Ertesi gün Leyla, meraktan öldüğü için annesini aramış durmuş ama akşam üzerine kadar ulaşamamıştı. Açelya hanım nihayet açınca, “Konuşamadık, adam çenebazın önde gideni anlattı da anlattı!” dedi nefes nefese, “Dönüyoruz şimdi. Verecek parayı ama biraz süre istedi, tahsilatları varmış, haber verecek!”
“Oh çok şükür!” dedi Leyla, “Akşam konuşuruz o zaman!” diyerek kapattı telefonu.
Enver beyin evinin alıcısı da parayı verdikten sonra hemen doktorla konuşabilirlerdi artık. Akşam eve geldiğinde annesinin hazırladığı sofrayı görünce, moralinin düzeldiğini anladı hemen. Açelya hanımın yüzünde güller açmaya başlamıştı eskisi gibi.
“Korktum aslında baştan ama aslında sen ben gibi normal adamlar!” dedi gülerek, “Ben de sandım ki böyle filmlerdeki gibi bir yere gideceğiz, belinde silahı olan karanlık adamlar olacak içeride, her an ölüm ensemizde gibi oturacağız!”
“Nasıl bir yere gittiniz!”
“Otobüs yazıhanesine gittik, şaka gibi!”
“Otobüs yazıhanesi mi?”
“Evet, otogara gittik. Adamlar otobüs firması işletiyorlarmış, normal iş yeri! Enver bey dedi sonra, paravana mı neymiş orası”
“Paravan mı?”
“Hah işte karavan gibi doğru, paravan! Görünen işmiş o! Vallahi bilmesen adamın tefeci olduğunu, ne iyi, ne efendi insanlar derim! Bir kibar bir ilgililer aklın durur!”
“Gördün mü bak bir de istemiyordun!”
“Kızım öyle görünüyorlar diyorum, adamlar tefeci işte, bildiğin mafya ayol! Korku filmi gibi!”
“Tamam neyse ablama söyleyecek miyiz?”
“Yok para tamamlansın, doktorla konuşalım bize gün falan versin sonra!”
Aliye hanım ve Enver bey ertesi gün satışı için buluştular alıcıyla, sonra notere gidip, Enver beye satış için vekalet çıkardılar. Kendisi boş boş dururken karısını her şeye koşturmak istemiyordu Enver bey. Aliye hanım da zaten bu işlerden hiç anlamadığı için kocasının yapmasını tercih ediyordu. Tek başına olsa kim bilir nasıl kandırırlar, elinden bütün evleri alıverirlerdi Allah korusun.
Alıcı adam da parayı bir yerden bekliyordu ama bir kaç gün içinde getireceğini söyledi. Ondan sonra tapuya gidip işlemleri başlatacaklardı. O hafta bitene kadar tefeciden bir ses çıkmadı. Ev satılıp para eve girdikten dört gün sonra Enver beyin yeğeni bizzat gelip verdi amcasına parayı, Açelya hanımdan da borcuna dair hazırlanan belgeleri imzalamasını istedi. Enver beyle ikisi uzun uzun okuduktan sonra imzalayıp, parayı teslim aldılar.
“İyice okudunuz değil mi?” dedi Leyla akşam gelince.
“Okuduk kızım, ikimizde ikişer kere okuduk. Bit gibi yazmışlar ama olsun, banka sözleşmesi gibi dedi Enver bey. O bir kere kredi almış, aynı böyle yazıyormuş. Asarız, keseriz falan yazmıyor yani!” dedi gülerek.
“Ay anne ya, sözleşmeye de alenen yazmazlar herhalde. Hukuki süreç içindir o!”
“Aman iyi ki söyledin çok bilmiş! Yarın da doktora gidip konuşacağız! Kızım kurtulacak çok şükür!” diye ellerini açıp önce dua etti, sonra da evin içinde dans etmeye başladı Açelya hanım.
Leyla annesini bu kadar neşeli görünce hemen gidip ablasını da getirdi salona, güzel bir müzik açıp, karşısına geçip dans ettiler anne-kız!
“Biraz kafamız dağılsın dedik!” diye açılama yaptılar Gaye’ye de, hiç bir karşılık alamadılar her zaman ki gibi. Onu odasına götürdükten sonra, bacakları kurtardıktan sonra kafayı asıl düzelteceklerini konuştular biraz. Leyla onun kendiliğinden düzeleceğine inanıyordu çünkü ablası şimdi hayata dahil olamadığı için kapatmıştı kendini. Gökhan’ı ya da olanları atlatabilmesi için yerine koyabileceği bir şey kalmamıştı elinde. Kendini güçlü hissettikçe her şey değişecekti. Tabi yavaş yavaş olacaktı ama zaten ameliyattan sonra bir yıl tedavi devam edeceğine göre, o zaman içerisinde bunu da el ele verip hallederlerdi.
“Aman ağzından bir şey kaçırma!” dedi Açelya hanım, “Aliye hanım ile Hasan evin parası yetiyor sanıyorlar. Tefeciden haberleri yok. Enver bey doktorla konuşup, o paraya razı ettik demiş!”
“Tamam söylemem ben merak etme!” dedi Leyla, “Allahım çok şükür! Onlar da inşallah Hasan’dan gülsünler, birleri bin olsun!”
“Amiiiin!” dedi Açelya hanım da ellerini açarak, sonra ikisi de odalarına çekildiler. Leyla uzun zaman sonra rahatlamaya başladığı için derin bir uykuya daldı hemen. Rüyasında ablası ile kırlarda el ele dolaşırlarken gördü kendini. Çocukluğunu, sokakta oynadıkları oyunları gördü sonra. Sabah uyandığında bir süredir olmadığı kadar mutlu hissediyordu sanki o güzel günlere dönmüşler gibi. Açelya hanım da rahatlamış olacak ki, o sabah erkenden uyanamamıştı. Ablasının odasına girip ona bir öpücük kondurduktan sonra, dolaptan ağzına bir kaç zeytin atıp, çıktı evden. Annesi ve Enver bey o gün doktorla konuşacaklardı ama ablasını ne zaman hastaneye alırlardı bilmiyordu. Öğleden sonra saate baktığında annesini merak ettiği için mesaj attı “Gittiniz mi?” diye. Doktorun yanında olursalar diye aramak istemiyordu.
“Gittik!” diye mesaj attı annesi bir saat sonra, mesajın sonuna da bir gülen yüz kondurmuştu. Heyecandan ne yapacağını bilemeyen Leyla, dükkanda müşteri olmadığı için hemen aradı annesini ama açılmadı telefon.
Belki daha doktorun yanındalardır diye üstelemedi. Zaten bir kaç saat sonra eve gitmiş olacaktı. Kim bilir belki de ablasını hastaneye götürmüşleri bile ama öyle olsa ararlardı herhalde. Patronları da ablasının ameliyat olacağını ve annesinin o gün doktorla konuşacağını biliyorlardı. İzin alması gerekirse sürpriz olmasın diye süreçten kısa kısa bahsediyordu onlara da, ablasının ameliyat olduğu gün ve sonrasında bir kaç gün izin için de anlaşmıştı zaten.
“Ne oldu merak ediyorum!” yazdı annesine, “Her şey harika, akşam öğrenirsin!” yazdı annesi, yanında birileri var herhalde diye düşündüğünden üstelemedi o da. Bazen mahalleden birileri ya da komşular geliyordu oturmaya. Mesaiyi zor bitirip acele acele eve döndü hemen. Anahtarı sokup içeri girdiğinde ev sessizdi. Seslendi ama cevap alamadı. Ablasının kapısını açıp baktı, Gaye yatağında uyuyordu, pis bir koku dolmuştu odaya, ışığı yakıp altını kontrol etti ve hemen temizledi altını.
Annesi sevinçten duramamış, yukarı çıkmıştı muhtemelen. Ellerini temizleyip, terlikleri ile Enver beylere çıktı. Kapıyı Hasan açtı elinde annesinin telefonuyla, gözünü oynadığı oyundan ayıramadığı için gelenin Leyla olduğunu görünce bir şey demeden yana çekildi girsin diye. O da alışık olduğundan girdi hemen içeri ve salona girdi.
Aliye hanım onu görünce heyecanla kalktı yerinden, “Ne oldu, olmuş mu?” dedi merakla.
Salonda ondan başkası olmadığını görünce şaşırdı Leyla, “Annem burada değil mi Aliye teyze?”
“Yo!” dedi kadın, “Ben de saatlerdir haber bekliyorum ama Hasan vermiyor ki telefonu!”
“Nasıl yani? Enver amca da mı yok evde?”
“Yok hastaneye diye çıktılar, gelmediler daha!”
“Allah Allah!” dedi Leyla, cebinden telefonunu çıkarıp, çevirdi annesinin numarasını, epeyce çaldırdı ama açılmadı, sonra Enver beyin numarasını çevirdi hemen. Onun telefonu kapalıydı.
“Şarjı bitmiştir!” dedi Aliye hanım, “Hep oluyor öyle, eski telefon ya! Al diyorum, almıyor yenisini!”
“Saat dokuza geliyor Aliye teyze?” dedi Leyla şaşkın şaşkın, “Nerede bunlar?”
“Doktor da uzadı belki işleri!” dedi kadın saf saf.
“Bu saate doktor mu kalır ya?” diyerek yine aradı annesini ama yine açılmadı telefon, geçip oturdu salondaki kanepeye, aklı karışmıştı iyice.
“Sana başka bir yere uğrayacağız dediler mi Aliye teyze?”
“Yo doktora gideceğiz konuşmaya dediler!”
“Hani ne bileyim şu evi alan adamla falan belki görüşeceklerdir!”
“Aldılar ya parayı, niye buluşsunlar adamla ikide bir. Enver verdi anahtarını adamın zaten! Oğlu gelecekmiş bir kaç ay sonra!”
“Yeni seni de endişelendirmek istemiyorum ama bu saatte normal değil ortada olmamaları!” dedi Leyla endişeyle. Aklına hemen mafya gelmişti, acaba adamlar acele edip, peşlerine mi düşmüştü annesi ile Enver amcasının. Niye yapsınlardıki böyle bir şey? Daha bir kaç gün olmamıştı bile parayı alalı.
(devam edecek)
kadınla adam birlikte kaçtılar mı yoksa, merakla bekliyorum
BeğenLiked by 1 kişi