Son Oyun – Bölüm 44

Alev ve Taha ancak cenazeden önce evde bir araya gelebilmişlerdi. Taha o kadar yorgun ve bitik görünüyordu ki Alev onu nasıl teselli edeceğini bilemedi.

“Ne olur şu duygusal bağ konusuna girme! Başka bir şey istemiyorum!” dedi çaresizce.

“Hayır! Yapmayacağım. Çok üzgünüm gerçekten, böyle olmasını hiç istemezdim!”

“Ben de ama oldu bir kere. On dakika geç gitmiş olsaydım hiç biri başıma gelmeyecekti. Ogeday beş dakika erken gelmiş olsa, belki onu kurtarabilecektim. Aklım almıyor, kim onu öldürmek ister!”

“Sen de vurulabilirdin!” dedi Alev sıkıntıyla, “Fanatik bir hayran bile olabilir! Biliyorsun, silah sahibi olmak o kadar kolay ki artık, insanlar sosyal medya hesaplarında kahve paylaşır gibi paylaşıyorlar!”

“Bir insanın canını almak, keyif için hem de öyle mi? Ogeday kimsenin gıcık gideceği biri değildi!”

Cenazeye birlikte katılamayacakları için ayrı ayrı çıktılar evden.

Altan’ın ailesi ve Aysel hanım da duymuşlardı haberi, çocukların Adana’da olduklarını biliyorlardı ama onlardan haber alana kadar konuya bu kadar dahil olduklarını fark edememişlerdi.

“Taha hoca mı? Yok canım, daha neler?” diyordu Aysel hanım, “O adam öğrencisini öldürecek kadar kötü biri olamaz. Soğukkanlı bir katil mi? Yok hayatta inanmam!”

“Biz de inanmıyoruz zaten, ayrıca Ogeday beyden rahatsızlık duyacağı bir durum da yoktu! Bir gece önce tanıştık anne!” dedi Nina gözleri dolarak, “Onun gözlerine baktık, bize gülümsedi ve sonra gidip öldü ya!”

“Tamam! Ne yapalım, herkesin alacağı nefes belli, polis sizi işin içine karıştırmasın da! Hay Allah! Nereden bulaştınız bu işlere?”

Nevra hanım ve eşi de Havin için endişelenmişlerdi daha çok, “Yavrum Havin’i getir bize bırak sen git oyna oyununu” diyordu Nevra hanım telefonda, “Kızın iki canıyla olanlara bak!”

“Anne, Havin olmadan oyuna nasıl devam edelim?” diyordu Altan tatlı tatlı

“Daha neyini oynayacaksınız ki?”

“Bizim oyuncumuz değildi ki Ogeday!”

“Hay Allah! Ne diyeceğimi de şaşırdım ben artık! İyi bakın birbirinize bizi habersiz bırakmayın sakın, televizyondan öğrenmeyelim her şeyi!”

Cenazede basından zar zor kaçarak, atölyede toplandılar yeniden. Akşam Ogeday’ın ailesinin evinde aile arasında bir mevlit okunacaktı. Ogeday’ın anne ve babası Taha hocayı her zaman sevdiklerinden, tüm söylentilere rağmen onu da davet etmişlerdi ama Taha hemen o gece Adana’ya geri dönmek istiyordu. Polis üzerine bu şüpheyi yerleştirmişken, huzur içinde, onun ailesiyle yüzleşmesi mümkün değildi.

“Hepimiz Adana’ya dönüyoruz!” dedi Taha kararlı bir sesle. Gözleri ağlamaktan kıpkırmızı olmuştu ama dik durmaya çalışıyordu. Hepsi dikkatlice onu dinlemeye başlamıştı, yorgundular ama hoca ne derse onu yapmaya da hazırdılar.

“Nejat Genç’i yakından tanıyan bir dostumla konuştum. Adamın tuttuğunu koparan, dürüst bir polis olduğunu söyledi. Çözemediği dava neredeyse yok gibiymiş. Sizler Kaya ve beni gibi olay yerinde değildiniz. Enes hariç hepinizin cinayet saatinde orada olmadığınız belli, Enes’in de kamera kayıtları falan bir şeyle söylediklerinin doğrulacağına eminim!”

“Hocam sizce kim öldürdü Ogeday’ı?” dedi Enes, öyle gergindi ki, kafasını zorla toplayabiliyordu.

“Bunu bulmak benim işim değil ama bu odadakilerden biri olmadığına eminim!”

“Kaya mı?” dedi Su saf saf.

“Kaya hırslı bir adam doğru ama kendi ayağına sıkacak kadar aptal değil! Eşyalarınızı zaten açacak vaktiniz olmadığına göre, iki saat sonra hepinizi yeniden burada görmek istiyorum, yola çıkacağız, oraya varınca oluşacak duruma göre yer değiştirebilirsiniz. Adana oyunu için yeni bir gün belirliyorlar, seyirci biletleri iade etmedi. Muhtemelen yarın ya da öbür gün olur.”

Hiç biri yeniden eve gidip, eşya eklemeyi düşünmediği için hoca atölyeden ayrılınca, orada beklemeye karar verdiler. Taha bir süre Alev ile görüşememe ihtimallerine karşılık yeniden eve gitmeyi tercih etmişti. Alev sıkıntı ile onu bekliyordu.

Nejat Genç, polisin ilk aşamada aldığı bütün ifade ve raporları gözden geçirmeye başlamıştı. Bundan ayrı ekibinden bir kısım da olaya dahil olması muhtemel herkesin hayatlarını inceleme altına almıştı. Görünüşte kimse Ogeday’ın düşmanı gibi görünmese de yıllar içinde hiç beklenmedik kişilerin bile katil olabileceğini öğrenmişti. Cinayetin her kim işlemişse işlesin, planlı olduğunu düşünüyordu. Katil ya da katiller, oyuncuyu takip etmiş ya da nerede olduğunu bilerek hareket etmiş gibiydiler. Ünlü insanların ne zaman nerede olduklarını tahmin etmek zor olmadığından işleri kolay olmayacaktı. Şimdilik kamera kayıtlarından bir bulgu çıkmamıştı. Balistik raporu çıkınca ateş edilen yer hakkında daha çok fikirleri olacaktı ama görünene göre, silahı ateşleyen kişi cadde tarafında durmuyordu. Bu da o sırada otelde bulunan herkesi şüpheli yapıyordu.

Kaya ve Taha arasındaki çekişme ve oyuncuların, Kaya’nın projesini tercih etmesi Taha’nın Ogeday’a bir öfke duymuş olabileceğini düşündürüyordu. Ayrıca biri onu öldürmek istemişse silahı tutan kişinin o olacağı anlamına da gelmiyordu. Taha belki de, Ogeday’ı o saatte orada tutmak için onunla otelin bahçesinde buluşmuştu. İfadelerden anlaşılan oydu ki Taha’dan başka kimse Ogeday’ın o saatte orada olacağını kesin olarak bilmiyordu. Tabi Kaya da benzer durumdaydı, Ogeday’a, Kaya’nın onunla konuşmak istediğini söyleyen ekip elemanı ile Taha’ya yakınlığı ile bilinen ve Ogeday’ın rakibi sayılacak Enes vardı bir de.

Ortada kesin kanıtlar olmadığı için yönetmen ve oyuncuları tutuklamak için şimdilik bir neden yoktu. Balistik raporunun o akşam üzeri çıkacağını haber alan Nejat komiser, yeniden Adana’ya dönen yönetmen ve oyuncuların yeniden ifadeye çağırılmak üzere en azından iki geceyi orada geçirmelerini tavsiye etti. Kaya ve ekibinin oyuna devam etme şansları yoktu. Bu yüzden Kaya ekibi geri getirmemişti, İstanbul’da kalan ekipten ifade için çağrılacak olan olursa haber verilecekti. Taha’nın ekibi ertelenen oyunu sahneleyeceklerdi, Taha da ekibinin başında duracaktı.

Nejat Genç ve ekibi henüz hiç bir yorum ya da suçlamada bulunmamışlardı. Onlar dışındaki herkesin, fikirleri ortada uçuşup duruyordu. Konuları olmadık yerlere sürüklemeye bayılanlar, sosyal medyada dedektifcilik oynuyor, kendilerince komplo teorileri üretiyorlardı. Konu ünlüler olduğunda herkesin dilinde dolaşmak kolaydı.

Taha kendi kafasını da dağıtmak için ekibini toparlamaya odaklanmıştı. Adana’da ki oyunda yaşananlardan dolayı kimsenin performansı düşsün istemiyordu. Ogeday’ın cinayeti ile her iki oyunun da adı uğraşsalar yapamayacakları şekilde duyulmuştu.

“Adam önümüzü kesmek için öğrencisini öldürttü resmen!” diye söylenip duruyordu Kaya.

“İyi de o zaman neden kendisi de bahçeye gelsin!” demişti onunla Adana’ya gelen Benan, “Taha hocayı tanımak için yeterli zaman geçirdim bence o buna cesaret edecek biri değil!”

“Ondan şüphelenilmesin diye gelmiştir. Eğer o sırada nerede olduğunu ispatlayamayacağı bir konumda olsaydı, daha çokşüphe çekmez miydi?”

“Ne yani onu bahçeye çağırıp, birinin onu vurmasını mı sağladı?”

“Olmayacak şey değil! Orada olursa sonucu da kendi gözleri ile görebilirdi”

“Tamam da Ogeday’ı niye öldürmek istesin! Öyle olsa sizi öldürürdü bence!”

Kaya öyle kin dolu bir ifadeyle baktı ki Benan’a, Benan ağzından kontrolsüz çıkan bu cümle için pişman olacağını anladı.

“Dua et o sırada kebapçıda olduğunu ispatlayabiliyorsun, yoksa senden de şüphe edebilirdim!”

Benan hışımla çıktı otel odasından.

“Taha hocayı tuzağa düşürmek için sen yaptırmadığın ne belli!” diye homurdandı kendi kendine. Burada kalıp da Kaya’ya destek oluyor görünmek sandığı kadar iyi bir fikir değildi belki de. Daha açmadığı eşyalarını almak için odaya dönüp, çıkış yapacağını resepsiyona bildirdi.

Gazete ve televizyonlarda, Ogeday’ın geçmişte çekilen görüntüleri ve röportajları yayınlanıyordu yeniden. Kaya’nın oyuna devam edebilmek için Ogeday’ın yerine acilen bir oyuncu bulup, hazırlaması gerekiyordu. Emniyetten haber gelene kadar o işi halletmek istediği için telefon görüşmeleri yapmaya başladı hemen.

(devam edecek)

Yorum bırakın