Çıkmaz yollar – Bölüm 25

MAKBULE HANIM VE RASİM BEYİN NİKAHLARINDAN BİR HAFTA ÖNCE

Nimet o gece Rasim beyle birlikte olmuş, sevgilisi karısından ayrılmazsa, bu salak adamla evlenip, kolayca parmağında oynatacağını hesaplamıştı, bir süre onunla evli kalıp parasını yer sonra da duruma göre boşanabilirdi. Zaten kaybedeceği bir şey de olmadığı için Rasim beyle birlikte olmakta bir sakınca görmemişti.

Laboratuvarda yapılan kan testi sonucunu ertesi gün yine pozitif olarak alıp, bebeğin üç ayını doldurmak üzere olduğunu öğrenince iyice şoka girdi. Sevgilisi karısından boşanma aşamasındayken bu hamilelik hiç iyi olmadığı gibi zaten bir çocuk sahibi olmayı da hiç düşünmüyordu. Kakalı bezler, uykusuz gecelere sabrı ve adanacak bir hayatı yoktu onun. Dünyanın tadını çıkarmak istiyordu. Anne ve babasının zamansız ölümleri ona ders olmuştu. Hayat ertelenmeye gelmezdi ve ne yaşanmak isteniyorsa öylece yaşanmalıydı.

Çocuğun kimden olabileceğini uzun uzun düşündü ama sevgilisi ile üç aydan çok fazladır hiç birlikte olmamışlardı. Boşanmadığı için ona kızıp ayrılmış, sonrasında da bir tek o salakla beraber olmuştu. Korunurken bir defalık ilişkiden hamile kalmak da şanstı sahiden. Ne yapacağını düşünürken, bu çocuğu da onlara karşı koz kullanabileceği aklına geldi. Sevgilisini üç dört ay daha oyalar, bir yolunu bulur bu hamileliği gizleyebilirdi. Çocuğun ondan olduğunu da söylese olurdu ama hem ay hesabı tutmuyor, hem de zaten bir çocuk büyütmek istemiyordu. Hamileliğe son vermek için Rasim beyden bir şeyler daha koparabilirdi. Evet anlaşma yapmışlardı ama şimdi koşullar değişmişti. Hemen internetten bir araştırma yaparak anne karnında babalık testi yapılıp yapılamadığını kontrol etti. Bir çok kliniğin sayfasında bebek sekiz haftalık olduktan sonra bu testin yapılabildiğini öğrendi. Eğer Remziye cadısı direnirse babalık testi yaptırarak karnındaki çocuğun Rasim’den olduğunu ispatlayabilirdi. En azından kürtaj olması için gerekli koşulları onlara sağlatırdı. Herhalde Nimet’ten doğacak bir çocuk istemezlerdi. Laboratuvardan gelen sonuçlara göre bebek dokuz haftalıktı, eğer bu planı uygulayacaksa bir an önce harekete geçip, kürtaj işini halletmesi gerekiyordu. Rasim bey olmadan babalık testi de yapılamayacağı için planını iyice gözden geçirdikten sonra Rasim beyi aradı.

Sevdiği kadınla evlenmesine ramak kala, telefonunda Nimet’in adını gören Rasim bey paniğe kapıldığı için hemen numarayı engelledi. O zamana kadar aralarındaki bağ tamamen koptu sandığı ve heyecandan başka bir şey düşünemediği için numarayı silmek veya engellemek aklına gelmemişti. Nimet, Rasim’e ulaşamayacağını anlayınca bu defa Remziye hanımı aradı ama Remziye hanım kardeşi gibi saf olmadığı için çoktan engellemişti Nimet’i.

Başka bir numaradan arayıp ulaşması mümkün olacak olsa da, daha önce akrabasını aradığından işler umduğundan daha iyi ilerlediği için yine öyle yapmaya karar verdi. Sözde aracı olup bu duruma düşmesine neden olduğundan akrabasına gönül koymuş kadıncağız arayıp sorsa da mesafeli davranmıştı. Aslında akrabası da Nimet’ten artık tamamen kurtulmak istiyordu ama onun aracı olduğu biri yüzünden başına gelenleri sağa sola anlatır diye çekindiğinden, sahte de olsa, “Kızım nasılsın bir ihtiyacın var mı?” diye arada bir aramak zorunda kalıyordu. Neyse ki Nimet Remziyelerden bir şey koparma peşine düştüğü gibi akrabasından da bir talepte bulunmamıştı.

Olayın gerçek muhataplarına ulaşamayınca, göz yaşları içinde akrabasını aradı. Kadın, Nimet’in sesinden iyi şeyler duymayacağını anladığı için endişelense de mecburen ne olduğunu sormak zorunda kaldı ve o da hamile olduğunu hiç oyalanmadan açıkladı. Akrabası az kalsın telefonun diğer ucunda bayılıp kalacaktı. Aylardır konu kapandı diye düşünürlerken asıl şimdi dananın kuyruğu kopacaktı. Aslında o zaman da aklına gelmişti hamilelik olayı ama kız zaten ortalığı birbirine katarken aklına bir de bunu sokmamak için sesini çıkarmamıştı. Remziye hanım ve Nimet aralarında anlaşıp konuyu kapattıklarından beri görüşmüyorlardı. Dolayısıyla Nimet’in akrabasının Rasim’in evlenmek üzere olduğundan haberi yoktu, zaten merak da etmiyordu. Nimet onlara ulaşamadığı için mecburen araya yine onu koymak zorunda kaldığını, daha önce hiç başına gelmediği ve başında da bunu ona söyleyecek biri olmadığı için hamile olduğunu fark etmediğini söyleyerek uzun uzun ağladı. Kusmalar çoğalınca birden bire aklına düşüp test yaptırmıştı ki zaten olayın bu kısmı doğruydu.

“Tüh! Tüh!” dedi akrabası olan kadın dertli dertli, hadi ilkini atlatmışlardı da bunu nasıl atlayacaklardı şimdi, “Tamam ben arayayım da konuşayım bakalım!” dedi sıkıntıyla. Remziye hanım, Nimet olayından sonra görüşmedikleri ahbabının adını telefonda görünce, Rasim’in nikahını duydu tebrik için arıyor sandı. Yeniden ayağına geldiğini düşünen ahbabına kibirli bir sesle telefonu açtı, nikaha gelirse altın da takardı mecburen, o şeytana verdiği altınları tamamlamak aslında tam da bu kadına düşerdi.

“Remziye haberler kötü!” dedi kadın, nikahtan falan haberi olmadığı için.

“Ne demek kötü?”

“Kız hamileymiş!”

“Hangi kız? Nimet mi?”

“Evet az önce aradı, kan testi yaptırmış tam dokuz haftalık hamileymiş!”

“Ne belli Rasim’den olduğu!” dedi Remziye hanım iyice sinirlenerek.

“Ne demek ne belli Remziye!” diye çıkıştı karşı taraftan ahbabı da, “Kız hamile diyorum, Rasim’den işte, başka ne olacak!”

“Yalan söylüyordur o!” dedi Remziye hanım yine direnerek, böyle bir şeyin gerçek olma ihtimalini bile aklı kabul etmek istemiyordu.

“Bana bak Remziye bunca ay sonra ben de senin bet sesini duymaya bayıldığımdan aramadım. Kız hamile diyorum, niye yalan söylesin, testi var şeyi var, zaten yaptırmış da! Ben söyleyeyim testin sonucunu sana da atsın madem! Bu çocuk Rasimdense başımıza geleceklerin sorumlusu sensin!” diyerek öfkeyle kapattı telefonu.

Tam da nikaha bir kaç gün kala alınabilecek en kötü haberdi bu Remziye hanım için. İhtimal vermek istemiyordu ama ya gerçekten Rasim’den hamileyse bu kız ne olacaktı şimdi, hem de dokuz haftalık.

Nimet’in akrabası arayıp, Remziye hanımın söylediklerini olduğu gibi Nimet’e aktardı. Nimet katıla katıla ağlamaya başlayınca da, “Sen yolla bana sonuçları ben de ona atayım” diyerek telefonu kapattı.

Yarım saat geçmeden ahbabının telefonundan, Nimet’in kan sonuçları Remziye hanımın telefonuna gelince, son yarım saati panik halinde geçiren Remziye hanımın iyice etekleri tutuştu. Kesin bu şeytan başkasından peydahladığı çocuğu Rasim’in diye yutturmaya çalışıyordu ama babalık testi yapılmadan asla böyle bir şeyi kabul edemezdi. İspatlayabiliyorsa ispatlasındı hadi. Elinde artık para isteyemeyeceğine dair kapı gibi sözleşme vardı. Rasim’de evleniyordu artık, iftira der geçerlerdi. Yine de Rasim beyle konuşmak için akşamı bekledi. Telefonda konuşulacak şey değildi bu. Eve girer girmez yine ablasının suratını allak bulak gören Rasim bey, Makbule ile ilgili bir sorun olduğunu sanıp, kaygılandı hemen.

“Kız hamileymiş!” dedi Remziye hanım hemen, kocası gelmeden hızlıca kardeşi ile konuşması lazımdı.

“Makbule mi?” dedi Rasim bey şaşkın şaşkın, daha sevdiği kadına elini bile sürmemişti.

“Ne Makbule’si salak, Nimet diyorum!”

“Ne?”

“Ya! Kan testini yolladılar bana ama ben bu çocuğun senden olduğuna hiç inanmıyorum! Bir hatırlasan o gece olanları?”

“Vallahi hiç hatırlamıyorum abla ne yapacağız şimdi? Makbule ve ailesi duyarsa iki gün kaldı demez vazgeçerler nikahtan. Kurtar beni!”

“Hiç bir şey yapmayacağız sen güzelce evleneceksin! Anladığım kadarıyla bunların senin nikahından falan haberi yok. Zaten de o çocuk senden değildir, bizim anlaşmamız da var. Biz işimize bakacağız!”

“Ya ortaya çıkıp Makbule’ye söylerse. Nereden söyleyecek?”

“Eve gelirse!”

“Şom şom konuşma!” dedi Remziye hanım, “Ele güne rezil olmadan şu nikahı atlatalım, bakarız çaresine!”

(devam edecek)

Yorum bırakın