Ailelerinin hava alanında yakalandıktan sonra, ortakların da iki gün sonra sınırda yakalandıkları haberini Kamil bey verdi Atlas’a. Tırlarda saklanan uyuşturucunun da bir kısmı ortaya çıkarılmış ve el konuşmuştu. İhracat için ortaklık yaptıkları şirket sorumluları da bir baskınla göz altına alınmıştı.
Atlas haberi aldığında sevinse de henüz annesi ve babasına kurşunu sıkanların kimliği ortaya çıkmadığı için rahatlamamıştı. Şirket ortakların ve diğer suç ortaklarının yakalanmasından iki hafta sonra Memduh’un adamları da polisle çatıştıktan sonra ölü olarak ele geçirildiler.
Zarife katiller yakalanana kadar Atlas’ın onlardan ayrılmasını veya ortaya çıkmasını istememişti. Adamlar yakalanmış olsa bile sırf intikam için onun peşine birilerini takabilirlerdi. Zarife’nin annesi gibi ona gözler dolarak endişelerini anlatması Atlas’ı kadar yürekten etkiledi ki, artık saklanmasına gerek olmadığını düşünse bile yine de onu dinledi. Bu arada Efsun poliklinikteki işine başlamıştı ve kendini artık çok daha özgüvenli ve mutlu hissediyordu.
Ortakların sınırda yakalanması haberini aldıkları gün Efsun işteyken İbrahim bir kez daha geldi. Bu kez evde Zarife ve Atlas vardı. Zarife zaten damadı ile bir konuşma yapmak istediği için onu içeri aldı ve Atlas’a onları yalnız bırakması için işaret etti. Atlas İbrahim’i görmekten memnun olmadığını belli eden bakışlarla mutfağa geçip, konuşulanları oradan dinlemeye başladı. Zarife ve Efsun onun ailesi gibi olmuşlardı artık ve bu herifin Efsun’u mutlu edemeyeceğini adı gibi biliyordu.
“Zarife anne, Efsun ile konuşman gerek!” dedi İbrahim şikayet eder gibi, “Haftalardır eve gelmiyor, aramıyor! Aileme ne cevap vereceğimi bilemiyorum artık!”
“Oğlum sen karına hiç kulak vermiyor musun?” dedi Zarife kibar bir şekilde.
“Veriyorum ama o bana kulak vermiyor!” dedi İbrahim.
“Karın senden arkasında durmanı istiyor ama sen yapmıyorsun! Evlenmek istediğini söylerken konuştuklarımızı hatırlıyor musun?”
“Ailemi istemiyor!” dedi İbrahim biraz sesini sertleştirerek, “Ben onu senden ayırmaya hiç çalışmadım! Her istediğini yaptım ama ailemi karşıma alamam!”
“Bak ağzınla söylüyorsun! Karın ve ailen bir arada olamıyor! Seçim yapmak zorunda hissediyorsun, oysa senin köprü olman gerekiyor!”
“Bak Zarife anne, Efsun sana ne anlattı bilmiyorum ama benim ailem onu rahatsız etmemek için elinden geleni yaptı. Yengem ona iş bile buldu ama o hep yaptığı gibi her şeyi yanlış anladı ve insanları üzecek tavırlar sergiledi. Ben karımın arkasında durayım tabi durmasına ama o da arkasında durabileceğim tavırlar sergilemeli öyle değil mi?”
“Yani ne olursa olsun değil de senin istediğin gibi olursa mı duracaksın arkasında? Efsun evden ayrılırken üzerindeki elbiseleri bile geri istemedin mi oğlum sen? Bu mu senin kocalığın, arkasında duruşun? Sen benim kızımı neyle tehdit ettiğini sanıyorsun? Biz aç değiliz, açıkta değiliz çok şükür. Koskoca aile bir kızı barındırmadınız evinizde de yüreğinizde de!” diyerek sesini yükseltti Zarife. Atlas zaten içeri dönmek için bahane aradığından hemen geldi yanlarına. Zarife’nin son söylediklerini ilk kez duyduğu için tepesi atmıştı iyice.
İbrahim, Zarife’nin söyleyeceklerine diklenecekken Atlas gelip yanında durunca yükseltemedi sesini.
“Görüyorum ki ortak bir noktada buluşamayacağız!” dedi ayağa kalkarak, “O halde konuşacak başka konu kalmadı!”
Atlas o kapıdan çıkana kadar ayrılmadı peşinden ve İbrahim de uzatamadan çıkıp gitti.
“Zarife teyze bu adamdan Efsun’a yar olmaz!” dedi içeri dönüp
“Ah oğlum başından belliydi ama bu kararı benim değil kızımın vermesi gerek!” dedi Zarife çaresizce.
O akşam Efsun eve geldiğinde anlattılar olanları, “Dava mı açacakmış?” dedi Efsun.
“Sen açacaksın!” dedi Atlas kararlı bir sesle, “Yeter ama artık! Bu adam sana layık biri değil!”
Zarife bir süredir Atlas’ın kızına nasıl baktığını fark ediyordu, onun Efsun’a sahip çıkışları, aralarındaki yakın dostluk gerçekten çok güzeldi. Duygularını ona yansıtmadan bir ağabey edasıyla davranıyordu ama Zarife seven bir erkeğin nasıl baktığını bilecek kadar şanslıydı.
Efsun, Atlas’tan hiç beklemediği bu çıkışa ne dese bilemedi. Zarife de aralarına girmemek için içeri gidince, “Aptal olduğumu düşünüyorsun değil mi?” dedi ağlamaklı bir sesle Atlas’a
“Hayır ama artık gurur yaptığını ve aşkla egoyu birbirine karıştırdığını düşünüyorum. Sen o adama aşık falan değilsin sadece yaptıklarını hazmedemiyorsun. Yanılmış olduğunu kabul edemediğin gibi!” diye devam etti Atlas aynı kararlı sesle. Efsun’un gözyaşları çoktan akmaya başlamıştı yanaklarından.
“Evet!” diye inledi, “Evet hazmedemiyorum!”
“Özür dilesin istiyorsun, sensiz yapamasın istiyorsun!”
“Evet istiyorum!”
“Senin için ailesini bıraksın, dirensin ayrı eve çıksın istiyorsun. Sana bunlara değdiğini ispatlasın istiyorsun!”
“Evet istiyorum!”
“Bütün bunları yaptığını varsayalım. Ailesine de sırtını dönsün ayrı eve de çıkın, onu eskisi gibi sevebilecek misin?”
Durdu Efsun. Biraz daha durdu. Atlas cevap vermesi için sakince bekliyordu.
“Ona yeniden güvenebilecek misin? Elinden tek gücü olan parası gidince, ki ailesine sırt döneceği için o beğenmediği fakirlere dönecek, sence daha iyi bir İbrahim mi olacak?”
“Olmayacak!” dedi Efsun “Ama yine de sürünsün istiyorum işte!”
“Yani onu sevmiyorsun sadece hırslısın o kadar!”
“Evet öyleyim!” dedi Efsun dik dik.
“Tamam o zaman!” dedi Atlas sakin sakin
“Ne tamam o zaman?”
“Boşan gitsin, buna değmez! Davayı sen açınca zaten şaşıracak, ondan önce davran! Ayrıca Kataroğlu ailesinin ve şirketinin tek varisinin kuzenim dediğin kişi olduğunu duyunca daha da delirecek!”
Efsun gözlerini kısarak baktı Atlas’a, “Sen bunların hepsini düşündün mü sahiden?”
“Evet düşündüm!”
“Zengin kuzen ha?” dedi Efsun gülerek, gerçek duygularını kendine itiraf edince biraz hafiflemişti sahiden.
“Kuzen olmadığımızı söyleyebiliriz artık!”
“Doğru yakında ortaya çıkacaksın!”
“Hayatım asla eskisi gibi olmayacak ama evet ortaya çıkacağım!”
Zarife kendi kendine gülümsüyordu içeride bu konuşmaları dinlerken ama yanlarına dönmedi devam etsinler diye.
“Evi ne yapacaksın?” dedi Efsun çekinerek.
Atlas o evde yaşamaya devam edemeyeceğini söylüyordu. Bir villa zaten ona çok büyük gelirdi şimdi. Bir daire alabilirdi belki.
“Yardıma ihtiyacın olacak!” dedi Zarife elinde çaylarla gelip, “Birinin işleri yapması gerek!”
“Zarife teyze!” diye güldü Atlas.
“Ne olacak oğlum, gelir hallederim ben!”
“Baksanıza!” dedi Atlas, “Ben aslında sizinle çok mutluyum!”
“Onca zenginliği bırakıp bizimle mi yaşayacaksın yoksa?” diye sordu Efsun.
“Hayır ama belki siz benimle yaşamayı kabul edersiniz!”
Efsun bunun ciddi bir teklif olmadığını düşündüğü için gülüp geçti ve konuyu değiştirip, poliklinikte olan bir şeyleri anlatmaya başladı. Zarife hanım, Atlas’ın yüzüne kısa bir an için düşen hayal kırıklığını gördü ama bir şey demedi. Demeyi de düşünmüyordu zaten. Kızı henüz evliydi ve zor bir duygu travması yaşıyordu. Atlas gibi bir dosta da her zaman ihtiyacı olacaktı.
Nihayet katiller yakalandıktan sonra Atlas ilk olarak şirkete gitti. Şirketin ihracat kısmında yaşanan yasa dışı olaylar yüzünden adı lekelenmişti ama ithalat kısmındaki işler oldukça iyi gidiyordu. Kamil bey işleri yoluna koyana kadar ona danışmanlık yapmayı teklif edince sevinerek kabul etmişti. İlk olarak şirketi kağıt üzerinde kapatarak, yeni bir isim ve ithalat kısmıyla devam etmeye karar verdiler. Herkes Atlas’ın sağ salim ortaya çıkmış olmasına çok sevinmiş, ailesi için üzüntülerini belirtiyorlardı. Ayrıca basın da nihayet ortaya çıkan varis ile konuşmak için kapıya yığılmıştı.
(devam edecek)