Kurtuluşa giden yol – Bölüm 34

Uzun süren gemi yapımı ve Antartika yolculuğu sırasında Albız Yeki’nin tuzaklarına düşmemeleri için diğer tüm asi gruplarından, Agora Adal’ın grubuna destek sağlanıyordu. Asilerin bir anda tüm hareketlerine son vermesi ise Albız ve Başkan’ın aklındaki en büyük soruydu.

“Kesin bir şeyler karıştırıyorlar, Ertim oraya gittiğinden beri bu kadar sessiz ve hareketsiz olmaları artık içeriden bilgi ve malzemeye ihtiyaçları olmadığını gösteriyor!” diyordu Albız.

“Ne yapıyor olabilirler?” diyordu Başkan ama ikisinin de cennet alanının bulunabileceğine dair bir düşüncesi olmadığından profesör ve asilerin neyin peşinde oldukları akıllarına gelmiyordu.

Komite Türkiye’ye asi saldırılarının uzun süredir kesilmiş olmasının farkındaydı. Başkan ve Albız her zaman yaptıkları gibi bunu da kendi çıkarlarına raporlamaya devam ediyorlar ve Bengi Kağan’ın erkek kardeşi ve ailesinin yok edilmesinden sonra artırılan güvenlik önlemleri sayesinde asilerin her hareketine engel sağladıklarını söylüyorlardı. Diğer hiç bir ülkenin yapamadığını Türkler başarmıştı. Vakfın sağladığı teknolojilerin bu başarıda katkısı tartışılmaz olduğu için diğer ülkelere de teknolojilerini takaslar karşılığı satabilirlerdi.

Tüm ekranlardan elitlere ve halka da aynı bilgiler pompalanıyordu. Türkiye Yeni Dünya Düzeninin yükselen gücü ve komitenin gözdesiydi. Bunun sonuçlarını halk yükselen refah seviyesi ile yaşayacaktı. Her zaman olduğu gibi her şey halk içindi.

Zihinleri ekranlardan yükselen frekanslar, ünitelerin verdiği gıdaların içinde robot parçacıklarla kontrol edilen halk bu haberleri öyle bir coşkuyla karşılıyordu ki, Yeni Dünya Düzenine geçilen yirmi beş yılda koşulların bir nebze iyileşmediği gibi, giderek azalan nüfusa rağmen daha da kötüye gittiğinin farkına bile varmadan duydukları ile göğüsleri kabarıyordu. Bütün dünya onların ne kadar üstün ve başarılı bir ülke olduğunu anlıyordu artık.

Ertim beyin sağlığı umduğu kadar hızlı düzelmese de Arbuz ile birlikte olan her şeyi daha ileri taşımak için canla başla çalışıyordu. Bengi hanım kocasının sağlığından endişe etse de, kızı ve diğer herkes için sonunda ulaşacakları yeri o da gördüğü için herkesin hayatını kolaylaştırmak için elinden gelen her şeyi yapıyordu. Elitlerin bölgesindeki imkanları olmasa da burada kendini daha güvende ve mutlu hissediyordu artık. Kızını çok özlüyordu ama onun güvende olduğunu bilmek bile içini rahatlatıyordu. Agora Adal’a güvendiği kadar, Arkın’a da güveniyordu. Bu yaşta babasını aratmadığı için de ayrıca kızıyla gurur duyuyordu.

Tüm asi gruplarının son yaptığı toplantıda cennet alanına yapılacak büyük saldırı için neredeyse hazır olunduğu bilgisi aktarıldı. Başkanlarla düzenli yapılan toplantılardan sonra tüm gruplara yapılan ilk büyük açıklamaydı bu. Herkes ulaşacakları hedefi kısa görüntülerle de olsa gördüğü için bu saldırının başarılı olması için her şeyi yapmaya hazırdı. İlk giden üç geminin ardından, iç planlanırken beş gemi daha yapılmıştı. Toplam sekiz gemi Ertim beyin teknolojileri ile donatılmış, her biri otuz asi askeri ile günlerce yetecek mühimmat taşıyacak kapasitedeydi. Gemilerden biri her ihtimale karşı asi alanında kalacak. Bir tanesi malzeme ve mühimmat transferi için kullanılacak, kalan beş gemiden biri ilk olarak cennet alanı manyetik alanında açılan deliklerden içeri girecekti. İçeriye girecek olan otuz kahraman asi cennet alanı güvenlik merkezine ulaşıp, manyetik duvarları ve diğer tüm güvenlik sistemini etkisiz hale getirdikten sonra kalan dördü de içeri girip, işgal planı uygulanacaktı. Alanın yönetim ve güvenlik kademesini ilk aşamada alt etmeleri gerekiyordu.

İçeri girecek ilk grubun içinde Beskak ve Albuz’da vardı. Erez’de onlarla gitmek istese de Agora, Arkın da Re-gaya’da olduğundan birinin asi bölgesinde kalmasını istiyordu. Kendisi sonradan girecek dört gemiden birinde olacaktı. Ertim bey sağlığından dolayı onlarla gelmeyecek, Erez ile asi bölgesinde kalıp gidenlere haberleşme ve destek vermeye çalışacaklardı. Diğer asi gruplarının da bilim insanları ve kahramanları bu gemilerde yer alacaklar, bir kısmı da Ertim bey ve Erez’e destek verecekti. Tüm güçler cennet alanına kaydırılmışken asi grubunun uğrayabileceği bir saldırı ihtimalini de yok sayamazlardı.

Arkın, Tansu ve Ava’nın, son gelişmeler ve saldırı günün kesinleştiğinden haberleri yoktu. Agora Adal hiç bir şeyi riske atmak istemediği için bilgi vermek için bile olsa kimsenin yeniden Re-gaya Türkiye’ye girmesine izin vermiyordu. Diğer ülke asileri ise süreç boyunca dikkat çekmemek için eski eylemlerine devam etmişlerdi. Asiler arası iş birliği daha önce hiç bu kadar güçlü ve organize sağlanmadığından komiteyi endişelendirecek bir hareket sezilmiyordu. Tabi Ertim Kağan’ın asilerin yanında olduğunu da bilmediklerinden kısa zamanda bu kadar güçlenmiş olabileceklerine dair de bir fikirleri yoktu. Albız ve Başkan kendilerini koruma pahasına tüm sistemi tehlikeye atmışlardı. Herkes kendi seçimlerinin sonuçlarını eninde sonunda yaşayacaktı.

Komitenin cennet alanına transfer ettiği insan grupları ve malzemelerin giriş çıkış periyotları tespit edilmiş onlardan birine yapılacak bir saldırı ile içeri girme olasılıklarının düşük olduğu anlaşıldığı için bu plandan vazgeçilmişti. Planlanan büyük saldırıdan önceki gece herkes gergin ve heyecanlıydı.

“Keşke bu saldırıdan önce kızımızı buraya getirmiş olsaydık!” dedi Bengi Kağan sarıldığı kocasına.

“Tansu’nun yaptığı görev, eskisinden daha kıymetli artık. Saldırıdan sonra içeride olan biteni ondan öğrenebileceğiz!”

“İnşallah kötü bir şey olmaz Ertim. Hepimiz için gerçekten korkuyorum!”

“Tüm hayatımız boyunca bu saldırı için hazırlandık Bengi. Yeni Dünya Düzeni kurulduğundan beri iyi bir şey zaten yaşamıyoruz. Bundan daha kötüsü ne olabilir? Ölebiliriz hepsi bu!”

“Bizim ölümlerimizden değil ama kızımızın başına gelebilecek kötü şeylerden korkuyorum!”

“O kendi kaderini yaşayacak ve çok iyi olacak merak etme!” dedi Ertim bey karısını alnında öperek.

Agora Adal ve Albuz’da gergin ve heyecanlılardı. Agora Adal’ın karısı, Erkem Adal, uzun süredir göremediği büyük oğlu Arkın’dan sonra kocası ve küçük oğlunu da oldukça tehlikeli bir yolculuğa uğurluyordu. Bu saldırı sonucu ailelerinden geriye kimlerin kalacağı belli değildi. Başaramayacak olmaları ihtimalini düşünmek bile istemiyordu. Üçü sabaha kadar sessizce bir arada oturdular.

Gemilerle gidecekleri uğurlamaya tüm asi gruplarından bir sürü insan gelmişti. Herkes onların sağ salim ve başarıyla dönmeleri için dua ediyordu. Bu saldırıdan sonra geri dönemez veya başarılı olamazlarsa başlarına ne geleceğini hiç biri bilmiyordu. Yakalanmaları halinde asi bölgesinin güvende kalması için haberleşme Re-gaya’da olduğu gibi tek taraflı yapılacaktı. Gemilerin yolculuk kayıtları manyetik alan sınırına gelir gelmez silinecekti. O noktadan sonra yapılacak her uçuş pilot kontrolünde olacak, dijital izler bırakılmayacaktı. Onlardan biri geri dönmediği sürece asi alanındakilerin neler olduğunu öğrenme şansı yoktu. Tabi eğer başarılı olup cennet alanı iletişim kaynaklarından bağlanmazlarsa.

Gemiler hareket ettikten sonra, geriye kalanlarla, gemilerdekileri büyük bir sessizliğe gömüldü. Herkes olacakları konuşurlarsa sesleri duyulacak ve plan ortaya çıkacakmış gibi bir psikolojiye bürünmüş, görevine odaklanmıştı. Sadece gidenlerin değil, kalanların da görevleri vardı. Aylardır bu saldırı için çalışılıyordu. Asi alanlarında yapılması gereken tüm işler ertelenmişti ve güvenliğin eskisine göre on kat daha fazla artırılması gerekiyordu. Agora Adal ikinci parti gemiler yapılırken sığınak olarak kullanılacak ve asi alanından daha uzak bir başka alanında çalışmalarını başlatmıştı. Bu alan herkesi alamasa bile asi gruplarının en az yarısını saklayacak kadar büyüktü. Plana göre alanı koruyabilecekler alanda savunma yaparken bir grup, çocuklar ve kadınları alıp oraya kaçıracaktı. Tabi kaçmaya fırsatları olursa.

(devam edecek)

Yorum bırakın