Gönül Bağı – Bölüm 9

“Babam gibi ailenle benim aramda kalmanı istemiyorum!” dedi Efsun yine.

“Bırak da bunu ben düşüneyim!” diyerek Efsun’un saçlarına dokundu İbrahim. Eli hafifçe yanağına değince, Efsun’un kalbi daha da hızlı atmaya başladı. Daha önce hiç hissetmediği bu duyguları kontrol etmek istiyordu şimdi.

“Annem seninle tanışmak istiyor!” dedi sonra, “İstersen onu tanı sonra ver bu kararı!”

Heyecanına yenik düşen Efsun “Tamam!” dedi uysal bir sesle ve İbrahim yüzüğü yeniden onun parmağına takıp, çalıştırdı arabayı, “İnan bana her şey çok güzel olacak!” dedi sonra.

“Tanış bakalım!” dedi annesi, “Sen karar vereceksin bu aileyle yapıp yapamayacağına. Ben kızımın mutlu olacağı yerde olmasını isterim!”

“Canım annem!” diyerek sarıldı Efsun ona.

İbrahim ertesi gün akşam üzeri çayı ayarlamıştı annesi ile buluşma için, öğlen Efsun’u dışarıda yemeğe götürdü sonra da birlikte eve gittiler. Bahçe içindeki kocaman evi görünce hayran oldu Efsun.

“Her katta bir ağabeyim yaşıyor!” diyerek açıkladı İbrahim, “Hepsi tek ev değil! Şu ikinci katta bizim evimiz olacak!”

Hiç böyle bir ev görmediği için hayranlıkla gülümsedi Efsun, ailenin bir bahçenin içinde yaşaması fikri sıcak geldi ona. “Dikine bir köy gibi!” diye geçti aklından ama İbrahim’e bu düşüncesinden bahsetmedi.

Kerime hanım salonda karşıladı onları, kapıyı evde çalışan kadın açmıştı.

“Hoş geldin kızım!” dedi Efsun’a öpmesi için elini uzatarak, Efsun annesinden böyle terbiye gördüğü için hiç gocunmadan uzanıp öptü Kerime hanımın elini. Kerime hanım göz ucuyla oğluna bakıp gülümsedi. Efsun’u fiziksel olarak beğenmişti ama sohbet edip, fazlasını görmeye ihtiyacı vardı. İbrahim kanepeye, hemen Efsun’un yanına oturdu. Kerime hanım tekli koltukta ikisinin karşısındaydı.

“Annen nasıl?” dedi Kerime hanım sohbet başlatmak için.

“İyi teşekkür ederim, sevgilerini gönderdi size!”

“Sağ olsun! Baban hayatta değilmiş diye duydum üzüldüm! Hasta mıydı?”

“Değildi ama kalp krizi geçirdi maalesef!”

“Allah rahmet eylesin. Ben de babamı genç yaşta kaybettim. Acısını bilirim. Nerelisiniz acaba?”

“Biz Konyalıyız efendim. Yani babam Konyalı”

“Sen değil misin?” dedi kaşlarını kaldırarak Kerime hanım. Efsun aklında tuttuğu bir konu olmadığından evlat alındığından İbrahim’e de bahsetmemişti daha önce ama bu aşamada ailenin bilmesinin doğru olduğunu düşünerek bebekken sosyal hizmetlerden evlat edinildiğini söyledi. İbrahim zavallı küçük sevgilisinin yaşadıklarına zaten çok üzüldüğü için bu da çok acıklı bir durummuş gibi uzanıp tuttu elini ve sıktı.

“Daha önce bahsetmediğim için üzgünüm, ben onları öz ailem biliyorum. O yüzden de bu konu hiç aklıma gelmiyor!”

Kerime hanım kaşlarını kaldırmış, başını yana eğmiş bakıyordu Efsun’un yüzüne, “Gerçek ailen hakkında bilgin var mı?”

“Hayır! Hiç merak etmedim doğrusu!” dedi Efsun kibarca.

“Annenle mi yaşıyorsun?”

“Evet annemle yaşıyorum!”

“Doğal olarak başka kardeşin de yok değil mi?”

“Hayır efendim yok!”

Hafif bir iç geçirdi Kerime hanım, dönüp oğluna bakınca onun kıza nasıl hayran hayran baktığını görüp, bir daha iç geçirdi.

“İnsanın kim olduğunu kendisi belirler, başına gelenler değil!” dedi sonra toparlanıp, “İbrahim seni gerçekten çok seviyor.”

Kibarca gülümsedi Efsun yine. Kerime hanımın söylediği cümle hoşuna gitmişti.

“Sen de onu seviyorsun değil mi?” dedi Kerime hanım onun söylemesini beklediğini belli ederek.

“Tabi!” dedi Efsun hemen, “Kusura bakmayın ben biraz heyecanlıyım!”

“Gençlik!” diyerek kırıttı Kerime hanım gülümseyerek.

“İbrahim babası ile konuşsun o zaman, sonra annenle de tanışalım!” dedi Kerime hanım.

Annesinin onayını aldıklarını anlayan İbrahim, takım arkadaşını takdir eder gibi kolunu attı Efsun’un omuzuna ve salladı kendine çekerek. “Oldu bu iş!” diyordu kendince. Kerime hanım fikri olması için biraz aileden bahsetti çaylarını içerlerken, diğer oğulları, gelinleri ve torunlarından. Sonra İbrahim eve bıraktı Efsun’u ama bu sefer arabadan inip kapıya kadar geldi.

Zarife kapıyı açıp kızının yanındaki adamı görünce anladı onun İbrahim olduğunu, gülümseyerek içeri davet etti.

“Efsun masaya bir tabak daha koy kızım!” dedi hemen.

“Zahmet etmeyin, ben sizinle tanışmaya geldim!” dedi İbrahim ve uzanıp öptü Zarife’nin elini hemen.

“Zahmet olur mu evladım. Evimize gelmişsin, aç mı yollayacağız! Çok güzel tarhana çorbası yaptım. Efsun çok sever. Kuru fasulye ile pilav da var. Seversin inşallah!”

“Çok severim!” dedi İbrahim gülümseyerek ve Efsun masaya tabak koyarken hemen ona yardım etmeye başladı.

Zarife ikisinin arasındaki elektriği fark etmişti hemen. Hasan ile birbirlerini nasıl sevdiklerini hatırlamıştı kızına bakarken.

İbrahim masaya oturunca, annesini ziyaret ettiklerinden bahsetti. Durum öyle olunca o da Efsun’un annesi ile tanışmak istemişti. Eğer o da izin verirse yakında aile olacaklardı.

“İnşallah oğlum!” dedi Zarife.

“Efsun bana düşüncelerini anlattı, ben de size düşündüğünüz gibi olmayacağını söylemeye geldim aslında. Efsun benimle çok mutlu olacak, onu kendim de dahil, kimsenin üzmesine izin vermeyeceğim!” dedi İbrahim çabucak.

Zarife gülümsedi onun heyecan dolu açıklamasına, “İki gönül bir olunca samanlık seyran olurmuş!” dedi önce “Herkesin evladı değerli, kızımın üzülmesine dayanamam İbrahim oğlum. Onu sana emanet ettiğimde gözünde yaş görmek istemem! Madem sen de bana garanti veriyorsun, karar ikinizin, bize destek olmak düşer.”

İbrahim gülümsedi mutlulukla, hemen kalkıp bir kez daha öptü Zarife’nin elini, “Çok mutlu edeceğim kızınızı, sakın merak etmeyin!” dedi kibarca.

“Haydi bakalım iç çorbanı soğutma!” dedi Zarife de.

Yemekten sonra çaylarını da içince izin isteyip, gitti İbrahim. Zarife kapıda ayrılırlarken birbirlerine nasıl baktıklarını gördü gençlerin, mutlu oldu.

“Ne diyorsun anne?” dedi Efsun, İbrahim gider gitmez.

“Allah mesut etsin güzel kızım!” dedi Zarife’de onun yanaklarını okşayarak. Efsun annesine kocaman sarılıp öptükten sonra hülyalı hülyalı gitti odasına, aşk dedikleri böyle yaşanıyordu demek.

İbrahim’in babası Nurullah bey, oğlunun dinleyince karısının yüzüne baktı o biliyor mu diye. Karısının bakışlarından bildiğini ve onayladığını anlayınca, yumuşak yaklaştı oğluna.

“Anneleri bir tanıştırın bakalım önce konuşsunlar sonra ona göre gider isteriz kızı!” dedi.

İbrahim o kadar mutlu oldu ki, hemen kalkıp, öptü babasının elini. Kerime hanım yine evinde ağırlamak istedi Efsun’un annesini, hem de gelip nasıl yaşadıklarını görsün istiyordu. Babanın onayı alınınca ağabeyler ve gelinlerde haberdar oldular bu evlilikten. Efsun’u zaten şirketten bilen ağabeyler, kardeşlerini tebrik ettiler. Yengeler de aralarına yeni katılacak bu kızı merak edip kocalarına sorular sormaya başladılar onun hakkında. Şirkette yaptığı iş dışında bir bilgileri yoktu ağabeylerin, belli ki bütün bilgiler Kerime hanımdaydı. İbrahim hafta sonu gelip Efsun ve annesini alacağını ve evlerine annesi ile çaya götüreceğini söyledi. Böyle şeylere pek alışık olmayan Zarife’de “Olur!” dedi, “Madem adetleri böyleymiş gideriz!”

Efsun bir anda evliliğin eşiğinde bulmuştu kendini. Annesini de çok tek başına bırakmak istemiyordu ama artık maddi durumu güçlü olacağı için onun da rahat edeceğini düşünüp mutlu oluyordu. İbrahim annesi için bir daire almaktan bahsediyordu. Artık evlere temizliğe gitmeyip rahat etmesi için gerekli konforu sağlayacaktı Zarife’ye.

“Siz mutlu olun yeter! Ben istemem öyle şeyler!” dedi Zarife kızına, “Benim evimi de seviyorum, işimi de! Şimdi bir anda gittiğim evleri de yüz üstü bırakamam!”

Efsun bunları sonra da konuşacaklarını düşünerek çok ısrar etmedi annesine. Olayların hızlı hızlı ve heyecanla gelişmesinin büyüsüne kapılmıştı o da.

(devam edecek)

Yorum bırakın