Yalçın bey duyduklarının şaşkınlığı ile saklandığı yerden çıkınca Memduh bey onu fark etmiş konuşulanları duyduğunu hemen anlamıştı.
“Bu da ne demek oluyor Memduh?” dedi şaşkınlığı devam ederek.
“Bu işlerle senin bir ilgin yok!” dedi Memduh bey pişkin pişkin.
“Ne demek ilgim yok? Ben bu şirketin yönetim kurulu başkanıyım, yakalanırsanız sorumlu olacak olan ben olacağım bir yana, adımın böyle berbat bir işe karışmasını asla kabul edemem!”
“Görmeze gelirsen başın belaya girmez!” dedi Memduh bey sesini sertleştirerek. O sırada kamyonun yanında duran adamların da ellerini bellerine atmaya hazır durduklarını fark etmişti Yalçın bey.
“Fırat’ta mı bu işin içinde!” dedi temkinli olmaya çalışarak.
“Sen hariç herkes!” diye yanıtladı Memduh bey, “Dahil olmak istersen bizim için bir sıkıntı yok! Olmayacaksan da yolumuza çıkmasan iyi olur! Kendinin ve ailenin iyiliği için!”
Yalçın bey ne diyeceğini bilemediği için sustu bir süre, şimdi ortağının zıddına giderse buradan sağ çıkamayacağı mesajını çoktan almıştı.
“O halde ben bunu hiç görmedim ve duymadım!” dedi ciddi bir sesle.
“Öyle olsa iyi olur!” dedi Memduh bey de.
Yalçın bey etrafını kollayarak arkasını dönüp ayrıldı yanlarından arabasına binene kadar kalbi yerinden çıkacak kadar hızlı atıyordu. Nasıl böyle pis bir oyuna gelebilmişti. Yıllardır iş yaptığı ortakları onu riske attıklarını bile bile böyle kirli bir işe girmişler, başlarına gelecekleri en aza indirmek için imza yetkisinin onda kalmasına izin vermişlerdi.
Arabasını çalıştırıp, hareket etti ve ne yapacağına karar vermeye çalıştı.
Memduh bey ve diğer ortaklar Yalçın beyi uzun süredir ve iyi tanıyorlardı. O yanlarından ayrılır ayrılmaz Memduh bey onları arayıp, ne yapacaklarını sormuştu. Üçü de Yalçın beyin bu işi kabul edemeyeceği ve çenesi tutamayacağı konusunda hem fikirdiler. Mutlaka işi bozacak bir adım atacaktı. O yanlarından ayrılır ayrılmaz Memduh beyin adamları peşine düşmüştü bile. Ortaklar da onu ortadan kaldırmanın en doğru karar olduğuna ikna olunca Memduh bey adamlarını arayıp gerekeni yapmalarını söyledi.
Yalçın bey onu takip edeceklerini tahmin ettiği için ev yerine yeniden şirkete döndü. Öncelikle tehdit oluşturmayacağına ortaklarını ikna etmesi gerekiyordu ama bu işin böyle devam etmesine de izin veremezdi. Önce oğlu ve karısı ile konuşup onları güvenli bir yere göndermesi gerekiyordu. Bu kadar kirli bir işe girerken baştan her şeyi planlamış olacaklarını düşünerek, şirketten evi aramadı. Onu bu işlerden uzak tutmak için muhtemelen dinliyorlardı da. Her gün çıktığı saat gelene kadar şirkette oyalandı ve normal davranmaya çalıştı. Memduh beyin adamları dışarıda onun çıkmasını bekliyorlardı. Memduh bey müdahalenin şirkette olmaması gerektiği konusunda adamlarını uyarmıştı.
Atlas bir kaç gündür kendi özel işleri nedeni ile şirkete gelmiyordu. Babası gibi onun da hiç bir şeyden haberi yoktu. İşi temelden öğrenmesi için babası onu tüm departmanlarda bir süre çalıştırmaya başlamıştı. Bilgi, tecrübe ve akıl ile birleşince güç anlamına gelir derdi her zaman Yalçın bey. Anlaşılan, kendi bilgi, tecrübe ve aklı, onu tuzağa düşürmelerine ve kandırmalarına engel olamamıştı.
Şirketten çıkıp arabasına gitti ve kontağı çevirirken nedensiz bir korkuya kapıldı ama araba her zaman olduğu gibi çalıştı. Garajdan çıkınca Atlas’ı arayıp, akşam yemeğini unutmamasını söyledi. Atlas babası ile böyle bir konuşma yaptıklarını hatırlamadığı için arkadaşları ile plan yapmıştı ama babasının tuhaf sesi tonunu hemen fark etti.
Yalçın bey telefonda konuşmak istemediği için “Annen en sevdiğin yemeği yaptırdığını söyledi ya!” dedi gülerek, “Araba sürüyorum evde görüşürüz!” diyerek oğlunun soru sormasına fırsat vermeden kapattı telefonu.
Atlas bir şeyleri kaçırdığından emindi ama babasını da geri çevirmek istemediği için “Tamam!” diye cevap verdi ve diğer planını iptal etti. Yalçın bey son zamanlarda bazı sağlık sorunları yaşıyordu. Doktorların ucuz atlattığını söylediğini spazmın üzerinden iki ay geçmişti ama annesi de o da Yalçın beyin sağlığı için endişe ediyorlardı çünkü kendini o kadar çok yoruyordu ki, spazmdan sonra iyice yükselen tansiyonu bir türlü dengeye gelemiyordu. Telefonda sesi kötü gelince, bir sıkıntısı olduğundan endişe ettiği için itiraz edememişti.
Gülçin hanım kocası kapıdan girer girmez yüzündeki ifadeden ters bir şeyler olduğunu anladı ama o da oğlu gibi tansiyon problemi yaşadığını düşündü. Yalçın bey gün boyu ailesini bu işten korumayı planladığı için çok gergindi gerçekten ama şimdi tansiyon ölçmenin sırası olduğunu düşünmüyordu. Karısına hiç soru sormadan bir süre evden uzakta kalmasına yetecek kadar eşya toplamasını söyledi. Onun söylediklerine bir anlam veremeyen karısı soru soracak oldu ama kocasının yüz ifadesini görünce “Tamam!” diye mırıldandı önce, “Anlatacaksın ama değil mi?”
“Atlas da gelir birazdan onun için de bir çanta ayarla, ikinizin bir süre buradan ayrılmanızı istiyorum!”
“Sen bizimle gelmeyecek misin? Neler oluyor?” dedi Gülçin hanım kafası iyice karışmıştı.
O sırada Atlas’da arabasını park edip eve girmişti. Anne ve babasının yüz ifadelerini görünce, “Baba iyi misin?” dedi hemen.
“Evet, evet, şimdi soru sormayı bırakın ve hemen eşyalarınızı toparlayın!” dedi Yalçın bey yeniden, Atlas soru dolu bakışlarla annesine baktı ama onun da bir şeyden haberi yoktu.
“Baba?”
Onların da durumun önemini anlamaları gerektiğini düşünen Yalçın bey ikisini de karşısına oturtup olanları hızlıca anlattı. O işleri yoluna koyana kadar Atlas’ın annesini alıp gitmesini istiyordu.
“Seni burada mı bırakacağız?” dedi Atlas duyduklarının şokunu yaşıyordu. Babasının tüm ortaklarını ve ailelerini çocukluğundan beri tanırdı ve zaten durumları bu kadar iyiyken böyle işlere karışmalarına bir anlam veremiyordu.
“Polise gideceğim kararımı verdim!” dedi Yalçın bey, “Böyle bir durumda sessiz kalamam!”
“Yalçın!” dedi Gülçin hanım inleyerek, “Bu nasıl olabilir?”
“Olmuş işte! Benim aptallığım muhtemelen ve sonuçlarını yaşamanızı istemiyorum!”
“Baba kesinlikle gitmeyiz seni bırakıp” dedi Atlas, “O halde polise de beraber gidelim ve sonra hep birlikte ayrılalım buradan!”
Gülçin hanım da endişeyle oğlunu destekledi. Kocasını bırakıp gitmeyi asla kabul etmiyordu. Onca zamandır ahbaplık ettikleri insanların onları ölümle tehdit ediyor olmasını da aklı almıyordu bir türlü. Yalçın bey karısı ve oğlunu ikna edemeyeceğini anlayınca bir plan yapmaları gerektiğini söyledi. Polis olaya el koysa bile yetkili o olduğu için sonunda hapse girebilirdi. Bu işten habersiz olduğunu ispatlaması zordu. Bekleyip ip uçları toplamaya kalkmak da onu aşan ve riski artıran bir durum olurdu. Ortağının ve adamlarının gözlerinde ona güvenmediklerini görmüştü. Eğer onu susturmak istiyorlarsa polise gitse de, gitmese de zaten bunu yapacaklardı.
Yalçın beyin bilmediği, sadece ofisin değil, evin de dinleniyor olduğuydu. Memduh bey, Yalçın beyin ailesi ile konuştuklarının raporunu alır almaz, adamlarına hemen müdahale etmeleri için emir verdi. Bir anda evin camlarından yağan kurşunlardan biri Yalçın beye isabet edince, hemen kendin yere attı ve Atlasa annesini alıp arkadan kaçması için bağırdı. Gülçin hanım korku dolu bakışlarla hâlâ yerinde oturuyordu, donup kalmıştı. Atlas annesine elini uzatana kadar iki üç kurşun birden bedenine isabet etti ve arkasına doğru devrildi. Korkuyla babasına baktığından onun gözlerindeki ifadeyi ömrü boyunca unutamayacağını anladı.
“Lütfen git!” diye inledi Yalçın bey, “Bizi bırakmak zorundasın!”
(devam edecek)