Adana gösterisi için herkes elinden geleni yaparak performansı tamamladı. Ne kulis de, ne de öncesinde kimsenin yüzü gülmüyordu. Taha ne kadar moral vermeye çalışsa da, kendi morali de çok bozuk olduğundan, pek etkisi olmuyordu.
Nejat komiser, tüm oyuncuları sonradan ortaya çıkan tanıdık ifadeleri doğrultusunda yeniden ifadeye çağırmıştı. Enes’in ortalık yerde Ogeday ve Kaya için söyledikleri, Taha’nın ekibindeki teknisyenler tarafından tanık ifadelerine geçmişti. Sorunlu bir geçmişi olan Enes polisin tecrübelerine göre, suç işlemeye yatkındı. Taha ile kurduğu duygusal bağ herkes tarafından doğrulanıyordu.
“Evet bunları söyledim!” dedi Enes ifadesinde, öfkesini kontrol etmekte zorlanıyordu, “En çok nefret suçu işlemiş olabilirim ama katil değilim! Hayatımı zar zor ayakta tutarken neden bunu yapayım!”
“Hocanızın onayını almak için olamaz mı?”
“Hocamın onayını almak için en sevdiği öğrencisini öldürecek kadar salak birine mi benziyorum sizce?”
“Ogeday’ı değil ama Kaya’yı öldürmek hiç istemediniz mi?”
“Kaya Perçin ile benim bir sorunum yok, Ogeday Tunç ile de öyle. Ölmesine gerçekten üzüldüm. Ben kimseyi öldürmedim, öldürmem de!”
“Ogeday Tunç sizin rakibiniz değil miydi? Hem duygusal olarak hocanızla kuvvetli bir bağı vardı hem de rakip bir oyunda size karşılık gelen baş rolü oynuyordu!”
“Yani siz bana daha oyunculuğa başlar başlamaz, kendimi tecrübeli ve başarısını kanıtlamış bir oyuncuya rakip gördüğümü ve onu öldürmeyi planladığımı mı söylüyorsunuz. Öyleyse sektörde öldürmem gereken daha epeyce isim var. En son ben kalana kadar değil mi?”
Enes sorgusu bitip arkadaşlarının yanına döndüğünde iyice gerilmişti, “Bana sorarsanız bu Nejat denilen herif delinin teki! Orada bile değildim ben!”
“Bence herkesi sıkıştırıp, panikletmeye çalışıyor!” dedi Havin
“Bence de, diye onayladı Altan. Hepimizin katil zanlısı olabileceğine dair psikolojik bir kılıf uydurmak mümkün.”
“Enes’in o saatte orada bile olmadığı ortaya çıkacak bence!” dedi Volkan, “Bence Enes’i dışarıda görmüş birileri mutlaka vardır. Neden biz de bunun peşine düşmüyoruz. Yeni tanıklar bulunabilir!”
“Dedektifçilik mi oynayalım diyorsun?” dedi Nina, sevdiği adamın başına bir şey gelmemesi için her şeyi yapmaya hazırdı.
“Bence yapalım!” dedi Havin, “Sadece Enes değil, Taha hoca hepimiz için yapalım!”
“Yapalım!” dediler hep birlikte, sonuçta altı kişiydiler, hepsi birbirinden ve Taha hocadan emindi. Ekiptekilere bir şey söylemeden kendi araştırmalarını yapabilirlerdi. Taha, Adana oyunundan sonra sıradaki oyunları bir süre ertelemeyi uygun görmüştü. Adana performansı yorgun ve moralsiz oldukları için hepsini çok zorlamış, ayrıca sosyal medyada çıkan saçma sapan yorumlar, haddini aşmaya başlamıştı. Ogeday’ın başına gelenin arkasındaki gerçek ortaya çıkana kadar herkesin dinlenmesini daha uygun bulduğunu açıklamıştı.
Ekibin kalanı, ifadeleri gerektiğinde İstanbul emniyetine gidebileceklerini komiserden öğrenince, İstanbul’a dönmeyi tercih etse de, altı dost bir süre kalıp, önce aklanması daha kolay olan Enes’in orada olmadığına dair tanık bulup, beraberinde de Taha hocayı aklamak için bir yol düşüneceklerdi. Hocanın Alev ile ilişkisinin ortaya çıkmış olması durumu iyice beter bir hâle sokmuştu.
“O kadını hiç sevmem!” demişti Su hoca onlarla konuştuktan sonra, “Taha hoca gibi birinin böyle soğuk ve kötü ünü olan bir kadınla ne işi olabilir?”
“Hoca hakkında bilmediğimiz çok şey var!” demişti Volkan da o zaman, “Adam kapalı kutu olduğu için belki de bilmediğimiz çok daha fazlası vardır!”
İlk anda bu yorumu yapmış olsa da, aslında o da hocanın katil olabileceğine hiç inanmıyordu. İkili gruplara ayrılıp, Enes için tanık bulma peşine düşmeye karar verdiler. Cinayet çok geç bir saatte işlenmediği için caddede açık olan dükkanlar olmalıydı. Mutlaka polis de bunu düşünüp araştırma yapmıştı ama içlerini rahatlatmak için bir kez de onlar araştırmaya karar verdiler. Ayrıca otel çalışanları Enes’i otel içinde dolanırken görmüşlerdi ama belki dışarıda taksinin peşinden bakarken de görmüş olabilirlerdi. Hatta belki Taha hocayı götüren taksici bile görmüş olabilirdi. Polis taksi şoförünü bulup ifade almıştı zaten ama onlar ifadelerde ne olduğunu tam olarak bilmedikleri için kendi araştırmalarını, kendi bildikleri kadarı ile yapmaya karar verdiler.
Altan’ın babasının İzmir Emniyetinde tanıdıkları vardı. Soruşturma hakkında açık bir bilgi veremese de en azından ne yönde ilerlediğini öğrenebilir belki diye onunla görüşecekti.
Aysel hanım başından desteklemeyip, sonradan ikna olduğu bu oyunculuk konusunda bu son olaylarla kaygı seviyesi arttığı için yine fikir değiştirmiş, ayrıca katilin Enes olabileceği konusuyla da kızının başının etini yemeye başlamıştı. Nina, oyunlara ara verildiğini geri gelmesi için tutturmaması için annesine söylememeyi tercih etti.
“Enes suçlu bulunursa, ben veya bizden birileri de yardımcı olmaktan suçlu bulunabiliriz anne!” dedi en son sinirle telefonda
“Sen niye suçlu bulunuyormuşsun acaba? Karısı değilsin bir şeyi değilsin! Polis sizi bırakır bırakmaz hemen eve dönüyorsun!” diye çıkışmıştı bu defa Aysel hanım.
Altan, Havin’i yormak istemediği için onlar oteldekilerle konuşma işini üstlenmişlerdi. Hamilelikten olmasa da stresten halsiz düşmeye başlamıştı Havin. Enes ve hocalarını umursamıyor olsalar karısını bir dakika daha o stresli ortamda tutmak istemezdi ama şimdi gitmeyi ne Havin kabul eder, ne de o dostlarını yarı yolda bırakabilirdi.
Geve açık olan dükkanlarla konuşma ve taksicileri araştırma işini Volkan ve Su üstlenmişlerdi. Konuştukları herkese Enes’in bir fotoğrafını göstereceklerdi. Enes sonuçta otelin önünde başka bir yere gitmemişti, etraftaki hiç bir kamerada görüntülenmemiş olması çok saçmaydı ama o kısacık zaman diliminde sokakta çalışan kameraların açısına girmemeyi başarmıştı bir şekilde.
“Yani bunun için uğraşsam yapamam herhalde!” diye başlayıp, şansına saydırıyordu.
Alev ilişkileri ortaya çıktığı için artık Taha’nın yanında görünmekten çekinmiyordu. Zaten basın ve sosyal medya olur olmaz yorum ve haberlerle çalkalanırken, bundan sonra söylenecekleri umursamayacağını söylemişti Taha’ya.
“Bu olayın bizi ayırıp, ayırmayacağı bile belli değilken, senden uzak durmak istemiyorum!” demişti ağlayarak.
“Ben katil değilim, böyle söyleyip durma!” demişti Taha da elinde olmadan gerilip. Zavallı Ogeday’ın acısını bile yaşayamıyordu üzerinde kurulan baskı yüzünden. Onun ölümüne mani olabilir miydi diye suçluyordu kendini sürekli.
“Karanlıkta gelen bir kurşunu durduracak sihirli güçlerin olmadığına göre bir şey yapamazdın. Üstelik sen benden daha kaderci bir adam oldun her zaman. Bunun da onun kaderi olduğunu düşünüp, kendini rahatlatamaz mısın?”
“Hayır rahatlamam!” diyordu Taha’da, “Gencecik bir insanın anlamsızca öldürülmesine karşılık orada olup hiç bir şey yapamamış olmayı kendime açıklayamıyorum!”
“Kaya’nın çok düşmanı var, hedefin Ogeday olduğunu sanmıyorum!”
“O düşman listesinin başına taşıdı şimdi bu cinayet bizi!”
Alev ve Taha’nın ilişkisine dair haberler de diğer her şey gibi hızlıca yayıldı internette.
Volkan ve Su otelin yakındaki işletmelerle konuşmaya başlamışlardı. Bazı işletlemeler kamera kayıtlarını görmelerine izin vermese de, bir kaç tanesi özellikle Su’nun gözleri dolarak bunu dostları için yaptıkları hikayesini dinleyince izlemelerine izin vermişlerdi. İlk gece hepsi ile konuşup dolaşamadıkları için bir kısmını ertesi güne bıraktılar. Taha, Alev ile İstanbul’a dönerlerse daha çok göz önünde olup yıpranacaklarını söylediğinden. İkisi komisere ve çocuklara haber verip, Antalya da Alev’in bir akrabasının yazlık evine gitmişlerdi. Gençlerin kendi araştırmalarını yapmakta ısrarlı olduklarını görünce, bir kaç gün daha otel masraflarını karşılayabileceğini ama sonrasında bu işin peşini bırakıp evlerine dönmelerini istediğini söyledi. Turneler yeniden başlayana kadar hiç değilse yarım maaşlarını ödemeye devam edecekti. Her şey yoluna girdikten sonra ise kalan paralarını alabileceklerdi ve şimdilik elinden bu kadarı geliyordu.
(devam edecek)