Son Oyun – Bölüm 47

“Ben bu Alev’e hiç ısınamadım!” diyordu Su sürekli, “Bence bu kadın Taha hocaya hiç iyi gelmiyor. Enerji vampiri gibi bir şey!”

“O da ne demekmiş?”

“Yani işte biriyle vakit geçirirsin sonra da tüm enerjin çekilmiş gibi hissedersin ya! Bir şey yaşanmamış olsa da! Enerji vampiri deniyor onlara!”

“Sen Alev hanımla vakit mi geçirdin ki?”

“Hayır da yani! Volkan Allah aşkına bak diğerlerinin yanında söyleyemem de, bence Ogeday’ın ölümünde o kadının parmağı var!”

“Nasıl?”

“Şöyle, Kaya’dan ayrılmasına neden olan bir genç kadın oyuncu değil mi? Taha’nın etrafındaki oyuncuları, -biz de dahiliz!- sürekli kıskanıyor olması lâzım değil mi?”

“İyi de Ogeday kadın değil ki?”

“Ya tamam değil de hoca herkese kalbini açan bir adam, Ogeday’ı de ne kadar sevdiğini biz bile anladık!”

“Kıskançlıktan birini öldürse, Kaya’nın onu aldattığı kadını öldürürdü!”

“Evet, zaten ben Ogeday’ı öldürmek istediğini düşünmüyorum. Kaya Perçin’i öldürmek istemiş olabilir!”

“Kadın Mersin’de olduğunu ispatlayabiliyor o gece güzel sevgilim!”

“Biliyorum ama işte içimden bir ses böyle söylüyor benim!”

“İçindeki sese söyle şimdi Enes’i ve hocayı kurtarmamız gerek ve delil olmadan hislerle bunu yapamayız! Ayrıca hislerin lütfen sadece benim için işlesin!”

Havin, Su kadar yumuşak bir yapıya sahip olmadığı için Altan araya girmese otel çalışanların yakalarına yapışıp silkeleyecekti ağızlarından laf almak için. O saatte resepsiyonda çalışanlardan bir tanesi, birlikte görev yaptığı kız arkadaşının Enes’i beğendiği için, o lobide görünür görünmez gözlerini ondan ayıramadığını söyleyince, Havin “İyi ki bu işi Nina ve Enes’e vermemişiz!” dedi alaycı bir gülümsemeyle.

Kız, otele yerleştiklerinden beri Enes’e kendini göstermek istiyor ama başaramıyordu. O fark etmeden de sürekli fotoğraflarını çekiyordu. Arkadaşı, eğer Enes ile onu kısacık olsa da görüştürmeyi kabul ederlerse, kızın telefonundaki fotoğrafları onlara göndermeyi kabul edeceğini söyledi.

Havin tam “Ne saçma bir şey!” diyecekti ki, Altan, “Eğer Enes’in o gece otelde olduğunu kanıtlayacak bir delil bulmalarına yardım ederlerse, Enes ile bir akşam yemeği ayarlayabileceklerini söyledi!”

Havin gözlerini devirse de onun elini sıkarak karışmamasını ima etmeye çalıştı. Arkadaşı Enes’e deli gibi aşık olan resepsiyon görevlisi bu teklifi hemen kabul etti.

“Bir kere onun gizlice resimlerini çekmeleri bile suç!” diye hırladı Havin, resepsiyon görevlisinin yanından uzaklaştıklarında, “Ayrıca Nina bunu nasıl karşılayacak sence?”

“Sakin olur musun?” dedi Altan tatlı tatlı gülerek, “Ona baş başa romantik bir yemekten bahsettim mi?”

“Nasıl yani?”

“Enes için bize kanıt bulmaları için bir ödül koydum sadece ortaya ve eğer gerçekten bulurlarsa o zaman hep beraber bir yemek yiyebiliriz değil mi? En çok Enes’in yanında bir sandalye kapabilirler!”

“Çok çocukça bir fikirmiş ama umarım işe yarar!” diye güldü Havin, sevdiği adamın tatlı suratına bakıp.

Enes ve Nina, Kaya ve ekibinin kaldığı otel ve çevresinde araştırma görevini üstlenmişlerdi. O yüzden günün tamamında diğerlerinden uzak birlikte dolaşıyorlardı. Otel Ogeday’ın ölümünden sonra mühürlendiği için çalışanlara veya otelin içine erişme şansı yoktu ama otopark ve bahçe girişi açıktı. Önce Ogeday’ın vurulduğu yeri gidip gördüler, alan naylon şeritlerle çevrilmişti.

“Onu otelden dışarı Kaya çıkarmış diyordu Taha hoca!” dedi Enes

“Evet tam da bu noktaya getirmiş, sanki kolayca vurulmasını ister gibi!”

“Yani herhangi bir yerde kendi başına veya başkaları yanındayken vurulabilecekken ne diye salak gibi kendisi varken yapsın ki?”

“İlla o yaptı demiyoruz ki zaten!” diye yükseldi Nina, “Biz Kaya’yı değil, seni ve hocayı aklayacak bir şey bulalım yeter!”

“Keşke Ogeday ölmeseydi. O zaman belki gördüğü bir şeyleri söyleyebilirdi! Belki de katilini görmüştür!”

“Nasıl görecek, sırtından vurulmuş zavallı! Katil Kaya ile konuşurken değil de hemen sonrasında ateş etmişse, o zaman ikisini izlemiş olmalı bir yerlerden!”

“Yan binalardan bile olabilir!”

Komiser Nejat’ta tam olarak benzer şeyler düşündüğü için balistik sonucunda çıkan silahın modeline göre ateş edilebilecek her yeri tespit etmiş, oralarda katilin bıraktığı izleri bulmaları için görevliler göndermişti. Otelin hemen yan tarafında, malzeme indirmek için ayrılan yol, Ogeday’ın vurulduğu sırada ateş etmek için en uygun alan gibi duruyordu. Ağaçlara rağmen kameriye ve etrafı o açıdan net bir şekilde görünüyordu. Karanlıkta kullanılmayan depo kapılarının önüne dolaşmak, Ogeday’ı takip etmek isteyen biri için zor değildi. Oradan kasıtlı olarak ateşlenmiş bir silahı tutan kişi, Ogeday’ın o saatte orada olacağını ya önceden bilmeli ya da sürekli onu takip edip, en uygun anın o olduğuna karar vermiş olmalıydı. Her durumda katilin Ogeday’ı takip ederken izler bırakmış olması muhtemeldi. Bir izmarit, cebinden düşürdüğü herhangi bir şey, ayak izi veya benzeri bir başka şey. Komiser katilin profesyonel biri olduğunu da düşünmüyordu silaha susturucu takılması bile akıl edilmemişti. Etrafta biraz daha dikkatli birileri olsa, sese bakarken, silahın ateşlendiği noktayı kolayca görebilirdi. Otelin yan tarafındaki kameraların açısı deponun hemen önüne yönlendiği için, yoldan gelebilecek herhangi birini çekememişlerdi.

İkinci gece Su ve Volkan, ayak üzeri sandviç yenilen küçük bir işletmenin kamerasında, dükkanın önündeki küçük masalardan birinde, sırtlarını otele vererek kendilerini fotoğraflayan bir çift görünce, dükkan sahibine o müşterileri tanıyıp tanımadığını sordular. Fotoğrafı çeken genç çift, adamın devamlı müşterilerindendi, isimlerini ve evlerini bilmese de, sık geldikleri için onları gördüğünde fotoğrafı sorabileceğini söyledi.

Akşam otelde buluştuklarında, “İyi de bir daha ne zaman gelecekler kim bilir?” dedi Nina, Enes çok gergin olduğu için gerginlik ve karamsarlık kolayca ona da bulaşmıştı. Annesi de durmadan arayıp onu gerdiğinden, umudunu giderek kaybetmeye başlamıştı. Tam kendini kendi girdabından kurtarıp, hayatının aşkını bulduğuna inandığı sırada başlarına gelenleri kaldırmakta ve hatta anlamakta zorlanıyordu.

Havin ve Su, Enes’in de çok gergin olduğunu bildikleri için ellerinden geldiğinde Nina’yı sakin tutmaya çalışıyor ve Enes diğerleri ile konuşurken onu ayırıp, sürekli telkinlerde bulunuyorlardı.

“Enes korkuyor biliyorum!” diyordu Nina, “Ben de korkuyorum!”

“Hepimiz korkuyoruz ama korkularımıza yenik düşüp dikkatimizi dağıtamayız öyle değil mi?”

“Havin haklı, biz bu işi çözeceğiz! Size söz veriyorum!”

Üç kız birbirine sarılıp, yeniden sevgililerin yanına dönüyor ve hararetli bir şekilde elde ettikleri bulguları masaya yatırmaya başlayan erkeklere katılıyorlardı.

Alev ve Taha, Antalya’da ki evde gözlerden uzak kendilerini toparlamaya çalışırken, İstanbul’da birlikte yaşadıkları evler de aramalar tamamlanmış bir çok şeye el konmuştu. İkisinin de evin temizliği ile ilgilenen yardımlarında anahtarları olduğundan, gidip bulunmayı tercih etmemişler, yardımcı kadınlar, polisin işi bitene kadar bekleyip, onlar gidince ortalığı yeniden toparlamışlardı.

Alev’in hazinesi olan bir çok belge ve kayıt da bu aramada ele geçirilmiş ve emniyete incelenmek üzere götürülmüştü.

“Polis benim kozlarımı kendisi için kullanacak değil herhalde!” diyerek gülmüştü sinirleri bozuk bir şekilde Alev.

Neredeyse Taha’dan çok dağıldığı için, Taha kendini unutup, her zaman ki koruyuculuğu ile sevgilisini her şeyin güzel olacağına ikna etmeye çalışıyordu.

“Hayatım boyunca birileri elimden mutluluğumu çaldı benim!” diyerek ağlamaya başlıyor, “Seni kaybetmek istemiyorum!” diyerek ağlama krizine giriyordu Alev. Hatta bazen Taha’ya her şeyi bırakıp, yanlarındaki eşyalarla yurt dışına çıkıp gitmelerini söylüyor ama Taha bunun mümkün olmadığını ama özledikleri hayatın yakın olduğunu söyleyerek onu ikna etmeye uğraşıyordu.

(devam edecek)

Yorum bırakın