Basının da yoğun ilgisini çekeceklerini dinlemek hepsinin hoşuna gitmişti. Taha en başından onlara bir yıldız gibi parlayabilecekleri mesajını veriyordu böylece. Gerekli gördüğü tüm açıklamaları yaptıktan sonra ertesi gün fotoğraf çekimi için gidilecek adres, hepsine yazılı olarak verildi. Fotoğraf çekimi biter bitmez Taha’nın atölyesine geleceklerdi. Her birinin oyuncu olabilmesi için hızlıca eğitimlerden geçmeleri gerekiyordu. Bu eğitimlere çoğunlukla Taha katılacak, onun olamayacağı zamanlar da asistanı ile çalışacaklardı. Bu işin altından kalkamayacağını ya da gereken süre boyunca bu işin içinde kalamayacağını düşünen varsa hemen söylemesi gerekiyordu. Her biri ile sözleşmeler imzalanacak ve bu sözleşmeler de oyun hazırlık ve sahnelenmesi sona erene kadar ayrılamayacakları, başka projelere imza atamayacakları, ayrılmak istedikleri takdirde belirli koşulları kabul etmeleri gerektiği yazıyor olacaktı. Taha ve bu projede görev alan herkes ciddi bir emek verecek ve efor harcayacaktı, kimsenin emeğinin boşa gitmemesi için herkesin koşulları kabul edip, tüm kurallara uyması gerekiyordu. Birinin başarısızlığı, usulsüz davranışı veya ayrılması projede görev alan herkesi etkileyecek sonuçlar doğurabilirdi. Tiyatro sadece sahnedekilerle değil, perde arkasında görev alan herkesle bütün bir takım işiydi. Ünlü, ünsüz fark etmez herkes eşit sorumluluğa sahipti, yani bunun anlamı ileride ünlü olsalar bile Taha’nın projelerinde hep aynı kurallar geçerli olacaktı. Başarılı olmak istiyorlarsa onlar da bu kurallara uyacaklardı. Sonuçta herkes kazanacaktı, bu kazanç hepsi için, hem maddi, hem de manevi kazançlar olacaktı. Ayrıca hepsi amatör olduklarından kazanç sağlayacak bir diğer konu ise karşılıksız oyunculuk eğitimi alacaklarıydı. Elbette bunun için okullar vardı ve okullu oyuncuların birikimlerine birden bire erişmeleri mümkün değildi, bu açıklarını tecrübe, azim ve çalışkanlıkları ile tamamlamaları gerekiyordu. Göz önünde olan herkesin dikkat etmesi gereken her şeye uyacaklardı. Başarı sarhoşluğu ile kimsenin uğraşacak durumu yoktu.
Gençler tüm dikkatleri ile Taha’yı dinlerken bilinçsizce başlarını sallamaya başlamışlardı bu da hepsinin olaya adapte olmaya başladıklarının işaretiydi. Taha söyleyeceklerini bitirdikten sonra “Yarın fotoğraf çekiminden sonra görüşürüz!” diyerek yanlarından ayrıldı. Çekim sırasında onlara Taha’nın asistanı eşlik edecekti.
Asistan da söyleyeceklerini bitirdikten sonra onları odada baş başa bırakıp çıktı. İşin resmi bölümü tamamlanmış şimdi birbirilerini tanıma kısmına gelmişlerdi. Enes’in liderlik iç güdüsü hemen harekete geçti ve isterlerse bir yerlere gidip kahve içebileceklerini söyledi hemen ama zaten bulundukları yerde bir kafe olduğu için diğerleri oda başka bir toplantı için ayrılmadıysa orada devam edebileceklerini söylediler. Volkan bir çırpıda çıkıp, durumu öğrendi ve geri geldi. Oda da istedikleri kadar kalabilirlerdi. İçecekler zaten hazır olarak içeride vardı.
Hiç biri birbirinin özgeçmişi okuyup, tanırım filmini seyretmediği için önce sırayla kendilerinden bahsetmeye karar verdiler. Hepsi sırayla yaşamları ve kendileri hakkında kısaca bilgi verdikten sonra, Taha’nın konuşması ve merak edip henüz okumadıkları senaryonun nasıl olabileceği hakkında fikir yürütmeye çalıştılar. Bir iki saat sonra herkesin üzerindeki çekingenlik yavaş yavaş eksilmeye başlamıştı. Masanın etrafında oturan herkes birbirine ısınmış gibi görünüyordu. Nina, Enes ve Volkan konuşkandılar. Havin, Altan ve Su daha çok dinlemeyi tercih ediyorlardı. Havin ve Altan’ın birlikte Van’dan gelmiş ve evlenmeye karar vermiş olmaları hepsinin ilgisini çektiği için en çok soru onlara soruldu. Sorulara genellikle Havin cevap veriyor, Altan da gülümseyerek onaylıyor ve Havin’in elini tutmaya devam ediyordu.
Bir kaç saat süren sohbetin ardından hepsi ertesi gün çekimde görüşmek üzere vedalaşıp ayrıldılar. Aralarında bir tek Enes ve Volkan arabayla geldiği için Nina, ve Su’yu bırakmayı teklif ettiler. Havin ve Altan yürümeye karar vermişlerdi. Yeni geldikleri İstanbul, Van’dan çok farklı olduğu için dolaşıp, keşfetmek hoşlarına gidiyordu. Su’nun yurda dönmesi gerekiyordu. Nina’nın da annesi bir kaç kez aradığı için huzursuz olmuş, bir an önce eve dönüp, ona olan biteni anlatmak istiyordu. Enes, Nina’yı otobüse binebileceği en yakın yere kadar bırakırken, Volkan, Su’yu yurda kadar götürdü. Onun çekingen ve ürkek tavrı, Volkan’ın koruma iç güdüsünü tetiklemişti.
Ertesi gün yapılacak olan çekimlerde, fazla makyaj, abartılı giyimler olmaması konusunda Taha hepsini uyarmıştı. Mümkün olan en doğal ve sade halleriyle olmalarını istiyordu. Seyirci sahnede onları oldukları gibi görecekti, kullanılacak tüm fotoğraflarda da bu hissi korumaları gerekiyordu. Bu fotoğraflar hem oyuncuların hem de oyunun tanıtılmasında kullanılacaktı. Taha kimseye bahsetmediği için onlar, bu projenin Taha’nın son oyunu olduğunu bilmiyorlardı. Şimdilik sadece oyunun adı Son Oyun’du.
Kaya başarmanın getirdiği özgüvenle oyuncuları ile çoktan çalışmaya başlamıştı. Onun elindeki oyun Taha’nın ki gibi kendi hayat hikayesini yansıtmıyordu ama her zaman çok iyi gözlem yeteneği olduğundan, karakterleri gerçek hayatın içinden gözlemledikleri ile oluşturmuştu. Elbette hikayenin ana teması da böyleydi. UNICEF’in de teşvik için ana koşulu çocukluk travmaları olduğundan, zaten elinde olan bir senaryoyu uyarlayarak yarışma koşullarına uygun hale getirmişti. Ogeday ve Benan’ın onun projesinde yer alması da çok iyi tepkiler almasına neden olmuştu. Ekipte, başta o olmak üzere herkesin morali yüksekti. Onun ekibi profesyonel oyunculardan oluştuğundan doğrudan karakterler ve oyun üzerinde çalışmaya başlamışlardı. Oyun dört beş ay sonra sahnelenecekti. Bu arada tüm dekorlar, teknik düzenlemeler, turneler planlanıyordu. Taha’nın da bir oyun hazırlığında olduğunu bildiğinden ondan hızlı davranıp, tüm alkışı alabileceğinden emin olduğundan, herhangi bir endişe duymuyordu. Bir kaç televizyon kanalına da konuk olarak davet edilmiş, çocuklar yararına bir projede yer almaktan onur duyduğunu açıklamıştı. Onun oyuncularının sosyal medya üzerinde çalışmalarını yayınlama veya basınla görüşme yasağı olmadığı gibi sık sık paylaşım yaparak ilgiyi üzerlerinde tutmalarını istiyordu. Taha’nın onların sahip olduğu tanıtım gücü ve ışıltılı bir sürece sahip olmadığını bildiğinden tüm imkanları sonuna kadar kullanmayı planlıyordu.
Yine de Alev’in tüm imkanlarını Taha’nın projesinin başarısı için kullanacağından da emin olduğundan, ona karşı daha temkinli davranıyor, Taha’dan çok, Alev’in hareketlerini izlemeye odaklanıyordu. İkisinin arasında duygusal hiç bir şey kalmamıştı. Birlikte oldukları süre boyunca Alev’in düşmanı olmamak gerektiğini anlayacak kadar akıllıydı. Aslında böyle bir kadına yakalanmayacak kadar da akıllıydı ama bazen işler gerçekten ters gidebiliyordu. Alev’in aldatılmaya duyduğu öfkenin aşkından değil, adı gibi içinde alev alev yanan hırsından olduğuna emindi. Hatta onun Taha’yı da sevmeyip, sadece Kaya’nın karşısında olmak için birlikte olduklarını düşünmüştü başlarda ama ilişkileri gözlerden uzak devam ettikçe Alev’in bile birini sevebileceğine neredeyse inanma aşamasına gelmişti. Kaya’dan ayrılıp, rakibi ile birlikte olduğunu afişe etmesi beklenen kadın, tam tersi şekilde davranıyordu. Taha denen bu çapsız da onda olmayan ne olduğunu anlayamıyordu. Ona göre Taha sönük, içine kapanık, tuhaf bir adamdı. Başarısız bir meslek hayatı olduğunu söyleyemezdi. Bunu ne kendine ne de apaçık ortalıkta dile getirmiyordu zaten. Taha işinde gerçekten çok iyi bir adamdı ama insanlar başarıyı sevmezdi. Bir şekilde onu seviyorlardı. Kaya onca gözlemine rağmen onun nasıl sevildiğini bir türlü çözememişti. İşinde disiplinli ve katıydı, özel hayatında ketum, ve asosyaldi. Kişiliğinde veya fiziğinde çarpıcı hiç bir özelliği yoktu. Yine de ona yakınlaşan herkes etrafında kalmayı tercih ediyordu. O yüzen Ogeday ve Benan’ı onun etrafından almış olmak da ona garip bir haz veriyordu. Onu yalnızlaştırmıştı. Ogeday’ın, Benan’dan daha çok ona bağlı olduğunun farkındaydı ama şimdi rakip projelerde olduklarından ve hepsi bu piyasayı bildiklerinden ona yakın durması bu süreç boyunca mümkün değildi. Reklamın iyisi kötüsü olmadığını hepsi öğrenmişti. Basın ikisi arasındaki rekabeti körükleyecek her şeyi kullanıyordu. Ogeday ve Benan’ın taraf değiştirmiş görünmeleri de oyuna yarayacaktı.
Kimse bilmese de Taha’nın yarışmaya dahil ettiği senaryosunu okumuştu Kaya. Hikayeyi oldukça başarılı da bulmuştu ama anlatılanların Taha’nın hayatına dair kesitler içerdiğini diğer herkes gibi o da bilmiyordu. Amatörlerle bir ekip kurduğunu da biliyordu ama oyuncularını henüz görmemişti. Taha projesini açıkladığına göre yakında zaten hepsi ortaya çıkacaktı.
(devam edecek)