Seyhan, tuvalette Leyla ile üzerini değiştirdikten sonra, doğrudan Hatice’nin çalıştığı eve gidecekti. Hatice ile iş çıkışı buluşup bir kafede oturmuş olacakları için kimse Seyhan’ın oraya gideceğini bilemez, ispatlayamazdı. Yani soygun akşam saatlerinde gerçekleşecekti. Hava da kararacağı için bu işine geliyordu. Hatice kadının o çıktıktan sonra ne yaptığını bilmiyordu ama Seyhan sadece Leyla’yı değil kadının evini de uzun süre gözetlemişti. Hatice çıktıktan sonra her akşam üst kattaki bir odanın ışığı yanıyordu. Yine Hatice’nin çizdiği plana göre burası kadının yatak odasıydı. İçeride ne yaptığını göremiyordu ama ışık yaklaşık iki üç saat sonra kapanıyordu ve evin içinde başka hareket olmuyordu. Hatice’nin dediğine göre uyumadan ilaç içtiğinden gece boyu mışıl mışıl uyuyordu ev sahibi. Biliyordu çünkü hem kadın bahsetmiş, hem de doktoru ile konuşurken dinlediği için duymuştu. Emin olmak için baş ucundaki ilaçların fotoğraflarını çekip, Seyhan’a önceden getirmişti. Seyhan o gün bütün gün evde duracak, sonra Hatice ile buluşmaya çıkmış gibi doğrudan kafeye gidecekti.
Kasanın olduğu odaya pencereden girmeyi planlıyordu ama zorlanırsa kapıyı açabilecek yeteneğe de sahipti. Ön kapıyı kullanmayı şimdilik planları içine almamıştı. Hatice pencere üstlerine yakın kameraların görüş alanlarını kesecek girişimlerde bulunmuştu. Camdan bir şey çırparken aşağı bir şeyler uçurmak bunlardan biriydi. Risk almamak için bir hafta her gün aynı pencereden aynı örtüleri çırpmış ve elinden bırakıvermişti. Üçüncü denemesinden sonra örtü kameranın üzerine düşünce kalanları çırpmaya devam etmişti sonraki günlerde. Kamera kayıtlarını ve kameraları her gün denetleyen biri olmadığı için Seyhan gelene kadar örtü kameranın üzerinde kalacak, sadece o gün çıkmadan rüzgardan falan uçmuş olmasın diye kontrol edecekti.
Bahçeye düşürdüklerini almaya giderken de meyve ağacından meyve koparmaya çalışır gibi yapıp, oraya yakın diğer kameranın da açısını hafif değiştirivermişti. Böylece tüm kameralar çalışsa bile Seyhan’ı çekemeyecekti. Evin içindeki kameraları çok umursamıyordu Seyhan çünkü zaten yüzünü saklayarak içeri girecekti. Dışarıdakileri de sadece önlem olarak yapmışlardı. Son anda başka pencereyi de ya da kapıyı da denemek olasıydı.
Temkinli davranıp etrafı dinledikten sonra kasayı açmaya gelecekti sıra, önce duvardaki gizli kapıyı bulacak sonra da ustalığını kullanıp, kasanın şifresini açacaktı Yanında getirdiği çantalara alabildiği her şeyi doldurduktan sonra da aynı sessizlikle çıkıp gidecekti. Alarmların çalışmaması için eve girmeden önce bir kaç işi daha olacaktı tabi ama artık uzmanlık alanı olduğu için onu kafasına takmıyordu. Çantaları alıp doğrudan eve gitmeyecekti, saklanacak yerleri her zaman vardı onun ve bundan kimseye bahsetmezdi. Önce gidip çantaları güvene alacak, sonra Leyla’yı çaktırmadan takip edip, o tuvaletten çıktıktan sonra o da peşinden çıkıp eve gidecekti. Leyla umumi tuvalete girerken üzerinde olacak olan kıyafetten bir tane de gizli yerine saklamıştı ve elinde torbayla tuvalete girip, o giysilerle çıkınca, kameralar onun arada tuvalete uğrayıp eve öyle geçtiğini de kayda alacaktı böylece. Leyla yüzünü saklayan kapüşonla çıkacağından bir aksilik olmayacaktı. En azından o ortadan kaybolana kadar. Onca parayı alıp risk yok diye aynı yerde durmaya devam etmeye niyeti yoktu. Henüz Hatice’ye söylememiş olsa da çekip gidecekti.
Leyla, Seyhan’a kaybedecek bir şeyi yokmuş tavırları takınsa da, Gaye, Aliye hanım ve Hasan’ı riske atamazdı. Ona bir şey olsa bile Aliye hanımın ablasını başı boş bırakmayacağını biliyordu. Gidecek yerleri olmasa da eninde sonunda kendi ailesine gitmek zorunda kalırlardı para olmayınca. Tefeciye olan borç onlara ait değildi. O yüzden gözü arkada kalmazdı ama eğer Seyhan sözünü tutar o parayı verirse o zaman hepsinin hayatı en azından borçtan kurtulur, başlarının çaresine bakacak duruma gelirlerdi. Yine bir yer bulurlar, tefeciler ortaya çıkana kadar olan sağladıkları düzeni yeniden kurar ellerinde kalan parayla da bir süre daha rahat rahat yaşarlardı. Leyla da daha iyi bir iş bulacak fırsatı edinirdi o arada. Bellerini böyle doğrultabilseler de, psikolojilerini nasıl toplayacaklarını o da bilmiyordu tabi. Ona da çare sadece zaman olacaktı herhalde.
İki gün boyunca farklı iyi ve kötü senaryoları düşündü durdu. Ne olursa olsun, ablasını kurtaramıyordu o sandalyeden, eğer parayı alabilirse belki zamanla onun da dili çözülürdü en azından ama son geldiği hale bakılacak olursa bundan da pek umutlu değildi. Aliye hanımla el ele verip hiç değilse Hasan’ın hayatını toparlamaya çalışabilirlerdi. Zavallı çocuğun durumu hepsinden fenaydı ve hayatının geri kalanında bu travma ile yaşamak zorunda kalacak ve kim bilir daha neler yaşayacaktı.
Soygunun olacağı akşam işten çıkınca geç geleceğini söyledi Aliye hanıma, onu aramasını ve beklemesini istemiyordu. Aliye hanım onun bir şeylere bulaştığını anlıyordu ama geçen zaman boyunca ağzından tek bir kelime alamamıştı. Tefeciler kapıya dayanıp Hasanınını öldürecekler diye ödü kopuyordu aslında ama Leyla’ya da bir şey diyemiyordu. Çocuğu daha da çok korkutmamak için ona da belli etmemeye çalışıyor ama dışarıdan gelen her tıkırtıya kulak kesiliyordu. Leyla bu akşamdan sonra en azından para sorunlarını çözebileceklerini söylemişti ama bulduğu çözümün normal veya yasal yollardan olmadığı açıktı. Ona da bir şey olursa, Gaye ve Hasan ile ne yapacağını da düşünmek istemiyordu ama mafyadan korktuğu kadar bundan da korkuyordu. Ailesinin yanına gitmek istemiyordu. Orada görecekleri muameleden sonra Hasan’ı toparlaması mümkün değildi ayrıca Leyla gelmezse Gaye’yi de yanına alıp gitmek zorunda kalacaktı. Hasan olmasa çoktan Gaye’nin ilaçlarını içip kendini öldürmeyi hesaplamıştı ama oğluna bunu yapması mümkün değildi. Onca yıl aynı yastığa baş koydukları Enver beyle, Gaye’nin kazasından sonra neredeyse canını feda edecek kadar özverili davrandığı Açelya hanımın yaptıklarına inanamıyordu.
Tabi ki her şey Gaye’nin kazasından sonra başlamamıştı, Açelya hanım mahalleye geldikten sonra kimden kuvvet alacağını anlamak için herkesi deneyip, iyice tarttıktan sonra Enver beye kancayı takmış, yavaş yavaş adamın kanına girerek, sonunda koynuna girmeyi başarmıştı. Enver beyin o zamana kadar karısına gösterdiği sadakat Aliye hanıma aşkından değildi, korkak bir adam olduğu içindi. Karısının mal varlığını çalışmadan yöneterek kendini güçlü hissediyordu. Oğlu ve karısının aklı ondan az çalıştığı için sözde kurtarıcılarıydı. Açelya hanım gibi bir kadını tanıdıktan sonra aklı başından çoktan uçup gitmişti. Onun saçlarından ve bedeniden yayılan o güzel kokular, yanlışlıkla olmuş gibi kaçamak dokunuşları ve tüm riskleri yönetebilen kontrollü ve güçlü haline hemen teslim olmuştu. Bir lokmacık aklıyla onun havasına öyle bir tutulmuştu ki ne oğlu ne de onca yıllık dünya iyisi karısı gözüne gözükmemişti. Açelya hanım önce Enver beyi iyice avucunun içine almış evin giderlerini de ona yıkmış hayatlarını yaşarlarken, Gaye’nin başına gelenlerden sonra yeni planına geçmişti. Eğer Gaye sorunsuz evlenip gitmiş olsa, Aliye hanım ve Hasan asla risk olmayacakları için bu düzende yaşamaya devam eder keyfine bakardı. Sonuçta Enver bey binanın içinde yaşıyordu sadece, dışarıda onu kuyruk gibi taşıması gerekmiyordu. Şimdi ise hayat ikisinden ibaretti ama her şeyden parayla ve güçle kaçmak için de başka çaresi yoktu. Aliye hanımı ayakta uyuttuğu gibi sonrasında onu da uyutabileceğini bildiğinden çok da dert etmemişti. Görünüşte bir erkeği olması dikkat çekmesini engellerdi bundan sonra. Artık iki kızı için ayakta kalmaya çalışan güçlü kadın rolü sona ermişti, tek başına tehlikeli gözükmektense başında erkeği olan yumuşak başlı kadını oynamak daha kolaydı. Yeni rolü Aliye hanımın biraz daha alımlı ve cilvelisi olacaktı. Enver bey de bu haliyle ona deli gibi aşık olduğunu sanmaya devam edecek, başka yere yelken açması gerektiğini düşünene kadar alan memnun, satan memnun olacaktı.
(devam edecek)