Çıkmaz yollar – Bölüm 23

MAKBULE HANIMIN GİDİŞİNDEN İKİ AY ÖNCEYE DEVAM

Makbule hanım her şeyden habersiz, ailesine bir görüştüğü olduğunu, onu istemeye geleceklerini söylemişti çoktan. Babası da gelsin bir tanışalım deyince, acele Rasim beye mesaj atmış, babası ile bir araya gelmeleri için bir gün belirlemeleri gerektiğini söylemişti. Günlerdir Nimet sorununu halletmeye uğraşan Rasim bey, Makbule söz konusu olunca öyle bir heyecana kapılıyordu ki, olan biten her şeyi unutup hemen olumlu cevap verdi. Makbule’nin babası müstakbel damadın geleceğini öğrenince, Rasim beyi hafta sonu kahvaltısına evlerine davet etti. Daha oğlanı görüp, tanımadan hemen isteme olmazdı.

Remziye hanım, kardeşinin hafta sonu, Makbule’nin evine gideceğini duyunca pek memnun olmadı ama şu Nimet cadısından kurtulana kadar bir de Rasim’i kışkırtıp, onunla uğraşmak istemiyordu. En azından aile bu salağı tanımak istiyordu şimdi, zaten belki de istemezlerdi bile. O zamana kadar da Remziye hanım Rasim’e krediyi çektirir, Nimet’ten de kurtulurlardı. Zaten öyle evi aldıktan sonra güle güle yoktu. O da gidip noterden bir daha Rasim’i de ailesine rahatsız etmeyeceğine dair sözleşme yaptıracaktı. Yoksa bu cadaloz yarın bir gün yine ortaya çıkar başka şeyler istemeye devam ederdi.

Hazır Rasim’in de ağzı kulaklarındayken kredi işini halletmek istiyordu ama önce Rasim’i krediyi çekebileceği iyi maaşlı bir işe sokmak gerekiyordu. Şimdilik bir tanıdığın yanına öylesine gidip geliyor, asgari ücrette biraz fazla bir maaş alıyordu. Tır şoförlüğü işi de işte tam da bu zamana denk gelmişti. Tanıdığından ilk önce teklifi duyunca kabul etmek istemeyen Remziye hanım, Makbule konusu da ciddiye binmeye başlayınca, hem kardeşini bolca uzaklara yollamak, hem de alacağı iyi maaşla krediyi hallettirmek için tanıdığını yeniden aradı. Adam nakliye işiyle uğraştığı tırlar da kendine ait olduğu için her zaman şoföre ihtiyacı vardı. Rasim Makbule hanımların evine gitmeden önce, kızın babasına da iyi gelirli görünürse daha kolay olacağını söyleyerek doğrudan çalışacağı yere gönderdi. Kendi aileleri tarafından tanıdıkları olan adama hayırlı bir işleri olacağını o yüzden kardeşini hemen uzaklara yollamadan, işini başlatmasını, kız isteme sırasında da gelirinin iyi olduğunu söyleyebilmesi için sigortasını, maaşını da hemen halletmesini istedi. Gözü, gönlü tok olan adam da Remziye hanımın bu isteğini kırmadı. Aileleri çok eski zamanlardan beri dosttu.

Rasim bey hem Makbule’sine kavuşacağı hem de, iyi maaşlı bir işe gireceği için sevinçten havalara uçuyordu. Remziye hanım Makbulelere gidince bu işte zaten çalışıyormuş gibi söylemesin tembih etti. Kızın babası araştırmaya kalkarsa bile Rasim’in yeni patronu, onu işe yeni aldığını söylemeyecekti. Söz de şimdilik şehir işi işlere bakıyor, sonrasında da maaşı artsın diye yurt dışı işlerine çıkacaktı.

Rasim bey de ablasının öğrettiği gibi Makbule’nin babasına işinden bahsetti. Öncesinde Makbule’ye zaten olanı anlatmıştı ama Makbule’de babası Rasim’in iyi geliri olduğunu duyunca sevinir diye oyuna dahil olmayı kabul etti. Rasim beyi gerçekten çok seviyordu, onun saflığı, iyi niyeti, bitmek tükenmek bilmeyen aşkı ve ilgisi, genç Makbule hanımın kalbini fethetmişti. Hayatı boyu onu el üzerinde tutacak, böyle iyi böyle temiz bir adamla evlenmeyi kim istemezdi ki. Gelir kısmını da çözdüklerine göre geriye başka hiç bir sorun kalmıyordu. Biraz ayrı kalacak olsalar da, aşkları ile üstesinden gelirlerdi.

Makbule hanımın babası, Rasim’i beğendi beğenmesine ama kızını uzun süreler bırakıp gideceği fikrinden pek haz etmedi.

Makbule hanım “Ben de sizlerle daha çok vakit geçiririm babacığım!” deyince de, kızının bu çocuktan kolay vazgeçmeyeceğini anladı. Rasim beye giderken ailesini getirmeden önce onun düşünmesi için zaman gerektiğini söyleyince, Rasim bey mutluluk dolu bir saygıyla evden ayrıldı. Makbule babasının önce onu araştırmak isteyeceği konusunda zaten önceden uyarmıştı.

Şimdi Nimet’ten kimse duymadan bir an önce kurtulmak daha da önemli olmuştu. Remziye hanımın tanıdığı Rasim beyin işe giriş işlemlerini bir hafta içinde hallettikten sonra Remziye hanım, hemen kardeşini bankaya götürdü. Bu kız evi bulup göndermeden önce bu kazançla ne kadar kredi çekebileceklerini, nasıl ödeneceğini hepsini öğrenip eve geldiler.

Nimet için her şey yolunda gidiyordu, Remziye hanımı eve ikna ettikten sonra bütün gün ilanlara bakmaya başladı. Alınacak evi kendine garanti bir yatırım olsun diye düşünüyordu, babasından kalan bu güzel evden çıkıp bir yere gitmeye niyeti yoktu. Tabi, sevgilisi boşanıp da onunla evlenene kadar. Her ne kadar gözü açta olsa, Remziye hanımların da ona en pahalısından bir ev alacak durumda olmadıklarını az çok biliyordu. O yüzden yatırım olarak alıp, değeri artacak evler bakınmaya başladı. İstanbul’da ev bulmak öyle kolay iş değildi. Nasıl olsa sevgilisi ile altı ay görüşmeyeceklerdi o arada evi bulur, aldırır, nikahı kıydırıp, sonra koparacaklarını tamamlamak için bu süre yeter de artardı bile.

Makbule babasının Rasim’i beğendiğini anlamıştı ama iyice araştırsın içi rahat etsin diye fazla bir şey sormadı. Her ne kadar baba ve kızlar arasında güçlü bağlar olsa da, Makbule hanımın babası kızları ile her konuda yüz göz olmazdı. Rasim bey gidince, “Ben bir araştırayım” dediğine göre onun onayı olana kadar beklemeleri lazımdı ki ablası evlenirken de tam olarak böyle olmuştu.

Makbule hanımın babası, Rasim’in ailesini, mahallesini, etrafını sorup, soruşturup, Nimet’te ev bulma peşindeyken, Makbule hanım ve Rasim beyin mutluluklarına diyecek yoktu. Makbule hanımın babası oluru verdikten hemen sonra, gelip resmi bir isteme yaparlardı. Bu isteme de nişan yüzükleri de takılır, sonra oturacakları ev, hazırlıklar derken fazla oyalanmadan evlenebilirlerdi.

GÜNÜMÜZ

Ozan hastaneye gelip, Rasim beyle kimsenin görüştürülmediği öğrenince, ailesinden birilerinin olup olmadığını da sormayı akıl etmişti. Gerçi Ayşenur’un annesinin gittiğini öğrenmişti ama Ayşenur en azından babasını bırakmazdı. Kat hemşiresi kızının kafeteryada bekleyip, saat başı gelip, haber almaya çalıştığını söyleyince, hemen kafeteryaya koşturdu. Ayşenur yüzünü avluya çevirmiş, eli şakağında sessizce ve tek başına oturuyordu. Ozan’ın yanına geldiğini fark etmemişti bile.

Ozan adını söyleyince birden irkildi ve dönüp onu karşısında görünce çok şaşırdı.

“Sakın gitmemi söyleme!” dedi duygusal bir sesle, oturup, Ayşenur’un elini tuttu, ona gelmemesini söylese de duygusal desteğe gerçekten çok ihtiyacı olan Ayşenur hemen ağlamaya başlayınca, Ozan onu sımsıkı kucaklayıp, rahatlamasına izin verdi.

Ozan’ın mecburi hizmeti için gitmesine az kalmıştı, kalan zamanı da onsuz geçirmek istemiyordu, ne yaşarsa yaşasın yanında olacaktı. Ayşenur iki gözü iki çeşme halası ile olanlar dahil her şeyi Ozan’a tüm açıklığı ile anlattı. Annesinin başka bir adamla evlenmek için onları terk ettiğine inanamıyordu. Halası yüzünden şimdi zaten zor durumda olan babasını da göremiyordu. Tamamen yalnız ve çaresiz kalmıştı.

“Ben bir doktorum unuttun mu?” dedi Ozan gülümseyerek, “Hem senin kalbine merhem olacağım, hem de doktorunun adını söylersen şimdi çıkıp, babanın durumu neymiş öğreneceğim anlaştık mı?” diyerek eliyle Ayşenur’un göz yaşlarını sildi.

Ayşenur’un gözleri parladı hemen, “Onu görmem için doktorla konuşur musun lütfen! Söz veriyorum onu üzecek hiç bir şey yapmayacağım.!”

“Tamam ben durumu da açıklarım doktora, burada stajını yapan iki arkadaşım var, sen beni burada bekle!” diyerek ayrıldı yanından.

Ayşenur babasından kesin bir haber alma, dahası görebilme ihtimali doğduğu için çok mutlu olmuştu. Ozan’ın gelmesine de çok mutlu olmuştu. Güvenebileceği, yaslanabileceği bir omuza o kadar çok ihtiyacı vardı ki.

(devam edecek)

Yorum bırakın