Son Oyun – Bölüm 51

Geç saate kadar konuşup ne yapacaklarına karar veremeyince hepsi odalarına çekildi ama odalarda ikili konuşmalar sabaha kadar devam etti. Hiç biri Taha hocaya zarar verecek bir şey yapmak istemiyor ama aynı zamanda da şüpheli pozisyonundan kurtarmak istiyorlardı Öte yandan bu fotoğraftaki araba ne kadar inanmak istemeseler de hocalarının gerçekten katil olabileceği şüphesini de içlerini düşürmüştü. Kaya o kadar sinir bozucu bir adamdı ki, belki de Taha hoca içinde biriken öfkeyi elinde olmadan Ogeday’a boşaltmıştı.

Bu fikre en çok direnen Enes’di.

“O gece Ogeday kendi geldi hocanın yanına, ne yani hoca ona senin otelinin bahçesine gel mi dedi öldürmek için! Ancak yakalanmak isteyen böyle bir plan yapar. Yakalanmak istiyor olsaydı da çok tan itiraf ederdi zaten, neyi beklesin!”

“Belki polis de tam olarak böyle düşünür diye de düşünmüş olabilir. Taha hoca katil olacağına inanılacak biri değil, Ogeday ile aralarındaki bağı da bilmeyen yok. Öldürüldüğü gece başka yerde olmaktansa orada olmak onu daha az şüpheli gösterir diye düşünmek aptallık değil bence. Başka yerde olsa daha çok şüphe çekerdi!” dedi Nina

“İyide söylediği yerden onu nasıl vurmuş olabilir, ikimiz gidip gördük orayı.”

“Bunda da sen haklısın ama belki Taha hoca Ogeday’ı oraya çekti Alev’de tetiği çekti ya da başkası!”

“Elini vicdanına koy Nina, hocanın katil olduğunu söylüyor mu sana?”

“Hayır!”

Havin, fotoğraftan herkesten önce hocaya bahsetmeleri gerektiğini düşünüyordu.

“İyi de diyordu Altan, ya çok güvendiğimiz hocamız gerçekten bu suça ortaksa ve bizim olayı çözdüğümüzü düşünüp, Ogeday gibi bizi de ortadan kaldırmaya karar verirse ne olacak?” diyordu Altan, hamile karısını ve bebeklerini düşünmek zorundaydı o. Polis zaten bu olayı çözerdi. Artık hocanın da istediği gibi bırakıp gitmeliydiler, “Bu bizim işimiz değil!” dedi son olarak.

Su ve Volkan hoca ve Alev’in iş birliği yapmış olabileceğinden en az şüphe duyanlardı. Onlara göre bu olay ya gizlice iki sevgilinin buluşma planına denk gelmişti. Talihsiz bir şekilde ya da Alev anlaşılmaz bir nedenden Ogeday’ı ortadan kaldırmaya karar vermişti ki bu da hiç akıllarına yatmıyordu.

Sabah yorgun gözlerle kahvaltı ederlerken, Altan, “Bizim işimiz suçluyu bulmak değil. Elimizdeki bir delil ise onu nasıl kullanmamız gerektiğini düşünüyoruz aslında. Bu da bizim işimiz değil. Enes için bulduğumuzu nasıl komisere verdiysek bunu da verip, gidelim buradan!” dedi oldukça ciddi bir sesle ve arkadaşlarının yüzlerine bakarak onay aradı.

Masada kimsenin içine sinmiyordu bunu yapmak, delili polise verdiklerinde Taha hoca doğrudan baş zanlı olacaktı.

“Ya da görmeze geleceğiz!” dedi Enis, “Bu fotoğrafa rastlamamış gibi yapacağız!”

“Resepsiyon da çalışan kıza fotoğrafın olayla ilgili olduğunu belli ettik, ortaya çıkmaya karar verir de bizim de bunu bilip sakladığımız ortaya çıkarsa doğrudan iş birliği yapmış gibi oluruz ki hocaya bağlılığımız bizi doğrudan buraya sürükler.” dedi Havin eliyle karnını tutarak derin bir iç çekti.

“Offf!” dedi Nina “Aşağı tükürsek sakal, yukarı tükürsek bıyık!”

“Hoca suçlu çıkarsa diye korkuyoruz!” dedi Altan yeniden araya girerek, “Ama genç bir oyuncuyu öldürmeye iş birliği yapmışsa da onun arkasında duracak mıyız?”

“Elbette hayır!” diye atıldı Volkan hemen.

“O halde hocanın bu delil sonucu başına ne geleceği adaletin işi bizim değil! Komisere fotoğraftan bahsedip gitmeliyiz!”

“Adam masumsa ya ne olacak?” dedi Enes, “Onu baş şüpheli pozisyonuna sokup, adaletin aklamasını bekleyeceğiz. Aklandı diyelim, o delili bizim verdiğimizi bilecek, yüzüne nasıl bakacağız!”

“Ogeday travması iki!” dedi Nina da.

“Bence hocaya bahsedelim!” dedi Su, “Bunun içimizi de en rahatlatacak hocamıza da saygısızlık etmeyecek yolu bu! Onu Taha hocaya gönderelim, bir şey yazmamıza gerek yok, çekildiği yeri ve tarihi de altına yazalım. Denk geldik sizinle paylaşmak istedik diyelim yeter!”

“İş birliği yapmışsa kaçmayı düşünür doğrudan ya da itirafı, altımızı birden öldürecek hali yok!” dedi Volkan onu destekleyerek.

“Yedi!” dedi Havin, “Hatta sekiz, fotoğrafı bilen diğer iki kızı da unutma!”

“Ha! ha! Adan doğrudan seri katil olarak noktalar kariyerini!” diyerek sinirleri bozuk bir kahkaha attı Enes, “Doğrusunu söylemek gerekirse geceden beri konuştuğumuz fikirler arasında en yakın olduğum fikri bu benim de. Ona kaçma şansı tanımız oluruz katilse de, o kadarını ona borçluyuz. O katil ruhlu bir adam değil. Hiç birinizi tehlikeye atmamak için de fotoğrafı ben yollar, sizlere hiç bahsetmediğimi söylerim! Böylece sadece beni bilir!”

“Hayır!” dedi Nina hemen.

“Onun bir katil olduğuna inanmadığını söylemiştin!” dedi Enes kaşlarını kaldırıp.

“Söylemedim ama benim iç sesim gerçek makinası değil!”

“Bence Enes haklı, eğer hocaya fotoğraf atılacaksa bunu o yapmalı. Çünkü hoca ona hepimizden çok güveniyor. Onun iyiliğini istediği için attığını bilir!” dedi Altan.

“Hayır!” dedi Havin bu kez, “Hocayı riske atmak istemiyor olabiliriz ama bunun için içimizden birini asla feda edemeyiz!”

Masada bir sessizlik oldu yine.

“Eğer iş birliği yaptılarsa” dedi Volkan, “O zaman hocadan çekinmesek bile Alev’den çekinmemiz gerekebilir. O kadın cidden insanı strese sokacak biri.”

“Tabi eğer Ogeday’ın ölümünde parmakları varsa!” dedi Su, “Ya yoksa ve sadece aşıkların kendilerini gizlemek için planladıkları bir buluşmaysa!”

“Şimdi fotoğrafı komisere verirsek, hocaya ihanet etmiş oluyoruz. Hocaya verirsek ve o iş birlikçiyse, kendimizi riske atmış oluyoruz. Hoca iş birlikçi değil, Alev katilse, hocanın hayatını karartmış oluyoruz. İkisi de iş birlikçi değilse, böyle bir risk olduğundan haberleri olmasını sağlamış oluyoruz. Eğer fotoğrafı saklarsak ve ortaya sonradan çıkarsa biz iş birlikçisi oluyoruz!” dedi Nina yazılımcı olduğu günlerden gelen düşünce yapısıyla.

Masada herkes başı ile onayladı.

“En masum çözüm Taha hocaya yollamak ve ikisinin de iş birlikçi olmadıklarını ummak o zaman!” dedi Enes

“Antalya’ya yanlarına gidip konuşalım!” dedi Su bu sefer.

“Kendimizi iyice hedef mi yapıp sunalım mı?” dedi Altan hemen itiraz ederek.

“Hocaya yollayalım!” dedi Havin, “Ondan gelecek tepkiye göre davranırız. Eğer suçlu olduğunu açık edecek gibi davranırsa, hemen polise de veririz, kendimizi koruma altına alırız!”

“Ne yapacak polis bize koruma mı verecek?” dedi Altan.

“Tanık koruma programına dahil olabiliriz!” diye güldü Nina ama Havin’in sert bakışlarını görünce sustu hemen.

“Ben hocaya söyleyeceğim!” dedi Enes, elindeki peçeteyi masaya bırakarak, “Sizin haberiniz olmadığını da ekleyeceğim, başka çözümü yok bunun!”

“Ogeday’ı öldürdüklerini varsaysak bile bir cinayeti daha göze alamazlar, bu insanlar profesyonel katil değil, öfkeliler en çok!”

“Evet!” dedi Havin, “Senin bildiğini bizim bilmediğimize zaten inanmaz!”

“Benim bilmediğime hiç inanmaz!” dedi Nina da.

“O zaman ben söylüyorum, oylama yapalım!” dedi Enes.

Herkes isteksizce elini kaldırdı.

Enes telefonunu çıkardı cebinden ve fotoğrafı ekleyerek aşağıdaki mesajı yazıp arkadaşlarına da onaylattı.

“Hocam biz araştırmalarımız sırasında birinin telefonundan da aşağıdaki fotoğrafı bulmuştuk ancak siz Adana’ya geri gelene kadar bu fotoğraf dikkatimizi çekmemişti. Fotoğrafı çeken kişi olay gecesi cinayetin işlendiği otelin yakınlarında bir sokakta bulunan restoranda yemek yemiş. İlk önce sizinle paylaşmak en doğrusu geldi. Çok sevgiler, Enes.”

Mesajı herkes onayladı. Nina’nın uyarısı ile fotoğraftaki kızların yüzlerini ve bedenlerini tanınmamaları için iyice boyadılar. Hiç değilse onları tehlikeye atmamış olacaklardı böylece.

“Alev hanım hocanın telefonunu karıştırıyor mudur?” dedi Su merakla.

“Sen benimkini karıştırıyor musun?” dedi Volkan gülerek.

“Elbette hayır!”

“Ama o kadın sırlar uzmanı, kesin yapıyordur, karıştırmıyor doğrudan takip ediyordur!” dedi Havin.

(devam edecek)

Yorum bırakın