Çıkmaz yollar – Bölüm 21

MAKBULE HANIMIN GİDİŞİNDEN İKİ AY ÖNCE

Mine hanım, kardeşinin tüm itirazlarına rağmen evi sağlığında satmaya karar vermişti. Çocuklarına eşit pay olarak verecekti. Sonradan gelip bu evin satışı ile uğraşamayacakları gibi, zaten Türkiye’de yaşamayı akıllarının ucundan geçirmiyorlar, geçirecekleri zaman gelirse de, burada bir ev alacak kadar kazanç sağlıyorlardı. Arkasından kimse uğraşsın istemiyordu, o yüzden de bu hastalık onu yenmeden önce her şeyi teker teker planlamaya çalışıyordu. Bir tek Makbule’yi kurtaramıyordu maalesef. Ragıp bey doğru söylüyordu kardeşinin böyle bir şeyi kabul etmeyeceğini bile bile gönlüyle olsun, Ragıp bey gibi aklı başında bir adamın kanatları altında güvende yaşasın istemişti. Rasim beye de aşık olmuştu evet ama hiç bir şey umduğu gibi olmamıştı. Kendi gönlüyle Ragıp beye ikna olursa, her şey daha kolay hallolur diye düşünmüştü. Yoksa Rasim bey zaten yatağına bir eş aramıyordu, rahmetli eşini her zaman saygıyla anar, onun anısına zarar verecek hiç bir şey yapmazdı. Birbirlerine can yoldaşı olurlar, Ayşenur’u da kurtarıp rahat ederler diye düşünmüştü. Hem başkası ile evlenirse Rasim’in eli kolu bağlanır, daha da peşinden koşup onu bunaltamazdı. Remziye cadısı da kardeşi ile ne yaparsa yapsındı o zaman. Biraz da Makbule zengin bir adamla kağıt üzerinde de olsa evlenirse, Remziye’nin kıskançlık ve hırstan çatlayacağını bildiği için, içine biraz soğuk sular serpelenecekti ama Makbule her zaman ki Makbule’ydi işte. Hırsa kapılıp da kimseye bir zarar vermediği gibi, hayatını verecek kadar da fedakardı. Onca şey olduktan sonra bile Rasim beye her zaman saygılı ve sevgili davranmış, bir günden bir güne hiç bir şeyi kafasına kakmamıştı. Mine hanım onun gibi değildi hiç bir zaman. Kimsenin kötülüğünü istemezdi, tamam ama bu kadarına da katlanmaz, kendi hayatını bu kadar harcamazdı.

“Büyük konuşma abla!” derdi Makbule hanım ablası böyle söyleyince, “Senin de eline gelseydi Ayşenur, sen de bire bir aynısını yapardın!”

“Tamam canım çocuk başka!” der geçiştirirdi Mine hanım, onun kastettiği Ayşenur değildi ki. Remziye kendi suçu olmasa çoktan yumurtlardı çocuğa gerçeği ama sesini çıkaramıyordu. Mine hanım çok beklemişti söyler diye ama etraftan duyulacak rezil olacaklar diye sesini çıkaramamıştı anlaşılan.

Ragıp beyin ayarladığı bakım evi kesinleşince, zaten ilana çıkan evin taliplerinden birine satış gerçekleşecekken, Makbule hanım bu süreçte ablasını yalnız bırakmak istemediği için ablasının yanına gitti. Rasim bey de hazır İstanbul’da Ayşenur’un yanındayken o da bir hafta gidip, ablasını yerine yerleştirecek, evi toplayıp, eşyaları ne yapmak istiyorsa yardım edecekti. Olan biteni kocasından saklamadığı için de Rasim bey, karısının bu isteğini sevgiyle kabul etti. Tabi Rasim beye Mine hanımın çocuklarına söylediği gibi normal bir huzur evine yatacağını söylemek zorunda kalmıştı ama zaten ha bakım evi, ha huzur evi olduğunu bilmesi bir şeyi değiştirmezdi. Rasim bey de içinin rahat olmasını o gelene kadar, Ayşenur’a çok iyi bakacağına da söz verdi, böylece kızıyla baş başa bolca vakitte geçirebilirlerdi. Rasim beyin zaten itiraz etmeyeceğini bilen Makbule hanım, eşyalarını toplayıp hemen ablasının yanına gitti böylece.

Ragıp bey, Makbule hanımın geleceğini öğrenince, huzursuz olmasın diye karşılamaya kendi gitmese de, şoförünü yolladı. Makbule hanım da ablasının ricası ile bu nezakete itiraz etmedi. Olanlar bir yana, ablasına nasıl destek olduğunu biliyordu. Kesinlikle bulunmaz bir dosttu Ragıp bey, sadece şimdi değil, ikisinin eşlerinin sağlığında da öyleydiler. Ablasının onu korumak için ama ona sormadan yaptığı planlar yüzünden hiç olmaması gereken şeyler yaşanmış olsa da, Ragıp beye bu anlamda saygısı ve güveni, elbette minnetti de fazlaydı. Ragıp bey daha sonra yanlış anlaşılmasına sebebiyet veren bu durumu yarattığı için Mine hanım aracılığı ile Makbule hanımdan özür de dilemişti.

Makbule hanım koca bir evi boşaltmanın ve ablasının durumunun verdiği hüzünle ablasına göstermek istemese de göz yaşları içinde onca yıl yaşanmış evdeki eşyaları tek tek toparladı Mine hanımın istediği gibi. Eşyalar, çocuklar ne isterlerse yapsınlar diye bir depoya konulacaktı. Mine hanımın için de evi kapatmak sandığından zor olmuştu ama yapılacak en iyi şeyin bu olduğundan da hiç şüphesi yoktu. İki kardeş hem ağladılar, hem de birlikte zaman geçirip, bol bol sohbet ettiler. Ragıp bey evdeki yardımcılarından birini de onlara desteğe yollamış, eskiden beri tanıdığı Mine hanımın durumuna çok üzülen kadıncağız da onlar için güzel yemekler hazırlayıp, elinden geldiğince toparlanmalarına yardım etmişti. Her şeyi kolilemek üç gün sürmüş, üçüncü günün sonunda da kamyon gelip, ayarlanan depoya götürmüştü. Kamyon evin önünden ayrılırken iki kardeş uzun uzun ağladılar yine.

Ragıp bey, Mine hanım bakım evine yatmadan önce iki kardeş birlikte huzurlu zaman geçirsinler diye İzmir’in sakin ilçelerinden birinde ikisi için bir otel ayarlamıştı. Mine hanımın da haberi olmayan bu sürprizi Makbule hanım da ablası için kabul edince, kimseye bir şey söylemeden ikisi birlikte bir güzel üç gün daha geçirdiler. Makbule hanımın orada olduğu ilk üç gün ve sonrasındaki tatil boyunca Ragıp bey hiç yanlarına gelmedi.

Makbule her gün bir kaç kez Ayşenur’u arıyor, olan biteni anlatıyordu. Ragıp beyi hiç karıştırmadan gittikleri kısa tatili de hem kocasına, hem de kızına anlatmıştı. İkisinin çok duygusal zamanlar geçirdiğini düşünen baba kız da onuna adına memnun olmuşlar, içinin rahat olmasını her şeyin yolunda olduğunu söylemişlerdi. Ancak aslında her şey pek de yolunda değildi.

Makbule hanımla, Mine hanım döndükten sonra Mine hanımı artık yaşayacağı bakım evine yerleştirirken, Ragıp bey de katıldı onlara. Makbule bu iyi adamın ablası için yaptıklarına minnettardı. O yüzden olanları kafasından silmiş, ablası gibi Ragıp beyi bir dost olarak kabul etmişti. Mine hanımın kalacağı bakım evi Manisa da gerçekten güzel bir yerdeydi. Ragıp bey daha önceden bildiği bu yerle Mine hanım için özel görüşmüş, onun kocasından aldığı maaş ve kızlarından gelen paranın biraz altında bir fiyat söylemeleri için anlaşmıştı. Kalanını Mine hanımın haberi olmadan o halledecekti.

Makbule hanım, ablasının kalacağı yeri, odasını görünce içi biraz olsun rahatladı. Buraya yerleşiyor diye içeride hapis de olmayacak, istediği zaman dışarı çıkıp, normal yaşantısına da devam edebilecekti. Üstelik bakım evinde özel bir katta misafirlerin tüm sağlık hizmetleri sağlanıyor, gerekmediği sürece hastaneye gidip gelmemeleri için tüm olanaklar sağlanıyordu. Mine hanımın tüm özel eşyaları diz üstü bilgisayarı da dahil odasına güzelce yerleştirildi. Şimdi en azından bir evin sorumluluğu üzerinden kalkacaktı. Faturalar, market alışverişleri ve benzeri evde yaşama rutinleriyle uğraşmadan, hem arkadaş edinebilecek, hem de yemek, bulaşık, çamaşır gibi ev işlerinden kurtulmuş olacaktı. Mine hanımla bir kaç saat kaldıktan sonra vedalaşıp Ragıp beyle birlikte yanından ayrıldılar. Günlerdir ağlasa da daha fazlasını yapmamak için sürekli kendini kasan Makbule hanım, bakım evinin bahçesinden çıkıp, arabaya bindikten sonra artık kendini tutamadığı için katılarak ağlamaya başlayınca Ragıp bey de dayanamayıp onunla göz yaşı döktü. Ragıp bey, onu sakinleştirmek için yakınlardaki sakin bir yere gitmeyi teklif etti. Bir kaç saat sonra otobüsü kalkacak olan Makbule hanım da toparlanmak için kabul etti.

Beraber hafif bir şeyler yiyerek biraz dertleştiler. Ragıp bey karısından, o da ablası ile anılarından bahsetti. Sonra Makbule hanıma otogara kadar veda edip, uğurladı ve ablasında aklı kalmamasını her zaman yanında olacağını söyleyerek ayrıldılar. Makbule hanım dönüş yolunda da göz yaşlarını tutamasa da dönünce ablasının gerçek durumunu kızına ve kocasına anlatmaya karar verdi. Bu noktadan sonra onu daha sık ziyaret etmek isteyeceği için saklamaya gerek yoktu.

(devam edecek)

Yorum bırakın