Volkan ve Su’nun konuştuğu sandviççinin sahibi, masada fotoğraf çeken çift yeniden gelince hemen Volkan’ı aramıştı. Zaten uzaklarda olmayan Su ve Volkan adam arar aramaz hemen koşup oraya gittiler. Adamın telefonundaki fotoğraflardan birinde Enes’in yüzü açık bir şekilde görünebiliyordu. Muhtemelen Taha’yı yolun karşısında gördüğü sıralarda çekilmişti. Bir saniye sonra çekilse ya başını çevirecek ya da hareket eden taksinin peşine hamle yapıyor olacaktı. Çift çektikleri fotoğrafın bir soruşturmada delil olarak kullanılacağını duyunca bundan pek hoşlanmadılar ama Su’nun tatlı dili ve güler yüzü sayesinde, ertesi gün onlarla buluşup, telefonu Nejat komisere göstermeyi kabul ettiler. Bu arada Volkan fotoğrafı kendi telefonuna da aktarıp, adamın numarasını kaydetmeyi ihmal etmedi.
Enes’in cadde üzerindeki fotoğrafı aynı anda grubun hepsine gidince, hepsinin yüzünde aynı rahatlama gülümsemesi yayılmıştı. Volkan fotoğrafı aynı zamanda Taha hocaya da gönderdiği için o da çocukların araştırmaları sonuçsuz kalmadığı için sevinmişti.
“Umarım işe yarar ve Enes zanlı olmaktan kurtulur!” yazdı cevap olarak.
“Sıra siz de hocam!” yazdı Volkan hemen, “Bu işin peşini bırakmıyoruz!”
“Belki de bir dedektiflik oyunu yazmalıydık beraber!” yazarak bir gülen yüz gönderdi Taha. Bu çocuklara kalbinde sıcaklık hissetmesinin boşa olmadığını biliyordu. Yaşadıkları onca şeye rağmen hepsi de içlerini temiz tutmayı başarmış, umutları olan pırıl pırıl çocuklardı. En ufak bir destek gördüklerinde çabucak teslim oluyorlardı. Bu açıdan Taha’ya o kadar benziyorlardı ki, Taha elinde olmadan kendini bulduğu herkesi onarma ihtiyacı hissediyordu.
“Polis bu çocuklar kadar azimli değil demek ki!” dedi Alev fotoğrafı görünce, “Sence bu bir delil olacak mı?”
“Neden olmasın, çekildiği telefon belli, çekildiği yer belli, çeken belli! Dijital bir inceleme ile gerçek olduğu, çekildiği saat ortaya çıkacaktır!”
“Enes seni korumak için her şeyi yapacak gibi duruyor biliyorsun!”
“Sen yoksa onun katil olacağını mı düşündün?” dedi Taha şaşkın şaşkın
“Hayır onun katil olmadığını biliyorum ama bir an önce bu dosya kapansın istiyorum artık!”
“Alev, Enes katil çıksa sevinecekmişsin gibi konuşuyorsun şu an!”
“Sana yalan söyleyecek değilim!” dedi Alev gözleri dolarak.
Taha onun bu son olaydan bu kadar sarsılmasına çok üzülmüştü, bir adım ötede onları bekleyen güzle hayatlarının ellerinden kaçıp gitmesinden o kadar korkuyordu ki. Belirsizlik ve şüphe devam ettiği sürece rahatlayamayacağı açıktı.
“Ne olması gerekiyorsa o olacak!” dedi Taha, sevgiyle sarılıp, “O güzel hayatımızda geçmişe bakıp, gülemeyeceğiz belki bu günler için, Ogeday’ı gerçekten çok özleyeceğim ama birlikte atlattığımız için mutlu olacağız”
“Emin misin?” dedi Alev sesi titreyerek.
“Çok eminim! Açık bir alanda işlenmiş bir cinayetin sorumlusu uzun süre saklı kalamaz, mutlaka bir gören, bir duyan, bir görüntü çıkacak, göreceksin! O katil Enes değil, ben de değilim! Her kimse yakında bileceğiz!”
Alev cevap vermeden bıraktı başını Taha’nın omuzuna.
Ertesi gün fotoğrafı çeken çift söz verdikleri gibi geldiler emniyete, görevli memur telefonu incelemek üzere el koydu. Fotoğraf izinsiz değil, tesadüf eseri çekildiği için delil sayılabilecekti. Ancak yine de Enes’i orada gören bir tanık ifadesi ile desteklenmesi daha etkili olurdu.
“Bir haber daha bekliyoruz!” dedi Havin hemen, “Otel çalışanlarından biri, dün izinli olduğu için yüz yüze konuşamadık!”
“Enes’i gördüğünü mü söylüyor!”
“İnşallah!” dedi Havin henüz konuşmadıkları için bir şey diyemiyordu.
Telefonu getiren çift, henüz yolun başında ve tanınmaya yeni başlamış oyuncularla diğer telefonları ile fotoğraf çekildikten sonra, komiserin de uyarısı ile soruşturma bitmeden herhangi bir yerde konu ile ilgili bir şey paylaşmamaları söylenerek gönderildiler. Ertesi gün gelip telefonu alabileceklerdi.
Enes ve Nina’nın, Havin’in bahsettiği çalışan hakkında fikirleri olmadığından, Havin emniyet binasından çıkınca hızlıca, Enes’i beğenen resepsiyon görevlisinden bahsetti.
“Parlaklığın nihayet işe yarayacak!” diyerek güldü Altan.
“Kız bu gün gelecek miymiş?” dedi Nina hemen.
Altan ve Havin onaylayınca da öğlen geleceği söylenen kızı görmek için otele gittiler hep birlikte.
Bu arada telefon kayıtlarından, Taha Adana’dan ayrılmadan önce Alev ile yaptığı son görüşmenin, Alev de Adana’dayken yaptığı ortaya çıktı. İfadelerinde ikisi de bundan bahsetmedikleri için Nejat komiser onları yeniden ifadeye çağırdı.
Taha, Ogeday gözlerinin önünde öldükten sonra kafası çok dağıldığı için, Alev ise konunun içine çok girmiş olmamak için bu detayı söylememişlerdi. Komiser aradığında Taha katilin bulunmuş olma olasılığını aklına getirirken, Alev işlerin daha da sarpa sarabileceğini düşünüyordu. Emniyetten gelen aramaya, ertesi gün erkenden yola çıkıp geleceklerini bildirdiklerinden, o gece her zaman yaptıkları gibi karanlıkta birbirlerine sarılıp oturdular uzun uzun.
Tüm bunlar yaşanırken, Benan ve Taha’nın asistanı da birer kez daha ifadeye çağrılmışlardı ve tabi Kaya da. Soruşturma dosyasını tamamlamadan önce, Nejat komiser, belirlediği isimlerle son bir kez daha konuşmak istiyordu. Cinayeti işleyen olmasa da, Taha’nın azmettirici olabilme ihtimali, Kaya’dan daha fazla gibi görünüyordu ama bu sadece bir görüştü ve henüz bir delil bulunamamıştı.
Nejat komiser ertesi gün, Alev ve Taha’yı ayrı ayrı ifadeye aldı. Taha hiç tereddüt etmeden sevgilisinin Ogeday’ın başına gelenlerden sonra, onu merak ettiği için Adana’ya geldiğini ama kafası dağınık olduğu için bunu söylemeyi atlamış olabileceğini itiraf etti.
Nejat komiser, Alev’in olay olduktan sonra neden Adana’ya geldiğinden çok neden Mersin de olduğunu sorguluyordu. Evinden ele geçirilen onca kayıt ve belge, Alev’in görünen işinden daha derin bağlantılara sahip olduğunu gösteriyordu. Topladığı bu kayıtların hepsi programına konu olacak türden şeyler değildi. Ancak bunu bir şeyin peşinde düştüğünde önüne ne çıkacağını bilmediğini bazen kendisinin bile görmek, bilmek istemediği şeylerle karşılaşmak zorunda olabilmekle açıklıyordu. Elbette eline bir şekilde geçen bu kayıtları arşivliyordu. Ancak komiserin sandığı gibi bunları kendisi ya da başkalarının çıkarlarını sağlamak için kullanmıyordu. Tabi ki insanlar bu kayıtların onun elinde olduğunu öğrenince kendiliklerinden bazı tavizler veriyorlardı ama bu bir tehdit değil, onların takdirleri ile gerçekleşiyordu.
“Bunları neden polisle paylaşmayı düşünmediniz?” sorusuna ise, işim için bana bilgi sağlayan insanlara ihanet edemeyeceğini, bunun onları açığa çıkarmak olduğunu ve bazılarının bu yüzden hayatlarının olumsuz etkilenebileceğini söyledi. Elindeki kayıtları polis herhangi bir dava için istemiş olsa tabi ki verirdi ama böyle bir şey de hiç olmamıştı. Onun elinde bu türden bilgiler olduğu bir sır olmadığı gibi Alev’in yaşamını da riske attığını kimse inkar edemezdi. İnsanlar elde ettiği bilgileri herkesle paylaşmadığı için ona güveniyorlardı. Karşısına aldığı onca insan için elinde koz tutmanın da yasal olarak suç olmadığı açıktı.
Alev, o kadar soğukkanlı ve hızlı cevap verebiliyordu ki, mesleğinden ötürü söylediklerinin ne kadarında samimi olduğunu anlamak zordu.
Taha geri döndükleri için oyuncuları ile de görüşmek istemişti, ilişkileri artık gizli olmadığından buluşmaya Alev ile birlikte gitti. Alev buna pek gönüllü olmamış, Taha’ya o öğrencileri ile vakit geçirirken onun otelde dinlenebileceğini söylese de, ruh hali bu kadar dalgalıyken, Taha onu tek başına bırakmayı kesinlikle kabul etmemişti. Ayrıca seçimlerini birlikte yaptıkları ve başından beri Taha’dan dinleyerek tanıdığı bu genç yeteneklerle yüz yüze tanışmasını istiyordu. Onlar Alev’i, hocalarının sevdiği kadın olarak göreceklerdi, ne kadar yorgun ve dağılmış olduğunu eleştiremeyecek kadar olayların içindelerdi zaten.
(devam edecek)