Ertim Kağan, Albız Yeki’nin uzun süredir hiç gelmiyor oluşunun bir planı olduğuna işaret olduğunu biliyordu. Eğer ekranlara verilerek halka duyurulan ve bütün hükümeti ve bürokratları meşgul eden bir gündem oluşmadıysa, başka açıklaması olamazdı. Yaptığı tüm planlara rağmen kızının ve karısının güvende olduklarından da emin olamıyordu ama şimdilik burada oyalanıp durmaktan başka elinden gelen bir şey yoktu. Her şey yolunda gitmiş ve Tansu ile Ava güvenli eve gidebilmişlerse, yakında asilerin bilgi akışı onun bıraktığı yerden devam edebilirdi.
Tansu’nun uyuduğu zamanlarda Ava, odadaki tüm sistemleri çözmeye uğraşıyor, Tansu uyanınca ona aktarıp birlikte devam ediyorlardı. Bazı işleyişlerden emin olsalar bile hata yapıp kendilerini ele vermemek için tamamını çözmeden harekete geçmek istemiyorlardı.
Haritalama sistemi kendini yenileyen yapay zekası ile yeryüzünün Re-gaya dışında ki her milimetrekaresini tarayıp haritalandıran ve yaşam koşullarını ölçen detaylı raporlar üretiyordu. Son on yılın raporları kıyaslandığında komitenin sürekli söyleyip durduğu gibi bir iyileştirme çalışması içinde olmadığı açıktı. Neredeyse hiç bir düzelme olmadığı gibi, düzelme umudu veren bölgelerde de umutları sona erdirecek gerilemeler oluşmuştu. Asilere ait bölgeler detaylandırılamasa da koordinat olarak belirlenebiliyordu. Ertim bey bu sistemi komite veya vakıf için değil asiler için üretmişti. Bir yandan Re-gaya’yı kurtarmaya çalışırken bir yandan da yeryüzündeki son durumu takip ederek kendi iyileştirme çalışmalarını yapmak istiyorlardı. Ertim bey de dahil henüz kimse komitenin yarattığı özel alanın yerini tespit edememişti. Haritalama sisteminin yapay zekası bu alanı bulabilmeye yönelik güncellemeleri sürekli oluştursa bile henüz bir sonuç yoktu.
Vakfın bir çok sistemine erişimleri olduğunu fark etmişlerdi. Bunlardan bir kısmı güvenlik sistemlerine bağlandığı için ülkenin belirli yerlerindeki kamera görüntülerine sahiptiler. Asilerin rahat hareket etmesini sağlayacak tüm kontroller ellerinin altında gibiydi. Bilek çiplerine yüklenecek bilgiler, yükleme alanları, hepsi bu odadan kontrol edilebiliyordu. Ülkenin sahip olduğu tüm envanter bilgilerinin yanı sıra, komite depolarına kaydedilen içeriği de görebiliyorlardı.
“Babam aslında tüm ülkeyi kontrol edebilecek bilgiye sahipmiş!” dedi Tansu, keşfettikçe ellerindeki güce inanamıyordu. Ertim Kağan’ın çiplerinden verilen bilgilere göre, asilere sinyallerle gönderilen bilgilerin hangi kaynaktan gönderildiği onlar tarafından da, hükümet veya komite güçleri tarafından da tespit edilemez şekilde düzenlenmişti. Bunca yıl tüm bilgilerin vakıftan gönderildiğini anlayamıyor olmalarının nedeni de buydu. Kimse bu sinyallerle onların yerini bulamazdı. Asilerin içinden de hainlerin çıkabileceği gözetilerek belirli bilgiler Agora Adal ve bir kaç adamı dışındaki herkesten saklanıyordu. Kaçışın üzerinden bir buçuk ay geçtikten sonra Tansu ve Ava tüm sistemi kontrol edecek bilgiye sahip olmuşlardı. Geliştirme ve yenileme için ise zaten bol bol vakitleri vardı. Güvenli evin konforsuzluğu, ünitelerden verilen yardımların kalitesizliği bile umurlarında değildi artık. Ertim beyin hayatına amaç edindiği şeylerin ne kadar önemli olduğuna ikisi de ikna olmuşlar ve başarmak için ellerinden geleni yapmaya motive olmuşlardı. Vakıf ve bazı üst düzey ülke yetkililerin iletişim kaynaklarına girişleri olduğunu da keşfetmişler, yapılan her bağlantıyı takibe almışlardı. Her an her şeyi dinlemek mümkün olmadığı için aldıkları kayıtları Ava’ya yükleyip, başka şeylerle ilgilenirlerken dinliyorlardı. Ava içlerinden kelime taraması da yaptığı için kendilerinde önemli gördükleri kelimeleri taratarak dinleme önceliğini de ona veriyorlardı.
Agora Adal’ın odasına heyecanla giren iletişim sorumlularının başkanı, Re-gaya’dan bilgi akışının yeniden başladığını söyleyince, önce herkes birbirine baktı.
“Kim?” dedi Agora Adal, “Bizi tuzağa çekiyor olabilirler mi?”
“Kim olduğunu bilmiyorum ama eksiksiz akış yeniden başladı. Sinyallerin tamamı kayıt ediliyor şimdi, çözümlemeler devam ettikçe raporları sunacağız.”
“Tamam, şimdilik sadece çözümleme yapın emin olana kadar kimsenin harekete geçmesini istemiyorum bu bilgilerle!”
“Tamam efendim!” diyerek görev yerine döndü iletişim sorumlusu.
“Profesörün sistemlerini ele geçirip, çözmüş olabilirler mi?” dedi Arkın
“Profesör yeniden ortaya çıkmış olabilir mi diyeceğim ama ölümü ilan edildi!” dedi Erez’de.
“Ellerinden kaçıp bir yerlere gitmiş olabilir mi?”
“Öyle bile olsa! Tüm sistemi de sırtlayıp götürecek hali yok herhalde!”
Tansu ve Ava asilerin düştükleri şüphelerden habersiz bilgileri çözümleyip, çiplerde anlatıldığı şekilde sinyallerle yollamaya devam ediyorlardı.
Ayrıca ulaşabildikleri tüm güvenlik sistemlerine girerek, Tansu’nun annesi veya babasından da bir iz bulma peşindeydiler. Ertim beyin kızının bilinçaltına kodladığı tüm bilgiler yavaş yavaş açığa çıkıyor, Tansu nereden bildiğini bile bilmediği bir sürü müdahale ile ulaşmak istediği her şeye kolayca ulaşıyordu.
“Sanki babamın beynini bana nakletmişler gibi!” diye gülüp zafer naraları atıyor, sonra büyük bir ciddiyetle sistemin başına geçip, yeni şeyler deniyordu. Ünite saatlerini hiç aksatmadan her gün dışarı çıkıyor, paketi alıp kimseyle konuşmadan doğruca geri geliyordu. Bunca zamandır bu evde olmalarına rağmen ne kimse onlarla konuşmaya çalışmış, ne de birileri iletişim kurmayı denemişti.
“Bu insanlar benden daha robotlar!” diyordu Ava, “Basit bir kahve makinası kadar bile akılları kalmamış hiç birinin!”
“Sence asiler kazansa bile bu insanlar geri kazanılabilir mi Ava?”
“Pek sanmıyorum, sadece algıları ile oynanmıyor, tüm yapıları sürekli olarak deformasyona uğruyor! İnsanca tüm duygu ve düşünceden yoksun haldeler! Yiyor, seyrediyor ve uyuyorlar, bir yaşam amaçları olmadığının bile farkında değiller! Sadece uzaktan bir insan topluluğu gibi gözüküyorlar hepsi bu!”
“Aralarında dolaşan asileri bile fark etmiyor olmaları çok normal!”
Bengi Kağan’da kocasının sistemlerinden yeniden bilgi akışı başladığını duyunca çok heyecanlanmıştı. Eğer Ertim yaşıyor ve onlara akış sağlamanın bir yolunu bulmuşsa, kızını da kurtarmış olabilirdi.
Agora Adal, “Kızınız olabilir mi?” diye sorduğunda ise, “Onun tüm bunlar hakkında en ufak bir fikri bile yok!” diye cevap vermişti. O bile kocasının yıllardır kurduğu düzenle kızının bu kadar sürede onun yerine geçebildiğini tahmin edemiyordu.
Bilgiler çözümlenip incelendikçe, gerçek olmadıklarını düşündürecek herhangi bir duruma rastlayamadılar. Sinyallere karşılık veremedikleri ve kaynağı tespit edemedikleri için akışı sağlayanı bulmaları söz konusu değildi.
“Bu bir tuzaksa bu kadar gizli bilginin bize akmasına nasıl izin veriyor olabilirler?” diyordu Agora Adal’ın yardımcıları ama bunca zamandır yapılan her şeyi riske atmak istemeyen Agora ikna olmak için biraz daha beklemek istiyordu.
Asilerin profesörün karısını kaçırdıktan sonra neden bu kadar sessiz kalmalarının nedeninin profesörün onlara bilgi aktaramıyor olduğunu sezinliyordu Albız Yeki ama hâlâ bunu ispatlayacak bir delile sahip değildi. Ayrıca zaten öldü gösterilen bir adamı hain ilan etmek şu an eline bir şey geçirmezdi, tam aksine onun önerdiği biri olduğundan kendisi zarar görürdü.
Sonunda Başkan ile yeniden görüşüp planına dair tüm detayları ona aktarmıştı. Profesör hemen yok edilmeyeceği için Başkan bu öneriyi denemeyi risksiz bulmuştu. Eğer başarılı olurlarsa bu onlara başka işleri de bu şekilde halletmenin yollarını açardı.
Profesörün sistemleri sadece dışarıdaki asilere değil, içeride asilere yardım eden çok az elite de bilgi ulaştırıyordu. Profesörün ölümünün ilanı ve arkasından karısının hain ilan edilmesinden sonra onlarda umutlarını kaybetmişlerdi. Kendi elde edebildikleri bilgiler asilere ulaşmaya devam edebilse bile bunlar amaçlara hizmet etmeye yeterli olmadığı gibi, bir kısmı sadece duyumlara dayanıyordu. Bilgi akışının yeniden başlaması onları da çok şaşırtmış, ne yapacaklarına karar verememişlerdi. Eğer bu Albız Yeki’nin kurduğu bir tuzaksa o zaman hepsi için sona gelindiği anlamına geliyordu.
(devam edecek)