Kurtuluşa giden yol – Bölüm 2

Albız Yeki, başkanla konuştuktan sonra, sadece kendine bağlı olarak çalışan özel güvenlik ekibine talimat verip, Ertim Kağan’ı daha önce belirlenen tecrit alanına götürmelerini istedi. Laboratuvarındaki tüm teçhizata el konulacak ve incelemeye alınacaktı.

Ertim Kağan sunumdan sonra çok az vaktinin kalacağını bildiği için hazırlığını çoktan yapmıştı. Yıllardır içinde bulunduğu sistemden korunmak için kendine özel yöntemler geliştirmişti. Komiteye sunularak tüm dünyada uygulamaya geçirilen sistemler kendi projesi olduğundan, kendini ve ailesini koruyacak tüm önlemleri alarak teslimlerini yapıyordu. Ancak bu son proje küresel komite ve elitlerin sahip oldukları güçleri asilerin baş edemeyeceği noktaya taşıyacağından kendini riske atmak zorundaydı. Projenin onların eline geçmeden kurtuluş için kullanılması gerekiyordu. Yıllardır karısını ve kızını göze aldığı tüm risklerden etkilenmeyecek şekilde her şeyin dışında tutmuştu. Odasında sakince beklerken Albız Yeki’nin özel güvenlik güçleri içeri girip, onu götüreceklerini söylediklerinde, hiç direnmeden teslim oldu.

Bengi hanım sunumun bitmiş olacağını düşünerek kocasına ulaşmaya çalışsa da laboratuvar sistemi yanıt vermiyordu. Sonunda bir fırsatın bulup yerinden ayrılarak kocasının çalıştığı koridora geldi. Normal şartlarda idari personelin bu alana geçmesi yasaktı ancak Bengi hanım kocasından dolayı böyle bir ayrıcalığa sahipti. Bengi hanımın kart geçişleri Albız Yeki’nin uyarı sistemine hemen ulaştığından, asistanını tesadüfen oradaymış gibi davranması için laboratuvarın olduğu koridora gönderdi. Kocasını laboratuvarda bulamayan Bangi hanım Albız Yeki’nin asistanını görünce sunumun sona erip ermediğini sordu hemen. Asistanın söylediğine göre sunum sona ereli bir saatten fazla bir zaman olmuştu ve Ertim bey sunum biter bitmez aceleyle başkanın yanından ayrılıp, binadan çıkmıştı.

“Anlamadım?” dedi Bengi hanım, “Nereye gittiğini biliyor musunuz peki?”

“Hayır ama proje teslimini henüz yapmadığı için Başkan Yeki’de her yerde onu arıyor! Ben de bir şeyler bulur muyum diye laboratuvara bakmakaya gelmiştim. Görünüşe göre kocanız bileğindeki sistemi de kapatmış!”

Yeni dünya düzeni kurulduktan sonra dünya üzerinde yaşayan tüm nüfusun bileklerine yine Ertim Kağan tarafından tasarlanan özel çipler takılmıştı. Herkes komite kontrolünde her ülkeye tanınan sınırlar dahilinde günlük beslenme ve diğer ihtiyaçlarını bu çiplere yüklenen kredilerle sağlamaya başlamıştı. Bu sistem aynı zamanda insanların nerede olduklarını tespit etme, kimlik tanımlama gibi pek çok işe de yarıyordu. Geçiş yetkileri iş yerlerinde ve ülke genelinde bu çipler sayesinde veriliyor ve takip ediliyordu. Tükenen kredilerin bir kısmı periyodik olarak kendiliğinden, bir kısmı da belirli koşullara göre artırılıp, azaltılabiliyordu.

Elitler olarak tabir edilen ve hükümet için çalışan kişilerin yaşam şartları, elitlere ayrılmış özel alanlar dışında yaşayan insanlara göre çok çok yüksekti. Onlara verilen krediler sayesinde pek çok ayrıcalıklara sahip olabildikleri gibi, başarılarından ötürü de yine kredi artışı ile ödüllendiriliyorlardı. Sahip olmalarına izin verilen çocukların tüm ihtiyaçları on sekiz yaşına gelene kadar hükümet tarafından karşılanırken, on sekiz yaşından sonra onlara da çip takılarak kendi kredilerini kullanmaları sağlanıyordu.

Bu sistemin içinde sadece kredisi bitip, yaşama hakkı sona erenlerin bilek çipleri kapalı olurdu. Albız Yeki’nin asistanının söyledikleri Bengi hanımın kanını dondurmaya yetmişti bu yüzden. Kocasının sabah ne kadar endişeli olduğunu hatırlayınca başına bir şeyler gelmiş olabileceği düşüncesi tüm bedenini sardı. Asistana bir şey belli etmemeye çalışarak görev yerine döndü. Ertim beyin ona haber vermeden ve bileklik çipini kapatarak vakıftan ayrılmış olması mümkün değildi. Yine de kızının güvenliğini düşünerek sessizce işini yapmaya devam etti.

Kocasından bir haber alamadığı için eve kendi başına ve temkinli olarak döndüğünde Tansu ve Ava çoktan gelmişler Tansu’nun okul projelerine çalışıyorlardı. Annesi ve babasının birlikte eve dönmesine alışık olan Tansu annesinin tek geldiğini görünce merakla onun yüzüne baktı.

“Sanırım babanın bazı işleri var!” dedi Bengi hanım, kızından endişeli olduğunu saklamaya çalışarak ama Tansu artık küçük bir kız olmadığı için bir şeylerin yolunda gitmediğini hemen anladı.

Ava’nın sahip olduğu yapay zeka, Tansu’nun tüm duygu ve düşüncelerine duyarlı şekilde tasarlanmıştı. Onun stres seviyesinin yükselmeye başladığını fark eden robot, bu tür durumlarda programlandığı gibi yumuşak bir sesle “Her şey yolunda mı Tansu?” diye sordu. Tansu robota cevap vermeden annesinin yüzüne bakıyordu.

“Endişelenecek bir şey yok hayatım, sen uyumadan gelir!” dedi Bengi hanım onu daha fazla endişelendirmemek için. Tansu annesinin verdiği cevaba ikna olunca dönüp Ava ile çalışmasına devam etti.

Bir kaç saat sonra kapıya gelen hükümet görevlileri, Profesör Ertim Kağan’ın cansız bedenini başkent göletinde bulduklarını söylediklerinde Bengi hanım düşmemek için tutunmak zorunda kaldı. Vakıf hakkettiği şekilde bir cenaze töreni düzenleyerek, ailesini koruma altında tutmaya devam edecekti. Gelenlerin söylediklerini Tansu ve Ava’da duymuşlardı. On dakika geçmeden hologram bağlantı kuran Albız Yeki, başkanla konuştuğunu ve bunun asilerin işi olduğuna neredeyse emin olduklarını söyledi. Profesör karısına ve kızına zarar vermekle tehdit edilerek gölete çağrılmış projeyi tamamlamaması için öldürülüp göle atılmıştı. Eski dostunun başına gelenlere çok üzgün olan Albız Yeki’nin acılı ve kararlı sesi katilleri mutlaka yakalayacaklarını söyleyerek konuşmayı sonlandırdı.

Anne kız birbirlerine sarılıp ertesi gün düzenlenen törene kadar ağladılar. Hükümet için çalışan elitlerin başlarına zaman zaman böyle olaylar geliyordu maalesef. Asiler anlaşılmaz bir şekilde elde ettikleri istihbaratlarla hükümetin girişimlerini başarısızlığa uğratmak için yetişmiş insanları yok ediyorlardı. Profesör de böyle bir suikaste kurban verilmişti.

Albız Yeki tecrit alanında tuttuğu eski dostuna karısının ve kızının ne kadar üzüldüğünü anlatırken kahkaha atıyordu.

“Eğer o proje dosyalarını nerede sakladığını bana söylemezsen, onların da fazla yaşamayacaklarını bilmen gerek! Cenaze törenine katılıp senin için göz yaşı dökeceğim. Senin için başka kimlerin ağladığını anlatırım merak etme!” dedi ve yüzüne acılı bir ifade takınıp, vakfın düzenlediği törene başkanlık etmeye gitti.

Yeni dünya düzenine geçişin ardından, kalan dünya nüfusu eski Avusturalya kıtası kadar bir alanda belirlenen sınırlarda yaşamak zorunda kalmıştı. Her ülke için ayrılan ve sınırları komite tarafından belirlenen toprak parçalarıydı bunlar. Yaşanılan kıtlık, kirlilik gibi nedenlerle dünyanın geri kalanı rehabilite edilmek üzere boşaltılmış, insanlığın varlığını sürdürebilmesi için komitenin belirlediği bu alanda yaşamaya başlamışlardı. Yeni dünya düzeni ile kurulan ve tüm kalan ülkelerin birbirlerine komşu oldukları bu toprak parçalarının etrafı yüksek duvarlar ve manyetik alanlarla donatılmıştı. Her ülkeden seçilen bir temsilci, küresel komiteye dahile ediliyor, komite ve ülke başkanları arasında elçilik görevi yürütüyordu. Yeni kurulan bu yeni dünya topraklarına Re-gaya ismi verilmişti. Türkiye için ayrılan alan eski ve en büyük metropolünün (anakent) yüz ölçümü kadardı. Bu kadar alanda hayatını kaybedenler için toprak ayırmak sıkıntı olacağından, cansız bedenler yok ediliyor ve bu genellikle törenden önce resmi makamlarca gerçekleştirilerek, sadece elit olanların ismi özel bir duvara yazılıyordu. Halkın hiç bir konuda ayrıcalığı yoktu ve yokluk içinde ve kötü şartlarda yaşıyorlardı. Elitler ve onların aileleri halk için çalıştıklarına inandırıldıklarından özel alanları dışındaki yaşamlardan fazla haberleri yoktu.

Bengi hanım kocasının bu ani ölümünün şokunda olsa da, başına gelenlerin anlatıldığı şekilde olmadığına adı kadar emindi. Eğer bir saldırıya uğradıysa veya tehdit edildiyse bile neden vakıftan ayrılırken bilek çipini kapatmış olsundu? Bilek çipi sadece yetkisi olanlar tarafından kapatılabilirdi. Kızına sıkıca sarılıp tören boyunca ağlamaya devam etti. Profesörün başarılarının ve hayatının övüldüğü uzun bir törenin ardından taziye odasında kızıyla gelenleri karşıladıktan sonra yorgun bir şekilde eve döndüler.

Tüm ülke başarılı bilim insanının asiler tarafından suikaste uğramasını konuşuyordu. Asilerin tüm Türk halkına zarar veren bu eylemlerini hükümet başkanı ve küresel komite tarafında kınanıyor, asiler ve onlarla iş birliği yapanların yakalanmasına yardım eden herkesin ödüllendirileceği duyuruluyordu. Tüm Re-gaya’nın düşmanı olan asiler eninde sonunda yok edileceklerdi.

(devam edecek)

Yorum bırakın