İkinci perde sona erip alkışlar başladığında Taha sahneye çıkarak oyuncuları ile sahnenin önüne yürüdü. Taha öne yürüyünce alkışlar da onlara yükselmeye başladı. Önde oturan seyirciler, Taha’nın ve gençlerin gözlerinin nasıl dolduğunu görebiliyorlardı. Nevra hanım ve Aysel hanımın gözlerinden de yaşlar iniyordu. Birbirlerinin ellerini öyle sıkı tutuyorlardı ki, kendi gözleri ile gördükleri bu onay ve beğeni alkışlarıyla hayatlarında ilk kez karşılaşıyor ve bu duyguyu ilk kez tadıyorlardı.
“Başardınız!” dedi Taha onların duyabileceği şekilde.
“Başardık!” diye mırıldandı hepsi birden, “Başardık”
Perde inmeye başladığında, Taha’nın öğrettiği gibi seyirciye saygıyla eğilerek, geri geri yürüdüler. İlk sahneleri olduğundan heyecandan birbirlerine sarıldıkları sırada, perde bir kez daha alkışlarla kalkınca, hepsinin sevgi ve heyecan dolu kucaklaşması seyircinin yüzünde kocaman bir gülümseme oluşturdu. Taha bir kez daha öğrencilerinin ellerinden tutup, sahnenin önüne geldiğinde, Berna ve Yusuf ile göz göze geldi kalabalığın içinde. Berna elleriyle ağzını kapatmış ağlıyordu, Yusuf başıyla ona selam verdi gülümseyerek. Bir tek onların anlayabileceği bir duygu girdabı yaşanmıştı onca seyircinin arasında.
Perde bir kez daha indiğinde Havin hıçkırıklara boğulduğu için Altan ona sıkıca sarılıp kulise götürdü. Enes, Nina’nın elini sımsıkı tutuyorken, kalbi o kadar hızlı atıyordu. Hepsi kendi başarılarının şaşkınlığını yaşıyorlardı.
“Haydi dikilip durmayın, seyirciniz sizi merak ediyor!” dedi Taha onları gülümseyerek.
Üzerlerini değiştirmeden hepsi hocalarının arkasından fuayede onları bekleyen kalabalığa yürüdüler ve seyirci alkışı ile bir kez da orada karşılaştılar. Taha elini kaldırarak kalabalıktan izin istedi ve kendisi ve ekibi adına herkese teşekkür etti. Uzatılan mikrofonlara kısa cevaplar verdikten sonra, “Biraz da seyircimizle konuşalım!” diyerek nazikçe mikrofonların arasından sıyrıldılar.
Aysel hanım hemen kızının yanına gelip, sevgiyle sarıldı.
“Gurur duydum, hepinizle gurur duydum!” dedi diğerlerine bakıp. Altan’ın ailesi de Havin ve Altan’ın etrafını sarmışlardı. Güntekin Soyarslan kameralar kapanmadan önce, Taha’yı tebrik ederek kameralara gülümsedi. O akşam basında ve sosyal medya hesaplarında Kaya Perçin’i delirtecek çok fazla fotoğraf ve beğeni yorumları yer alacaktı.
Alev, bir seyirci olarak Taha dahil gelip herkesle tokalaştı ve tebrik etti. Taha’nın gözlerindeki o parlaklığın yüreğindeki yansımasını en çok o anlıyordu. Kokteyl sona erene kadar hepsinin ayakları yerden kesilmiş olsa da, Taha’nın söylediklerini hatırlayarak mümkün olduğunca az konuşup, çok gülümsediler. Taha’nın asistanı bir buçuk saat sonra, gelip onları seyircilerden ayırdı ve kulise geri götürdü. Kalabalık dışarıda dağılırken, Taha, oyuncularını tek tek kendisi tebrik etti.
“Her defasında, daha iyi, daha iyi olacaksınız!” dedi, “Henüz dışarıda açıklamadım ama sanat hayatıma sizlerin bana hediye ettiğiniz bu başarı ile veda edeceğim!”
“Ne?” dediler hepsi hayretle, daha yola yeni çıkmışken ve kendilerine en iyi rehberi bulduklarına inanırken, birden bire duydukları bu veda sözü hepsini şoka uğratmıştı.
“Son Oyun son kez sahnelenene kadar beraberiz elbette, sonrasında da her zaman ağabeyiniz olacağım ama benim de artık yerimi gençlere bırakma zamanım geldi.
“Hocam biz ne yapacağız siz olmadan!”
“Bakın çocuklar, sizin ne bana ne de başkalarına şahsen ihtiyacınız yok. İhtiyacınız olan bizim birikimimiz, bilgimiz ki o da bize has değil, bu işe gönül koymuş, emek vermiş, hakkıyla isim yapmış her hocanız size benim verebileceklerimi hatta fazlasını da verir.”
“Kaya Perçin bile mi?” dedi Enes.
Taha güldü onun tepkisine, Enes’in onunla duygusal bağ kurduğunu ve onu üzme potansiyeli olan herkese gönlünü çoktan küstürdüğünü o da fark ediyordu.
“Herkesten öğrenilecek bir şey vardır, iyi veya kötü bunu sakın unutmayın!” dedi sadece.
“Hocam mümkünse ondan bir şey öğrenmeyelim!”
“Ya da şu eski öğrencilerinize bir soralım bakalım ne öğrenmişler!” dedi Havin.
“Duygularınızı ve sözlerinizi kontrollü kullanın. İnsanların sizin güzel duygularınızı evirip çevirip, çirkin bir hale getirip sunabileceklerini sakın unutmayın. Sahnede değilken olan bitene siz de seyirci olun. Seyircinizin sizi saygılı bir sessizlikle dinlediği gibi, sizde herkesi dinleyin. Yorum yapmaktan kaçının. Ogeday ve Benan ile kıyaslanacaksınız, karşı karşıya getirilmek de isteneceksiniz ki bunu özellikle Kaya yapacak. Siz onlarla yüz yüze bile gelmediniz. Bu piyasada rakip olacaksınız ama herkesi sanatınızla, kazanacağınız saygınlığınızla yenmenizi istiyorum!”
“Sizin gibi!” dedi Volkan ve diğerleri başlarını salladılar.
“Ailelerinizi sizi bekliyordur dışarıda gidin ve başarınızı sevdiklerinizle kutlayın!”
“Hocam siz de gelin bizimle!”
“Ben de başarımızı kutlayacağım merak etmeyin!” dedi Alev’in yanına gidip, sessizliği yaşamak istiyordu artık.
Ertesi akşam bir oyunları daha vardı, sonraki oyunlar için şehir değiştireceklerdi.
“Haydi gidin dinlenin, toparlanın! Kostümlerle ilgili yapılacak bir şey varsa arkadaşlara söyleyin! Yarın gösteriden iki saat önce hepinizi burada istiyorum!”
“Hocam bu akşam bize kendimize güvenince her şeyi başarabileceğimizi gösterdiniz!” dedi Altan.
“Ya ben sarılacağım!” diyerek Nina Taha’ya doğru yürüyünce, diğerleri de ona katılıp, Taha’yı sevgi çemberine aldılar.
Taha geçmişiyle kucaklaşıyor gibi hissettiği o an, küstüğü, üzüldüğü ne varsa timsali olan karakterlerin içinde o insanların temsil ettiği, özledikleri, hepsi bu çocukların bedeninde birleşmiş gibi sarmıştı onu. Gözleri dolu dolu oldu elinde olmadan, onun gözler dolunca, diğerlerinin göz yaşları hemen düştü yanaklarına.
“Gençlik güzel şey, bana da bulaştırmış oldunuz. Haydi bakalım daha veda etmedim. Hoca sözü dinleyin kaybolun şimdi!” diyerek kulisin kapısına doğru itti onları şaka yolu ve çocuklar el sallayıp, çıktılar kapıdan.
Pelin, Altan’ın ailesi, Aysel hanım onları dışarıda bekliyordu. Hep birlikte bir yerde bir kahve içip, küçük bir kutlama yapacaklardı. Su ve Pelin’in yurda giriş saatleri geçtiği için Enes’te kalacaklardı. Tiyatro biletlerini gösterip, ailelerin imzalarını taklit ederek evci olmuşlardı. Salona yakın bir kafeye gidip, heyecanlarını paylaştılar. Hepsi seyreden yakınlarının yorumlarını duymak istiyorlardı.
“Asıl haberler sosyal medyada!” dedi Volkan telefonu onlara uzatarak, oyunu izleyenler fotoğraflarla güzel yorumlar paylaşmaya başlamışlardı bile.
Ertesi gün salona geri geldiklerinde, haklarında çıkan bir çok olumlu haber ve fotoğrafı da görmüşlerdi. Taha her zaman ki gibi kaliteli bir iş ortaya koymak ve sanat hayatına yeni ve yetenekli yüzler kazandırmakla ilgili övgüler almıştı. Elbette Ogeday, Benan ve Kaya ile de kıyaslayanlar, kışkırtıcı cümleler kullananlar da vardı.
“Her zaman olur!” diyordu Taha, “Gözünüzü, kulağınızı kapayıp, işinize bakacaksınız. Başarılı oldunuz ama başarılı kalmak için çalışmaya ve kendinizi kontrol etmeye devam etmek zorundasınız!”
Kaya’nın düzenlediği toplantıya katılan Ogeday sosyal medya ve basında çıkan güzel haberleri görünce sevinmişti, Benan’ın sevindiği söylenemezdi ama hocayla her zaman yollarının kesişebileceğini bildiği için o da Ogeday ile birlikte bir tebrik mesajı gönderdi.
İkinci oyundan sonra Türkiye’nin büyük bir kısmı Taha’nın yeni öğrencilerinin yüzlerini tanımaya başlamıştı. İnanılmaz bir hızla hayran kitlesi kazanmışlar ve hesapları takibe alınmaya başlanmıştı.
Diğer şehirlerdeki oyunlar bir sonraki hafta sonu olduğundan, ikinci oyundan sonra başarıları, yazılan ve çizilenler hakkında sohbet etmek için bolca zamanları olmuştu. Ogeday hayranları, Enes’i keşfedenler çoğaldıkça, ikisinin resmini yan yana koyup, oylama yapmaya başlamışlardı.
Sosyal medyadaki bu paylaşımları görünce, tüm ekip “Enes!” diye bağırmış, Enes tüm özgüvenine rağmen kulaklarına kadar kızarıp, mahcup olmuştu.
“Tanımadığımız insanların bile bizi sevmesine, sevineyim mi üzüleyim mi?” demişti Nina ile baş başa kaldıklarında.
“Tanımadığımız insanlar bize sadece sempati duyuyorlar ve hocanın dediği gibi pamuk ipliğine bağlı bir sempati bu”
“Sempati bile görmediğimiz yakınlarımız olunca, buna bile tav oluyor belki gönlüm!” diye yanıt verdi Enes hüzünle.
(devam edecek)