Hep sonradan – Bölüm 29

Nurhayat hanım ikisinin de kendi dünyalarına çekildiğini fark edince, hiç açmadı konuyu. Kahvaltı bittikten sonra Derin ve Bülent çıktılar. Derin Bülent’i ofisine bırakıp, oradan da derneğe geçti ve hemen adamı arayıp, detayları öğrendi. Hazır fırsatı eline geçirmişken bu defa Bülent’i dinlemeyip kendi bildiği gibi hareket etmek istiyordu. Eğer Aysun akıl sağlığını kalıcı olarak kaybettiyse, dernek aracılığı ile çocuğa sahip çıkmanın bir yolunu bulabilirdi. Gerçi Elif, on sekiz yaşını geçtiği için Aysun’un artık onun üzerinde bir hükmü yoktu. Yine de bir hata yapmadan bu işi halletmek için tüm koşulları doğru olarak öğrenip değerlendirmek istiyordu. Niyeti, Elif’i alıp buraya getirmekti. Önce kızı kurtarıp, kim olduğundan bahsetmeyebilirdi. Onu tanıdıktan sonra duruma göre gerçeği konuşabilir ya da akışa bırakabilirdi. Ama şimdi yeğenini düştüğü bu durumdan çıkarması gerekiyordu. O Bülent gibi düşünmüyordu. O çocuk kime benzerse benzesin, yaşadığı berbat hayattan sonra başına gelenleri tek başına kaldırmak zorunda değildi. Ayrıca Bülent’e pek söylememiş olsa da, Aysun’un o hale gelmesine neden olan kişi Hamide hanımdı. Farklı bir eğitimle Aysun da içindeki kötüyü uyandırmadan iyi bir insan olabilirdi. Hayat ve destek olduğu kadınlar ona büyüme çağında insanın içindeki hangi yön beslenirse ona dönüştüğünü göstermişti. İstisnalar vardı elbette ama onlarında zaten akıl sağlığı yerinde değildi. Onu korkutan asıl şey de buydu aslında. Elif’in başına gelenlerden sonra kendi akıl sağlığını ne kadar koruyabildiğini bilmiyordu. Bunu ancak onu alıp getirdikten sona öğrenebilirdi.

Adamdan Aysun’un yatırıldığı merkezin telefonunu alıp, dernek adıyla merkezi aradı. Sözde olayı duymuşlar ve mağdur kadınlara destek olmak için bilgi topluyorlardı. Adı duyulmuş bir dernek olduklarından bakım evi müdürü, Aysun’un başına gelenler ve durumu hakkında özet bir bilgi aktardı. Durumunun kalıcı olup olmadığı henüz kesin değildi. Yaşananlardan sonra bunu zaman gösterecekti, olaylar henüz sıcak olduğundan geçici bir gerçeklik kaybı yaşıyor olabilirdi. Onun durumunun belirsizliğini öğrendikten sonra uzunca bir süre kendine gelemeyeceğini hesap edip, Elif’e ulaşmayı planladı. Bunu uzaktan yapmak istemiyordu. Gidip onu bizzat bulacak ve Bülent’e bundan şimdilik bahsetmeyecekti. Nurhayat hanıma da kızın kim olduğunu söylemeden anlatmayı düşünüyordu. Annesinin bakış açısı ve desteği hayatı boyunca ona çok faydalı olmuştu.

İşten çıkmadan Bülent’i arayıp nasıl olduğunu sorduktan sonra, iki günlük şehir dışına çıkması gerektiğini ama ihtiyacı olursa annesine uğrayabileceğini söyledi. Bülent kendini çok yorgun hissediyordu ve bu olayı bu kadar içselleştirdiği için de kendine biraz kızgındı.

“Kendimi toparlamak için biraz işlere sarılacağım!” diye yanıtladı Derin’i. Derin onun kendini koruduğunu sanarak duyarsız görünmeye çalıştığını artık anlamıştı ama iki gün içinde kendi başına idare edebileceğini düşündüğü için önceliği yeğenini vermek istiyordu.

Akşam eve gidince Nurhayat hanıma planladıklarından bahsetti ama Bülent arar ya da gelirse bundan kesinlikle haberi olmasını istemiyordu.

Nurhayat hanım, çocuğun torunu olduğunu bilmediği için, annesinin yaptıklarına rağmen kızının bu çocuğu bu kadar önemsiyor olmasına biraz şaşırıyordu aslında ama onun senelerdir kendini bu tür vakalara adadığını bildiği için olaya öyle baktığını hatta çocuk Bülent’in yeğeni olduğu için de ekstra duygusal düşündüğüne karar verdi.

“Bu kız yıllardır ailelerimizi mahvetti, lütfen bu olay için her ne yapmak istiyorsan sınırlarını düzgün çiz!” dedi sadece kızına. Annesinin söylemek istediği şeyi odan başkası anlayamazdı.

“Merak etme!” dedikten sonra odasına gidip kendine seyahat için küçük bir çanta hazırladı. Uzun bir süredir yeğenini tanımayı çok istiyordu. Böyle kötü bir olay yüzünden olmasını hiç istemezdi ama zamanı şimdiydi demek. İçinden yükselen “Kızı Yurdagül’ün yerine koyup, bu defa Aysun’dan kurtarmak istediğin için böyle yapıyor olabilir misin?” sorusunu bastırıp, ertesi sabah arabası ile yola çıktı. Bülent’in adamından adres ve bilgileri almış ona geleceğinden bahsetmemişti. Ev dağıldığı için adamın da takip edecek pek bir şeyi kalmamıştı. O yüzden onun gidişini ve kızı alıp gidişini hemen fark edemeyeceğini düşünüyordu. Bülent’in haberi olmayacaktı böylece olanlardan.

Ayla hanım kapıdaki kadını tanımadığı için onun sosyal hizmetlerden geldiğini sandı önce. Derin kendini dernek üzerinden tanıttı. Olayı öğrenmişler, annenin durumunu araştırmışlar ve Elif’e yardım etmek için uzak bir yoldan kalkıp gelmişti. Kısa bir tereddütten sonra Ayla hanım onu içeri aldı. Uzun vadede Elif’in sorumluluğunu almayı o da istemiyordu. Bu dernek çocuğun geleceğini garanti altına alır, barınacağı bir yer bulursa, o da sakin hayatına devam ederdi. Elif başlardaki kadar çok olmasa da günün çoğunu uyuyarak geçiriyordu.

“Benim de başıma gelmişti!” dedi fısıldayarak Derine kapının önündelerken ve sonra hafifçe tıklatıp, onu içeri odaya soktu.

Elif odanın kapısının açılmasına bir tepki vermemişti, “Uyuyordur!” dedi Ayla hanım bu kez yine fısıldayarak ve Derin başını sallayıp sessizce odaya girdi. Elif sırtı kapıya dönük olarak kıpırdamadan yatıyordu. Derin onun yüzünü görebilmek için yatağın diğer yanına dolanınca onun gözlerinin aralık olup, ağladığını gördü. Daha önce fotoğrafta gördüğünden çok daha zayıf ve solgundu şimdi.

Yatağın yanına ilişip eliyle göz yaşlarını sildi, “Merhaba Derin ben!” dedi yumuşak bir sesle, “Sana yardımcı olmak için geldim!”

Elif gözünü hafifçe ona kaydırıp baktı ama cevap vermedi. Günlerdir olanlarla beraber, hayatı boyunca hissettiği her şey hortlamış, bütün gücünü elinden alıp gitmiş gibiydi. Günlerdir bu odada kimseyle konuşmadan yatıyordu. Ayla hanım onu zorla ikna edip dört beş kez duşa sokmuştu. Ilık suyun onu sakinleştireceğini düşünerek ve rahatlaması için yapmıştı bunu.

Elif tepki vermeyince bir süre daha yakında kalıp, bilgi almak için odadan çıktı. Ayla hanım salonda endişeyle onu bekliyordu.

“Onu götüreceksiniz değil mi?” dedi endişesini belli ederek, “Ben zor günler geçirdim onun sorumluluğunu alamam, anlıyorsunuz değil mi?”

“Evet!” dedi Derin, “Bana neler olduğunu anlatır mısınız?”

Ayla hanım, Müge’nin ölümü apartmanda duyulduktan sonra olanları detayları ile anlattı Derin’e, sonra Vasfi’nin yazıp fırlattığı kağıdı hatırladı ve kalkıp çekmeceden getirdi onu.

“Çocuğun babası değilmiş sanırım!” dedi sonra fısıldayarak, “Bu adam akrabasıymış herhalde ama ben aramadım doğrusu bu kadar konuya girmek istemiyorum!”

“Tamam!” dedi Derin kağıdı alıp Bülent’in adına ve numarasına baktı, “Biz durumu araştırıp öğrendik, siz merak etmeyin, dayısı ile bağlantıdayız!” dedi kadının içi rahatlayıp, güvensin diye.

“Babası değil miymiş o adam?” dedi Ayla hanım bu defa merakını yenemeyip.

“Karışık bir aile meselesi!” dedi Derin, “Kızın eşyaları sizde öyle değil mi?”

“Evet odada çöp poşetlerine koydum aceleyle!”

“Tamam ben onu götüreceğim ama önce ikna olması gerek!”

“Olur! Niye olmasın?” dedi Ayla hanım, Elif’in kalma ihtimali olması fikrinden hoşlanmamıştı.

“Tamam şimdi onunla yeniden konuşacağım, bu gün ikna olmazsa yarın yine gelirim tamam mı? Onu almadan buradan gitmeyeceğim içiniz rahat olsun!”

“Tamam!” dedi Ayla hanım, “Faydası olacaksa kalın ikna etmek için!” dedi sonra tereddütlü bir sesle.

Derin gülümsedi bir şey söylemeden yeniden Elif’in yanına dönüp, kapıyı kapattı.

Tekrar oturdu yanına, yumuşak bir sesle ona dernekten bahsetti. Burada yaşadıklarından sonra, sığıntı gibi bir komşu evinde kalmaktansa kendini toparlayana kadar onunla gelebileceğini ve orada ona psikolojik ve maddi destek sağlayacaklarını söyledi. Annesinin bir süre daha merkezde kalması gerekecekti.

(devam edecek)

Yorum bırakın