Hep sonradan – Bölüm 37

Elif gecenin kalanında, herhangi bir akrabalık bağları olmasa bile onları tanıdıktan sonra “Keşke böyle bir ailem olsaydı!” dediğini itiraf etti. Hayatı boyu bir yuvası olmamıştı, kendini bir ailenin parçası gibi hissetmemişti. Dernekte de bu evde de ona değerli olduğu, sevildiği hissettirilmişti. Kendinden önce başlayan bir kabusun parçası olarak gelmişti o güne kadar belli ki ama artık bu kabusun bittiği yerdeydiler. Halası ve dayısının aşıklar olmasından da çok hoşlanmış, onu bulmaları ile yeniden bir araya gelmiş olmalarından da mutluluk duymuştu. Elif konuştukça Nurhayat hanım hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.

“Keşke gerçek babamı da tanıyabilseydim ama sizin gibi ben de onu affedemezdim sanırım!” diye sözlerini bitirdiğinde Derin kalkıp diğer tarafına oturdu ve ona sıkıca sarıldı. Bülent’te ayağa kalkmış ve yanlarına gelmişti.

“Evet sen bizi bir araya getirdin ve aslına seninle yeniden bir aile olduk!” dedi gülümseyerek, “Dayın olarak ben de sana sarılmak istiyorum!”

Elif ayağa kalkıp, başını dayısının göğsüne bıraktı. Bülent’in aklına bir anda Aysun’un ona sarılışları gelse de, zihninden hemen kovaladı bu düşünceyi. Hayatının kalanında, Derin ve Bülent evlendikten sonra da Nurhayat hanım ile oturmaktan mutluluk duyacağını söyledi Elif ve uzun süredir gerçekleşmeyen rüyalar yeniden gerçekleşmeye başladı. Tüm bu güzel gelişmelerin arkasına Elif’in istediği bölümde okuyacak puanı aldığı haberi de gelince, hep beraber güzel bir yemeğe giderek kutlama yaptılar. Bülent’in ailesinden kalan büyük ev duruyordu ama her şeyi hatırlattığı için Derin o evi istemedi. Bülent’te nikahtan önce o evi de satıp, Derin’in beğeneceği bahçe içinde kocaman bir başka ev aldı. Nurhayat hanım ve Elif’i başka bir evde bırakmaya gönlü razı gelmemişti. Bal gibi de hepsi bir arada yaşayabilirlerdi.

Nurhayat hanım oğlu saydığı damadının bu ince düşüncesine çok mutlu olsa da, onların baş başa kalmayı çoktan hakkettiklerini söyleyerek, gelmeyi kabul etmedi. Kocaman evlerini doğacak çocukları için kullanabilirlerdi. Henüz çocuk sahibi olmak için geç bir yaşta olmadıklarını söylüyordu ama Derin de Bülent’te kırklı yaşlarında olduklarından çocuk sahibi olmamaya karar vermişlerdi. En azından biyolojik olarak. Bir kaç yıl sonra yeniden düşünüp, belki bir çocuk evlat edinebiliriz diye karar vermişlerdi. Nurhayat hanım zaten torununa kavuştuğu için yıllar sonra birbirlerine ancak kavuşmuş aşıkların işine hiç karışmadı. Bülent’in ısrarı ile ev işlerine yardım edecek sürekli bir kadın tutuldu yanlarına ve babaanne torun bir arada yaşamaya başladılar. Elif yüksek lisansını bitirirken artık iyice rahatsızlanan Nurhayat hanım, bir ay hastanede kaldıktan sonra hayata gözlerini yumdu.

Bülent, Derin ile yeniden bir araya geldikten sonra hiç birine söylemeden Devran’ın izini de sürmüştü biraz ve onun hayatta olmadığını öğrenince de kimseye bundan bahsetmemişti Nurhayat hanım oğlunu affedemese bile onun hayatta kalamadığını duysa kaldıramazdı. Derin için de ağır bir haber olacağından bunu kendine saklamayı tercih etti. Nurhayat hanımın oturduğu ev, Elif’e bırakıldı tamamen. Hiç birisi Aysun’u kaldığı merkezde ziyaret etmedi. Aysun o merkezde on beş yıl daha yaşadıktan sonra demans yüzünden öldü. Aysun öldükten sonra Vasfi’nin ortaya çıkmasını bekledilerse de ondan bir haber çıkmadı. Ona ne olduğu ile ilgilenmek istemediği için Bülent’te peşine düşmedi.

Aysun daha önce mirastan çıkarıldığı için Elif annesinden kağıt üzerinde bir miras alamıyordu ama Bülent ve Derin çocuk sahibi olmaktan vazgeçtikleri ve kaçırdıkları yılları doya doya birlikte yaşamak istedikleri için mirasçısı olarak Elif’i gösterdi. Ağabeyinin baba olduğunu ispatlamakla uğraşmak istemeyen Derin’de aynısını yaptı. Böylece Elif hem anneden, hem de babadan sahip olduğu mirasına eksiksiz olarak kavuşabilecekti ve iki ailenin servetinin de ondan başka mirasçısı yoktu.

Yüksek lisansını bitirmeden, başından beri planladığı üzere Derin ile birlikte dernekte çalışmaya başladı. Yüksek lisansını da bitirince Derin onu maaşlı olarak işe aldı ve aynı zamanda başkan yardımcısı yaptı. İki aileden miras hepsine rahat rahat yeteceği için Elif’in herhangi bir yerde çalışmasına gerek bile yoktu. Elif’e derneği teslim ettikten sonra Bülent’te emekli olmaya karar verdi ve Derin ile uzun uzun yurt dışı seyahatlerine gitmeye başladılar. Giden yıllar geri gelmiyor olsa da, iki aşık her şeyi ilk kez yaşamanın tadını çıkarıyordu.

Elif kendi yaşadıkları, dernekteki kadınların başlarına gelenleri de gördükçe, evliliğe hiç sıcak bakmadığını söylüyordu ama aşk onu da otuzlu yaşlarında buldu. Mesleğinde ilerlemek için katıldığı sempozyumlardan birinde tanıştığı bir meslektaşı, sırf ona yakın olabilmek için şehir değiştirip gelmişti. Hafta sonları derneğe gelip, gönüllü olarak hizmet veriyor, işleri bitince de Elif’i yemeğe götürüyor ya da beraber dernekte kalıp sohbet ediyorlardı.

Varlıklı bir ailenin tek çocuğu olan Vedat’ı, ilk defa dernekte görmüştü Derin ve Bülent’te. Daha görür görmez de delikanlının Elif’e nasıl aşık baktığını hemen anlamışlardı. Vedat’ın onca çabasına rağmen Elif biraz da eskilerden kalan iç güdüsüyle, onun aşkının büyüklüğünü fark edememiş görünüyordu.

“Yani evet boş değil ama dediğiniz kadar da değil!” demişti Derin ve Bülent’e kendini savunurken ama sonunda Bülent onu bir erkeğin bir kadını sevdiğinde neler yapabileceği konusunda biraz bilgilendirince, Vedat’ın aşkının gelip geçici bir şey olmadığına ikna oldu. Ona karşı davranışları biraz daha yumuşayınca, Vedat onu kaybetmek istemediği için hemen evlenme teklif etti, çok geçmeden de evlendiler.

Şimdilerde Derin ve Bülent yeniden dernekteki işlere ve Elif ile Vedat’ın ilk çocukları Merve’ye bakıyorlar. Elif ve Vedat ise, Derin ev Bülent’in tavsiye ettiği gezi rotalarını keşfediyorlar imkanları varken.

MUTLU SON

Yorum bırakın