Son Oyun – Bölüm 28

Kızlar gecesi Nina’nın Enes’ten gerçekten etkilendiğini itiraf etmesi ile son bulurken, Enes’in evinde erkekler de geceden sonra kızlardan ne duyacaklarını merak ederek muhabbet ediyorlardı. Birbirleri ile hiçbir ortak geçmişi olmayan bu gençler birbirlerine kolayca alışmışlardı.

“Olmadık bir zamanda, bir parkta yanında oturan tanımadığın o kişiye öyle şeyler anlatırsın ki, içini tamamen boşalttıktan sonra kendin bile anlamazsın bunu nasıl yaptığını. Kör bir kuyuya anlatmak gibi!” demişti Taha o gece Enes ile konuşurken ona açılma halini.

Çocuklar da yıllarca güvensizliğin içinde yaşadıktan sonra kendileri gibi sıkıntılı yaşıtlarının arasına girince hem kolayca çözülmüşler hem de, akran dayanışmasına geçmişlerdi bir şekilde. Bir şeyin parçası olduklarını hissettirmişti Taha onlara aslında, birlikte hareket etmek ve birbirlerini kollamak zorunda olduklarını söylemişti. Bunu oyunla sınırlı tutarak söylemişse de, aidiyet duygusu hissetmeye aç kalmış bu çocuklar, tüm hayatlarını birbirine bağlamaya başlamışlardı bile.

Nina kalamayacağını söyleyince, Su gizlice Volkan’a mesaj gönderdi, “Bence tam sırası, Nina, Enes’ten hoşlanıyor!” diye de ekledi peşine ama üçü çok yakın durdukları için Havin’e yazdıklarından bahsedemedi Volkan mesajı görür görmez Enes’in burnuna doğru uzattı telefonu.

“Sizin de burada olduğunuzu biliyor! Çıkıp oraya gitmem biraz tuhaf olmaz mı?”

“Sen bizden yardım istedin, biz de sana ortam sağladık, naz mı yapacaksın?” dedi Volkan şaşkın şaşkın.

“Aslına bakarsanız ben Havin’e henüz bir şey söylememiştim!” diye itirafta bulundu Altan biraz mahcup bir şekilde.

“Gördüğünüz gibi benim kadınım halletmiş!” diyerek göz kırptı Volkan ona, “Hadi ama, git şu kızı evine bırak, geri gelip bize neler olduğunu anlat! Merak etme sen yokken evini yakmayız!” dedi sonra Enes’e dönüp.

Enes birden bire duyduğu bir heyecanla yerde ayaklarını uzatmış oturan Altan’ın üzerinden atlayıp, vestiyerden arabanın anahtarı ve montunu alıp, fırladı evden.

“Nina’ya oraya nasıl geldiğini açıklayacak merak ediyorum doğrusu!” diye kahkaha attı Altan.

Volkan o sırada, “Çıktı geliyor! Nina’yı oyalayın o gelmeden çıkmasın!” yazıyordu Su’ya.

Su çantasını koluna takıp, kalkmaya hazırlanan Nina’ya bakıp, “Bir gün ben de Volkan’dan hamile kalırsam benim yanımda da olur musunuz?” deyiverdi pat diye. O anda aklına açacak konu gelmediği için birden bire dudaklarından dökülüvermişti bu sözler.

“Siz Volkanla?” diyerek baktı iki kız da Su’nun yüzüne merakla.

“Ah! Hayır!” dedi Su iyice kızararak, “Yani bu akşam ki kız kardeş ortamı çok hoşuma gittiği için söyledim. Yani ben, şey için yani. İşte kız kardeşimi çok seviyorum ve onu kurtarmayı da çok istiyorum ama aslında biz bu akşam size yakın olduğumu kadar bile yakın değiliz belki de. Yani ben hamile kalmış olsaydım mesela, ona asla söyleyemezdim!”

“Al benden de o kadar!” dedi Havin sinirleri bozuk bir kahkaha atarak., “Sen hamile kalırsan mutlaka haberimiz olsun!” diyerek göz kırptı Su’ya.

“Yaaa!” diyerek çok duygulandığını belli etti Nina ve çantasını bırakıp, ikisine birden sarıldı gidip. Üç kız gözleri nemlenerek bir süre sıkı sıkı sarıldılar birbirlerine.

“Bu oyunla hayatımızın değişeceğine inanıyordum gelirken ama sizin gibi kız kardeşler kazanacağım hiç aklıma gelmemişti!” dedi Havin’de, “Bu hamilelik biraz duygusal yapıyor sanırım insanı! Ben çok çekilir bir karakter olmayabiliyorum bazen. Umarım beni idare edebilirsiniz!”

“Saçmalama!” dedi Nina sevgiyle, “İnana bana neler idare ettik bu güne kadar?”

Havin hüzünle baktı onun yüzüne, “Henüz hazır değilsin biliyorum ama ne zaman istersen dinleriz o idare ettiklerini!” dedi yumuşak bir sesle.

Nina göz yaşlarını saklamak için saatine baktı hemen, “İnşallah bir sefer de onları konuşuruz!” dedi toparlanarak ve yeniden çantasını aldı koluna.

“Bu saatte nasıl gideceksin?” dedi Havin yine

“Saat daha yeni on oldu. Şuradan otobüse binerim şimdi!”

Onlar birbirlerine sarılıp, yeniden derine dalmışken, bir yarım saat daha geçmişti. Su, Enes gelmeden Nina’nın çıkıp otobüse binmesini istemediği için onu başka nasıl oyalayacağını bilemiyordu.

“Aslında ben size söylemeden bir şey yaptım!” dedi yine pat diye.

Havin ve Nina yine ne söyleyecek diye baktılar yüzüne.

“Şey ben, biraz endişeli biriyim fark etmişsinizdir.”

“E?”

“Ben Volkan’a mesaj attım Nina tek başına gitmesin diye demin?”

“E?” dedi Nina şaşkın şaşkın, “Volkan mı geliyor?”

“Hayır, Enes! Volkan arabayla gitmedi ben burada kalacağım diye!”

“Enes mi?” dedi Nina tedirgin bir şekilde.

“Kızım senin içinden cidden canavar çıktı?” diye kahkahayı bastı Havin erkeklerin konuştuklarından haberi olmadığı için.

“Gelmek üzeredir, arasak mı?”

“Enes’i mi arayacağız?” dedi Nina sesi biraz heyecanlı çıkmıştı.

“Yani o çok nazik bir çocuk, kim erkek muhabbetini bırakır da seni bırakmaya gelir!” dedi Havin, “Artık haberin olduğuna göre ara hadi?”

Nina kızların yüzüne baktı endişeyle ikisi de başını sallayınca, çantasından telefonunu çıkarıp, buldu Enes’in numarasını.

“Beş dakikaya oradayım!” dedi Enes telefonu açar açmaz, “Sakın ben gelmeden çıkma!”

“Tamam!” dedi Nina, küçük bir kız çocuğu gibi cıvıldamıştı sesi, “Beş dakikaya buradaymış!” dedi sonra kızlara dönüp ve öyle bir gülümsedi ki, ikisi de onun kalbini çoktan Enes’e vermiş olduğunu anladılar, “Ya çok yakışıklı değil mi?” dedi sonra utanarak Nina.

“Hem nası?” dedi Havin, “Söz, sen de hamile kalırsan senin de yanında olacağız!” diye kıkırdadı Su’ya göz ucuyla bakıp.

“Annemin elinden beni alabilirseniz tabi!” dedi Nina bir anda toparlanarak o sırada telefonu çaldı, ekranda Enes’in adı belirdi, “Geldi sanırım!” derken, heyecanla kapıya yöneldi hemen, son anda vedalaşmadığını hatırlayıp, Enes’e “Geliyorum!” derken el salladı kızlara ve çıktı.

“Haydi rast gitsin!” dedi Havin o çıkar çıkmaz, “Gerçekten bu gece beni çok şaşırttın!” dedi sonra şaşkın şaşkın Su’ya, “Yere bakan, yürek yakan seni!”

“Bana hiç yardımcı olmadın ama ne yapayım?” dedi Su sitem dolu bir şakayla.

“Bana bir şey söylemedin ki? Enes ile Nina’nın arasını yapmaya bu kadar hevesli olduğunu ben nereden bileyim?”

“Altan sana bir şey demedi mi?”

“Yo?” dedi Havin merakla, “Ne diyecekti ki?”

Su ona olan biteni anlattıktan sonra, bebek konusu gündeme gelince Altan’ın bunu aklında bile tutamadığını konuşup hak verdiler. Volkan “Gittiler mi?” diye mesaj atınca, Su hemen aradı onu anlattı olanları. Enes eve dönünce de, kızlara yazacağına söz verip kapattı.

Nina çok heyecanlanmış ve mutlu olmuştu, Enes’in sırf onu bırakmak için evde misafirlerini bırakıp kalkıp gelmesine. Yüzündeki gülümsemeyi toparlayamıyor olsa da, bakamıyordu Enes’in yüzüne fazla.

“Teşekkür ederim geldiğin için!” dedi arabaya binerken.

“Seni bu saatte tek başına İstanbul sokaklarına bırakamam değil mi?” dedi Enes.

Nina aslında geç kaldığı için biraz gergindi. Annesi ondan önce eve geldiyse, evde onu bekleyen mutlu bir yüz bulmayacağını biliyordu ama o anlar da o kadar güzeldi ki, bitsin istemiyordu.

“Evle ilgili bir sıkıntı mı var?” dedi Enes onun stresini fark ederek.

“Büyük ihtimalle ama şimdi bunu düşünmek istemiyorum!” diyerek gülümsedi Nina.

Enes uzanıp, onun kendi kucağında duran elini tuttu ve kendi eliyle beraber vitesin üzerine getirdi “İstediğin her zaman beni arayabilirsin. Seni her yerden, her koşulda gelip alırım!” dedi.

Nina o sırada kalbi yerinden çıkıp da kucağına düşüverecek gibi hissetmeye başladı ve nefesi elinde olmadan iyice hızlandı. Enes onun yüzündeki gülümsemeyi, elini kaçırmadığını görünce kızlardan gelen istihbaratın doğru olduğunu anladığı için rahatladı.

Nina evin ışığının yandığını görünce, kalbi yeniden hızlandı.

“Burada beklememi ister misin?” dedi Enes arabadan onunla inerek.

“Hayır! Merak etme hallederim!”

“Bana mesaj at tamam mı, hangisi senin odan?”

“Şu!” diyerek odasının penceresini gösterdi Nina.

“Burada bekliyorum senden mesaj gelene kadar!”

Nina ona öyle bir minnetle baktı ki, Enes kendini tutamayıp, avuçlarıyla onun yüzünü tutup kendine çekti ve sevgiyle küçük bir öpücük kondurdu dudaklarına. O anda yaşadığı cennetle, az sonra gireceği cehennem arasında sıkışıp kalmıştı Nina.

(devam edecek)

Yorum bırakın