Son Oyun – Bölüm 53

“Bu hepimiz için bir son oyunmuş meğerse!” dedi Taha derin bir iç çekerek, “Ogeday, Alev ve benim için, Alev ve benim için zaten öyle olması gerekiyordu ama oyunun ama her şey sarpa sardı gördüğünüz gibi!” dedi Alev’in Ogeday’ı nasıl ve neden öldürdüğünü anlatmadan önce.

Alev, Kaya ile beraber olduğu dönem boyunca, elindeki bilgileri onun yararına kullanırken her zamankinden daha ileri gitmişti. Bunu neden yaptığını kendisi de açıklayamıyordu ama Kaya’nın pisliğini etrafındakilere kolayca bulaştırabilen bir manipülasyon yeteneği vardı. Alev aptal bir kadın değildi ama duygusal ilişkilerde hırslarını ve hislerini kontrol etmekte zorlanıyordu. Taha ile beklemediği bir mutluluğu yakalamış olmasının nedeni, hayatında ilk defa birinin onu hırslarından arındırıp, sadece kendisi gibi olma şansı vermesiydi. Hayatı boyunca elindeki bilgiler yüzünden hem ezilmemek, hem de kullanılmamak için mücadele etmek zorunda kalmıştı. Başkalarının sırlarını elinde tutarken, aslında en çok kendi sırlarını korumak istediğini kimse bilmiyordu. Kaya birlikte olduğu dönemde yaptıklarının ortaya çıkmasının sadece kendine değil, ona da zarar vereceğini biliyordu ama yine de Taha ile birlikte olduğunu öğrendikten sonra onlara olan hırsından kendine de zarar vermeyi göze alamamıştı. Bu yüzden de Alev’in elindeki sırlara gerek olmadan onu alt etmenin yollarını aramaya başlamış ve uzun süren bir çabadan sonra da onu kendince tehdit edip, huzursuz edecek başka bir bilgiye ulaşmıştı. Alev ve Taha ilişkisinde kendi geçmişi ile sırlar saklayan sadece Alev değildi.

Kaya’nın öğrendikleri Alev’in yıllardır kendine bile unutturmaya çalıştığı türdendi. Sadece öğrenmiş olması ve öğrendiğini Alev’e söylemesi bile yıllardır onarmaya çalıştığı tüm yaralarını kaldırmış, Taha ile kuracakları yeni hayatın arifesinde onu sarsmaya yetmişti. Taha, Alev’in anlattığı tüm detaylara girmeden bu konuyu özetlemekle yetinmek istiyordu. Bir katil de olsa, sırlara saygısı eksilmemişti ki zaten cinayetle bu sırların detayları doğrudan ilişkili değildi.

Alev henüz on iki yaşındayken öz babasının tacizlerine maruz kalmış, sonunda ondan hamile kalınca, annesi durumu fark etmişti. Kızını kocasından korumak yerine, ailesine ve etrafa rezil olma düşüncesinden daha çok çekindiği için çocuk doğana kadar babası ile işbirliği yapıp, Alev, eve hapsetmiş, hiç bir hijyen veya koruma ortamı sağlamadan kızını evde kendi doğurtmuştu. Henüz on üç yaşında babasının tecavüzüne uğrayıp, aylarca tutsak edildikten sonra acılar içinde doğum yapan Alev’in şoku üzerindeyken, sırf kendi bozuk psikolojisi ile onu cezalandırmak için sobanın kızgın maşasını etlerine değdirerek onu tehdit etmiş ve doğurduğu bebeği kendi elleriyle yastık bastırarak ona boğdurtmuştu. Babası tüm bu olaylar olana kadar olana bitene sessiz kalıp, bebeğin boğulduğunu anlayınca evi terk etmiş, Alev’i annesinin sürüklediği kaderi ile baş başa bırakmıştı. Kızına tecavüz edip, onu hamile bıraktığını herkese söyleyemediği, karısı da bebeği kızına boğdurttuktan sonra sessizliğe gömülüp, Alev’i de öldürmekle tehdit ettiği için olay ailenin dışına hiç çıkmamıştı. Ta ki Alev’in bunlar yaşanırken evde olan ablasının, bir yıl sonra evden kaçarak evlendiği kocasının ailesine durumu anlatana kadar. Aile kendi gelinlerinin ve adlarının da bu pisliğe bulaşmaması için ablasının yalvarmaları ile Alev’i annesinin elinden almış, annesi de olaylar açığa çıkmasın diye kızını alıkoyduklarına dair bir şikayette bulunamamıştı. Alev ablasının kaçıp gittiği insanların iyiliği sayesinde bir yıl ara verdiği okuluna yeniden başlamış, onu kurtaran aile ve ablası da olmak üzere kimseyle bu olay hakkında tek kelime konuşmamıştı. Kurtarılmış olmak onun yaşadıklarını unutturamadığı, büyük bir utanç ve vicdan azabı ile kıvrandığı için okuyup, babası ve annesi gibilere cezalarını vermek için yemin etmişti.

Üzerinden yıllar geçip, bir daha hiç konuşulmadığı halde, Kaya, Alev’in görüşmediği ablasının izini bulmuş, onu kurtarmış olmalarına rağmen, Alev’in bu utancı ve vicdan azabını hatırlattıkları için uzak durduğu aileye nankörlük ettiğini düşünen ablası da, Kaya’nın gönderdiği kadına her şeyi anlatıvermişti. Ailesinin ve kız kardeşinin yaptıkları yüzünden kaçıp gittiği bu iyi ailenin yanında yüzünün yere eğildiğini düşünen abla, yıllardır içinde tuttuğu bu sırrı para karşılığında gelen kadına anlatmıştı. Aslında Kaya’nın amacı, Alev’in ablasının ağzından kullanabileceği bir bilgi olup olmadığının peşine düşmekken, hiç ummadığı büyük bir sırla karşılaşmış ve ablayı, oldukça yüklü bir miktar parayla ödüllendirmişti bu bilgiye karşılık. Abla içinse bu onu ve kardeşini himayelerine alıp koruyan aileye ödenecek bir borçtu. Kız kardeşi kendini kurtardığı halde, maddi durumları çok iyi olmayan ablasına ve ailesine kuruş yardım etmediği gibi onları görmeze gelmeyi tercih ediyordu. Tam bir nankördü. Oysa Alev, babasının onu taciz ettiği gibi önce ablasını taciz ettiğini ama sonradan gözünü yaşından önce serpilen Alev’e dikince onu rahat bıraktığını kimseye anlatmamıştı.

“Kaya bunları açık etmekle tehdit etmiş onu?” dedi Nina elinde olmadan, “Bunda onun bir suçu yok ki!”

“Tehdit etmemiş!” dedi Taha, “Alev bu bilginin onda olmasına tahammül edememiş!”

“Kaya bunu her türlü kullanabilirdi zaten!”

“Bana anlatabileceğinden korkmuş, kendi bebeğini boğduğunu bana söyleyeceğinden!”

“Ogeday niye o zaman?” dedi Volkan, “Ona mı söylemiş Kaya?”

“Hayır, Alev bizim Adana’ya gelmemizden bir kaç gün önce haber almış Kaya’dan. Aklına onu yok etmekten başka bir şey gelmediğini söylüyor. Kontrolü tamamen kaybetmiş ve Mersin de acelesi olmayan bir işi bahane ederek, onu öldürmeye gelmiş. Aslında ilk planı onu biz gelmeden önceki gece bir şekilde öldürmekmiş ama aksilikler olmuş gelememiş, ben Ogeday ile konuşacağımı ona mesaj atınca da, benim şahidimin Ogeday olacağını ve kimsenin Kaya’nın katili olacağımı düşünmediğini planlayıp, Kaya’yı takip etmiş gizlice gelip.”

“Ve yanlış kişiyi vurmuş!” dedi Enes

“Evet, Ogeday için tam o sırada orada olacağımı, Ogeday’ın ilk önce Kaya ile bahçede konuşacağını hesap edememiş, onu gideceği yemek için otelden çıkarken vurmak istemiş sadece. Korku, panik, karanlık Ogeday’ın ölümüne neden olunca da, kendi bebeğini boğduktan sonra genç bir çocuğun hayatını alınca daha fazla saklayamamış ve bana itiraf etti. Sonra da beni bırakıp, gelip teslim oldu işte!”

“Siz de peşinden geldiniz!”

“Evet!”

“Neden peki?” dedi Havin yine duramayıp.

“Bilmiyorum!” diye yanıtladı Taha ve o sırada telefonu çaldı, arayan Nejat Komiserdi, Alev’in sorgusu sona ermişti. Taha ve Kaya yeniden ifade için çağrılıyorlardı.

“Evet!” diyerek ayağa kalktı Taha ve başka bir şey söylemeden ağır ağır merdivenlerden çıkıp, emniyet binasına girdi.

“Çok acayip bir olay!” dedi, “Kadına acıyayım mı yoksa kızayım mı bilmiyorum!”

“Bence Alev onu öldürmeyi önceden planlamıştır zaten ama bu son olay tuz biber olduğu için kontrolü kaybedip harekete geçmiştir!” dedi Enes, “Kaya gibi bir adamın ikisine de bu kadar kini varken onları emekli de olsalar rahat bırakmayacağı açık değil mi?”

“Evet ama Ogeday’ın ölümünden Kaya sorumlu olmayacak şimdi ve hoca ile kadının hayatı mahvolurken o hayatına devam edecek!”

“Alev’in babası ile annesi gibi değil mi?” dedi Nina iç çekerek.

“Evet onlara ne olmuş acaba?”

“Bence kalanını yakında basından öğreniriz! Davanın gizli yürütüleceğini sanmıyorum!”

“Ben üzüldüm!” dedi Havin eli ile karnını tutarak. Altan sarıldı ona sevgiyle, “Artık bir şeye üzülmeni istemiyorum, bu dedektifçilik oyunu bitti artık”

“Küçücük bir kız kendi bebeğini annesinin zoruyla boğuyor düşünebiliyor musun?” diye devam etti Havin, çok etkilenmişti Alev’in hikayesinden.

“Düşünmek istemiyorum, senin de düşünmeni istemiyorum!” dedi Altan, “Lütfen bunun üzerine düşünmeye başlama hemen!”

(devam edecek)

Yorum bırakın