Çıkmaz yollar – Bölüm 24

GÜNÜMÜZ

Rasim bey, yaşanan onca olaydan sonra karısının artık son noktaya geldiğini biliyordu. Yıllarca bu günü yaşamaktan korksa da, Makbule hanım da sınıra gelmişti demek. Aslında kendinden çok Ayşenur’a üzülüyordu zavallı çocuğun dünyaya gelişi, bu aileye dahil oluşu bile olaylı olmuş, şimdi de sahip olduğunu sandığı ailesi parçalanmıştı. Bunca yıl herkes ağzını sıkı tutmuş kimse onun Rasim beyin düşürüldüğü tuzak sonucunda Nimet’ten olan kızı olduğunu Ayşenur’a söylememişti.

Ablasının gazıyla o krediyi çekip, Nimet’e paraya verişlerini dün gibi hatırlıyordu. Remziye hanım, Nimet’i zorlayarak istediği o anlaşmayı noter tasdikli olarak imzalatmıştı, verilen para kağıt üzerinde borç ödemesi gibi gösterilip, bundan başka da parasal veya hukuki bir alışverişleri olmayacağı belgelenmişti. Tabi imam nikahı kıyılmış Nimet mehir olarak da epeyce altın talep etmişti. Krediyle alınan evden ayrı, Nimet’e Remziye hanımın çocuklarının doğumunda ve düğününde takılan altınların da bir kısmı verilmiş, nikah hemen bir kaç gün sonra usullere uygun olarak bozulmuştu.

Nimet konusunu hallederken, Makbule ile devam eden sürecin önüne geçemeyen Remziye hanım, kardeşinin katır inadını yenemeyince, bu evliliğe rıza gösterir gibi davranmaktan başka çare bulamamıştı. Makbule’nin babası bir süre Rasim için araştırma yaptıktan sonra, delikanlının gerçekten de göründüğü kadar temiz olduğu sonucuna ulaşmış ve kızını vermeyi kabul etmişti. Nimet ile bir daha görüşmemek üzere bağlarını kopardıktan iki hafta sonra Remziye hanım ve kocası gidip Makbule hanımı istediler.

Rasim bey o gün ayaklarının nasıl yerden kesildiğini, tüm badireleri atlatıp nihayet sevdiği kadınla bir yuva kurabileceğinin sevinciyle mutluluktan uçtuğunu hiç unutmuyordu. Ablasının kafasına sürekli Nimet olayını kakmaya devam ettiği için ise, Remziye hanım kocası ya da başkası bu salağın ağzından bir şey duyacaklar diye sesini çıkarmadan istediklerini yapıyordu. Tabi Remziye hanımın elinden gidenleri geri almak için ileride yapmayı planladıklarından Rasim beyin haberi yoktu. Remziye hanım evlilikleri boyunca elinden gidenleri, fazla fazla geri alacaktı kardeşinden.

Makbule hanımın babası, düğün hediyesi olarak kızına bir ev almayı önerdiği için, geleneklerin aksine evi döşemek de Remziye hanımlara kalmıştı. Alınan evin değerinden çok daha az tutacak ev masrafını da karşılamak hiç istemese de, Rasim beyin de o güne değin az da olsa birikmişini katarak, düzenli, öz eşyalı bir ev kuruldu. Makbule hanım da tıpkı Rasim bey gibi hayatının en güzel günlerini yaşıyordu. Babası apar topar evlilik olmasını istemediği için bir süre çocukların nişanlı kalmalarını ve bu sürede de hazırlıkların sağlıklı bir şekilde ilerlemesini istiyordu. Aslında kızları konusunda çok temkinli olan baba, bu sürede ailenin tavrını da biraz gözlemek istemişti. Anne ve babaları hayatta olmayan iki kardeş birbirlerine çok bağlı görünüyorlardı. Genel olarak mütevazı bir hayat tarzları vardı. Ailelerinden kalan ve kendi kazançları da Makbule hanımım rahat rahat geçimini sağlayabileceklerini gösteriyordu.

Rasim bey hastane yatağında o güzel günleri gözlerinden yaşlar akarak hatırlarken, Ozan arkadaşları aracılığı ile Rasim beyin doktoru ile görüşmüş, bir kaç gün daha kontrol altında tutulduktan sonra çıkarmayı planladıkları Rasim beyin, durumunun kötüleşmemesi için ziyaretçilerini yanında istemediklerini bir kez daha doktorun ağzından duymuştu. Ancak doktor, kendi stajyerinin arkadaşı olan bu yeni doktor adayının hatırını kırmamış, Rasim beyin odasında kısa bir süre kalmasına izin vermişti.

Ozan odaya girdiğinde Rasim bey eskilere dalmış gözleri ıslak bir şekilde yatıyordu. Odaya giren delikanlıyı tanımadığı için onu hastane görevlisi sandı. Aslıda Ozan için plansız bir tanışma olacaktı sevdiği kızın babasıyla.

“Merhaba efendim!” dedi saygılı bir şekilde, “Çok geçmiş olsun öncelikle, doktorunuzla konuştum bir kaç gün sonra evinize dönebilecekmişsiniz!”

“Teşekkür ederim!” dedi Rasim bey, “Kızım dışarıda mı?”

“Hayır, kızınız bu kattaki hastaların hassas durumları nedeniyle kata alınmıyor maalesef, yani size özel bir durum değil, tüm ziyaretçiler için geçerli! Ancak bütün gün aşağıda sizi bekliyor emin olun”

“Siz kızımı tanıyor musunuz?”

“Evet efendim ben kızınızın arkadaşıyım, yakında doktor çıkacağım, buradaki arkadaşlarım vasıtasıyla doktorunuzla görüşüp yanınıza geldim. İzniniz olursa görüntülü arama yapıp, kızınızl sizi görüştürmek isterim”

“Gerçekten mi?” dedi Rasim bey yatağında doğrularak.

Ayşenur, heyecanla haber beklerken, telefonun ekranında Ozan’ın adı görününce onu yukarı çağıracağını sanıp hemen ayağa kalktı ama aramanın görüntülü olduğunu fark edince durup merakla açtı telefonu, babası karşısındaydı.

“Baba!” diye inledi sevinçle.

“Canım kızım! İyiyim ben merak etme, arkadaşından Allah razı olsun! İyi misin?”

“Ben iyiyim canım babam, çok heyecanlandım. Doktorlar izin vermediği için gelemiyorum ama burada aşağıdayım sakın merak etme!”

“Bak arkadaşın dedi ki bir kaç güne zaten çıkaracaklarmış beni, gayet iyiyim, oralarda sefil olma eve git sen!”

“Olmaz!” dedi Ayşenur, “Seni bırakıp gidemem!”

“Annenden haber var mı?” diye sordu sonra çekinerek.

“Hayır! Sen eve gelince her şeyi detaylıca konuşuruz. Şimdi senin sağlığın önemli!”

Biraz daha konuştuktan sonra hemşire gelip uyardığı için Ozan telefonu kapatıp çıkmak zorunda kaldı, Rasim beyin yanından. Rasim bey iki gün sonra kızıyla konuşabildiği için hem çok mutlu olmuş, hem rahatlamıştı. Zavallı kız belli ki o sessiz eve gitmek bile istemiyordu artık. Belli ki ikisinin de Makbulesiz bir hayata alışmaları gerekiyordu.

Ozan heyecanla koşa koşa aşağı indiğinde, Ayşenur dayanamayıp onun boynuna sarıldı

“Beni ne kadar mutlu ettin anlatamam, babam çıkacak mıymış doğru mu?”

Ozan uzun uzun doktorla konuştuklarını Ayşenur’a anlattı, nihayet aralarının yeniden sıcak olmasına çok sevinmişti. Yaşananlar yüzünden belli ki şimdilik ailelerinin işin içine girmesi mümkün değildi ama Ayşenur ile uzakken de göreve gitmek ve aralarında kilometreler varken arayı sıcak tutmaya çalışmak istemiyordu. Zavallı sevdiği gerçekten çok zor bir dönemden geçiyordu. Mecburi hizmeti erteleme şansının bir yolunu bulsa onu da yapacaktı ama şimdilik böyle bir şansı yoktu, ailesine de Ayşenur’un durumundan veya onunla evlenmek istediğinden tam olarak bahsetmemişti. Onlar sadece Ozan’ın görüştüğü bir kız var diye biliyorlardı ama ciddiyetlerini henüz fark etmemişlerdi. Ozan’ın ağabeyi de kardeşinin Ayşenur’la sonuna kadar gideceğinden emin olmadığı için şimdilik ailesine bahsetmemişti.

Ozan gittikten sonra Rasim beyin zihni yeniden Makbule hanımla yaşadıklarına kaydı.

MAKBULE HANIM VE RASİM BEYİN NİKAHLARINDAN BİR HAFTA ÖNCE

Evlilik için tüm hazırlıklar tamamlanırken, masraflar için ellerine para geçsin diye Rasim bey iki kere tırla yurt dışına çıkmıştı. Nimet’ten tam da istedikleri gibi yaklaşık üç aydır hiç haber çıkmıyordu. Nimet sevgilisini beklerken kendi keyfinde kazandıklarının tadını çıkarıyor, yeni aldığı evine kiracı ayarlamaya çalışıyordu. Evindeki kasasına koyduğu altınların bir kısmı ile de tatil planları yaparken, başlayan bulantıları önce midesini bozduğu için olduğunu sanıp, bir kaç ilaç ile geçiştirmeye çalıştı ama bulantılar özellikle sabahları artmaya başlayınca şüphelenip uzak bir eczaneden hamilelik testi aldı.

Sevgilisi ile beraber olurlarken, ikisi de korunuyordu. Hamile kalmış olma olasılığı çok düşüktü. Rasim beyi sarhoş edip, beraber oldukları gece de korunmuştu. Doğum kontrol haplarını asla ihmal etmezdi. Tam her şeyin tadını çıkarmak için hazırlanırken, eczaneden aldığı testin sonucu pozitif çıkınca neye uğradığını şaşırdı. Biraz kilo almış gibi hissediyordu evet ama bunun hamilelikle ilgisi olacağı hiç aklına gelmemişti. Neye uğradığını şaşırmış vaziyette elindeki test sonucuna bakarken, testin bozuk olabileceğine kendini ikna etti ve hızlıca çıkıp, iki test daha alıp geldi. Ne yazık ki yapılan üç testte de durum pozitifti. Yine de ikna olmadığı için hemen bir laboratuvarı arayıp kan testi yaptırmak için randevu aldı.

(devam edecek)

Yorum bırakın