Çıkmaz yollar – Bölüm 16

MAKBULE HANIMIN GİDİŞİNDEN YEDİ AY ÖNCEYE DEVAM

Ragıp bey ısrar etse de, Makbule hanımın ikinci bir görüşmeye gelmeyeceğini anladığı için Mine hanımı arayıp durumu anlattı. Mine hanım “Ben konuşurum!” diyerek Ragıp beye teşekkür ettikten sonra Makbule hanımı aradı ama Ayşenur evde olduğundan o gün konuşamadılar.

Ragıp beyin eşi malum hastalıktan vefat ettiğinde, Mine hanımın eşi öleli bir yıl olmuştu. Mine hanımın eşi de, kendisi de Ragıp bey ve eşini gerçekten çok seviyorlardı. İkisi de eli açık, onca paraya pula rağmen mütevazılığı seven insanlardı. Mine hanımın kızları büyürken de Ragıp beyin eşinin çok desteği olmuştu. Karı koca çok isteseler de çocuk sahibi olamadıklarından ellerinden geldiğince sevdiklerinin çocuklarını mutlu etmeye çalışıyorlardı. Mine hanımların durumu iyi olsa da, Ragıp beyin eşi çocuklara eğitimlerinde destek olmak istemiş, ancak Mine hanım onca muhtaç çocuk varken, onun çocukları için burs sağlamak yerine, çocukları adına ihtiyaç sahibi öğrencilere yardım etmelerini rica etmişti. Mine hanım da, kardeşi gibi gözü karnı tok bir insandı. Şanslıydı ki onun ne kocası, ne de kocasının ailesi Makbule hanımınkiler gibi değildi.

Kocasının ölümünden sonra karı koca onu hiç yalnız bırakmadıkları için o da Ragıp beyin eşine malum teşhis konduğunda, kendini onlara adadı. Zavallı kadın son nefesini verirken de baş ucundaydı. Ragıp bey dinlensin, bakıcılara güvenemiyor diye son bir ayı neredeyse onlarla, hasta başında geçirdi. Ragıp bey eşinin ölümünün ardından uzun süre yas tuttuğunda da elinden geldiğince ona destek oldu. Onların ve kendi çevresinde kimse Mine hanımı, kız kardeşine yapıldığı gibi Ragıp beyle kırıştırmakla suçlamadı. Çocuklar büyüyüp, yurt dışına gidecekleri zaman da Ragıp bey çevresini kullanarak rahat etmeleri için tüm bağlantıları onlara sağladı. Mine hanım Ragıp beyi bir ağabey olarak görüyordu, Makbule’den sonra ikinci kardeşim diyordu her zaman. Onca yıl Makbule hanım onları ablasından çok dinlemiş olsa bile, onun Manisa’ya gittiği her dönem zamanları denk gelmemiş tanışamamışlardı. Makbule hanımın evden ayrılmasından bir yıl önce Ragıp bey, derneğin bir etkinliğinde Makbule hanımı görüp, beğenince Mine hanım da bunu kardeşinin kurtuluşu için bir fırsat saymıştı. Kardeş gibi oldukları için Ragıp beyle, eşlerinin de sağlığında yaşanan her şeyi konuşuyorlardı. Bu yüzden Ragıp bey başından beri Makbule hanımın yaşadıklarından haberdardı. Mine hanımın da kardeşi için ne kadar üzüldüğünü biliyordu. Uzaktan uzağa, Ayşenur’a sahip çıktığı ve onca yıl ona öz annesinin yapacağından fazlasını verdiğini ve sırf çocuk üzülmesin diye yaşadıklarına rağmen ona tek kelime etmemiş olmasını takdirle karşılıyordu.

Aslında henüz Makbule hanıma tam olarak açılamamış bile olsa durum Makbule hanımın sandığından çok farklıydı. Mine hanım kardeşinin Ragıp beyle konuşmak istemeyişini anlıyordu ama yine de istemişti ki her şeyi ikisi konuşsunlar. Ragıp bey arayıp da olanları anlatınca da her şeyi ona kendisi anlatmaya karar verdi.

Ragıp beyin eşi de öldükten sonra kimsesi kalmamıştı, her zaman çok rahat bir hayat yaşamışlar, çok güzel de bir evde oturmuşlardı. Ancak onun da hayatı sona erdikten sonra tüm bu güzel yaşantının mirasını bırakacak kimsesi yoktu. Makbule hanım ve Ayşenur’un hikayesini de bildiği için Mine hanıma, kız kardeşi ile nikah yapabileceklerini ama bunun karı koca olacakları anlamına gelmeyeceğini söylemiş, Mine hanım da baştan biraz şaşırsa da düşününce bunun Makbule hanım için çok iyi olacağına karar vermişti. Tabi kabul ederse. Ragıp bey, nikah olmasa da mirasını ona bırakabileceğini söylüyordu ama o zaman Makbule hanımın düşeceği durum, kızı ve kendi için utandırıcı bir hikayeye sürüklenebileceği için nikah en iyisiydi. Aynı evde bile oturmalarına gerek yoktu. Mine hanım o öldükten sonra Makbule hanımın kızıyla rahatça yaşayabileceği bir evin yeterli olduğunu söylese de, Ragıp bey kaderin bir araya getirdiği bu anne kızı mirasçısı yapmaya karar verdiğini söyledi.

Ayşenur’un evde olmadığı bir zaman bunları ablasından dinleyen Makbule hanımın şaşkınlığı, Mine hanımınkinden büyüktü.

“Olur mu canım öyle şey! Adam ne demeye bize bırakacak mirasını Allah Allah! Gitsin bir hayır kurumuna bağışlasın!” dedi hemen.

“Makbule gurur yapacak zaman değil, bu sadece senin değil kızının da kurtuluşu demek! Bak artık olanlara dayanamıyorsun. Kızını da bırakmak istemiyorsun? Bu Remziye cadısı iliğinizi kurutacak sizin, kocanda bu aptallık olduktan sonra! Ayrıca tamam sen sözünü tuttun görevini de yaptın? Daha neyi bekleyeceksin? Sanki bir karı kocalığınız olmuş gibi bu sadakatte neyin nesi? Senin ekmeklerini yediğinden daha çoğunu aldı senden bu insanlar!”

MAKBULE HANIM VE RASİM BEY EVLENMEDEN ÖNCE OLANLAR

Nimet o akşam Rasim beye kendini eve bıraktırmış, tüm cilvesine ısrarına rağmen Rasim beyi eve sokmayı başaramamıştı. Rasim bey aklı Makbule’sinde, Nimet’tin dediklerine bile bir anlam yüklemeden eve geri gelmişti. Remziye hanım, Rasim bey eve girer girmez, olanları duymak için hevesle beklese de, kardeşinin her zaman ki salaklığı ile kızı sadece bırakıp gelmiş olmasına gıcık kapmış olsa da, daha ilk sefer görüşme olduğundan Nimet’in Rasim’in kalbini de aklını da çeleceğinden emindi.

Nimet bu arada bir türlü karısından boşanmayan sevgilisine rest çekmiş ve başkası ile evleneceğini söylemişti. Eğer kısa zamanda verdiği sözleri tutmazsa da onu unutması gerekiyordu.

İlk görüşmede aşkı alevlendiremeyen Remziye hanım ve ahbabı, Rasim ile Nimet’in yeniden baş başa görüşmelerini sağlamak için yeni planlar yaptılar. Nimet’in evinde sürekli bir aksilikler çıkıyordu. Perdesi düşüyor, banyo musluğu bozuluyor, oluyor da oluyordu. Tabi tek başına kızcağız erkek işlerine de koşturamadığından, Rasim bey gibi iyi yürekli ve sözde becerikli bir erkeğin desteğine ihtiyacı vardı.

“Oğlum git takıver kızın perdesini, bak gecenin bu vakti kalmış öyle! Karşıdan adamlar çeler çeler bakıyorlarmış içeri!”

“Anne apartmanın görevlisi falan yok mu bana ne ya! Bu saatte ne işim var benim bekar kadının evinde!” dese de Rasim bey ablasının çenesinden bıkıp sonunda kalkıp her işe gidiyordu. Akşam gitmeye direndiği için ablası çoğunluk gündüz gönderiyordu Nimet’in işlerini halletmeye. Rasim beyin her gelişinde Nimet annesinden öğrendiği için onun en sevdiği şeyleri yapıyor, yemeğe kalması için ısrar ediyor, Ancak Rasim bey iş neyse yapıp hemen kaçıyordu. Bu işin böyle olmayacağına karar veren Nimet, Remziye hanımla kendi akrabasına danışmadan kendi planlarını uygulamaya karar verdi. Rasim beyle dışarılara çıkacak, sosyal medyasına koyacaktı ki o sevgilisi olan adam da iyice kıskanıp, elini çabuk tutsun.

Rasim bey, Nimet’in ayak işlerine koşturmayı kayda değer bile görmediğinden Makbule hanıma hiç bahsetmiyordu. Kötü bir niyeti olduğundan değil, aklına gelmiyordu. Aklında Nimet yoktu ki!

Sonunda Nimet bir akşam evde sigortanın attığını ve karanlıktan çok korktuğunu söyleyerek Rasim beyi aradı. Rasim oflaya puflaya açtığı telefonda kızın söylediklerini dinleyince, az kalsın ahbabına gidip kalmasını söyleyecekti ki, kardeşinin Nimet ile konuştuğunu fark eden Remziye hanım hemen devreye girdi.

“Alayım buraya getireyim madem!” dedi Rasim yine oflaya puflaya ve çıkıp gitti.

Ancak işler sandığı gibi gitmedi. Nimet korkudan tir tir titreyerek kapıyı açtı ve deyim yerindeyse Rasim beyin üzerinde atıldı. Rasim bey onun kollarından zorla kurtulup, hazırlanmasını onu kendi evlerine götüreceğini söyleyince, de genç bir kızın evde iki erkek varken onlarda kalmasının doğru olmayacağını söyledi. Ama Rasim beyin geldiğini kimse görmemişti, eğer o gecelik, yarın elektrikçiyi çağıracaktı zaten kalmayı kabul ederse minnettar olurdu.

(devam edecek)

Yorum bırakın