Sır – Bölüm 31

Gözde yurt müdürünü ziyarete gittiğinde, artık kararını verdiğini hissediyordu. Ona bu kadar yardımcı olan yurt müdürü ile kararını yüz yüze konuşmak istemişti.

“Emin misin?” dedi yurt müdürü onu dinledikten sonra.

“Evet, eminim! Önce o ikisi ile tanışmak ve konuşmak istiyorum!”

“Onlarla hiç bir kan bağın veya onlara karşı bir borcun olmadığının farkındasın değil mi?”

“Evet farkındayım ama bir çok riski göze alarak beni buldular öyle değil mi?”

“Orası öyle ama belki de bunlar bizim penceremizden risk görünüyordur. O çocuğun gidebileceği varlıklı bir ailesi daha var artık! Gerçek ailesi!”

“Doğduğu günden bu yana yaşadığı her şeyi silip atmanın o kadar kolay olduğunu sanmıyorum. Kimse elbise değiştirir gibi aile değiştiremez!”

“Haklısın!” dedi yurt müdürü iç geçirerek, “Bu senin hayatın, nasıl istersen öyle yapabilirsin. Ben sadece üzülmeni istemiyorum. Dava açma hakkın baki olacak. Eğer bu insanlarla bir ortak nokta bulamazsan o zaman babalık davası açabilirsin!”

“Tamam, yaptığınız her şey için teşekkür ederim!” dedi Gözde mutlulukla ve yurt müdüründen Nevzat’ın bıraktığı telefon numarasını alıp işe gitti.

Gülfem hanım onun o gün yurda gitmesi için sabahtan izin vermişti, merakla geri gelmesini bekliyordu. Gözde kapıdan girer girmez, içeride müşteriler olmasına aldırmadan “Ne oldu? Aldın mı telefon numarasını!” diye sordu. Gözde başından beri müşterilere görünmeme konusunda özen gösterdiği için, patronuna rağmen “Anlatırım!” diye fısıldayıp, arkaya üzerini değiştirmeye gitti. Gülfem hanım da sanki kuralı koyan kendisi değilmiş gibi homurdanarak gitti arkasından.

“Hadi ara hemen!” dedi onu üzerini çıkarmadan yakalayıp.

“Şimdi mi arayayım?”

“Tabi, neyi bekleyeceksin ki?”

“Bilmiyorum, daha ne söyleyeceğimi bile düşünmedim!”

“Bir şey söylemene gerek yok, aç ve kim olduğunu söyle o söylesin gerisini! Hadi öldürme beni meraktan!”

“Tamam!” dedi Gözde de o heyecanına kapılarak, telefonu çıkarıp, numarayı kaydetti önce.

“Buraya gelsin söyle!” dedi Gülfem hanım, “Sakın başka yerde görüşeyim deme!”

Bunu hem meraktan, hem de Gözde’yi korumak için söylüyordu. O da yurt müdürü gibi tanımadığı bu insanların Gözde’ye zarar verme ihtimalini düşünüyordu her zaman.

Nevzat tanımadığı numarayı görünce aklına Gözde’nin aradığı gelmedi hemen. Tanıtım için arayan yerlerden biridir diye düşünerek açtı hemen kapatma niyetiyle.

“Merhaba Gözde ben!” dedi Gözde.

Yurt müdürü Hasan ve Nevzat’a aradıkları kızın adını vermemiş, onlar da sormayı akıl etmemişlerdi.

“Af edersiniz, çıkaramadım” dedi Nevzat anlamadığı için.

Gülfem hanım işaret ettiği için gözde sesi hoparlöre almıştı.

“Yurda numara bırakmışsınız!” diye açıkladı Gözde.

“Ah!” dedi Nevzat heyecanla, “Siz! Adınızın Gözde olduğunu bilmiyordum, çok özür dilerim!”

“Önemli değil! Ben de sizin adınızı bilmiyorum!”

“Nevzat ben!” dedi Nevzat, “Ama annenizle büyüyen ben değilim. Hasan o, benim küçük kardeşim!”

“Anladım!” dedi Gözde

“Size anlattılar sanırım hikayeyi!”

“Evet hikayenizi biliyorum. Şey ben önce sizlerle görüşüp, tanışmak istedim!”

“Harika!” dedi Nevzat coşkuyla elinde olmadan, “Yani biz de böyle olmasını umuyorduk, yani tanışıp, konuşmak!”

“Ben size iş yerimin adresini vereyim!”

“Tamam! Ama şey! Hasan yok o askere gitti ama yakında gelecek!”

“Doğru söylemişlerdi bana! Ben yine de adresi vereyim, bu telefonu da kaydedin. Uygun olduğunuzda gelebilirsiniz. Çarşamba hariç her gün çalışıyorum”

“Gelmeden arasınlar!” diye fısıldadı hemen.

“Gelmeden ararsanız iyi olur tabi, ben de iş yerime bilgi vermiş olurum!” dedi Gözde Gülfem hanımın gözlerine bakarak, o da başıyla onayladı bu sözleri.

“Aslında ben yarın gelebilirim! Hasan yok ama onun durumunu sizinle konuşmak istiyorum!”

Gözde, Gülfem hanıma baktı hemen, o da başıyla onayladı yine.

“Tabi kaç gibi gelirsiniz?”

“Öğle tatiliniz var mı?”

Gülfem hanım başıyla “Hayır!” işareti yapınca, Gözde de “Yok!” dedi hemen.

“Tamam ben yarıma doğru gelirim o zaman!”

“Tamam!” dedi Gözde de ve kapattılar telefonu.

“Aslında beraber gelseler daha iyi olurdu!” dedi Gülfem hanım kapatır kapatmaz, “Ama yine merakımız gitsin biri gelsin de! Bu fedakarlık yapan değil, değil mi? Büyük olan bu öbür evde büyüyen!”

“Evet sanırım o!”

Nevzat, askerde Hasan’a ulaşmanın bir yolu olsa, hemen arayacaktı kardeşini, gideli henüz iki hafta olmuştu. Yerinde duramayıp iyice heyecanlandığı için annesini aradı.

“İyi olmuş Hasan yokken konuş kızla, hakkını yemesin onun da. Hasan’ın düzeni de bozulmasın, yazık benim kuzuma! Tamam biz varız ama onun ailesi onlar! Kardeşleri, üvey anneleri, babası, büyüdüğü ev orası. ” dedi heyecanla Sultan hanım.

“Evet ben de öyle diyeceğim. Hasan bunları söyleyemez o kıza!”

“Yok söyleyemez! Cesurluk ediyor ama bunlara çok üzülür sonra, hiç kolay şeyler değiller!”

Nevzat, tam olarak annesi gibi düşünüyordu. Hasan gittikten sonra da konuşmuşlardı ana-oğul. Hasan’ı takdir etseler de, aslında kızın dava açıp onun düzenini bozma olasılığını hiç içlerine sindiremiyorlardı ikisi de. Hasan çok iyi bir çocuktu, zaten hakkını yemezdi o kızın. Heyecanları biraz yatıştıktan sonra akşam devam etmek üzere kapattılar telefonu.

O sırada, “Sakın ev adresini falan vereyim deme!” diye tembihliyordu Gülfem hanım Gözde’yi. Aslında konuşurlarken de yanlarında durmak istiyordu ama Gözde söylemeden teklif etmeye cesaret edemiyordu. Gözde’nin ise aklına bile gelmiyordu böyle bir şeyi teklif etmek. Nasıl insanlar olduğunu merak ediyordu gelenlerin. Kendileri ile beraber onu da kurtarmak isteyen kahramanlar mıydı, yoksa başka planları mı vardı görecekti. Bir yandan da nedensiz bir korkuya kapılmıştı bu tanışma konusunda. Gülfem hanım anne edasıyla nasihatlerini sıralarken, “Aramasa mıydım acaba?” diye düşünmeye başlamıştı bile. Eve gidene kadar Gülfem hanımın söylediklerine pek kulak veremese de dinliyormuş gibi yaptı. Kerime hanımlara uğrayıp, ona da Mustafa’ya duyurmadan anlattıktan sonra, yapacaklarını yapıp eve geçti. Kerime hanım konuşacak fazla ortamları da olmadığı için “Hayırlısı bakalım!” demişti sadece.

Nevzat’ta en az Gözde kadar tedirgindi.

“Adı da pek güzelmiş!” dedi Sultan hanım, onu da çoktan benimsediğini belli edercesine. Annesinin bu sevgi dolu kocaman kalbi her zaman rahatlatırdı Nevzat’ı. Kendi tedirginliğini unutup, annesinin heyecanlı yorumlarına kulak verince rahatladı içi. Hasan ile bile konuşmuştu geçmişte ki o kendi gerçekleriydi. Şimdi sadece Hasan’ın ağabeyi olarak zarar görmesini istemediğini ve başka yollarla kızın hakkı olanı ona verebileceklerini söylüyordu.

“Ben de tanımak istiyorum Gözde kızımızı!” dedi o sırada Sultan hanım.

“Buraya gelmek ister mi bilmiyorum!” dedi Nevzat.

“Hasan ile burada konuşurlarsa, ister!” dedi Sultan hanım çocuk gibi gülerek, bulduğu fikri pek beğenmişti belli ki.

“Eve gelmek istemeyebilir! Daha bizi hiç tanımıyor ama senin için teklif ederim” dedi Nevzat sevgiyle. Sultan hanım herkesin annesi olmaya hazırdı bu hikayede.

Gözde, onun kadar çabuk rahatlayamadı akşam. Yurt müdürü ve Gülfem hanımın ona zarar verebilecekleri konusundaki uyarılarından etkileniyordu ister istemez ama aslında kendi aklıyla düşününce bir neden göremiyordu bunun için.

Öğlen saati yaklaşınca Nevzat eli boş gitmemek için yiyecek bir şeyler sipariş etti bir kaç kişilik. Burası bir spor salonu olduğuna göre çalışma arkadaşlarının yanında yemek olmazdı herhalde. Paketler gelir gelmez, soğutmamak için çıktı hemen. Çok uzakta değildi salon ama yine de arabayla gitmesi gerekiyordu tabi.

Saat yaklaştıkça Gözde’de gerilmişti. Gülfem hanımın da gözü kapıdan girenlerdeydi. Tanımadığı biri gelip de bir şeyler sorunda ilk önce Nevzat sanıyor, sonra soruları duyunca, cevaplayıp gönderiyordu. Kayıt olmak için ya da bilgi almak için gelenlerde oluyordu devamlı müşteriler hariç.

(devam edecek)

Yorum bırakın