Afişler ve tanıtım filmi de ortaya çıkınca, onca zaman yapılan çalışmaların sonuna iyice yaklaştıklarını hissediyorlardı artık ve Taha’nın da onayı da kendileri de hazır hissediyorlardı. Kaya’nın oyunu İstanbul sınırlarında üç, İzmir ve Ankara’da iki kez sergilenmişti daha şimdiden ve beğeni almıştı gerçekten.
“Adam başarılı oldu, diyecek bir söz yok!” diyordu Taha kendini gaza getirmek istemediği için.
“Sen daha başarılı olacaksın!” diyordu Alev sürekli ona, “Bu çocuklar seni istediğin yere taşıyacak hissediyorum!”
Gençlerin arasında da Kaya ve ekibinin başarısı konuşuluyordu. Onlar için şahsi kıskançlık güdecek bir durum yoktu ama Kaya’nın her mikrofon uzatıldığında söyledikleri, sanat dergilerinde yayınlanan röportajları hepsini deli ediyordu. Taha açıklamadan, Kaya onun elinde bir şey kalmadığı için amatörlerle sıfırdan başlamak zorunda olduğunu söylemişti bir kere, “Yolları açık olsun, zirvede onları bekliyoruz. Belki bu amatör çocuklarla da çalışırız ileride!” diyerek noktalamıştı röportajı.
“Bir şey diyeyim mi?” diyordu Enes, “Hocanın sinirleri beton gibi sağlam! Ben çoktan delirmiştim!”
Hepsi katılıyorlardı Enes’e, hatta Kaya’ya öyle gıcık oluyorlardı ki prova aralarında hocalarına da belli ediyorlardı öfkelerini onun hakkında.
“İşimize bakalım!” diyordu Taha hemen. Kendini zor tuttuğunu öğrencileri görsün istemiyordu o da.
“O Ogeday görecek!” demişti Enes, “Hocanın yetiştirdiği en iyi oyuncu etiketini söküp atacağız onun göğsünden!”
“Benan’a da bırakmayalım!” diyordu Nina da onunla gaza gelip. Hoca konuşmasa da asistan ve diğer ekip çalışanları da katılıyorlardı bu görüşlere, prova sonunda Taha çıkınca, bazen ciddi dedikodu dönüyordu ortamda.
Tanıtım filmi ve afişler yayınlanmadan bir gün önce Taha hepsini toplayıp, basının kendi aralarında konuşup durdukları o konular hakkında onlara bir sürü soru soracağını ama hepsine sessiz kalmalarını istediğini söyledi. Hocalarını veya kendilerini korumak için gaza gelip olmadık şeyler söylemek yoktu.
“‘Biz işimizle varız!’ diyeceksiniz hepsi o kadar!” diyordu, “Sadece rekabetin içine düştüğünüz için değil, alaylı olduğunuz için de sizinle uğraşanlar olacak. Okullu olmak elbette iyidir ama siz de iyisiniz! O okullarda ders verenlerden dersler aldınız. Dört yılda okulda pekişenleri, siz hayatta pekiştirmek zorundasınız. Yani onlardan üç yıl geride olacaksınız bu doğru ama bunu da çabanızla tamamlamanız gerekecek ve hepinize inanıyorum!”
“Bizi kimse tanımıyor ki hocam? Basının kadar yükleneceğini pek sanmıyorum!” dedi Volkan
“Sadece basın değil, kiminle ne konuştuğunuza dikkat edin! Niye hiç biriniz kendi aranızda konuştuğunu şeyleri nereden bildiğimi sormuyorsunuz!”
“Nereden biliyorsunuz!” dedi Havin aptallığına kızarak.
“İnsanların ağzı torba değil, basın değil diye konuştuğunuz birileri söylememiş olduklarınız da dahil, bir sürü şey söylediğinizi iddia edebilir. Kayda alabilir haberiniz bile olmadan ayağınıza çelme takarlar! Kaya tehlikeli bir adam doğru, benim rakibim bu da doğru! Sırf bana zarar vermek için de sizi zayıf taraflarınızdan vurmak isteyecek. Bunu bizzat elbette yapmayacak, hepiniz yetişkinsiniz ve artık biliyorum ki hayatta ilk defa bir zorlukla karşılaşmıyorsunuz. Hayatınız böyle devam edecek, sadece siz tüm bunların size dokunamadan geçip gitmesini sağlayabilirsiniz anlaşıldı mı?”
Hepsi endişeyle başlarını salladılar, oyunun heyecanına kapılmışken, bir kurtuluş mücadelesinden önceki geceyi yaşıyor gibi hissediyorlardı şimdi.
“Siz!” dedi Havin ve Altan’a dönerek, “Bebekten şimdilik kimseye bahsetmeyin!”
“Tamam!” dedi Havin.
Taha onların söylediklerini iyice anladıklarından emin olduktan sonra, “Yarından sonra istediğiniz fotoğrafı sosyal medya hesaplarınızda yayınlayabilirsiniz!” dedi ve ayrıldı atölyeden.
Oyun tanıtımların yayınlanmasından ortalama bir ay sonra sahnelenmeye başlayacaktı. Kostümler, dekorlar hepsi hazırdı. Artık kostümlü provalara başlamışlardı, son iki provayı makyajlı yapacaklardı. Taha kendi hayatı olduğunu söylemese de, oyunun geçtiği tarihi otuz yıl öncesine göre düzenlemişti. Gençler daha dünyada olmadıkları bir tarihte ki Türkiye’yi ve insanlarını sahneye taşıyacaklardı.
Ogeday Taha’nın davetine kayıtsız kalmasına da üzülmüştü. Hocasıyla arasına derin bir uçurum açıldığına artık emindi. Onun tüm olgun ve akılcı tutumunun yanında, içinde kırılgan bir çocuk olduğunu bilecek kadar tanımıştı. Kaya İstanbul’da oynayacakları üç oyundan sonra Anadolu’da ki sahneler için yola çıkacaklarını hem basına hem de oyuncularına söylemişti. Onlar Anadolu turnesine çıktıkları sırada Taha ve ekibi ilk kez İstanbul da sahne alacaklar, üç oyundan sonra onlar da bir kez Ankara, bir kez İzmir’den sonra Kaya’ya yetişmek için Anadolu’ya geçeceklerdi. Alev Kaya’nın programını içeriden takip ettirdiği için anlaşılan sahneleri, oyuncuların kalacakları otellere kadar ele geçirmişti. Son Oyun’un ilk Anadolu turnesine gideceği yeri, Kaya’nın takvimine uygun şekilde seçip, psikolojik savaşa karşılık vermeye karar verdikleri için, Anadolu turnesi başlangıç yerinin Adana olmasına karar verdiler. Kaya ve ekibi de aynı tarihlerde orada olacaktı. Son Oyun’un tanıtım filmi afişleri ve oyuncuları duyurulurken bir sezonluk oyun tarihleri turneler dahil yayınlanmaya başladı. Gençler kendi hayatlarını da bu tarihlere göre ayarlamak zorundaydılar. Her şehirde en çok iki oyun oynayacaklarından, sürekli yer değiştirecekler ve bu aralarda İstanbul’a pek geri dönmeyeceklerdi.
Turne sıralamasının, Kaya’nın sıralaması ile örtüştüğünü ilk Nina fark etti.
“Biz de boş durmuyoruz!” diye gülümsedi Taha ama uzatmadı. O gülümseyince, hepsinin suratına komik ve sinsi bir gülümseme yayıldı. Sonra Taha henüz ilk sahnelerine bile çıkmadıklarını ve akıllarını bunlara yormak yerine oyuna vermeleri gerektiğini söyleyince, ona hak vererek odaklanamaya çalıştılar.
Havin ve Altan’ın nikah tarihleri oyun sahne almadan on gün önceydi. Gündüz provalarda heyecan içinde hazırlanırken biter bitmez bu konuya odaklanıyorlardı. Altan’ın babası bir kaç gün önce yaşayacakları evi kiralamıştı. Ailede yanlarına gelip destek olacağı için şimdilik dört odalı bir ev tutmuşlardı. Sonra gençler nerede yaşamak istiyorlarsa ona göre bir yer ayarlayabilirlerdi.
Havin’in ailesi ile bağı tamamen kopmuştu. Artık onu ne arıyor, ne de soruyorlardı. Dönecek bir kapısı kalmadığını zaten defalarca söylemişler, Havin’den bir korku ya da dönme isteği göremedikleri için peşini bırakmışlardı. Altan’ın ailesi ve yeni arkadaşları ona öyle sahip çıkıyorlardı ki, başından beri asıl ailesinin onlar olmasını gerçekten isterdi. Kimseye söylemese de ailesinin ondan böyle kolayca vazgeçmiş olması da ağırına gidiyordu ama ilk vazgeçen o olduğu için bunu söylemeye hakkı olmadığına inanıyordu. Onlardan kurtulup bu hayata gelmek isteyen oydu, kendi düşen ağlamazdı. Oyunun ve hamileliğin de stresi eklenince muhtemelen olduğundan daha duygusal oluyordu.
Nevra hanım, sadece Havin’e değil, Nina ve Su’ya da kendi kızı gibi davranmaya başlamıştı görür görmez. Kızlar Havin ve Altan’ın annesi ile gelinlik almaya gidince kendilerini iyice kaptırmışlardı evlilik işlerine. Erkekler kızlar rahatça hazırlansınlar ve alışveriş yapsınlar diye hiç karışmıyorlardı işlerine. Nikah çok az kişi ile olacaktı ama Nina’nın annesi, Pelin, Taha hoca ve ekip derken umduklarından da fazla bir kalabalık toplanacaktı salona. Altan’un kuzenleri ve diğer akrabalarından ayarlayabildikleri de geliyorlardı. Bir yandan nikah, bir yandan oyun, bir yandan yeni evin düzenlenip, yerleştirmesi derken nikah gününün neredeyse geldiğini ve ilk sahnelerine çıkmalarına on gün kaldığını fark edemediler bile.
Nevra hanım nikahtan bir gün önce, Havin’lerin şimdi yaşadıkları evde bir kına gecesi organize etmişti. Sonra ev temizletilip, anahtar hocaya teslim edilecekti. Kalabalık olmayacakları için eve bir zarar vermeden kendi aralarında kına yakıp eğleneceklerdi . Kınaya akrabalar davetli değildi, Nina, Nevra hanım, Nina’nın annesi, Su, Pelin ve Taha’nın asistanı olacaktı sadece. Nina, annesine bir de bu evlilik ve kına için açıklama yapmak istemediği için Nevra hanımın talebiyle annesine de söylemişti. Nevra hanıma durumu çıtlatan da Altan olmuş, ona da bu aklı Enes vermişti. Aysel hanımın olduğu ortamlarda Nina ile sevgili gibi davranmayacaklardı. Aysel hanım ortamı da görmek istediğinden böylelikle herkesi görmüş tanımış olacaktı. Turneler başlamadan bu tanışma Nina’nın oralarda rahat etmesini sağlayacaktı. Aysel hanım turneye de geleceğim demezse tabi.
(devam edecek)