Son Oyun – Bölüm 16

Son Oyun ekibi, herkes senaryoyu okumayı bitirince, sözleştikleri gibi çalışmalardan bağımsız buluşmasını gerçekleştirdi. Henüz Taha ile doğru dürüst çalışma fırsatı bulamadıklarından, oyunu kendi aralarında değerlendirmek istiyorlardı ve tabi rolleri konuşmak.

Senaryoyu ilk okuyan kişi olarak Enes, “Herkes sırayla düşüncelerini anlatsın o zaman!” dedi buluşmak için ilk toplantıyı yaptıkları kafeyi tercih etmişlerdi. Hem herkes bildiği, hem de kalabalıktan uzak rahatça konuşabileceklerini düşündükleri için burayı seçmişlerdi.

“Ben beğendim!” dedi Volkan, kendiliğinden söz alıp, “Üç erkek, üç de kadın karakter var!” dedi eliyle masanın etrafını göstererek, “Şahsen ben her üç erkek karaktere de yakın buldum kendimi! Hangi rol bana düşerse düşsün fark etmez!”

“Bence Melek karakterini Su oynamalı!” dedi Nina, “Oyunda anlatıldığı gibi sessiz ve çekingen!”

“Rol dağılımını tercihimize göre mi yapacağız ki?” dedi Havin merakla, “Bence çoktan bellidir, ona göre seçmişlerdir bizi!”

“Tabi ki öyle ama biz kendimiz seçsek hangisi olurduk diye konuşuyoruz. Bunda bir sakınca mı var?” diye yanıtladı Enes hemen, liderlik iç güdüsü gelişmiş olduğu için, grupların içinde doğal lider olmaya alışıktı.

Altan, Enes’in sözlerini Havin’e karşı bir tepkiymiş gibi algıladığı için oturma pozisyonu değiştirdi ama Enes, “Roller dağıtıldığında şimdi bu masada kendimize seçtiğimiz rollere sahip olmasak bile farklı bakış açılarıyla, o role girecek arkadaşa fikir vermiş oluruz!” diye devam edince, eski pozisyonuna heri döndü.

Havin ikna olmuş bir şekilde başını salladı, “Tamam o zaman ben açıkçası Berna olmak istedim ki bu rol için seçildiğimi düşünüyorum!”

“Neden?” diye sordu hemen Nina, sonra Berna rolünü istediği sanılmasın diye açıklama yapmak zorunda kaldı. Sorusunun nedeni sadece merakıydı.

“Çünkü çocukluklarından beri bir çift olan bir tek Berna ile Yusuf var! Biz de çift olarak seçildiğimize göre rollerimiz onlar olmalı diye düşündüm!”

“Evet ama Melek ile Volkan da çiftler!” dedi Enes hemen.

“Doğru ama onlar benim pek içime sinmedi! Yani rol olarak bize uygun bulmadım. Sence ben Melek karakterine uygun muyum? Nina’ya burada katılıyorum, aramızda bu karaktere en uygun kişi Su!”

Herkes dönüp Su’ya bakınca o da bir şey söylemeden başıyla onayladı ama yüzündeki soru işareti pek de emin olmadığını gösteriyordu.

“Su’nun Melek olduğuna ben de katılıyorum!” dedi Volkan hayran hayran ona bakarak.

Cümlenin yüklendiği anlamla Volkan’ın bakışları birleşince, hepsinin yüzünde muzip bir gülümseme oluştu ama Su başı önünde oturduğundan, Volkan da ona baktığından bu gülüşmeleri fark etmediler.

“Bence diğer çift belli oldu!” dedi Enes, Nina’nın kulağına eğilip. Birden bire Enes’in nefesini ve parfümünün kokusunu duyan Nina heyecanlandı ve belli etmemek için göz ucuyla bakıp gülümsedi sadece. Kalbinin atışındaki hız bir kaç dakika daha devam etti. Enes’in Nina’ya olan ilgisini de Havin fark etmiş, diziyle Altan’ın dizini dürtmüştü hafifçe. İlk buluşmada herkes ilişki durumunu da açıkladığı için Havin ve Altan dışında kimsenin sevgilisi veya eşi olmadığı ortaya çıkmıştı.

Bir kaç saat daha oyunu ve rolleri konuştuktan sonra hep birlikte kalktılar. Ertesi gün erkenden Taha’nın atölyesinde bir toplantı olduğu söylenmişti. Sonunda Taha ile birebir çalışmaya başlayabileceklerdi ve belki de rollerini öğrenirlerdi.

Volkan roller konusunda bahis açmayı teklif etse de, diğerleri buna sadece gülüp geçtiler. Henüz ücretler ve ödeme zamanları konusunda bir açıklama yapılmadığı ve hepsi bu projeye dahil olmak için işlerini bıraktıkları için gereksiz harcama yapmak istemiyorlardı.

Nina dalga geçmesinler diye ayrılırken arkadaşlarına oyunculuk için işini bıraktığını söylememişti. Enes böyle şeyleri umursamadığı için doğrudan açıklamıştı. Kütüphanecilik okuyan Altan ve Havin de yarım gün çalıştıkları yerler mecburen bırakmışlardı İstanbul’a gelmek için. Su zaten işsizdi. Volkan mankenlik yaptığından zaten düzenli bir mesaisi yoktu. Katalog çekimi gelse bile saatlerini oyunun çalışma saatlerine uygun olarak ayarlayabileceğini düşünüyordu.

Taha nihayet, gerekli görüşmeleri ve anlaşmaları tamamlamış, kendini oyuna vermeye hazırdı. Tam yeni oyuncuları ile odaklanmışken, mali ya da teknik herhangi bir sorunla karşılaşmak istemiyordu. Bir tek turne ile ilgili planlar tam yapılmamıştı, Alev, Kaya’nın programı açıklandıktan sonra ona uygun olarak yapabilmeleri için bekletiyordu. Yine de garanticiliği ile ünlü olan Taha, tahmini bir bütçe hazırlayarak, turne için sponsor anlaşmalarını şimdiden yapmıştı. Kaya henüz oyunlarının ilk sahnelenme tarihini açıklamamıştı ama her türlü onlardan aylar önce seyirci ile buluşacakları ve onlardan önce turneye başlayacakları kesindi. Alev kendi oyunlarının turne zamanı geldiğinde Kaya’nın programında devam eden illerle ilerlemelerini istiyordu. Kalan yerlere sonra da gidilebilirdi. Taha’nın bu projede ki ilk amacı para olmadığı için büyük şehirlerde ki oyun sayısını şimdilik düşürebilecek lüksleri vardı.

Paranın gücü azaldıkça zaten ortalamanın altında olan tiyatro izleyicisi iyice eksilmişti. Maliyeti karşılayabilmesi için yüksek tutulan özel tiyatro biletleri ancak çok bilinen isimlerde tükeniyor, diğer ekipler umdukları kazancı maalesef sağlayamıyorlardı. Bu nedenle izlenme sayısı artık oyunların başarısını gösteren bir etken olmaktan çok ekonomik koşulların göstergesine dönüşmüştü.

Basın her iki yönetmenin projelerini de takibe almıştı. Oyunların konuları şimdiden elbette ki açıklanmıyordu. Kaya’nın kadrosu belli ve isteği ile sürekli göz önündeyken. Taha henüz kadrosunu açıklamamıştı. Herkes merakla taraf değiştiren Ogeday ve Benan’ın yerine Taha’nın kimleri koyacağını bekliyordu. Elbette ki bunca yıllık sanat hayatı boyunca sadece iki öğrencisi olmamıştı. Kimsenin aklına yeni yüzlerle bu rekabete devam etme cesareti göstereceği gelmediği için herkes diğer öğrencileri arasından seçim yapacağını düşünmüştü. Yeni oyuncular Taha’nın atölyesine girip çıksalar bile herkes onların, yeni kursiyer öğrenciler olduğunu düşünüyor, kimsenin aklına projenin baş kahramanları oldukları gelmiyordu. Fotoğraf çekiminin ardından düzenlenip gelecek olanlara göre Taha, sosyal medya üzerinden oyuncularını tanıştıracak, ancak onları hemen kameralar karşısına çıkarmayacaktı. Basın onların peşine düşüp kim olduklarını bulmaya çalışırken, onlar da çalışmalarında epey ilerlemiş olurlardı.

Ekibi ile birebir ilk çalışmadan önceki gece, Alev ile Turhan hocanın oyuncular hakkındaki notlarını son bir kez gözden geçirip, karakterleri ve rollerini nasıl özdeşleştirmelerini sağlayacakları konusunda konuştular. Taha, Turhan hocaya çok güvense bile yarın kendi yöntemiyle hepsini sahnede deneyecekti. Teknik kısmın temellerini almış olduklarına göre, şimdi potansiyellerini ortaya çıkarma aşamasına gelmişlerdi.

“Benim bir kaç gün şehir dışına çıkmam gerek!” demişti Alev o akşam Taha’nın evinden ayrılırken. Erken kalkıp yola çıkacağı için gece kalmayı tercih etmemişti. Basın ordusu Taha’nın özel hayatı peşinde çok koşmasa da binaya girip çıkarken tanınmamak için özen gösteriyorlardı. Ev ne kadar müstakil olsa da, sakin olan sokaktaki her hareket kolayca göze batıyordu. Alev kendine bir kaç renk peruk alıp, bu gizli geliş gidişleri kendince bir maceraya çevirmeyi seviyordu. Her seferinde başka bir kadınmış gibi gelip, Taha’ya bu kadar çok kadını olduğu için şanslı olduğunu söyleyip kahkahalarla gülüyordu. Taha onun küçük oyunları ve neşesini sevdiğinden, “En çok sarışını ya da kızılı sevdiğini söyleyip!” kızdırmaya çalışsa da, Alev adı gibi kolay alev alan bir kadın değildi. Hayatı boyunca hep temkinli ve düşünerek yaşadığı için, Taha’nın basit şakalarla onunla başa çıkamayacağını söylüyordu. Taha kendini korumayı saklanarak başarıyordu ama olaylarla baş etme gücü, Alev’in ki yanında hiç kalırdı.

(devam edecek)

Yorum bırakın