Sır – Bölüm 37

Nevzat evin anahtarını teslim aldıktan sonra heyecanla Hasan ve annesini götürdü göstermeye. Gerçekten aydınlık, ferah ve sıcak bir evdi burası.

“Artık kimsenin soba ile uğraşmasına ve soğuktan üşümesine gerek kalmayacak!” dedi Nevzat heyecanla.

Hasan’da ağabeyinin heyecanına katılmış, odaları gezip, muslukları kontrol ediyordu, “Böyle boş mu vereceğiz!” dedi hoplayarak döndü yanlarına, “Bir iki parça eşya alsak mı?”

“Neleri var evlerinde ya da nelere ihtiyaçları var tam bilmiyorum aslında. Bütün evi de döşeyebiliriz tabi ama bunu Gözde seçse daha uygun gibi geldi bana!”

“Gözde ile alışverişi sen yapacaksın tabi değil mi?” dedi Hasan, teyzesine göz kırparak.

Nevzat gözlerini kısarak baktı kardeşine, gülüyordu ama sobelendiğini de anlamıştı iyice.

“Sizce ona bir şeyler hissetmem tuhaf mı?” dedi utanarak.

Sultan hanım oğlu nihayet itiraf ettiği için mutlu olmuştu, “Geç bile kaldın?” dedi gülerek.

“İyi de o zaman size başka bir ev daha lazım o zaman?” diye araya girdi Hasan, “Ağabeyimle, annemin kızı evleniyor, bak demiştim ben sana! Ben şimdi neyiniz olacağım o zaman!”

“Hasan olacaksın yine!” dedi Sultan hanım da gülerek, “Karıştırıp da beynimizi yakmayalım daha fazla! Kerime hanım ile Mustafa burada yaşarlar, Nevzat ile Gözde için de başka bir ev buluruz o zaman. Hele iş oralara gelsin bir!”

“Tabi canım Gözde beni isteyecek diye bir kural yok!” dedi Nevzat başını sallayarak.

“Perde alın siz!” dedi Sultan hanım konuyu değiştirip, “Sonuçta hiç bir evin perdesi öbürüne uymaz, halı alın bir de!”

Hasan ile Nevzat birbirlerine bakıp başlarını salladılar. Sıra Gözde ve Kerime hanımlara müjdeyi vermeye gelmişti. Sultan hanım ve Hasan da o ana şahitlik etmek istediklerinden, Gözde’nin izin gününde olmasına karar verdiler. Nevzat eve davetlilermiş gibi gider onları alırdı. Hasan’da gelir teyzesini alırdı, önce o evde buluşurlar, sonra da Sultan hanımın evine geçerlerdi.

“Ben bu akşam söylerim!” dedi Nevzat heyecanla, nasıl olsa artık her akşam görüşüyorlardı.

“Daha yeni geldik Sultan teyzeye!” dedi Gözde çekinerek, “Kadıncağız o yaşında durmadan bizi mi ağırlayacak?”

“Annem sever öyle şeyleri, dert etmez!” dedi Nevzat, “Ben yardım ediyorum ona zaten!”

“Olsun yine de üst üste çok olacak, benim evim müsait değil pek. Yani gördün işte! Kerime teyzenin evinde biz sizi ağırlayalım bu sefer!”

“Olmaz!” dedi Nevzat aceleyle, Gözde’nin bu ani tepkiye bakışını görünce, “Annem kabul etmez yani, kızar bana şimdi!”

Güldü Gözde, koca adamın hâlâ annesinden böyle korkmasına, “Ben sorayım Kerime teyzeye ama o da benim gibi diyecektir!” diyerek indi arabadan.

Kerime hanım, Nevzat’ın her gün Gözde’yi getirdiğini bildiği için bir gelişme bekliyordu o günlerde. Gözde, yine davet edildiklerini söyleyince güldü tatlı tatlı, “Sayende biz de sürekli davet alıyoruz!”

“Evet bir ailem oldu artık değil mi?” diye gülümsedi Gözde.

Yine güldü Kerime hanım, bu sahipsiz kızın nihayet yüzünün böyle güldüğünü görmekten çok mutlu oluyordu, “Darısı Mustafama!” diyordu içinden ama çocuğu gelecekte ne beklediğinden gerçekten hiç emin değildi.

“Gidelim mi?” dedi Gözde, yaşlı kadın düşüncelere dalınca.

“Tabi! Davet geri çevrilmez ayıp olur!” dedi Kerime hanım, Sultan hanımı da çok sevmişti gerçekten. Bu güzel aile ile yeniden görüşmeyi istiyordu o da.

Böylece plan işlemeye başladı bir kez daha. Nevzat Gözde’nin izin gününde öğleden sonra gidip aldı hepsini, Hasan’da babasının planı olmasına rağmen bir bahane uydurup geldi teyzesine. Yakınlarda yeniden memlekete gitmeleri gerekeceğinden, bütün işler o varken hallolsun istiyordu. Gözde daha önce geldikleri evin önünde olmadıklarını fark etmedi bile, inip Kerime hanımın inmesine yardım etti. Mustafa farklı bir eve geldiklerini düşünmüştü bir tek ama o da doğru hatırlamadığını sanarak yorum yapmamıştı. Girişin hemen üzerinde olan daireye geldiklerinde Nevzat anahtarı çıkarıp açtı kapıyı ve içeri girmeleri için geri çekildi.

“A?” dedi Gözde bom boş bir eve girince, “Ne oldu burada? Eşyalar nerede?”

Kerime hanım da zorla çıktığı bir kat merdivenden sonra boş bir eve gelince şaşırmıştı, “Sultan teyze taşınmış mı?” dedi Mustafa saf saf.

“Burası bizim ev değil!” dedi Nevzat, o sırada Sultan hanım ile Hasan’da merdivenleri çıkıyorlardı.

“Kimin?” dedi Gözde merakla.

“Sizin!”

Hepsi birden dönüp Nevzat’a baktılar hayretle, o sırada yetişen Hasan hemen geldi sevinçle “Beğendiniz mi? Artık teyzeme yakın oturacak ve hiç üşümeyeceksiniz!” dedi coşkuyla.

“Biz burada mı oturacağız?” dedi Mustafa bir kez daha hayretle, hayatında hiç bir apartman dairesinde oturmamıştı. Ayrıca burası çalıştığı kahve gibi sobasız ama sıcaktı.

“Bunu kabul edemeyiz!” dedi Gözde, Kerime hanıma bakarak.

“Bu ev senin hakkın!” dedi Hasan kimseye fırsat vermeden, “Kerime teyze ve Mustafa sensiz, sen de onlarsız yapamazsın. O yüzden biz beraber yaşamak isteyeceğinizi düşündük!”

“Gözde gelsin ama biz olmaz!” dedi Kerime hanım, “Bizim olmaz!” diye tekrarladı sonra yine. Güzel bir evde oturacakları için heyecanla kalbi çarpmaya başlayan Mustafa, ninesinin yüzündeki ciddiyeti görünce anladı olmayacağını, yüzündeki sevinç soldu hemen.

“Kerime hanımcığım, siz Gözde’ye bunca zaman sahip çıktınız. O sizi bırakıp başka bir yere gitmez. Bakın bu ev kaloriferli, şehrin içinde, hem o, hem siz rahat edersiniz. Ayrıca benim evime de çok yakın, gelir gider, birbirimize yoldaş oluruz!” dedi Sultan hanım yumuşak sesiyle.

“Sultan hanım çok güzel söylüyorsunuz ama Gözde’nin hakkı burası ona kabul. Bizimle oturmak zorunda hiç değil. Biz evimizde kalırız, görüşürüz yine inşallah!”

Gözde kendi istemeyişinin Kerime hanımlar yüzünden olduğunu düşündürdüğün sanarak üzüldü çok.

“Kerime teyze, ben sizinle oturmak fikri yüzünden demedim biliyorsunuz!” dedi gidip sarıldı yaşlı kadına.

“Biliyorum kızım ben seni, o yüzden demiyorum zaten!” dedi Kerime hanım da ona sarılarak, “Sen bunları hakkettin, gel burada yaşa ailenle güzelce!”

“Yok!” dedi Hasan, “Benim annemin kızını üzmeyin! Mustafa da beğendi burayı hem değil mi Mustafa?”

Mustafa göz ucuyla baktı ninesine cevap veremedi eğdi başını önüne.

“Ev Hasan’ın üzerine!” dedi Nevzat araya girip, “Annesinin kızının bunca zaman çektiklerini karşılamaz ama yine de bundan sonrasını düzeltebilir. Bize de çok yakın annemin söylediği gibi, sabahları da bırakabilirim ben Gözde’yi böylece!” dedi biraz mahcup bir sesle. Gözde ile birleşti bir an bakışları, onlar kimse fark etmedi sansa da, herkesin yüzünde bir gülümseme belirdi hemen.

“Ne diyorsun?” dedi Kerime hanım, Gözde’ye bakıp.

“Siz de gelirseniz gelirim!” dedi Gözde bu sefer. Biraz daha uğraştıktan sonra ikna ettiler Kerime hanımı ve sevinçle geçtiler Sultan hanımın evine.

Kerime hanımların ve Gözde’nin evinin toplanıp, yeni eve geçmeleri yirmi gün sürdü aşağı yukarı. O sırada yeni evin eksikleri tamamlandı. Bu işe en çok sevinen Mustafa olmuştu, hem yeni sıcacık bir apartman dairesinde oturacaklar, hem de Gözde ile yaşayacaklardı. Nevzat ona civardan yeni bir iş bulma sözü de verdiği için artık kahveye gitmesine de gerek yoktu.

Gülfem hanım rahatça taşınıp, yerleşsin diye Gözde’ye bir hafta izin verdi. Her gün olan biteni anlatmak koşuluyla elbette. Bir de ev yerleştikten sonra hemen hayırlı olsuna gelecek ve aylardır dinlediği bu güzel insanların hepsiyle bir anda tanışacaktı. Hasan ve Nevzat ile tanışmıştı ama Kerime hanım, Mustafa ve Sultan hanımı hiç görmemişti.

Bu arada sürekli olanları takip eden yurt müdürünün de içi rahatlamıştı bu habere. Demek ki kızı güvenilmez insanların kucağına bırakmamış, tam aksine sözünün eri, iyi insanlarla dolu bir aileye sahip olmuştu.

(devam edecek)

Yorum bırakın