“Aşkımızı yaşamak için elimizden geldiğinde karanlığa kaçıyoruz zaten! Ne dikkatsizliğinden bahsediyorsun sen!” dedi Aysun gergin bir sesle, “Bu kadar dikkatsiz olmamalıydık!” diyen Devran’a.
“Aysun! Biz aşk falan yaşamıyoruz!” dedi Devran sinirle, “Buna bir son verelim artık!”
“Ha! Şimdi böyle mi oldu!” dedi Aysun alaycı bir sesle, “Benim gençliğimden, saflığımdan faydalan! Sonra da pardon de öyle mi?”
“Akşam Yurdagül’e her şeyi anlatacağım. O bunların hiç birini hakketmedi! Bana ve aileme yaptığı onca iyilikten sonra benim şu yaptığıma bak!”
“Beni görüce bu söylediklerini unutup, sokulacağını ikimiz de biliyoruz Devran. Senin ve benim aramda karşı konulmaz bir çekim var!”
“Aysun lütfen!”
“Eğer bu akşam karınla konuşursan, bu kız kardeşinin evliliğine mâl olabilir canım benim!”
Devran durdu bu sözleri duyunca, Bülent, Derin’in ağabeyinin kız kardeşi ile yasak bir ilişki içinde olduğunu öğrenirse, bu gerçekten büyük bir rezalet olurdu. Kız kardeşini düşürdüğü durum ise ayrı bir rezaletti.
“Tamam, kapat şimdi düşüneceğim!” diyerek Aysun’un yüzüne kapattı telefonu. Aysun’un yüzünde yaptığından memnun bir ifade belirdi, sonra Vasfi’yi arayıp, döndüğünü ve çalışabileceklerini söyledi.
Devran, karısına yapacağı açıklamanın sadece ikisi arasında kalmayacağını fark edince iyice strese girdi Ona her şeyi anlatıp, bunu aralarında sır olarak tutmalarını gerektiğini söyleyecek kadar de arsız biri değildi. Bir an önce Aysun’dan kurtulması gerekiyordu artık. Bu kızın üzerinde kurduğu hakimiyet yüzünden sahip olduğu tüm güzel şeyleri kaybedebilirdi Akşam karısına olanları inkar etmekten başka şansı yoktu görünüşe göre. Hemen yarın da Aysun ile konuşup, bu ilişkiyi bitirmeleri gerektiğini söyleyecekti.
Derin, gidip Aysun ile konuştuklarından Yurdagül’e hiç bahsetmedi. Bu sadece unutulacak bir dedikodu ise Bülent’e bahsetmenin de bir anlamı var mı bilemiyordu. En iyisi ağabeyinin karısına yapacağı açıklamayı beklemekti. Eğer Devran bunun bir dedikodu olduğuna karısını ikna ederse, konuyu büyütmenin de bir anlamı olmayacaktı.
Nurhayat hanım geldiğinde, Yurdagül kendini pek iyi hissetmediğini söyleyip, odalarına çıktı. Derin annesi endişelenmesin diye, Yurdagül ile dün dışarı çıktıklarından ve biraz cereyanda kaldıklarını ve o yüzden halsiz olduğuna onu ikna etti. Devran gelip karısını salonda göremeyince, dedikodunun etkisinin sarsıcı olduğunu hemen anladı ve karısı hasta olduğu için onu yalnız bırakmak istemediğini söyleyip, o da odalarına çıktı.
“Allah ayırmasın bu çocukları!” dedi Nurhayat hanım duygulanarak, “Baksana nasıl de seviyorlar birbirlerini, onsuz aşağıda yemek içine sinmedi oğlanın!”
“Ya evet!” dedi Derin iç geçirerek, karı koca rahatça konuşsunlar diye o akşam annesini oyalamayı kendine görev edinmişti. Evde ses olsun diye annesinin sevdiği televizyon dizinizi açıp, yanına yerleşti.
“Biraz yüksek değil mi kızım sesi?” dedi Nurhayat hanım.
“Yok ya! Erkenden tavuk gibi uyumaz onlar! Şurada anne-kız gecesi yapıyoruz!” diyerek annesinin dizine yattı Derin ama kulağı yukarıdaydı. Korktuğu gibi ses yükselmedi ağabeyi ve karısının odasından Devran, karısını sessizce dinleyip, önce bu dedikodulara sebebiyet verecek davranışlarda bulunduğu için özür diledi ancak durum hiç de söylendiği gibi değildi Aysun babasının ölümünden sonra kötü günler geçirmiş, ailesini üzmemek için de bunu stajı sırasında Devran ile paylaşmış ve kimseye söylememesi için söz verdirtmişti. Alışveriş merkezinde karşılaşmışlardı evet ama Aysun arkadaşları ile katıldığı yılbaşı çekilişine, o da Yurdagül’e hediye bakıyordu. Ancak Aysun’u dükkanda görünce karısına iç çamaşırı almaya utanmış ve çıkmıştı. Sinemada görüldükleri doğru değildi. Devran işlerden başını kaldıramıyorken sinemada ne işi olabilirdi. Ayrıca film izlemeyi sevmediğini Yurdagül de biliyordu. Tüm bunlara rağmen bir dedikodu çıkmışsa mutlaka buna neden olacak bir davranışta bulunmuş olmalıydı. Çocuk yaşta bir kız ile adının bu şekilde anılması utanç vericiydi ve bir daha olmaması için elinden geleni yapacaktı. Karısını çok ama çok seviyordu ve onu üzecek bir saçmalığa neden olduğu için de çok üzgündü.
Yurdagül kocasının samimi sözlerinden etkilenmiş, zaten onun böyle bir şey yapmayacağından emin olduğunu ama yine de iki kez iyi bir arkadaşından benzer şeyler duyunca çok sarsıldığını söyledi.
Devran, Gülay’ı uzun süredir tanıdığı için, onun haklı olarak arkadaşını koruduğunu ama duyduklarının gerçek olmadığını tekrarladı. Böylece karı koca aralarındaki sorunu çözüp, sarılıp uyudular o gece. Derin ertesi sabah ikisinin yüzünü gülücükler saçarken görünce, bu konunun Bülent’e açılmasına hiç de gerek olmadığına ikna oldu ve rahatladı.
Ancak Aysun, Derin’in bu çıkışının altında kalacak bir kız değildi. Bir kaç gün sonra Derin ve Yurdagül kız kıza bir akşam gezmesine çıkınca, annesine duyurmadan ağabeyine Derin’in gelip onu ağabeyi ile ilişki yaşamakla suçladığını söyleyiverdi.
“Ne?” dedi Bülent şaşkınlıkla, “Sen ve Devran mı?”
“Evet ağabey, ben de şoka girdim!” dedi Aysun gözyaşlarına boğularak.
“Derin böyle bir şey yapmaz Aysun! Bana bir şey söylemedi”
“Söyledikleri gerçek değil ki zaten! Beni sana söylemekle tehdit etti ama!”
“Sen yanlış anlamış olabilir misin?”
“Böyle bir şey yanlış anlaşılır mı? İstersen ona sor!” dedi Aysun ağabeyine sarılıp ağlamaya devam etti, “Ateşim yükseldi yine o akşam ama annem ve sana üzülmeyesiniz diye söylemedim!”
Bülent şaşkın bir şekilde sarıldı kız kardeşine, “Derin durup dururken böyle bir şey yapmaz Aysun!” dedi düşünceli bir sesle.
“Biliyorum ben de çok şaşırdım, onu ne kadar severim biliyorsun! Kim bilir belki de evlendikten sonra senin ve benin bu kadar yakın olmamızı istemiyordur!”
“Saçmalama nereden çıktı şimdi bu?”
“Yani siz evlenince aranıza girerim sanmış olabilir. Bilirsin işte ikimiz o kadar yakınız ki?”
“Hayır, Derin böyle bir şey yapacak bir kız değil! Merak etme sen ben konuşurum onunla!”
“Hayır! Bak lütfen! Söz ver bana! Ona asla bundan bahsetmeyeceksin!”
“Bunu neden yaptığını öğrenmem gerek! Birileri gerçekten böyle bir şey konuşuyor olabilir mi?”
“Ağabey!” dedi Aysun gözlerini kocaman açacak, “Sen nasıl? Yok canım! Ben ve Devran ağabey! Daha neler!”
“Tamam! Tamam!” dedi Bülent kardeşinin tepkisini görünce, “Biliyorum böyle bir şey mümkün değil ama? Derin’e çok şaşırdım gerçekten!”
“Olur böyle şeyler, evlilik stresi, kıskançlık yapmasına neden olmuş olabilir. Ben sadece seninle paylaşmak istedim. Lütfen benim yüzümden ikinizin arası açılmasın tam da nikah üzeri!”
“Haklısın!” dedi Bülent kardeşinin saçlarını okşayarak, “Tamam bu aramızda kalacak ama bir daha böyle bir şey olursa hemen gelip bana söyle tamam mı?”
“Tamam, sen merak etme!” dedi Aysun en tatlı haliyle gülümsedi ağabeyine.
Bülent’in kafasına takılmıştı Derin’in davranışı ama Aysun haklıydı. Şimdi değil ama belki daha sonra ona neden böyle bir şey yaptığını sorabilirdi. Önlerince koca bir ömür olacaktı konuşmaları için.
Aysun, Devran ilişkilerini inkar ettikten sonra konunun onlara taşınmayacağından emindi. Yurdagül zaten kocasına tapan saf bir kadındı ve Devran onu kesinlikle ikna etmiş olmalıydı. Ertesi gün Devran arayınca yüzüne kocaman bir gülümseme yayıldı.
“Ne yaptın halledebildin mi?” dedi açar açmaz.
“Yurdagül’ü böyle bir şeyin olmadığına ikna ettim ama seninle acilen konuşmamız gerek!” dedi Devran kararlı ve gergin bir sesle.
“Ben de seni özledim!” dedi Aysun
“Bu akşam buluşalım, aynı yerde yedide!”
Gizlice gidip beraber oldukları oteli kastettiğini biliyordu Aysun, “Tamam!” diyerek kapattı telefonu.
(devam edecek)