GÜNÜMÜZ
Rasim bey nihayet taburcu olacağını duyunca sevinmişti. Günlerdir aklı Ayşenurdaydı. Karısını da düşünüyordu tabi ama çocuk şimdi yapayalnız kalmıştı. Ablasının da yaptığı onca fedakarlıktan sonra kızına hiç sahip çıkmamış olması çok canını sıkmıştı. Ayşenur halasını pek sevmezdi biliyordu, hep babasının hatırına saygı gösterip susmuştu ama hastanede yaşanan son tartışma, ablasının kızının saygısını bile hak etmediğini düşündürmüştü. Başlarına ne geldiyse, onun ablasına duyduğu saygı ve sevgiden gelmişti. Annelerini kaybettikten sonra ablası ona sürekli fedakarlıklarından, ona annelik yaptığından bahsedip durduğu için ister istemez ona gönül borcu duyuyordu. Ablaydı nihayet, kötü niyetli olduğu hiç aklına gelmemişti. İnsan çok sevdiği, güvendiği birine bunları konduramazdı ki. Makbule’de kocasına bir şey yansıtmadan bunca yıl idare edince, Rasim bey her şeyin yolunda gittiğini düşünmüştü. Karısının Ayşenur için ona döndüğünü ve bir gün gidebileceğini de hep biliyordu ama yine de bunca zaman gitmeyen Makbule, kızını bırakıp kolay kolay gitmez sanıyordu. Para, pul hiç bir şey umurunda değildi. Hiç kızmamıştı o paraları alıp gittiğine, zaten o parayı karısı için biriktirmişti Rasim bey, ablasından gizli olarak tabi. Bunca zaman onlar Makbule’ye maddi manevi öyle borçlanmışlardı ki, değil o evin parası, canlarını alsa fazla değildi. Bundan sonra ne kadar ağlasa da yalvarsa da bittiğini anlıyordu artık. Karısına her zaman minnettar kalacaktı. Ne olursa olsun, hayatı boyu ne yapmak isterse yapmaya hazırdı. Yanında olsa da, olmasa da.
Ozan’ın arabasıyla Rasim beyi alıp eve götürdüler. Ayşenur babasının anlayacağını bildiği için halasına haber vermediğini bir kaç gün de haberi olsun istemediğini söyledi. Daha önce tanışmış olsalar da bir kez de kendi Ozan’ı tanıştırdı ve onun yokluğunda nasıl destek olduğunu anlattı babasına. Rasim bey zaten sevmişti bu delikanlıyı, kızını yalnız bırakmadığı için de çok teşekkür etti. Ayşenur’un gözü telefonda annesinden haber bekliyordu. Ozan ilk gün evde ihtiyaçları olursa diye gitmemiş, Ayşenur babası ile otururken o da gidip, Ayşenur’un verdiği listedekileri alıp gelmişti. Sonra ikisi birden mutfağa girip, Rasim beyi yormamak için hafif bir şeyler hazırlamışlar, hep birlikte yedikten sonra da oturmaya devam etmişlerdi. Rasim bey hâl çok yorgun olduğundan, biraz da Ozan ile kızını yalnız bırakmak için izin isteyip, odasına çekildi. Ozan’ın sıradan bir arkadaş olmadığı açıkça ortadaydı ve onun karısı için yapamadıklarını daha şimdiden kızı için yapan biri olduğu için Allah’a şükretti.
Ayşenur eve girdiklerinde annesine mesaj yollamıştı. Makbule hanım kızının mesajını aldığı sırada otogardaydı. Ablası ile görüştükten sonra Ragıp bey onu yolcu etmeye gelmişti. Makbule hanımın niyeti kızı ile konuşup birlikte ne yapacaklarına karar vermelerini istemekti. Ayşenur’un okulu vardı, o yüzden Manisa’ya çağırıp burada yaşamalarını isteyemezdi. O eski evde de yaşamak zaten istemiyordu. Artık evliliğini bitirme konusunda kesin kararlıydı ki kızı gerçeği öğrendikten sonra devam etmelerine gerek yoktu. Rasim onun her zaman babasıydı, ikisi yine istedikleri gibi görüşürlerdi. Babasının aldığı ve Rasim ile Ayşenur’u büyüttükleri evi satıp, daha küçük bir ev almayı planlıyordu. Kızını yanına alır, arada yine ablasını görmeye gelir giderdi. Okul bitince de duruma bakarlar, belki onlar da Manisa’ya yerleşip, buralardan temelli uzaklaşırlardı.
Tabi hesaplarında Rasim beyin başına gelenler olmadığı için Ayşenur’un ne yapmak istediğinden çok emin olamıyordu. Babasını bu halde bırakmak istemeyecekti büyük ihtimalle.
“Hele bir gidin konuşun, orada karar verirsiniz tüm bunlara!” demişti Ragıp bey.
AYŞENUR’UN DOĞUMU
Nihayet Nimet’in doğum sancıları başladığında, hemen Remziye hanımı arayıp haber vermişti. Makbule hanım iki hafta önce evine dönmüş, Rasim beyle bebek için hazırlıklara başlamışlardı. Rasim bey o kadar mutluydu ki, karısı ne isterse alıyor, ne derse yapıyordu. Remziye hanım şu bebek işinden sıyrıldığı için hiç bir şeylerine karışmadığı gibi, gelinleri eve döndükten sonra da ziyaretlerine bile gelmemişti.
“Makbule’nin seni nasıl bırakıp gittiğini unutmadım daha!” demişti kardeşine. Rasim bey hem karısına, hem de bebeğe kavuşacağı için ablasını umursamıyordu bile. Ancak işe yine ara verdiği için bebek geldikten bir süre sonra yeniden çalışması gerekiyordu. Artık evde bir bebeğin sorumluluğunu alacaklar ve onun geleceği için de ellerinden geleni yapacaklardı. Makbule hanım, Rasim bey gibi heyecanlı ve mutlu değildi ama kararından hiç şüphe duymuyordu. Bir bebek için alışveriş yapmak hoşuna gitmişti yine de. Yaşanan onca acıdan sonra mutluluk içeren bir şeylerin parçası olmak içini rahatlatıyordu.
Remziye hanım telefon gelir gelmez Rasim’i aradı. Karısı ile önceden yaptıkları plana göre, Makbule hanım doğuma gitmeyecekti. Nimet denilen o kadınla yüz yüze gelmesi için bir neden elbette yoktu. Rasim doğuma gidecek, doktorlar bebeği ne zaman vereceklerini söylerlerse o zaman da alıp hemen eve getirecekti. Doğum normal olacaktı ama sancılar yeni başladığı için kaç saat sonra olacağını henüz bilmiyorlardı.
Haberin geldiğini duyunca Makbule hanım biraz gerildi ama belli etmemeye çalıştı. Göze aldığı hayat başlamak üzereydi. Kocasının bir başka kadından olma çocuğunun doğumuna gidiyor olması ister istemez gerici bir durumdu. Rasim karısı ile aldıkları yeni doğan eşyalarını alıp Nimet’i hastaneye götürmek için evine gitti. Bu kadını hayatı boyu bir daha asla görmek istemiyordu. Şimdilik bebek için katlanmak zorundaydı. Nimet sancısını olandan da fazla göstererek Rasim’i hastaneye kadar epeyce bunalttı. Doğum, klinik doktoru tarafından özel bir hastanede yapılacaktı. Hastane personeli Nimet’i alıp götürünce Rasim bey derin bir “Oh!” çekip, hemen karısını aradı. Doğum olana kadar hastanede bekleyecekti ama aklı karısındaydı.
“Tamam sen işine bak!” dedi Makbule hanım, sesi buz gibi çıkmıştı yine. Rasim bey de uzatamadan kapattı ve stresli bir bekleyiş başladı. Geçen iki hafta boyunca doğacak kız bebeğe bir isim de düşünmüşlerdi. Daha doğrusu bebeğin ismini Makbule hanım Ayşenur olarak önerince, Rasim bey hiç itiraz etmemişti. Rasim bey hastane için çıkınca, iki haftadır sürekli haberleştikleri ablasını aradı.
“Hadi hayırlısı olsun bakalım!” dedi Mine hanım. Kardeşinin gerildiğini fark etmişti ama onu daha da germemek için bir şey söylemek yerine, bebeğin ihtiyaçlarından konuştular biraz. Sonra da Mine hanım kardeşine destek olmak için geleceğinden fazla uzatmadan kapattılar. Eniştesi ilk başta bebekle zorlanacaklarını düşündüğü için izin alıp çocuklara bir hafta bakabileceğini söylemişti. Bir hafta sonra duruma göre ya çocuklar annelerinin yanına İstanbul’a gelecekler ya da Mine hanım evine dönecekti.
Dokuz saatlik bir bekleyişten sonra Ayşenur sağlıklı bir şekilde dünyaya geldi. Doktor Nimet’in durumunu bildiği için bebeği ona hiç göstermeden yeni doğan servisine emanet etti. Onlar gerekli muayeneleri yaptıktan sonra uygun görürlerse Ayşenur’u Rasim’e teslim edeceklerdi. Bu arada yaşananlardan Ayşenur’a bahsedilmemesi kararı aldıklarından ve uzun zamandır Makbule Manisa’da olup, kimseyle gel git yapmadıklarından eşe dosta çocuğun annesinin Makbule olacağı söylenecekti. Evlenip taşındıkları binada da kimseyle komşuluk etme fırsatı bulamamış olduklarından, kimse bir şey anlamazdı. Makbule hamileliğini Manisa’da geçirdi diyebilirlerdi meraklısı çıkarsa.
Rasim bey bebeğin doğduğunu haber ettiğinde, Mine hanım da çoktan yola çıkmış gelmek üzereydi. Makbule hanım yeni doğmuş bir bebekle ne yapacağını bilemediğinden eli ayağı birbirine karışmış gibi hissediyor, ablasının bebekten önce eve girmesi için dua ediyordu.
Yeni doğan servisi bebeğin eve götürülmesini uygun bulup, Rasim beyin kucağına verince, Rasim bey göz yaşlarına boğuldu. Kucağına verilen bebeğin bu kadar minik olabileceğini hiç tahmin etmemiş, bir şey olacak diye bir kaç dakika olduğu yerden bile kıpırdayamamıştı. Ablası onlara kızgın olduğundan bebek doğduktan sonra bile destek olmaya gelmeyi ret etmişti. Zaten Nimet’i de bir daha görmeye hiç meraklı değildi. Nimet bir gece daha hastanede kalıp ertesi gün çıkacaktı. Annelik etmeyeceği bir bebeği de emzirmek istemediği için Ayşenur doğumundan itibaren mama ile beslenecekti. Hastanedeki sağlık personeli, bebeği teslim etmeden, Rasim’e uzun uzun bakım ile ilgili önerilerde bulundular. Ayşenur’un bundan sonraki takibi de aynı hastanenin çocuk servisinde yapılacağından, sonrasında Makbule ile gelip, daha detaylı görüşmeyi planlamışlardı zaten. Evde de Mine hanım olacağından altından kalkabileceklerini düşünüyordu.
(devam edecek)