Kurtuluşa giden yol – Bölüm 3

Ertim Kağan, törenden sonra yeniden yanına gelen Albız Yeki’ye, karısı veya kızının kılına bir zarar gelirse proje dosyalarının yerini asla söylemeyeceğini söyledi sakin bir şekilde.

“Ölmeseler de söylemeyeceksin değil mi?” dedi Albız Yeki alay eder gibi. O sırada Vakıf bünyesinde Ertim Kağan’ın elini sürdüğü her cihaz ve sistem didik didik aranıyordu. Ertim beyi konuşturmadan proje dosyalarını bulmayı başarırlarsa onu hemen öldüreceklerdi. Eninde sonunda hayatını kaybedeceğini bilen Ertim beyin tek amacı karısı ve kızına zarar gelmeden bu sürecin atlatılmasıydı. Bir gün bu noktaya geleceklerini bildiğinden kızı doğduğundan beri önlem alıyordu. Asilerin yaşam alanından kovulmalarından sonra Ertim beyin onlara katılmayıp, sisteme hizmet etmesine içerleyen karısına bile hiç bir şey anlatmamıştı. Onların bilecekleri her şey hayatlarını daha fazla tehlikeye sokardı. Bu ölümün normal olmadığını Bengi hanımın çözdüğüne emindi, karısı akıllı bir kadındı, ne kadar acısı olursa olsun, kendini ve kızını tehlikeye atacak hiç bir şey yapmazdı.

Doğduğundan beri Tansu için özel olarak geliştirdiği Ava ve her gece kızı uyuduktan sonra yaptığı bilinçaltı kodlamalarını karısına tedbir olarak açıklasa da, onun bir şeylerden şüphelendiğini ve bu yüzden onun sistem kölesi olduğunu söyleyip damarına basarak bir şeyler öğrenmeye çalıştığının farkındaydı.

İki bin ellili yılların en başında Re-gaya’nın yeni kurulduğu dönemlerde dünya nüfusunun kullandığı cihazlarla gündelik hayata dahil edilen yüksek frekans teknolojisi ve insanların kanlarına kitlesel aşılama ile yerleştirilen çipler sayesinde herkes kendi mutlu ülkesinde ve ulusal birliğinde komşuları ile barış içinde yaşadığına inandırılmaktaydı. Bu teknoloji insanların yapay virüs tehditlerine karşı aşılayarak kanlarına atılmamak üzere dahil edilen robot parçacıkların, gündelik hayatta herkesin kullandığı cihazların yaydığı frekanslarla tüm düşünce, duygu ve hormonlarının kontrol edilmesi ilkesine dayanıyordu. Küresel komiteler olmasını istedikleri tüm senaryoları bir tuşa basarak hayata geçirebilme lüksüne sahiptirler. O günden bu yana devasa bir kontrol sistemine dönüşen bu yapı, kontrol eden bir avuç insan dışında kalan herkesi farkında bile olmadıkları bir kölelik sistemi ile yaşatıyordu. İnsanlar kendi iradeleri ile yaptıklarını sandıkları hemen hiç bir şeyi kendi başlarına yapmıyorlardı. Kanlarında dolanmaya devam eden robotik çipler ilerleyen teknoloji ile sürekli güncellenerek neredeyse ağızlarından çıkacak kelimeleri bile söyletebilecek hâle gelmişti.

Ertim bey gibi komitenin ve hükümetin yararına yetiştirilecek çocuklar bir çok teste tabi tutularak seçilmiş, ilk yetişen nesil ve onlardan doğan çocuklar gelişimlerinin körelmemesi için halktan ayrı bir alanda en iyi şartlarda yaşatılıyorlardı. İlerlemeyi sağlamaları için zihinleri daha az kontrol edilen bu insanların, insan bedenine doğum sonrası eklenen ve doğal olmayan her tür molekül ve partikülün temizlenmesi üzerine de çalışmak istemesi komitenin duruma müdahale etmesine neden olmuştu. Bu müdahale sonucu direnmeye devam eden bilim insanları, eski yıkıcı düzene dönmek için çalışmalar yaptıkları iddiası ile hain ilan edilmiş ve aileleri ile birlikte yaşam alanlarının dışında hiç bir kaynağın sağlanmadığı özel bölgelere sürgün edilmişlerdi. Yok etmek yerine peşinde oldukları şeyin yarattığı sonuçlarla kendilerini yok edecekleri için alabilecekleri en büyük ceza buydu. Elbette hayatta kalamamaları için, havanın, suyun ya da güneş ışığının neredeyse yok denecek kadar az olduğu bu özel bölgeler küresel komitelerce suni olarak yaratılmış mahremiyet bölgeleriydi. Halka ise Re-gaya’nın dışına hayatın olmadığı yere gönderildikleri söylenmişti.

Sürgüne gönderilen bu ailelerin büyük bir kısmı kısa süre içinde yok olurken, bir kısmı hayatta kalma mücadelesi devam etmiş ve bir kaç yıl sonra yaşadıkları alanın yapay bir olduğunu fark ederek kaçmanın yolunu bulmuşlardı. Re-gaya’nın bir köle düzeni içinde ve yalanlarla yaşatılan insanlarını kurtarmak için hâlâ mücadele veren bu insanlara asiler deniliyordu. Tüm önlemlere rağmen kendi yetiştirdikleri bu insanlarla baş edemeyen küresel komiteler onları yok etmediklerine pişman olmuştu. Asilerle konuşan, iş birliği yapan herkesin yok edileceğine dair kesin bir yasa çıkarılmış ve asileri yakalamak için özel güvenlik ekipleri oluşturmuştu.

Ertim bey yirmi beş yıl önce henüz kariyerine yeni başlarken yaşanılan bu olaylarda tarafını vakıf ve komiteden yana seçmiş o günden beri de ülkesi için bir çok başarıya imza atmıştı. Henüz evli olmasalar da o Bengi hanımla o zamanlardan tanışık olduklarından, Bengi hanım onun karakterinin insanlara böyle zarar verenlerle bir olmaya izin vermeyecek olmasına rağmen yaptığı seçimi sorgulayıp durmuştu.

Karısının ve diğer elitlerin bilmediği şey ise Ertim beyin tercihini sadece görünüşte yaptığıydı. Diğerleri ile birlikte giderse yapabileceklerini hayata geçirecek imkanlardan yoksun kalacaktı. Oysa direnişin güç kazanması için elitlerin sahip oldukları olanaklara ihtiyaçları vardı. Tüm buluşların mucidi ve sistemlerin kurucusu olmayı başardığında, kendine hareket alanı bırakacak açıklar sağlayacaktı ve istediği gibi de yaptı. Çok çalışarak ülke ve komite için vazgeçilmez olmayı başardıktan sonra belirli teknolojileri asilere sağlamak için kendi sisteminin açıklarını kullanmaya başladı. Çok istese de bundan ne karısına ne de kızına bahsedemezdi. Başlangıçta çok ciddi şeyler yapamıyor olsalar da zamanla kaçan bilim insanlarının yetkinlikleri sayesinde asilerin de kendi teknolojileri gelişmeye başladı. Bu sayede elitlerin de, halk gibi küresel komitenin oyuncağı olduğu gerçeği ile yüzleştiler. Küresel komite, ülke başkanları ve kendi belirledikleri elitler ve aileleri Re-gaya’dan çıkarılarak, yaşanmaz hale geldiği söylenilen dünyanın rehabilite edilerek yeryüzü cennetlerine çevrilmiş alanlarında doğal ve özgür bir hayat sürüyorlar. Re-gaya’nın tüm ülkelerinde üretilen sistemlerin avantajlarını kendi faydalarına kullanıyorlardı.

Albız Yeki’nin adamları günler geçmesine rağmen proje dosyalarına ulaşamamışlardı. Başkan, küresel komite tarafından sürekli sıkıştırıldığı için Albız Yeki çok gergindi. Ertim Kağan hiç bir bilgi vermiyordu. Ondan bildiklerini öğrenmek için artık konuşmakla yetinmiyor, itiraflarda bulunmasını sağlayacak kimyasallar enjekte ederek zihin kontrolünü kırmaya çalışıyorlardı. Ancak ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar işe yaramıyor, hiç bir insanın karşı koyamayacağı bu ilaçlara rağmen Ertim Kağan hiç bir şey söylemiyordu. İstese de söyleyemezdi, çünkü sunumdan bir gece önce kendi hafızasından projeyi tamamlayan son çalışmalar ile onu sakladığı bilgileri silmişti. Bu henüz vakıfa bile söylemediği yeni bir teknolojiydi ve komitenin bile haberi olmadan çoktan asilere ulaştırılmıştı. Asiler bu teknolojiyi kendilerini korumak için kullanıyorlardı. Yakalanacak olduklarında veya birileri yerlerini tespit ettiğinde onların hafızalarını silerek ortadan kaybolmayı başarıyorlardı. Asiler de bilim insanlarından oluştuğundan ve kendi çocuklarını da kendileri yetiştirdiklerinden, kimse kullandıkları teknolojilerin içeriden biri tarafından icat edilmiş olabileceğini düşünemiyordu. Kısmi hafıza silme dışında küresel komite ve bağlı ülkelerin sahip olamadığı pek çok cihazları vardı. Onlar cihazları üretmek ve çoğaltmak için gizlice Re-gaya’ya giriyorlar parçaları temin ettikten sonra imal etmeye başlıyorlardı. Re-gaya’ya girişleri için sahte bileklik çipleri de yine Ertim Kağan tarafından sağlanmıştı ve çipsiz olarak arandıklarından kolayca halkın içine karışabiliyorlar ve yakalanmadan da çıkıyorlardı.

Albız Yeki profesörün zekasının farkında olduğundan planını anlamadan ona veya ailesine zarar vermek istemiyordu. Başkana durumu defalarca izah etmesine rağmen kendisi de görevden alınmak ki bunun anlamı imha edilmekti, tehdit edilmeye başlanmıştı. Komite işine yaramayan ve başarısız olan herkesi klon veya elit fark etmeden hızlıca imha edip yerine başkasını geçiriyordu. Hayatta kalmak için daima başarılı olmaları gerektiğini bilen bu insanlar yerlerine daima klonları geçirildiği için kimsenin ruhu duymadan yok ediliyorlardı.

(devam edecek)

Yorum bırakın