Çıkmaz yollar – Bölüm 43

Remziye hanım kardeşinin günler sonra ortaya çıkıp, bunca zaman olanların onun hatası olduğunu söylemesi ve bundan sonra ablasının hayatındaki herhangi bir şeye karışmasını asla istemediğini ifade etmesi üzerine deliye döndü. Makbule ve kızı kardeşini kışkırtıp, üzerine salmışlardı belli ki. Rasim bey haber vermeden bir anda çıkıp geldiğinden kızını da yanına alıp, güç gösterisinde de bulunamamıştı.

“Seni arka üzeri bıraktıklarında yine ağlayarak gelirsin ablana!” dedi sesi titreyerek.

Rasim bey, karısı ile boşanacaklarını ama ayrı evlerde oturup görüşmeye devam edeceklerini hiç karıştırmadan, bu şehirden gideceklerini söyleyince, Remziye hanım o gizli biriken paralarla karar verilen sahil kenarına gidileceğini sandı.

“Çok pişman olacaksın Rasim, sana bütün hakkım haram olsun!” diyerek sonunda Rasim beyi evden kovdu, gerçekten onun bunu kaldıramayacağını ve tıpış tıpış geri geleceğini sanıyordu ama maalesef hiç düşündüğü gibi olmadı. Üzerine kızından Ayşenur’u nişanladıklarını ve onlara hiç haber vermediklerini öğrenince de fenalaşıp, baygınlıklar geçirdi. Nursel hemen, “Annem kötü dayı!” diye Rasim’e mesaj atsa da, Rasim ablasının huyunu bildiği için, “Şehir dışındayım gelecek durumda değilim!” diye cevap yazdı. Oysa karısı ile yeni bir hayat kurma amacıyla tır şirketi ile bağını kesip dönüş yapmıştı. Makbule en azından Ozan gidene kadar kızıyla kalmaya karar vermişti. Ozan’ın gidişinden sonra da biraz kalacak ondan sonra Manisa’ya dönecekti. Ragıp bey, boş dairelerinden bir tanesini oturması için ona tahsis ediyordu. Artık sürekli orada yaşayacağı için Ragıp bey de kalması uygun olmazdı. Rasim beyin onunla Manisa’ya gelmeye kararlı olduğunu görünce, ev için biriken parayla Ayşenur’un üzerine bir ev almayı teklif etti. Böylece Rasim bey o evde yaşayabilir, ev de doğrudan kızlarının olurdu. Ayşenur annesinin yine babasına kıyamayışını gördükçe bu gidişin boşanma olsa bile, yeniden birleşmeyle sonuçlanacağına iyice inandığından aralarına hiç girmiyordu. Bunca zaman zaten iki dost olarak yaşamaya alıştıkları ve karı-kocaların standart geçimsizliklerinin hiç birini yaşamadan bu günlere geldikleri için, birbirlerini koruyup kollama düşüncesini yıkamıyorlardı. Mine hanım, Rasim beyin Manisa’ya geleceğinden pek hoşlanmamış olsa da, bunun kardeşini mutlu ettiğini fark edince hiç karışmadı. Boşanıyor olmaları onun için yeterliydi ve tabi Rasim’in cadı ablasından kurtuluyor olmaları da. Onlar daha Manisa’ya dönmeden Makbule hanımdan tüm haberleri aldıkları için Ragıp bey, Mine hanımın yönlendirmesi ile Rasim beyin biriktirdiği parayla alınabilecek ama Makbule hanımın evinden oldukça uzak olan bir ev buldu. Ozan gittikten sonra Ayşenur’u da alıp bir kaç günlüğüne Manisa’ya gittiler ve evi beğendikleri için de hemen ödemesini yapıp tapu işlemlerini hallettiler. Her ikisinin de boş ve yeni bir evleri olduğundan, evlerin alışverişini de birlikte yapacaklardı. Rasim bey kızı yalnız dönmesin diye onunla İstanbul’a gidip bir kaç gün kaldıktan sonra ablasına hiç uğramadan Manisa’ya geri döndü.

Onun yokluğunda Mine hanım ve Makbule hanım, Remziye hanımın İstanbul’da kalmaya devam edecek olan Ayşenur’un rahat bırakmayacaklarını düşünmüşler ve zaten Makbule hanımın üzerine olan evi satıp, Ayşenur’a halasından uzak başka bir ev almanın daha iyi olacağına karar vermişlerdi. Daha Manisa düzeni kurulmadan yeniden ev meselesi ortaya çıkınca, Makbule hanım, Rasim bey geri dönemeden yeniden İstanbul’a döndü ve Ayşenur da bu fikre çok sevinince, bu defa Ayşenur için bir ev telaşı başladı.

Ozan’ın gidişinin ardından taşınma, annesi ve babasının yanında olması Ayşenur’a çok ama çok iyi gelmişti. Evin bulunması, eskinin satılması, taşınılması dört aya yakın sürünce, Makbule hanım eskiden olduğu gibi arada bir Manisa’ya dönüyor, ablasını görüp yeniden işleri halletmek için İstanbul’a dönüyordu. Remziye hanım, Rasim’i sildiğine dair uzun ve sitem dolu bir mesaj yollamıştı. Kardeşinin onca zaman ağlayarak geri dönmesini beklese de Rasim beyin gözü bütün ömrü olduğu gibi karısından ve kızından başkasını görmediğinden, arkasına bile bakmadı. Nihayet Ayşenur’un yeni evinin taşınma işleri de tamamlanınca, karı koca yeniden beraber Manisa’ya döndüler. Geçen zaman içinde ne Rasim bey ne de Makbule hanım boşanma ile ilgili bir şey konuşmamış, hiç bir girişimde de bulunmamışlardı. Dönünce daha dinlenmeye fırsat bulamadan, kendi ev işlerini halletmeye odaklandıkları için de, neredeyse her günü iki arkadaş gibi birlikte geçirmeye başladılar.

Bu arada Mine hanımın da sağlığı pek iyi gitmediği için Rasim bey, karısına o konuda da destek olmaya çalışıyor. Onu ziyarete gidişlerinin birinde mutlaka ona eşlik ediyordu. Makbule hanımın evi terk edişinin üzerinden bir yıla yakın zaman geçmiş olmasına rağmen Makbule ve Rasim’in birbirinden hiç ayrılmadan her işi beraber hallettiklerini gören Mine hanım, kardeşinin bu adamdan vazgeçemediğini iyice anladığından artık hiç karışmıyordu. O kardeşinin mutlu olmasını istemişti her zaman. Eğer her şeyden sonra şimdi Rasim ile mutlu olacaklarsa buna bir itirazı yoktu. Nikahlı ama ayrı evlerde yaşayarak da oldukça iyi görünüyorlardı. Ragıp bey de arada bir onlara katılıyor, mümkün oldukça Mine hanımı da alıp, dışarda bir yerlerde ya da Makbule’nin yeni evinde oturuyorlardı. Rasim ile evlilik devam edince, Ragıp bey miras konusunu yeniden Makbule hanıma açmamıştı yine de en azından Ayşenur için bir şeyler yapmak istiyordu. Anne ve babası Manisa’ya yerleşmiş gibi gözüktüğüne göre, hiç değilse dairelerinden bir tanesini evlilik hediyesi olarak Ayşenur ve Ozan’a verebilirdi. Ozan’ın işi dolayısıyla başka yerlerde yaşasalar bile bu evi de yatırım olarak değerlendirirlerdi. Henüz sadece Mine hanımla konuştukları bu konudan, Makbule hanım ve Rasim beye söz etmemişlerdi.

Ozan mecburi hizmetini tamamlayıp geldiğinde doktorlar Mine hanım için günler kaldığını söylüyorlardı. Ayşenur da okul kapanır kapanmaz, teyzesini görmeye Manisa’ya gelmişti. Anne ve babası hâlâ evli ve ayrı evlerde yaşıyorlardı. Ozan da ailesi ile görüştükten sonra hemen Manisa’ya nişanlısının yanına geldi ve onun gelmesinden bir kaç gün sonra da Mine hanım kaldığı bakım evinde vefat etti. Ragıp bey, Mine hanımın durumu kötüleşmeden önce Ayşenur’a vermek istediği daireyi Mine hanımın üzerine geçirmiş, Mine hanım da, ölene kadar benim, öldükten sonra yeğenimin düğün hediyesi bir evrak düzenletmişti. Böylece Makbule hanım dışında hiç kimse evin Ragıp beyden geldiğini anlayamayacaktı. Mine hanımın yurt dışındaki çocukları da durumu ağırlaşınca geldiklerinden, yıllar sonra Makbule hanım da yeğenleri ile bu acı olay vesilesi ile görüşmüş oldu. Mine hanım sağlığında, her şeyi çocuklarının arasında paylaştırdığı için cenazeden sonra çok kalmayıp hemen geri döndüler.

En çok yıkılan yine Makbule hanım olmuştu. Ayşenur mezuniyet işlemlerini yapmak için Ozan ile İstanbul’a dönünce, Rasim bey karısını yalnız bırakmak istemediği için onun da izniyle bir kaç gün Makbule hanımda kalmaya başladı. Karı koca evlilik hayatlarında ilk defa, sevgili oldukları dönemler gibi yakın oldular. İkisinin de içindeki sevgi onca yıla rağmen hiç ölmemişti. Makbule hanım bu zor günlerde Rasim beyin desteği ile öyle mutlu ve huzurlu hissetti ki Rasim beye isterse kalmaya devam edebileceğini söyledi. Rasim beyin hayatında duyduğu en güzel cümleydi bu. Yine ağlasa da, Makbule hanım kocasına sarılıp, “Artık bizim zamanımız galiba!” diye fısıldayınca, yıllardır bekledikleri kavuşmayı o akşam yaşadılar. Artık ikisi içinde birbirinden başka kimse kalmamıştı. Ayşenur’da evlenip gideceği için, bundan sonra tek başlarına hayatta kalmaya çalışmak yerine, kaçırdıkları yılları ellerinden geldiğince telafi edebilirlerdi ve öyle de yaptılar. Ozan ve Ayşenur’un nikahlarının ardından onlar da kendi balaylarına çıktılar ve sonunda, gerçekten mutlu yaşadılar.

(SON)

Çıkmaz yollar – Bölüm 43” için bir yanıt

  1. Gülseren hanım. Günaydın. Bütün bölümleri buradan okudum. Çok teşekkür ederim.Yeni hikâyelerinizi okumak arzusu ile. HAYIRLI PAZARLAR dilerim Selam ve sevgiler.

    Liked by 1 kişi

Yorum bırakın