Nina’nın başvuru videosu da, Hamza Enes gibi, Alev ve Taha’nın dikkatini çeken bir başkasıydı. Taha onu görür görmez oyundaki Cemile karakterine çok uygun olduğunu düşünmüştü. Özgeçmişinde üniversite yıllarında oynadığı oyunun Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar oyunu ve rolünün de Cemile olduğunu okuyunca, kendi Cemile karakteri için de onu uygun bulmuştu. Taha’nın hayatını konu alan ve adı Son Oyun olacak olan oyundaki Cemile karakteri, Taha’nın gençlik yıllarındaki grup arkadaşlarından biriydi. Alev’e bundan hiç bahsetmemiş olsa da aslında uzun bir süre ondan hoşlanmıştı. Taha’nın kendini oynaması için seçmiş olduğu Hamza Enes ile Nina’nın iyi bir çift olabileceklerini düşünse de, bu aşkı kendisinden başkasına itiraf edemediği için oyunun da da ikisini bir araya getirmemiş ama aralarında platonik bir aşk olduğuna dair ip uçları yerleştirmişti. Oyuncuların performansına göre yazdığı oyunun dışına çıkma opsiyonunu her zaman kendine veriyordu ama bütünlüğün bozulmaması için bunun da sınırlarını iyi çizmeliydi. Ayrıca Alev hikayenin kendi hayatını konu aldığını bildiğinden ikisi arasında bir yakınlaşma oynatmaya kalksa hemen sorgulayacağını biliyordu. Hatta onu tanıdıysa, sormakla kalmaz, imkanlarını kullanıp, Taha’nın geçmişinde onun izlerini bile arardı. Elbette Taha’nın gönlünü verdiği asıl kızın adı gerçekte Cemile değildi ama hayatı mercek altına alındığında bulunması zor olmazdı.
Alev, Nina yerine bir başka başvuruyu seçmişti ama Taha’nın Nina’da kararlı olduğunu görünce sesini çıkarmadı. Kızın özgeçmişine göz attığında onun da ailesi ve özel yaşamı ile ilgili pek bilgi vermediğini fark etti sadece. Oyun için sürekli bir araya geleceklerinden herkesin gerçekte kim olduğu zaten yavaş yavaş ortaya çıkacaktı. Taha’nın tahmin ettiği gibi kıskanç bir kadındı Alev, oyuncuların tamamının genç ve albenili olmalarının önemli olduğunu biliyordu, doğrudan oyunun çalışmalarına katılıp, çok göz önünde olmayacak olsa bile hepsini göz hapsinde tutmaya kararlıydı. Bunu Taha’nın aşkına güvenmediği için değil, kendi işine öyle geldiği için yapacaktı.
Basında ve sosyal medyada yer alan haberlere göre, Kaya Perçin ve yeni ekibi büyük bir coşku ile çalışmaya başlamışlardı bile. Taha’nın oyununun da onlarınkine yakın zamanlarda ortaya çıkabilmesi için oyuncu seçimini bir an önce tamamlamaları gerekiyordu. Ayrıca özellikle turneler için sponsorlar gerekecekti. Alev, Taha ve ekibinin, Kaya’nın oyununu sergilediği her yere gitmesi gerektiğini düşünüyordu. Başarı kazanacaklarını umdukları her yerde olmalıydılar ki, herhangi bir teşvik almadan da bu işte kimin iyi olduğu ortaya çıksındı. Taha, Kaya’dan çok Güntekin Soyarslan ve Ogeday’a kırgındı. Güntekin beyle yakınlığı basın önünde yaşanan bir şovdan ibaret değildi. Yıllardır sanat camiasına yakın olan Güntekin bey, Taha’nın görüşlerine ve eserlerine çok değer veren bir adamdı. Bir çok konuda da yüz yüze buluşup fikrini almaktan hoşlanırdı. Buna rağmen Kaya’nın oyununu seçmiş olması, Taha’nın bilmediği bir şeyler olduğunu mu, Kaya’nın dalkavukluğunun adamın gözünü boyadığını mı gösteriyor emin değildi. Kazanan açıklandıktan sonra da Taha’yı hiç aramamış olmasına da gücenmişti. Koşullar başkasını seçmesini gerektirse bile dostluklarına dayanarak en azından bir telefon açabilirdi.
Alev birlikte oldukları zamanlar boyunca Kaya’nın onun elindeki bilgi ve kayıtları kullanarak çok işler hallettiğini bir kaç kez anlatmıştı. Adam pisliğin tekiydi ve başarmak için herkesi kolayca harcayabilirdi. Güntekin beye karşı kullanacağı bir koz olacağını sanmıyordu, hatta hemen herkesin açıkları hakkında bilgisi olan Alev’de Güntekin beyin özel hayatı ile ilgili bir açığı olmadığını söylemişti. Olsa zaten, Taha’nın başarısı için kullanmaktan da çekinmezdi. Tabi bu durumda Kaya’dan bir farkları olmayacağı ikisinin de aklına bile gelmiyordu.
Son Oyun sadece Kaya’ya karşı kazanılacak bir zafer değil, aynı zaman da Taha’nın jübilesi olacağı için Alev onun hırsa kapılıp da başarısını gölgelemesini istemiyordu. Bu işin arkasından ikisi kendi mahrem hayatlarına çekilecekler ve tüm bunlardan uzaklaşacaklardı. O yüzden Taha’ya Kaya’yı unutup kendi işine ve hayallerine odaklanmasını söylüyordu. Alev mümkün olan her bilgiyi öğrenip ona zaten getirecekti.
Hamza Enes’in aksine Nina bu oyunda rol almayı gerçekten istiyordu. Çocukluğundan beri oyunculuk hep ilgisini çekmişti. Üniversite de bu yüzden kurulan tiyatro kulübüne dahil olmuş ama sonra yönetmen olarak seçilen şahsın tuhaf ilgisine maruz kalınca bütün hevesi kaçmıştı. Zaten başka nedenlerden dolayı üniversite kulüp odalarını ellerinden alınca, bir süre dışarıda kendi başlarına çalışmayı denemişler, ancak istedikleri gibi gitmeyince tüm emekler boşa gitmişti.
Nina’nın da kolay bir hayatı olmamıştı, ailesi ile yaşıyordu ama annesinin eskiden beri var olan bipolar bozukluğu (*) yüzünden çok zorlanıyorlardı. Ailenin tek çocuğu olduğundan annesinin zor dönemlerini paylaşabileceği kimsesi yoktu. Babası uzun yıllar boyunca annesinin değişimlerinden çok yorulduğundan sürekli şehir dışında veya yurt dışında çalışıyordu. Bu bozukluğun annesinin genç yaşlarından itibaren sahip olduğunu ancak annesinin ailesinin umursamadığını babasından dinlemişti. Babası da evlendiklerinde başına geleceklerden habersizdi. Eski usullere göre görücü usulü evlenmişler. Nikahtan önce çok kısa süreler baş başa konuşabilmişlerdi Bu kısa sürede de annesinin rahatsızlığını tespit ya da tahmin etmek elbette mümkün değildi. Nina, doğmadan önce annesinin bir kaç kez intihara kalkıştığını da yine babasından duymuştu ama bu onun çocuk sahibi olma isteğinin önüne geçmemişti. İşin en zor tarafı annesinin hastalığını asla kabul etmemesi ve bir doktora görünmeye ikna olmamasıydı. Ne yazık ki toplumun büyük bir kısmında nörolojik hastalıklara delilik gözüyle bakma potansiyeli annesinde de vardı. Kendi halinin farkında olmasına rağmen, tedavisi mümkün bu bozukluğun önüne geçmek için doktora gitmesi söylendiğinde “Ben deli değilim!” diyerek kıyameti koparıyordu. Annesinin toplum içinde bu yönünü saklayacak kadar başarılı olması da ayrı bir ilginç durumdu. Babası sırf bu yüzden onun rol yaptığına inanıyordu. Hastalığın depresif yüzü sadece evin içindeyken ve babası ve ona karşı kendini gösteriyordu. Annesinin oldukça geniş olan sosyal çevresi ise, onun yardımsever, becerikli ve lider ruhlu bir kadın olduğunu düşünüp takdir ediyorlardı. Babası ya da o kapılar kapandığında yaşadıklarını birine anlatmaya kalksalar kimse onlara inanmazdı. Hatta annesi bile, yaptıklarının farkında bile değildi çoğu zaman. Evde olmadık nedenlerden büyük kavgalar çıkarıyor, Nina ve babasının ona karşı daima düşmanca tavırlar sergilediklerinden dem vurup saldırıyor, eline geçeni üstlerine fırlattıktan sonra hiç bir şey olmamış gibi davranıp, onların da normal davranmalarını bekliyordu. Böyle bir ortamda çoğunlukla babasız büyüdüğünden Nina’da bilinçli ya da bilinçsiz kendine göre korunma yöntemleri geliştirmişti. Kapıdan dışarı çıktığı anda evde ne yaşanmış olursa olsun, unutuyor, ancak eve geri döneceği sıra hatırladığından anahtarı kapıya sokarken bile kalbi sıkışıyordu. Annesinin ruh hallerine uygun davranması gerektiği için de sürekli yalan söylüyor ve rol yapıyordu. Hayatı boyu zaten provasını yaptığı oyunculukta sırf bu yüzden başarılı olacağına hiç şüphesi yoktu. Bu sayede evden ayrılmanın da bir yolunu bulmak istemesi de ilanın sonucunu heyecanla beklemesinin bir başka nedeniydi.
İlanda oyunun turneleri için şehir dışına sıkça gidileceği ve seçilen oyuncuların kendilerini tarihi henüz belli olmayan bu seyahatlere hazırlamaları gerektiği belirtilmişti. Turne boyunca bir kez yola çıkıldı mı, aylarca geri gelinmeyecekti. İsmi verilmese de tanınmış olduğu ilanda belirtilen bir yönetmenin oyununda rol aldıktan sonra, bir çok başka projenin kapılarının da onlara açılacağından hiç şüphesi yoktu Nina’nın. O yüzden annesinin karşı çıkmayacağını umduğu bu oyunculuk işine kapağı bir atabilirse, o da babası gibi evden kaçmanın harika bir nedenini bulmuş olacaktı.
(devam edecek)
(*) Bipolar bozukluk, bireylerin ruh hali, enerji seviyesi ve günlük aktivitelerinde belirgin değişikliklerle karakterize edilen karmaşık bir psikiyatrik rahatsızlıktır. Bu durum, genellikle mani (yüksek enerji ve aşırı mutluluk) ve depresif (aşırı üzüntü ve umutsuzluk) dönemler arasında dalgalanmalar gösterir. Bipolar bozukluğun kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, genetik yatkınlık, beyin kimyasındaki dengesizlikler ve çevresel stres faktörlerinin etkileşimi ile ortaya çıkabileceği düşünülmektedir
(Kaynak acıbadem.com.tr)