Yeni Hayat – Bölüm 12

Aliye hanım sofrayı kurmuş onun gelmesini beklemişti elini sürmeden. Sonra onun çıkıp, çekmece, dolap yeniden arandığını görünce oğlunun yanına gidip uzanmıştı sessizce. Hasan o kadar çok ağlamıştı ki, baygın gibi uyuyordu hâlâ.

Bütün gece aranıp durduğu ve düşünceden düşünceye geçtiği için Leyla’da sonunda uyuyakalmıştı. Kapının güm güm vurulması ile uyandılar hepsi. Leyla içinde bir umutla kapıya gidince komşulardan biri ile karşılaştı. Adam öfkeden deliye dönmüş şekilde Enver beyi arıyordu. İki aile arasında yakınlığı bildiğinden onları evde bulamayınca Leyla’ların kapısına gelmişti.

“Ne oldu?” dedi Leyla ayılmaya çalışarak, “Enver bey yok ama Aliye hanım burada!”

Aliye hanım ile Hasan’da hemen Leyla’nın arkasında kapıya kadar gelmişlerdi adamın sesini duyunca.

“Bu ne rezalet Aliye hanım!” dedi adam elini sallayarak, “Evi sattığınızı niye bize söylemiyorsunuz?”

“Ne satması?” dedi Aliye hanım.

Leyla annesi ile Enver beyin evi sattığı kişinin yanlış kapıyı çaldığını düşünmüştü hemen, “Bir yanlışlık olmalı, iki numara satıldı sizin ki değil!” dedi hemen kafasını toparlayıp.

“Siz karışmayın!” dedi adam öfkeyle, o kadar gerilmişti ki, muhatabı olmayan birini kırmak istemiyordu, “Adam e-devletini açıp, tapu kaydını gösterdi! Salağa mı benziyorum ben! Evden çıkmamızı istiyor, nereye gidelim biz şimdi bu yoklukta?”

Leyla dönüp, Aliye hanıma baktı onun bir bildiği var mı diye ama kadın başını iki yana salladı, “Benim haberim yok, iki numara satıldı, kiracıya da söyledi Enver bey!” dedi endişeyle.

“Bir dakika!” dedi Leyla adama ve Hasan’a gidip annesinin telefonunu alıp getirmesini söyledi. Aliye hanımın e-devletini açınca üzerine kayıtlı hiç bir tapu kalmadığını görünce beyninden vurulmuşa döndüler hepsi. Anlaşılan Enver bey karısını notere götürüp vekaleti aldığından sadece iki numara değil, üzerine kayıtlı tüm tapular için almış ve hepsini teker teker satmıştı. Buna Aliye hanımın ve Leyla’ların oturduğu dairede dahildi.

“Neler oluyor?” dedi adam kendi sorununu çözemediği gibi iki kadının bir anda şaşkınlaşmasını da anlayamıyordu.

Leyla düşmemek için kapının pervazına tutundu önce “Evi satılan tek kişi siz değilsiniz Ömer bey! Enver bey bütün evleri satmış!”

“Saçmalık, nerede o! Hemen konuşmak istiyorum! Biz içindeyken ve bize haber vermeden bunu yapmaya hakkı yok!”

“Yok! Gitti babam!” diye bağırdı Hasan beklenmedik bir şekilde, “Bizi terk edip gitti!” sonra da annesine sarılıp ağlamaya başladı.

Çocuğun halini görünce neye uğradığını şaşırsa da toparlandı Ömer bey ve Leyla’ya baktı.

“Neyi saklayayım ki?” dedi Leyla inler gibi, “Enver bey ve annem her şeyi satıp beraber kaçmışlar! Yani Aliye hanım da dahil, hepimiz sokaktayız artık!”

“Böyle iş mi olur?” dedi Ömer bey iyice afallayarak, “Dava açacağım!” dedi ama alacağı başka cevap kalmadığı için bir süre yüzlerine baktıktan sonra dönüp gitti.

Leyla düşmek üzere olan Aliye hanımı son anda yakalayıp içeri soktu. Ömer beyin kapısına geldikleri gibi evlerin yeni sahipleri teker teker ortaya çıkacaktı yakında. Ne gidecek yerleri, ne de beş kuruş paraları vardı şimdi.

“Mahvolduk!” dedi Aliye hanım, “Mahvolduk! Beni de hapse atarlar mı şimdi?”

“Hayır!” dedi Leyla, “Sizin bir suçunuz yok merak etmeyin!”

Deli gibi salonda dönüp durmaya başladı sonra, “Bu nasıl olabilir, bunu nasıl yapabilirler?”

Ablası ile nereye gidebilirdi, Aliye hanımla, Hasan ne olacaktı? Onların da bir şeyleri kalmamıştı.

“Akrabalarınıza gidebilir misiniz?” dedi dönüp ağlayan kadına.

“Bilmiyorum!” dedi Aliye hanım zaten yavaş çalışan beyni bu kez gerçekten durmuştu.

Ablasına bakmayı unuttuğunu hatırlayınca, hemen Gaye’nin yanına gidip, altını temizledi Leyla. Olanları ondan saklayacak durum kalmadığını düşündüğü ve artık kendini tutamadığı için her şeyi ağlayarak anlattı ablasına. Anneleri onlara inanılmaz bir kazık atmış, beş parasız ve sokakta bırakmıştı. Gaye’nin göz yaşları seri halde akıyordu yine. Sonunda nefesi duracak gibi olunca Leyla toparlanıp kendine geldi.

“Gaye? Özür dilerim, bunları sana anlatmamalıydım? Abla ne olur kendine gel!” diyerek onu sarstı hafifçe ve sonra sımsıkı sarıldı. Bir süre sonra Gaye’nin nefesi sakinleyince bıraktı onu ve gözlerine bakıp, “Söz veriyorum bir yolunu bulacağım, sana söz veriyorum!” dedi ama bu söylediğine kendisi bile inanmıyordu şimdi. Aliye hanım ve Hasan bir akrabalarına giderlerse, ablası ve kendisi için bir yer bulması gerekirdi ama o zamanda onu tek başına bırakıp nasıl çalışmaya gidebileceğini bilmiyordu. Bırakabilirdi tabi, Gaye bezleniyordu zaten, o çalıştığı sürece aç kalırdı sadece ve tabi bezi kirlendiğinde de beklemek zorunda kalacaktı.

Açelya hanım ile Enver beyin birlikte kaçtıkları ve kaçarken de bütün daireleri sattıkları haberi hızla yayıldı mahalleye. Yeni ev sahipleri yavaş yavaş ortaya çıkıyordu. Leyla izinli olduğu halde ablasını Aliye hanıma emanet edip, patronu ile konuşmaya gitti. Olanları tam anlatmadan, bir miktar borç paraya ihtiyacı olduğunu söyledi. Bir ev bulmaları gerekiyordu ama patronun onun istediği miktarı verecek durumu yoktu maalesef ya da öyle söylemişti. İzni bitince dönmeyecekse yerine eleman bulmak için ilana çıkması gerekip, gerekmediğini sordu hemen.

“Döneceğim!” dedi Leyla ağlamamaya çalışarak, şu anda tek düzenli gelirini de kaybedemezdi.

Onların ve Aliye hanımın evini satın alanlar da bir kaç gün içinde ortaya çıktılar. Neyse ki Leyla’ların evini satın alanlar, evi yatırım amacıyla almışlardı ve kiracıyı çıkarmak gibi bir niyetleri yoktu. Ancak kirayı az buldukları için zam döneminde yükseltmek istediklerini baştan söylediler. Herkes konuştuğu için Leyla olanı bitene gelen ev sahiplerine de anlattı. Hiç biri kötü insanlar değildi ve oluşan mağduriyeti anlamışlardı. Ancak bazılarının anlayışı olsa da bekleyecek durumu yoktu. Kendi evleri satıldığından hemen taşınmak isteyenler kiracıyla devam etmek isteyenlerden daha fazlaydı. Leyla ev sahibi ile anlaşınca, Aliye hanım gitmek istemediğini izin verirse onunla kalmak istediğini söyledi. Böylece o Gaye’ye bakar, Leyla’da içi rahat işine giderdi, tabi Hasan’da okuluna. Gidip ailesine başına gelenleri anlatmak istemiyordu. Onun aptal olduğu için bunu yaşadığını söyleyecekti herkes. Sokakta bırakmayacaklardı ama oğlunu da onu da bu konuyla çok hırpalayacaklardı muhtemelen. Hasan da o da şimdi bunu kaldıracak halde değillerdi. Kolunda hiç çıkarmadığı iki tane burması vardı. Onları çıkarıp Leyla’ya verdi.

“Bizi biraz idare eder ha?” dedi yalvarır gibi.

Leyla ne diyeceğini bilemiyordu ama şimdi her şey işlerine yarayacaktı. Enver bey evdeki altın ve paraları da alıp gittiğinden bu iki burma ve Leyla’nın maaşından başka bir şeyleri yoktu. En azından kirayı iki ay ödeyebilirlerdi bu parayla ve başka çare bulmak için iki ay süre kazanmış olurlardı.

“Olmazsa daha ucuz kiralı, küçük bir yere çıkarız!” dedi Leyla ve bu gelişmeden sonra iznini iptal edip ertesi gün işe geri döndü. Aliye hanım ve Hasan’da evden alacaklarını alıp, Leyla’nın evine getirdiler. Kalanları ev sahibi ne yapmak istiyorsa yapabilirdi. Aliye hanım zaten bir daha Enver beyle çok mutlu olduklarını sandığı o eve girmek bile istemiyordu. Hoş burası da Açelya hanımın eviydi ama şimdilik başka çareleri yoktu.

Leyla her gün işe gidiyor, başı çatlarcasına ağrısa da ayakta kalmak için elinden geleni yapıyordu. İki evin erzağını birleştirip, bir süre alış veriş etmeme kararı almışlardı. Neyse ki Aliye hanımın stokçuluk huyu vardı ve Enver bey de iki de bir markete gitmemek için bozulacakları çuvalla ya da koliyle alıyordu.

(devam edecek)

Yorum bırakın