Hep sonradan – Bölüm 31

Derin, Elif’i bir kaç hafta sadece uzaktan takip etti, onunla görüşen yetkililerden bilgi alıp, gözlem yapıyordu. Başlarda az konuşuyor olsa da, gördüğü ilgi ve sevgi ortamı sayesinde yavaş yavaş uyum sağlamaya başlamıştı. Görüştüğü terapistin raporlarında daha fazla açıldığı anlaşılıyordu. Kendini suçlaması, hayata ait hissetmemesi ile ilgili satırları okurken Derin’in içi titredi. Aysun dokunduğu herkesi mahvediyordu gerçekten.

Bülent’in adamı bir süre sonra kızın evden atıldığını ve bir kadın tarafından alıp götürüldüğünü öğrenince hemen Bülent’e rapor etti. Derin henüz ona Elif’i alıp getirdiğini söylememişti, karşı çıkacağını düşünüyordu. Nurhayat hanım da Elif’i görmek için hiç derneğe gelmemişti. Kızı gibi, kendisinin de çocuğa gereksiz duygusal bağ hissedeceğinden çekiniyordu. Aysun’un kızı olsa da, geçmişlerinin izlerini taşıyan bir parçaydı. Oğlunun ve kızının hayatlarını mahveden o kadının kızına sıcaklık hissetmek gözünü korkutuyordu. Aysun gibi, kızını ikinci kez hırpalamasını da hiç istemiyordu. Bülent kardeşi ve ailesinden uzak durup, sadece izlemekte çok haklıydı aslında. Derin istese kendi derneği değil ama iletişimde olduğu ve kızın yaşadığı yerdeki başka derneklerle de onu koruma altına alabilirdi. Ancak gidip kendi eliyle getirmiş ve ona herkesten fazla konfor sağlamak için elinden geleni yapmıştı. Annesine de uzaktan izlediğini söylese de, Nurhayat hanım onun sadece fiziksel olarak uzak durduğunu, kızın her şeyiyle yakından ilgilendiği biliyordu.

Elif, başına gelenler yüzünden o sene girmesi gereken üniversite sınavına giremeyecekti. Ancak sonraki sene kendisi de isterse bu konuda gerekli destek dernek tarafından sağlanacaktı. Kendinden başkaları da bu derneğin imkanlarından faydalanırken, bir türlü kendini yük olduğu düşüncesinden kurtaramadığı için, bir iş bulup kendine bir yaşam kurmak şimdilik ona daha yakın geliyordu. Hayatında ilk defa hayatının ipleri kendi elindeydi. Hiç bir şeyi yoktu ama ilk defa bir hayatı vardı. Başlarda o hayatı da çok değersiz bulurken, terapist görüşmeleri sonucu en azından şimdi böyle düşünüyordu.

Bülent adamın anlattıklarını dinleyince, Elif’i alan kadının Derin olduğunu hemen anladı. Haftalardır onu arayıp sormuyor olmasının nedeninin bu olduğunu da anladı tabi. Yeğeninin başına gelenlerden sonra ona duyduğu zaaf için Derin’e kızamazdı. Ancak o çocuk üzülmesine neden olursa da bunun sebebi yine Bülent olacaktı. Söylememiş olsa, ağabeyinin bir çocuğu olduğundan bile haberi olmayacaktı sevdiği kadının. İkinci kez ve bu kez de kız kardeşinin kızı yüzünden darbe alması Bülent’i mahvederdi. Uzun uzun düşündükten sonra buna engel olmanın tek yolunun onun da bu sürecin içine dahil olması olduğuna karar verdi. O kız kardeşini herkesten çok tanıyordu, dolayısıyla kızının da ona ne kadar benzediğini en iyi o anlayabilirdi. Hoş olaylar patlayana kadar Aysun’un çevirdiği dolapları hiç biri görememişti ama en azından şimdi kızın veya kardeşinin böyle bir tehlike yaratacak potansiyele sahip olabileceğini biliyordu. Aysun eğer yatırıldığı yerden çıkıp, hayata yeniden dahil olursa ve kızının da burada olduğunu öğrenirse, aileye geri dönmek için onu kullanmaktan asla çekinmezdi. Derin’i tüm bu risklerden korumanın tek yolu, onun yanında olmak ve süreci yakından takip etmekti.

Ertesi gün hiç haber vermeden derneğe gitti. Derin onun ikinci kez habersiz gelişinin Elif ile ilgili olduğunu hemen anladı. Adamı nihayet kızın ortadan kaybolduğunu anlayıp, ona bilgi aktarmıştı elbette. Ayla hanımdan derneğin adını öğrenmek de zor değildi ve şimdi gelip bunun hesabını soracaktı belli ki.

“Beklenmedik bir ziyaret daha!” diyerek gülümsedi Bülent kapıdan girince.

“Beklenmedik şeyler yapan biri olarak, beklenmedik ziyaretlere şaşırmamalısın!” dedi Bülent.

“Beklenmedik sayılmaz, sanırım Elif için geldin!”

“Evet!”

“Tamam bak bununla ilgili endişelerin olduğunu biliyorum. Annemin de var!” dedi Derin hemen savunmaya geçerek, “Ona henüz Devran’ın kızı olduğunu söylemediğim için olaya aynı senin baktığın yerden bakıyor ve aklında onu Aysun ile bir tutuyor! Oysa o başka biri. O Elif!”

“Biliyorum!” dedi Bülent başını sallayarak.

“İşte bu yüzden, ona Aysun muamelesi yapmak ve annesinin yaptıklarının sonuçlarını yaşamasını istemek haksızlık. Öte yandan o Devran’ın da kızı tabi. Ne annesinin, ne de babasının kim olduğu önemli değil. Onların bozuk genlerini de almış olsa, o anne ve babasının sahip olduğu iyi ve sevgi dolu imkanlara hiç sahip olmadı. Dolayısıyla karakterinin onlar gibi geliştiğini, daha da doğrusu gelişmediğini söylemek bana göre çok anlamsız! Onu tanımadan, bilmeden yargısız infaz yapılmasına karşıyım!”

“Haklısın!” dedi Bülent sakince.

Derin ondan karşı atak beklerken onun onaylayan kısa kelimeler kullanmasına şaşırmıştı biraz, toparlanıp, sakince yerine oturdu.

“Yani sen onu getirdiğim için bana kızmadın mı?”

“Hayır! Seni anlıyorum!”

“Sahi mi?”

“Evet. Hatta bunu sana ispatlamak için sürecin tamamında seni destekleyip, yanında olmak istiyorum!”

“Yani yeğenimize sahip mi çıkacaksın!”

“Evet onun kötü olmasını neden isteyeyim?”

“Tamam!” dedi Derin mutlulukla, “O çok iyi bir kız gerçekten! Yani ben henüz ona gerçeği anlatmadım. Uzaktan takip ediyorum!”

“Onun burada kalışının derneğe maliyetimi tamamen ben karşılamak istiyorum, bağış olarak yani!”

“Tamam!” dedi Derin yine gülümseyerek, “Doğrudan onun bağışçısı olabilirsin! Gerçekten bunu yaptığına inanamıyorum!”

“Sadece bağışçı olarak kalmak istemiyorum, onu tanımak da istiyorum!”

“Dayısı olarak mı?” dedi Derin iyice hayrete kapılarak.

“Şimdilik hayır, sen gerçeği açıklamaya karar verene kadar ben de senin yaptığını yapacağım.”

“Peki onunla kim olarak konuşacaksın?”

“Bilmiyorum yani onu izleyen sensin bana bunu sen söylersin diye düşündüm!”

Derin o kadar rahatlamış ve mutlu olmuştu ki Bülent’in tavrına, büyük bir şevkle onun hakkında düşüncelerin, terapist raporlarını, onun hallerini bir çırpıda anlatıverdi. Dernek kadınları koruma altına aldığı için dışarıdan insanların gelip, kadınlarla doğrudan iletişim kurmaları yasaktı. Kadınlar da kontrolsüz giriş çıkışlar yapamıyorlardı. Birinin güvenliği, hepsinin güvenliği demekti. Derin o yüzden Elif’i diğer kadınlardan ayrı bir odada tutmayı seçmişti. Aslında bu oda geçici olarak yer sağladıkları ya da kendi misafirlerini ağırladıkları odalardan biriydi ve diğer kadınların yaşam alanlarından farklı bir yerdeydi. Dolayısıyla Bülent istese onu odasında da ziyaret edebilirdi ama bunu hangi sıfatla yapması gerektiği konusunu çözmeleri gerekiyordu.

“Bu sene okula gitmeyeceğine göre belki biraz çalışmak ister! Bu özgüvenini de destekler!” dedi Bülent.

İkisinin aklına da, Aysun’un Derin’lerin şirketinde yaptığı sözde staj gelse de, yüksek sesle söylemediler.

“Evet olabilir, ona şirketinde iş mi vereceksin?” dedi Derin.

“Neden olmasın, fotokopi, evrak dağıtımı gibi basit işleri yapabilir!”

“Mirasçısı olduğu şirkette bir iş!” dedi Derin mırıldanır gibi.

“Tuhaf biliyorum ama şimdilik onun için başka ne yapabilirim bilmiyorum!”

“Çalışmak ister mi bilmiyorum zaten. Önce ona sordururum, eğer olumlu yaklaşırsa seninle tanışması için bir ortam hazırlarız. Eğer çalışmak istemez ve kendini bir süre daha dernek kozasında tutmak isterse farklı bir şey düşünürüz ama ne gerçekten bilmiyorum!”

“Tamam!” dedi Bülent, “Sen kayıtlarına beni onun resmi bağışçısı yazabilirsin. Diğer konuda da senden haber bekleyeceğim. Umuyorum bir kahve içerken anlatırsın bana gelişmeleri, epeydir buluşmadık!”

“Tabi, merak etme, beklediğinden hızlı bir dönüş yapacağım sana!” dedi Derin arkasına yaslanarak. Bülent’in bu beklenmedik desteği cesaretini daha da artırmıştı. Her ne kadar Elif’i koruyup, kollamak istiyorsa da, içinden bir Aysun çıkma ihtimali onu da tedirgin ediyordu.

(devam edecek)

Yorum bırakın