Son Oyun – Bölüm 54

Alev göz yaşları içinde, Taha’ya gerçekleri anlattıktan sonra yanından ayrılırken, “Bir anlamı kaldı mı senin için bilmiyorum ama hayatım boyunca bir tek senin yanında insan olduğumu, sevilebileceğimi anladım. Her şey için özür dilerim ama bir tek bunun için gerçekten çok teşekkür ederim!”

O arabaya doğru yürürken, Taha dinlediklerinin şokunu atlatmaya çalışıyor olsa da Alev’in teşekküründe ne kadar samimi olduğunu anlayabilecek belki de tek insan olduğunu hissetmişti. Alev’i sırları sonradan ortaya çıksa da, gencecik bir çocuğun ölümüne neden olsa da gerçekten tanıyan tek kişi olduğunu, kendisi de sırlar saklasa da aynı şeyi de Alev için söyleyebileceğini biliyordu.

Emniyetten çıktığında oyuncu ekibini bıraktığı yerde bekler bulunca yanlarına gitti “Neden burada olduğumu bilmiyorum demiştim ya az önce!” dedi mırıldanır gibi, “Aslında biliyorum. Biri tökezlediğinde, yaşanan iyi şeyleri yok sayabilecek biri değilim ben. Yaptığının doğru olduğunu söylemiyorum. Cinayete teşebbüs etmek bile cezasız kalmaması gereken bir suç. Ama burada olmayı ona borçluyum. Birini sevmekten hata yaptığı için vazgeçemeyiz.”

Herkesin gözleri dolmuştu, Taha’nın cezası bitene kadar da Alev’i bekleyeceğini ve karşılıklı yaralarını sarmaya devam edeceklerini anlamışlardı.

“Zor bir karar!” dedi Havin, “Ama sanırım benim başıma gelse, hemen değilse de sonunda ben de böyle yapardım!”

Grubun devamından bir yorum gelmedi. Taha acıyla gülümsedi Havin’e bakıp, “Hepiniz hiç bir nedeniniz yokken bu olaylarda öyle özverili davrandınız ki, bundan sonra ne olursa olsun yollarımızın daima kesişmesini umuyorum.”

“Hocam biz sizinle devam etmek isteriz!” dedi Enes, “Oyuna da, hayata da!”

“Açıkçası ben bir süre her şeyden ve herkesten uzak kalmak istiyorum. Alev’i savunması için eski bir dostumu aradım.” derken Nina’ya baktı gülümseyerek.

“Cemile hanım mı?” dedi Nina hemen.

“Evet. Sizler bu oyunda benim dostlarımı sahneye taşırken onlardan bir eksiğiniz olmadığını gösterdiniz bana. Hayat gerçekten tuhaf bir oyun!”

Alev’in ifadesinin ardından, Kaya, Taha gibi kolayca salıverilmemiş, bir süre daha emniyette göz altında olmasına karar verilmişti. Suça doğrudan iştirak etmiş değildi ama Taha’nın tüm olayı telefonda anlattığı Cemile, daha emniyete gelip Alev’in ifadesini okumadan, onu taciz, tehdit ve suça azmettirmeyle suçlayacaklarının altını çizmişti. Alev onun hakkındaki sırları ona karşı kullanmadığı ve toplum gözünde Alev’e zarar verecek çok özel bir sırrı açık edebileceğini üstü kapalı olsa da belli etmişti. Bu Alev’in Ogeday’ı öldürdüğünü ve Kaya’yı öldürmeye teşebbüs ettiği suçunu hafifletmiyordu elbette ama onun bu olaylardaki payı da göz ardı edilmemeliydi. Kaya’nın bir süre daha emniyette tutulma nedeni Cemile’nin hazırlayacağı ayrı dava dosyası değildi ama Nejat Komiser onun olayla bağlantısı tam olarak netleşene kadar göz altında kalmasını uygun bulmuştu.

Katilin bulunduğu haberi basında duyulmaya başladığından Taha daha fazla orada durmak istemediğini belirtip ayrıldı yanlarından. Tüm bu süreç yaşanırken göz önünde olmak istemediğinden nereye gittiğini açıklamak istemiyordu ama gençlerle bağlantı mutlaka kuracak ve dava sürecinde de Alev’in yanında olmak için ortaya çıkacaktı.

Taha’yı nasıl teselli edeceklerini bilemedikleri için arkasından baktılar bir süre sessizce, “Gerçekten çok zor bir durum!” dedi Su ağlamaklı bir sesle. Hepsi Alev’in yaşadıklarından çok etkilenmişlerdi.

“Artık dönmek zorundayız!” dedi Altan.

“Peki biz ne yapacağız şimdi?” diye sordu Volkan arkasından.

“Taha hocadan haber bekleyeceğiz! Belki de bu macera burada bitmiştir!”

Hepsi derin bir iç geçirerek eşyalarını aldılar ve İstanbul’a dönmek için terminale döndüler. Birlikte başladıkları ve aralarında sıkı bir bağ oluşturan bu macera şimdilik sona ermişti.

Aysel hanım Nina’yı neredeyse saat başı aramaya başladığından, İstanbul’a döndüklerinde Nina hemen eve geçmek zorunda kaldı. Enes, Taha hocayı öylece tek başına bıraktıkları için çok üzgündü ama hocanın yalnız kalma isteğine de saygı duymaları gerekiyordu. Altan, Havin’in çok hırpalandığını düşündüğü için onu hemen eve götürdü. Belki bir süre, belki de hiç bir zaman oyuna devam edemeyecekleri için ailesini geçindirmek için bir iş bulmak zorundaydı. Ailesi onlara yeterince destek olmuştu ve onlardan daha fazlasını isteyemezdi. Artık baba olacağına göre bu sorumluluğu taşıması gerekiyordu. Havin’in bu yaşananlar üzerine ve bebek doğmadan önce çalışmasını kesinlikle istemiyordu. Su yurtta kalma süresi sona ermek zorunda olduğundan ailesinin yanına dönmek zorundaydı. Artık İstanbul’da kalmak için üretecek bir bahanesi kalmamıştı. Ailesi güncel haberlerle hiç ilgili olmadığından, Ogeday Tunç haberlerine denk gelse bile bunun Su’nun dahil olduğu organizasyonla bir ilgisi olduğunu fark etmemişti bile. Biraz para biriktirmiş olsa da, umduğu gibi kız kardeşini ameliyat ettirecek bir parası yoktu henüz ve ailenin yanında döndüğünde de neler yaşayacağından çok emin değildi. Volkan onunla evlenmek istiyordu ama bu yaşanan olaylar yüzünden planladığı gibi evlilik teklifi yapamamıştı. Su yurtla ilişkisini kesip, memleketine dönmeden mutlaka teklifini yapacaktı, henüz ailesi ile de konuşacak fırsat bulamadığından, onlarla hızlıca konuşup, Su ile tanıştıracaktı. Bu planı Enes ve Altan bilseler de, kızlar birbirine söyler diye anlaştıklarından seslerini çıkarmamışlardı.

Bir kaç gün sonra Taha’nın asistanından atölyede buluşmak için bir mesaj aldılar. Taha’nın geri döndüğünü düşünüp heyecanlansalar da, oraya gittiklerinde asistandan sadece hocalarının selamını alabildiler. Taha çocukların bu oyundan kazanmayı planladıklarını ve buna gerçekten ihtiyaçları olduğunu düşündüğünden, asistanını arayıp, sadece İstanbul için salonlarla görüşüp, yeni bir plan hazırlamasını istemişti. Turnelere devam etmeseler de planlandığı sayıda oyunu İstanbul’da sahneleyebilirler ve Taha’nın asistanı ile yola devam edebilirlerdi.

“Hoca bize katılmayı düşünmüyor mu?” diye sorduklarında “Hayır!” cevabını aldılar. Hocaları ve kendi hayatlarındaki düzeni korumak için bu oyuna devam etmeye hayır diyecek durumları yoktu. Yurtta daha fazla kalamayacağı ve ailesine bir açıklama yapmak zorunda olduğu için bir tek Su’nun durumu belirsizdi. Asistan onlara bir kaç gün düşünme süresi vereceklerini o sırada da salonlarla anlaşmalara devam edeceklerini söyledikten sonra atölyeden ayrıldı.

Volkan artık beklememesi gerektiğini düşündüğü için grup dağılmadan önce herkesin içinde cebinden çıkardığı yüzükle Su’nun önünde diz çöktü. Bunun olmasını yürekten dilese de Volkan’dan hiç bir teklif gelmeyince içinde bir burukluk yaşayan Su göz yaşlarını tutamadı. Onun ağlayarak “Evet!” dediği sırada grupta en çok burukluk hisseden kişi Nina’ydı. Havin ve Altan’dan sonra Su ve Volkan’da evlenince, sıra onlara gelmiş gibi tuhaf bir durum ortaya çıkmıştı ama onların ilişkisinde evlilik ile ilgili herhangi bir konuşma bile yapılmadığı gibi annesi Enes’i istemediği için teklif gelse bile ne yapabilecekleri belli değildi. Öte yandan Volkan’ın evlilik teklifi şimdilik Su’nun İstanbul’da kalmasını garantilemiyordu. Ailenin istemeye gitmesi, Su’nun ailesinin ikna olması gerekiyordu. Olsalar bile henüz nikah yapılmadan ikisinin İstanbul’da kalmalarına onay vermeyecekleri gibi, apar topar bir nikahı da muhtemelen kabul etmezlerdi.

“Bizimle kalabilirsin!” dedi Havin hemen, “Hamilelikte benim de bir dostun desteğine ihtiyacım olur! Değil mi Altan?” dedi hemen kocasına bakıp, sonra “Altan yetersiz olduğu için değil elbette!” diye ekledi.

“Tabi ki kalabilir!” dedi Altan, “Şu anda en uygun biziz zaten bunun için!”

“Çok teşekkür ederim ama size yük olmak istemiyorum” dedi Su, “Zaten önce ailemle konuşmam gerek!”

Her durumda Su yurtla ilişkisini kesip memlekete dönmek zorundaydı ve bunun için de çok zamanı kalmamıştı. Oyuna devam etmek için ailesini ikna edebilir miydi ya da kalmak için bir bahane bulabilir miydi bakacaktı.

“İşe girdiğini söyleyebilirsin?” dedi Nina, “Yurttan ayrılacağını da söylemek zorunda değilsin? Zaten gelip seni ziyaret etmiyor kimse!”

“Olabilir!” dedi Su, Volkan’ın teklifini beklemediği için mutluluktan kafası karışmış ve bu konu için daha önce hiç bir plan yapmamıştı.

“Hocaya da bir teşekkür etmemiz gerek, yine o kaosun içinde bizi düşünmüş.”

Hep birlikte bir fotoğraf çektirip, hocalarına teşekkür ederken, Su ve Volkan’ın müjdesini de verdiler.

“Her şeye rağmen mutlu haberler duymak güzel!” yazan bir cevap geldi Taha’dan.

(devam edecek)

Yorum bırakın