“Bu çocuklar, özel hayatları ile işlerini ayırabilecek kadar profesyonel değiller, bu kadar özellerine girerek üzerine gereğinden fazla bir yük alıyorsun!” dedi Alev, Havin’in hamile haberini duyunca. Ailesi ile ilgili bir sorun bekliyordu ama hamilelik bambaşka bir boyuttu.
“Sorun olmayacak!” dedi Taha yine kısa keserek.
Alev onun fazla konuşmak istemediğini anlayınca sustu. Taha hayatının üçte ikisini kendi içinde yaşayan bir adamdı. Üçte birini Alev görüyorsa, diğerleri onun hakkında neredeyse hiç bir şey bilmiyordu. Ancak Ogeday ile başlayarak eskiden hiç yapmadığı şeyleri yapmaya başlamış, genç oyuncuları ile duygusal bağ kurmaya başlamıştı.
“Yaşlandıkça duygusal oluyorum belki!” diyordu Alev’e gülerek ama kendisi de biliyordu ki nihayet geçmişi serbest bırakıp, hafiflemeye başladıkça ve yeni geleceğine bu kadar yaklaştıkça kendini buluyordu asıl. Enes ile o yüzden konuşmuştu, kendini onun gibi geç kalarak bulmasına gerek yoktu. Taha’ya yol gösteren olmamıştı ama şimdi roller farklıydı, Taha onlara yardım edebilirdi. Hamilelikte yaşanacak sıkıntılar elbette sorun olacaktı. Havin zor bir hamilelik geçirirse özellikle ama nedense bu kez sorun ortaya çıkmadan çözüm arayışına girmek istemiyordu Taha. Her şeyin çok iyi olacağına kendini inandırmıştı.
Altan ve Havin hocalarının onayını aldıktan sonra gruptaki diğer arkadaşlarına da müjdeyi hemen verdiler. Nina ve Su hemen sarıldılar Havin’e, ikisinin de ilk kez bir arkadaşları hamileydi ve bebek annesinin karnında onların yanında büyüyecekti. Yani sahnede. Enes ve Volkan’da tokalaşarak Altan’ı tebrik ettiler. İkisinin de aklından aslında erken olduğu geçmiş olsa da, arkadaşlarını üzmemek için kendilerine sakladılar. Nina’nın bebek sözünü duyar duymaz nasıl heyecanlandığını izleyince Enes yine biraz içine kaçmıştı. Hemen bir çocuk sahibi olmak istemiyordu, belki de çocuk sahibi olmak istemiyordu. Nina ile henüz bir şey yaşamış ya da yaşasalar da evliliğe gidecek değildi elbette ama o hayatını hep planlayarak ve gözlemleyerek yaşadığından zihni elinde olmadan tüm olayı bir anda kurgulayıp, çoğunlukla da olumsuzlukları yakalıyordu.
“Bence kız kıza bir akşam geçirmenin zamanı gelmiş!” dedi Su kendinden beklenmedik bir neşeyle. Volkan onun bu gece hem bebekten hem de Enes’ten konuşmak için uygun diye düşündüğünü tahmin ettiği için “Biz de babayı alırız o zaman!” dedi.
“Neden ayrı ayrı kutlayalım ki?” dedi Havin şaşkın şaşkın.
“Kızlar arası konular, annelik falan sizin konunuz!” dedi Volkan gülerek ve Su’ya göz kırptı.
“Aslında çok iyi olur ben de evin durumuna bakayım, ne zaman düşünüyorsunuz?” dedi Nina’da.
“Yarın akşam iyi mi?” diye atıldı Su.
Nina’nın annesinin akşam bir toplantısı vardı, o da Enes ile vakit geçirebileceklerini düşünmüştü annesi söyler söylemez ama şimdi böyle bir durum olunca, Havin ve Su ile olma fikri daha çok hoşuna gitti
“Büyük ihtimalle tamam!” dedi gülümseyerek. Annesinin sorguları ile uğraşmamak için genelde onun işi olduğu zamanlara yapıyordu dışarı çıkma planlarını.
O günkü çalışmanın her molasında, yarın akşamın planları yapılıp, konuşuldu uzun uzun. Sonunda erkeklerin Enes’in, kızların da Havin’lerin evinde buluşmasına karar verildi. Hatta herkes olduğu evde kalacak, sabah provaya gelinecekti.
“Pijama partisi gibi!” dedi Su hemen.
“Kalmak için söz vermeyeyim ama mutlaka geleceğim!” dedi Nina’da.
Erkekler hem kızların, hem de erkeklerin akşam yiyecekleri atıştırmalık ve içecekleri prova bittikten sonra alacaklar, kızların olanı bıraktıktan sonra da kalanla Enes’in evine gideceklerdi. Hamile olduğunu öğrenen herkes, Taha da dahil, ona kırılacak eşya gibi davranmaya başlamışlardı hemen. Havin böyle sıcak ve nazik bir ilgi beklemediği için kendini biraz tuhaf hissediyordu. Aslında hamilelik ve çocuk sahibi olmak Altan’a söylemese de onu korkutuyordu. Bunu Altan söylemiş olsa çok bozulurdu muhtemelen ama konu kendi olunca onun kadar cesur bile değildi. İstemiyor değildi, Altan’ı çok seviyordu, onun çok iyi bir baba ve eş olacağından da şüphesi yoktu. Asıl korkusu o iyi bir anne olacak mıydı?
O gün provadan sonra hemen planlar devreye sokuldu. Kızlar yürüyerek Havin’lere, erkekler de Enes’in arabasıyla markete gittiler. Alınanları bırakmak için geri geldiklerinde kızlar çokta koyu bir sohbete dalmışlardı.
Aslında Nina’da, Su’da Havin’in cesaretine hayrandılar. Erkek arkadaşı ile özgürce yaşıyor olması bile onlar için büyük olaydı. Nina böyle bir şeyi annesine söylediğini rüyasında bile göremezdi muhtemelen, Su’nun ailesi de onu kurşuna dizerdi.
Havin ikisinin konuya buradan girmelerine gülümsedi.
“Keşke sandığınız kadar cesur ve özgür ruhlu olsaydım ama maalesef değilim!” dedikten sonra buraya ailesine arkasını dönüp geldiğini onlara itiraf etti.
“Bu sandığımızdan daha büyük cesaret değil de ne?” dedi Nina şaşkın şaşkın.
“Seni anlıyorum!” dedi Su durgunlaşarak, “Kız kardeşim olmasa ve senin kadar cesur olsam ben de bunu yapmak isterdim!”
“En azından okumak için ayrılmışsın işte!” dedi Havin ikisi de Nina’ya baktılar sonra.
“Benim ki biraz karışık!” dedi Nina, şimdi annesinden bahsetmek hiç istemiyordu. Kızlar o anlatmak istemeyince üzerine gitmediler konu bebeğe döndü hemen. Eğer oyun devam ederken doğarsa ona kuliste nasıl bakacaklarından, hatta belki Berna’nın bebeği gibi oyuna bile dahil edebileceklerinden konuşup güldüler.
Altan kapıdan uğrayıp gittikten sonra muhabbet daha da koyulaşmaya başlayınca, Havin korktuğunu itiraf etti arkadaşlarına. İkisi de yanında bir ailesi olmadığı için korktuğunu düşünüp, hemen sarıldılar ona, “Biz varız hiç merak etme, ne gerekirse yanında oluruz!”
Havin bir çocuk gibi gülümsedi onların kolları arasından, kendi kardeşlerine söylemiş olsa böyle tatlı bir sarılışla karşılanmazdı muhtemelen. Ahlak, namus ne varsa saydırırlardı.
“Teşekkür ederim!” dedi gözleri dolarak, “Hazır mıyım diye korkuyordum daha çok!”
Bu sefer ikisi birden onun bunlara cesaret edebilen güçlü biri olduğundan, Altan’ın çok iyi bir insan olduğundan, ikisinin aşklarının her şeyin altından kalmaya yeteceğinden konuşmaya başladılar. Konu aşka doğru kaymaya başlayınca, Su ve Volkan’ın da belki evlenebileceklerinden açıldı. Su hemen pespembe oluverdi.
“Volkan’ın çok anlayışlı ve iyi bir ailesi varmış!” dedi gülümseyerek, “Kız kardeşimi de kurtarıp, böyle bir şey olmasını çok isterim aslında ama bunu sakın ona söylemeyin olur mu? Yani biz böyle bir şey konuşmadık henüz ve beni evlilik delisi sanmasını istemiyorum!”
“Volkan delisi olmuş olacaksın!” diye güldü Nina.
“Peki ya sen?” dedi Havin ona dönüp, aslında Altan bebek meselesi olunca bu konudan ona bahsedememişti ama Su o konuyu açınca, danışıklı dövüşe başlayacaklarını sandı heyecanla.
“Enes çok yakışıklı bir çocuk gözlerini de senden alamıyor!” diye araya girdi hemen.
Kıpkırmızı olma sırası Nina’ya gelmişti.
“Katılıyorum!” dedi Havin de, “Görünüşe göre herkes rol partneri ile birlikte olacak özel hayatında. Enes sana bir şey söyledi mi?”
“Hayır!” dedi Nina sanki ayıp bir şeymiş gibi.
“Sen ondan hoşlanıyorsun değil mi? Yani sana açılsa hayır demezsin!”
Nina, Su’dan hiç beklemediği bu açık soruya hemen cevap veremedi, “Benden hoşlandığını pek sanmıyorum, yani açılacak kadar. O çok yakışıklı bir çocuk gerçekten, eminim etrafında bir sürü kız vardır. “
“Öyle olsa seninle niye ilgilensin ki?”
“İlgilendiğine dair bir kanıtımız yok! Olsa söylerdi herhalde, Volkan hemen açıldı Su’ya mesela değil mi?”
“Herkes aynı olmaz!” dedi Havin, “Belki senden cesaret alamıyordur!”
“Bence öyle!” diyerek başını salladı Su, “Belki sen bir adım atmalısın, kahve içme gibi falan!”
“Aslında içtik bir kez öyle, ben söyledim hem de!”
(devam edecek)