“Ben artık burada yaşayacağım, Efsun’da, annesi de bana emanet anladın mı?” dedi Atlas da ona diklenerek, “Benim gönlümü etmeden bu kızı bu evden dışarı çıkaramazsın!”
“Ne haliniz varsa görün!” dedi İbrahim ters ters, Atlas’a bir omuz vurup geçti yanından hışımla ve kapıyı vurup gitti. Tüm bedeni ile Atlas’a abandığı için yarası acıyan Atlas, o kapıdan çıkar çıkmaz yüz ifadesini serbest bıraktı.
“İyi misin?” dedi Efsun hemen koluna girip onu salona götürdü, “Neydi o yaptığın öyle?”
“Kızdın mı?” dedi Atlas çocuk gibi.
“Hayır da bütün bunları nereden biliyordun sen?” dedi ve sonra “Annem anlattı değil mi?” dedi gülerek.
Atlas’ta başını salladı. Yarası hafif kanadığı için hemen temizledi Efsun ve üzerini sargı bezi ile kapattı.
“Bu adamı seviyor musun gerçekten?” dedi Atlas bu kez, onun nasıl allak bullak olduğunu görmüştü.
“Seviyordum!” dedi Efsun.
“Seviyor musun?” diye sordum.
“Bilmiyorum, emin değilim artık!”
“Bak hayatına karışmak bana düşmez ama bu adam seni hak etmiyor bence. Karısını seven bir adamın davranışlarından çok hazımsız, kompleksli bir adam gördüm ben!”
Efsun baktı Atlas’ın yüzüne, onun aylardır göremediğini mi görmüştü bir kerede. Duyguları onu aptallaştırmış mıydı yani iyice?
“Yine de ona aşık olabilirsin!” diye devam etti Atlas, “Üzülüyorsun görüyorum! Beklediklerini söylemiyor diye üzülüyorsun değil mi?”
Başını salladı Efsun dudaklarını ısırarak, “Evet farklı olacağını düşünmüştüm ama annem başından beri haklıymış sanırım.”
“Kendine biraz zaman ver! O adam korkağın teki. Seni gerçekten seviyorsa bekleyip duracak!”
“Sen ne iş yapıyordun, hayat koçu falan mıydın?” dedi Efsun gülerek.
“Hayır ama insanların gözlerindeki acıyı tanırım!”
“Teşekkür ederim, babam ve annemden başka kimse beni böyle korumamıştı!” dedi Efsun biraz da gözleri dolduğu için saklayarak kalkıp, mutfağı toplamaya geri döndü. Atlas’ta rahatça ağlaması için peşinden gitmeyip, televizyonu açtı. Aslında hiç sevmezdi televizyon seyretmeyi ama şimdi kafasının içindekileri dinlemek istemiyordu. Kamil beyden haber beklerken vakit geçirmesi lazımdı.
Kamil bey sabah söylediği gibi savcı arkadaşına gidip olan biteni anlattı. Nüfuslu kişilere karşı satın alınmadığını herkesin bildiği savcı, arkadaşını dikkatle dinledi. İş adamının başına gelenleri o da herkes gibi duymuştu. Dosyaları inceledi, şirketi incelemeye alabileceklerini ama Atlas ile konuşmak istediğini söyledi. Önce onun hayatta olduğundan ve bu bilgileri onun verdiğinden emin olması gerekiyordu. Kamil bey de ikisine bir görüşme ayarlayabileceğini söyleyip hemen çıkınca Atlas’ı aradı. Savcı ile Kamil beyin evinde buluşmaya karar verdiler. Efsun konuşulanlara kulak misafiri olmuştu.
“Bu adamlar Kamil beyin babanın iyi arkadaşı olduğunu biliyorlarsa, senin ona gideceğini de düşünmüş olmalılar. Sence onun evinde buluşmak iyi bir fikir mi?” diye sordu.
Atlas biraz düşündükten sonra, telefonu alıp, Kamil beyi aradı ve Efsun’un sözleri tekrarlayarak başka yer bulmaları gerektiğini söyledi. Kamil bey de itiraz etmedi, Atlas’ı belirledikleri bir yerden arabayla alacaklardı, arabada konuşup sonra aynı şekilde de ayrılacaklardı.
“Bu daha iyi oldu!” dedi Efsun.
Artık ikisi de birbirlerinin sorunlarının içine girmişti. İkisi de diğerine teselli ve akıl verirken bir yandan da kendi durumunu düşünüyordu. Zarife geri gelene kadar fazla konuşmadan yan yana oturdular. Efsun, İbrahim’in sergilediği tavırdan gerçekten hayal kırıklığına uğramıştı, olanları annesine söylemek istemiyordu ama Atlas Zarife’nin bilmesi gerektiğini söyleyince ikna oldu.
“Bak kızım!” dedi Zarife, Efsun’u alıp özel konuşmak için kendi odasına götürmüştü, “Ben senin mutlu olmanı istiyorum ama sen bu çocukla mutlu olamazsın. İkiniz o kadar ayrı pencerelerden bakıyorsunuz ki hayata ortak bir noktada buluşabileceğinizden hiç emin değilim. Bu çocuk ailesine sırtını dönemez. Dönerse dımdızlak ortada kalır zaten, kendi başına da bir şey yapamaz. O binadan çıkması demek ailesine sırtını dönmesi demek ve kabul etmeyecek!”
“Ne yapayım o zaman?” dedi Efsun çaresizce.
Zarife boşan demek istiyordu ama bir türlü dili varıp diyemiyordu.
“Anladım!” dedi Efsun annesinin çaresiz yüz ifadesini görünce, “Ya katlan, ya da ayrıl!”
“Kocana inanıyorsan devam et!” diyerek kızına sarıldı sıkıca.
“Sen inanıyor musun?” dedi Efsun hıçkırarak.
“Benim değil, senin inanman önemli! Evlilik bu çocuk oyuncağı değil”
Atlas’ın tahmin ettiği gibi devam eden hafta İbrahim’den başka ses çıkmadı. Bu arada savcı ile buluşup olanları bildiği kadarı ile ona yeniden anlatmıştı. Onun varlığından emin olan savcı da dava açmak ve şirket bilgilerine erişim için hemen harekete geçti. Efsun’un söylediklerinden sonra Kamil beyle sürekli iletişimde kalmanın onları da tehlikeye atacağına karar veren Atlas, savcı ile buluştukları gün acil bir şey olmadıkça haberleşmemeleri gerektiğini Kamil beye söyledi. Artık savcıda da telefonu vardı ve doğrudan onunla iletişime geçmesi mümkündü.
Efsun, Atlas’ın dikişlerini aldıktan sonra kocasının evinden ayrılmadan önce işe başlaması için onay veren poliklinikten ne zaman başlayabileceğine dair haber gelince çok sevindi.
“Bence sen tıp okumalısın!” dedi Atlas onun ilk defa böyle mutlu güldüğünü görünce.
“İstersen o kadar abartmayalım!” dedi gülerek Efsun, “Hemşire bile olsam benim için mucize olur!”
“Hayır ciddiyim ben! Sınava girebilirsin!”
“Altı yıl daha mı okuyayım yani?”
“Evet!”
“Olmaz!”
“Neden?”
“Anneme bakmam gerek, yani şey olmazsa!” dedi durdu sonra, gülümsemesi de dondu yüzünde.
“İbrahim ile barışmazsanız mı demek istiyorsun?”
“Sanırım boşanmalıyım!”
“Sanırım diyerek bu iş olmaz! Onu kalbinden atamıyorsun öyle değil mi?”
“Evet! Belki !Emin değilim ama bu duyguların beni sürekli yanılttığı zaten ortada değil mi?” derken gözleri doldu Efsun’un yeniden.
Atlas aralarında oluşan güven ve samimiyete dayanarak kalkıp yanına gitti ve sarıldı ona sevgiyle, “Haydi ama az önce çok güzel gülüyordun ve şimdi benim densizliğim yüzünden gözlerin doldu!”
Efsun Atlas ona sarılana kadar bu sarılmaya bu kadar ihtiyacı olduğunu hiç düşünmemişti. Annesi de ona sarılıyordu ama bu dostça sarılış farklı hissettirmişti.
“Hey kuzen! Sence sınava girmeli miyim gerçekten?” dedi Efsun gülerek ayrıldı ondan.
“Bence boşanmalısın!” dedi Atlas
“Biliyorum ama henüz hazır değilim!” dedi Efsun
“Kamil amca tek celsede halleder bu işi, istediğine karar ver yeter! Ayrıca sınava girmeye karar verirsen ona da yardımcı olacak tanıdıklarım var!”
“Başına gelenlerden sonra hâlâ nasıl böyle iyi olabiliyorsun?” dedi Efsun, “Haydi birer kahve içelim!”
“Başıma gelenlerden sonra başıma gelen en güzel şey sizsiniz çünkü!” dedi Atlas da gülerek ve ona yardım etmek için mutfağa gitti. Birbirlerine hayatlarına dair pek çok şeyi anlatacak kadar yakınlaşmışlardı artık. Zarife onların böyle iyi anlaşmalarına çok mutlu oluyordu. İkisinin de kendilerini anlayacak, konuşup, rahatlayacakları birine ihtiyaçları vardı. Bir kaç gündür gece geç saate kadar sohbet ediyorlar, Zarife’de rahatça konuşsunlar diye erkenden odasına çekiliyordu.
Savcılıktan haklarında soruşturma başlatıldığını duyan ortaklar Atlas’ın boş durmadığını anlamış oldular. Eğer Yalçın bey oğluna her şeyi anlattıysa, ki Atlas savcılığa gittiğine göre anlatmıştı, bir an önce bir şeyler yapmaları gerekiyordu. Bu ihtimali günler öncesinden düşündükleri için, yurt dışına gitmek için gerekli hazırlıkları çoktan yapmışlardı ve savcılıktan gelen ihbarnamenin ardından hemen toparlanıp, aileleri ile kaçış planlarını devreye soktular.
Deneyimli savcı, elindeki bilgilerle onların kaçabileceğini tahmin ettiği için çoktan önlemlerini almıştı ve daha havalimanına ulaşır ulaşmaz polis tarafından göz altına alındılar. Ancak akıllı ortaklar hava alanına sadece ailelerini göndermiş kendileri için farklı bir kaçış planı yapmışlardı. Malları sakladıkları kamyonlar sınıra ulaştığında daha fazla ileri gidemeden yakalandılar.
(devam edecek)