edinmenin keyfini yaşıyordu. Manolya ise, okulunu bir an önce başarı ile bitirmek için kendini derslere vermiş, bir kaç yeni tanıştığı kız arkadaşı dışında insanlarla fazla samimi olmuyordu. Zaten yapısı da çekingen olduğundan, yeni tanıştığı iki kız arkadaşı ile okulda derslerden, gelecekten bahsediyorlar, sonra onlar yurtlara, Manolya’da eve koşturuyordu.

Sultan hanım çoğalan sırt ağrıları yüzünden artık dikiş dikemeyecek duruma gelmişti. Mahalledeki bir teyze, Sultan hanımın sırtına sıcak bardaklar kapatıp ağrılarını hafifletmeye çalışıyordu ama bir kaç gün düzelmiş gibi olduktan sonra ağrılar yeniden başlıyordu. Osman bey karısının artık bir doktora gözükmesi gerektiğinde ısrar etse de, bir çok kadın gibi Sultan hanım da çok dikiş diktiği için olduğunu söyleyip duruyor ve kabul etmiyordu. Manolya bir yandan derslerine odaklanmışken, diğer yandan annesi daha fazla yorulmasın diye ev işlerini de yapıyordu. Sultan hanıma sadece yemek yapması için izin verilmişti. Boş durmaya alışık olmayan kadıncağız, Manolya okula, Osman bey de işe gittikten sonra yine rahat durmuyor, bulduğu her işe girip, sonra da sırtının ağrısı geçsin diye çaktırmadan ağrı kesiciler içiyordu.

Sedef, yeni ortamların heyecanına kapılmış, eski arkadaşını biraz unutmuş gibiydi. Ablası da hızlıca evlenip yurt dışına gittiğinden evin tek çocuğu olmanın keyfini çıkarıyordu. İkinci döneme geçtiklerinde birden bire ilerleyen her ilişkide olduğu gibi onun kurduğu yeni arkadaşlıklarda da sorunlar çıkmaya başladı. Bir çok farklı şehirden, farklı kültür ve ailelerden gelen gençler üniversiteye gelince önce bir kabak çiçeği gibi açılıyor, sonra şartlar zorlaşınca kendilerine özgü yöntemler geliştiriyorlardı. Sedef ailesinin yanından hiç ayrılmadığı için yurtta kalan çocukların sıkıntılarına hiç kulak asmıyor, tam aksine aile kontrolü olmadan yurt giriş saatine kadar serbestçe hareket etmelerine özeniyordu. Arkadaşları ile Manolya ile yakaladığı dostluğu bulamayınca, yeniden arkadaşının peşine düştü. Söz de ikisi de uyum sürecinde oldukları için böyle araya mesafe girmişti yoksa arkadaşlıkları bakiydi.

Birinci sınıf biterken yeniden bir araya gelmeye başlayan iki arkadaş, ayrı kaldıkları dönem boyunca olanları ve tanıştıkları insanları, onlara ders veren akademisyenleri konuşa konuşa epeyce zaman geçiriyorlardı. Manolya’nın az arkadaşı çokça dersi olduğu için anlatacağı pek bir macerası yoktu ama üniversite öğretmenlerinin, lise öğretmenlerinden çok farklı oldukları kesindi. Hiç bir öğretmen önceki okullarındaki gibi çocuklar öğrensin diye kendini paralamıyor, onlara artık bir yetişkin olduklarını ve kendi sorumluluklarını almaları gerektiğini hatırlatıyorlardı. Artık ebeveyn kontrolünden kurtulmuş, reşit olma yaşına yeni girmiş aklı bir karış havada bir sürü genç bu sözlerin anlamını yıllar geçtikte öğreneceklerdi.

Manolya birinci sınıfı oldukça başarılı bir şekilde tamamladı ama Sedef için pek aynı şey söylenemezdi. Bazı derslerden çok sıkılıyordu. Zaten o psikolojiyi ailesi hostes olmasına izin vermediği için okuyordu. Her zaman bir bahanesi vardı.

(devam edecek)

Yorum bırakın