Yeni Hayat – Bölüm 10

Aliye hanım hafiften telaş etmeye başlıyordu ki tanımadığı bir numaradan mesaj geldi Leyla’nın telefonuna.

“Biz iyiyiz, merak etmeyin! Açelya-Enver”

“Neredesiniz?” yazdı Leyla telaşla. Bir yandan da Aliye hanıma haber geldiğini söylüyordu. Bir süre beklediler ama cevap gelmedi. Leyla çevirdi bu kez numarayı, annesinin veya Enver beyin ne diye bilinmeyen bir numaradan mesaj attıklarını anlayamamıştı. Acaba dolandırıcı mıydı bu yazanlar ya da hiç düşünmek istemediği gibi mafya mı girmişti devreye. Aliye hanım endişeli gözlerle ona bakıyor. Hasan hiç bir şeyden habersiz telefondaki oyundan gözlerini ayırmıyordu. Aynı mesajdan Aliye hanımın telefonuna da geldiğinden henüz haberleri yoktu o yüzden.

Telefon bir dört beş kez çaldıktan sonra meşgule atıldı. Leyla iyice endişelenmeye başlamıştı ki bir sesli mesaj geldi.

“Leyla benim. Bak kızım benim artık size verecek bir şeyim kalmadı. Biz Enver’le uzun süredir sevişiyoruz. Artık sen de kocaman kızsın. Ablanı götür yatır bir yere kendi hayatına bak! Bize ulaşmaya çalışmayın!” arkasından Enver beyin sesi duyuldu “Enver ben, hayatın tadını çıkarın biz öyle yapacağız!” ve arkasından kahkaha sesleri ile kesildi mesaj.

Leyla duyduğuna inanamadığı için donmuş bir yüzle Aliye hanımın yüzüne baktı. Mesajda ne olduğunu bilmediği için sesli olarak dinlemişti. Gözleri Hasan’a kayınca, çocuğunda şaşkın gözlerle ona baktığını fark etti.

“Şaka herhalde!” diyebildi Leyla, “Bu gerçek olamaz!”

Telefonu gece boyu defalarca aradı, mesaj attı ama “Ulaşılamıyor!” mesajından başka bir dönüş sağlayamadı. Hasan tam olarak ne olduğunu anlayamamıştı, Aliye hanım dizini döve döve ağlıyordu. Leyla’nın tepki verecek hali bile kalmamıştı.

O sırada odanın içini Enver beyin sesi doldurunca, Leyla hemen başını çevirdi. Hasan annesinden ayrılmış aynı numaradan gelen diğer sesli mesajı dinliyordu. Açelya hanım ile Enver bey onların beraber dinlerken olacaklarını düşünmedikleri için ayrı ayrı sesli mesajlar bırakmışlardı.

“Aliye iyi kadınsın biliyorum ama ben Açelya’ya aşık oldum. Onu görmeden bir saniye bile yaşayamıyorum artık. Ona deliler gibi aşığım. Aile hayatının bize göre olmadığını anladık. Biz gidiyoruz. Siz de başınızın çaresine bakın! O aptalı da boşuna okutmaya çalışma (hafif bir kadın kıkırtısı) ver bir yere iş öğrensin! Bu numarayı boşa aramayın az sonra çıkarıp atacağız bu hattı. Eyvallah!”

Hasan’ın gözleri dolmuş ağlıyordu şimdi. Babasının sesinden aptal olduğunu duymuştu az önce. Aliye hanım az önce Açelya hanımın sesinden duyduğu başka bir şeymiş gibi ikinci şokunu yaşıyordu.

“Ablam ne olacak?” dedi Leyla bir anda akıl ederek, “Aliye teyze paralar evde mi?”

Aliye hanım ona baktı boş boş “Bilmiyorum!”

Bir saat boyunca iki evi de didik didik aradılar, paralardan eser yoktu.

“Yok!” diyordu sürekli, “Kaçırıldılar herhalde, bizi aklımızla oynuyor! Annem! Annem ya! Bunu yapmamıştır!”

“Doktora vermişlerdir belki!” dedi Aliye hanım saf saf.

Leyla bir an için olabilir mi diye ona baktı ama o zaman anladı, o hiç bir zaman doktora gitmemişti. Doktorun ne adını, ne nerede olduğunu biliyordu.

“Allah kahretsin!” dedi hırsla, o sırada yukarıyı arayıp, aşağı onların evine indiklerinden, ablasının odasına girdi hemen, “Gaye yalvarırım cevap ver bana!” dedi ablasını yatağında sarsarak, “Seni doktora götürdüler mi?”

Gaye açtı gözlerini ve göz bebekleri Leyla’ya doğru kaydı, “Gaye susmanın hiç sırası değil, yalvarırım cevap ver bana! Doktora gittik ameliyat olacağım de!” derken doğrultup oturttu ablasını ve gözlerinin içine bakmaya başladı doğrudan.

İki damla yaş indi yine Gaye’nin gözlerinden ve arkası sel gibi geldi. Daha önce hiç olmadığı kadar seri iniyordu yaşlar şimdi.

“Sen biliyordun?” dedi Leyla hayretle, “Gideceklerini biliyor muydun söyle bana?”

Aliye hanım Leyla, ablasını deli gibi sarsıp bağırmaya başlayınca araya girdi hemen, “Dur kızım ne yapıyorsun?” diyerek çekti Leyla’yı yatağın yanından. Gaye oyuncak bir bebek gibi devrildi arkasına, gözleri açık yaşlar inmeye devam etti.

“Ablan bilse sana söylemez mi? Seyreder mi öylece?”

“Niye seyrediyor aylardır o zaman! Allah’ım ne yapacağız şimdi?” diyerek ağlamaya başladı Leyla ve sonra vicdan azabı çektiği için gidip sarıldı ablasına.

“Gaye ne olur sana çok ihtiyacım var, yeter artık sen bari bırakma beni böyle!” diyerek kapaklandı üzerine. Hasan’da durmadan ağladığı için Aliye hanım da kanepeye ilişip çocuğu kucağına aldı. Koca çocuk iyice sokuldu annesine.

Leyla doğruldu yeniden ve ablasına baktı, “Biliyor muydun?” dedi yeniden, “Eğer biliyorduysan, gözlerini iki kez kırp”

Daha öncede ablasına böyle şeyler söyleyip cevap almaya çalışmıştı Leyla ama Gaye hiç tepki vermemişti. Önce öylece bakıp sonra gözlerini kırptı bir kez ama bu normal göz refleksi de olabilirdi.

“Peki o zaman ben senin kız kardeşinsem iki kere kırp!” dedi Leyla bu kez.

Yine bir kez kırptı Gaye, Leyla’da boşa çabaladığını düşünüp, yattı yine ablasının üzerine, “Gözlerinin gördüğü her şeyi yeniden izleyebilecek bir şeyler olsaydı keşke!” diye mırıldandı. Aklı karmakarışık olmuştu. Annesi ile Enver bey nasıl olabilirdi. Enver bey bunca zamandır her işlerine koşmuştu, onunla hastanelere gitmişti defalarca. Böyle bir şeyi nasıl anlayamıyordu. Sevişiyoruz derken o ses tonu kulaklarından gitmiyordu. Aliye hanım ve Hasan’a nasıl yapmışlardı bunu, “Allah’ım sen aklımı koru!” diye inledi.

Bir kaç saat sonra Hasan annesinin kucağında uyumuştu, Leyla ağlamaktan bitkin düşmüş vaziyette Gaye’nin yatağında oturuyordu. Aliye hanım boş boş bakıyordu onlara. Saat gece yarısını çoktan geçmişti. Çekmeceden ablasının ilaçlarını çıkarıp içirdi. Gaye’nin gözleri kapanmıştı hemen, göz yaşlarını silemediği için saçları ve yastığı sırılsıklam olmuştu, ensesinden tutup, ters çevirdi yastığını, başını nazikçe yerine bıraktı.

Gaye’nin zihni gerçekten konuşma yetisini yitirmiş gibi davranıyordu. Fiziksel olarak mümkün olsa da, beyni bunun mümkün olmadığına inanmıştı bir kere. Olanı biteni görüp, duysa da eskisi kadar iyi idrak edemiyordu. Açelya hanım çok akıllı bir kadındı. Kızının yanında asla bir şey belli etmiyordu. Sadece bir kere Enver bey uslu durmadığı için Gaye onları oynaşırken görmüştü ama adamı hemen odadan dışarı çıkardığı için Gaye’nin görmediğini düşünmüştü. Gördüğünün iyi bir şey olmadığını anlıyordu Gaye’nin zihni, içinde bir yerlerde öfke patlamaları yaşıyordu ama dışa vuramıyordu. Sanki uykusunda karabasan çökmüş gibi bir haldeydi. Açelya hanım bir kez yakalanmak üzere olduktan sonra daha dikkatli davrandığı için Gaye onları bir daha asla yakınken görmemişti. Hatta bir süre sonra kendisi de unutmuştu bu anı, beyni bilgiyi kullanmayınca gereksiz bulup silmişti. Onu gerçekten bir doktora götürmüşlerdi. Daha da doğrusu gittikleri yer bir doktor muayenehanesi olsa da, görüştükleri kişi doktor değildi. Çok uzun zamandır herkes kendi replikleri ile rolünü oynuyor, kızlar, Aliye hanım ve Hasan hiç bir şeyden habersiz işler iyiye gidiyor diye boşu boşuna seviniyorlardı. Oysa acile kaldırdığı hastanenin doktorunun söylediği gibi Gaye’nin yeniden yürümesi için hiç bir umut yoktu. Rahat yaşamak için evlerin parası yeterli olsa, bu topa girmelerine hiç gerek kalmazdı belki ama konuştukça konuştukça ikisi de çalışmadan rahat yaşama hevesine kapıldıkları için Gaye’nin durumunu da bu işe alet etmeye karar vermişlerdi. Açelya hanım her ne kadar kızlarını iyi yetiştirmiş gibi görünse de aslında, onların sayesinde kendini acındırıp, desteği erkeklerden almak hep hoşuna gitmişti. İlgisiz, sevgisiz ve bakımsız yaşayamazdı.

(devam edecek)

Yorum bırakın