Yeni Hayat – Bölüm 7

Leyla her gün erkenden kalkıp işe gitmeye başlayınca, evdeki diğer her iş de Açelya hanıma kaldı. İkisi de akşam olunca yemeklerini yiyip, yorgun argın yıkılıp uyuyorlardı. Leyla çalışmaya başlayalı bir ay olmuş ve artık diplomasını da almıştı ama henüz daha iyi maaşlı bir iş bulabilmiş değildi. Pazar hariç her gün çalıştığı için çıkıp başka iş bakacak zamanı da olmuyordu zaten. Günde neredeyse on iki saat çalışıyordu. Dükkanı paspaslamak ve öğlen yemeğini yapmak da onun işiydi. Dükkanda iki patron bir de o olduğundan, ayak işlerini yapacak başka kimse yoktu. Çalışan kadın olunca, yemek, temizlik, çay işlerini de ona yıkıvermişlerdi. Patronlardan biri ölçü almak veya perdeleri takmak için çoğunlukla dışarıda olsa da, öğle yemeğini mutlaka dükkanda yiyordu.

Açelya hanım günlük harcamalarını daha kontrollü nasıl yapabilirler diye hesaplamak için kendine bir defter edinmiş, ondan, bundan kısarak ay sonunu getirmenin yollarını arıyordu. Bir akşam Enver bey kapıyı çaldığında, Leyla ve Açelya hanım yatmaya hazırlanıyorlardı.

“Kusura bakmayın!” dedi Enver bey kapıyı açan Leyla’ya çekinerek, “Ama bir şey söylemeye geldim. Aliye duysun istemiyorum o yüzden bu saatte geldim bağışlayın!”

“Buyurun!” dedi Leyla kapıdan çekilerek içeri aldı Enver beyi.

Açelya hanım da o saatte gelen adamı görünce şaşırdı, “Aliye hanımla, Hasan iyi değil mi?” diye sordu hemen.

“İyiler çok şükür, ben sizinle onlar olmadan bir şey konuşacağım da, ondan geldim!” dedi Enver bey süklüm, püklüm.

Enver beyin askerlik arkadaşının ipe sapa gelmez bir oğlu vardı.

“Aman Leyla’yı evlendir falan demeyeceksiniz inşallah!” dedi Açelya hanım hemen diklenerek.

“Yok olur mu? Estağfurullah ne haddime?” dedi Enver bey hemen, “Başka bir mevzu söyleyeceğim ama bu da pek kolay söylenir bir şey değil doğrusu.”

Arkadaşının oğlu doğru dürüst bir iş bulup çalışmayınca, bir tefecinin yanında çalışmaya başlamıştı. Adamın pis işleri de vardı muhtemelen ama bu oğlan tahsilatçılarla dolaşıyordu. O da silah taşıyıp, onu bunu korkutmak hoşuna gittiği için yapıyordu. Tam bir serseri olup çıkmıştı. Dizilerdeki adamlar gibi siyah bir takım elbise giyip, beline silah takınca, adam oldum sanıyordu.

“Bunun bizimle ne ilgisi var?” dedi Açelya hanım, içinin şiştiğini belli ederek.

“Arkadaşım çok iyi insandır. Oğlu da iyi çocuk ama cahil işte, bulaşmış bir kere bu işlere. Her neyse, çocuğu her nasılsa patronları da çok seviyormuş falan. Ben sizin duruma çare aradığımdan arkadaşa bahsetmiştim, görüşürüz sık sık. O da oğlana söylemiş, hani şöyle uygun faizle o parayı verebilir mi patronları diye.”

Açelya hanım ve Leyla gözleri fal taşı gibi açılmış dinliyorlardı Enver beyi, “Şaka değil mi?” dedi Leyla kendini tutamayıp.

“Yok şaka değil!” dedi Enver bey saf saf, “Çocuk danışmış patronlarına, hani dul bir kadın kızlarıyla yaşıyor, sağlık için kullanılacak falan deyince adam da bir miktar vermeye razı olmuş, hem de faizsiz! Tabi hepsini değil, birazını.”

“Ne kadar birazını?” dedi Açelya hanım.

“İşte biz de evi satarsak, üzerini tamamlayacak kadarını!”

“Tefeciden borç mu alacağız?” dedi Leyla tekrar inanmaz gözlerle bakıyordu adamın suratına.

“Bu çocuk aracı olacak işte, hemen ödeyin diye boğazınıza da yapışmayacaklar!”

“Ödeyemezsek ne olacak peki?” dedi Açelya hanım.

“Ödersiniz, bir yolunu buluruz? Önce o borcu öder sonra bizimkini ödersiniz!” dedi Enver bey, “Tefeci diyorum ama tanıdık var arada, öyle kötü şeyler düşünmeyin işte, banka kredisi gibi!”

“Banka haciz getiriyor Enver amca, bunlar canımızı alır!” dedi Leyla.

“İşte ben de onun için seni borçlandırabiliriz dedim. Senin yaşında gencecik bir kızın peşine düşmez tefeciler. Yani kuş kadar kızın kolay ödeyemeyeceğini bilirler. Kimsenin canını yakmazlar!”

Açelya hanım atıldı hemen “Sizin ağzınız ne söylüyor Enver bey?”

“Kaç yılda geri ödeyecekmişiz?” diye araya girdi Leyla hemen.

“Yani onu konuşuruz demişler ama isterseniz on yıl bile olur, aslında bir çeşit zekat gibi bakıyorlar bu işe. Yani onca pis işin içinde bir tane de hayır işi olsun gibisinden!”

“Katiyen olmaz!” dedi Açelya hanım, “Bir mafyamız eksikti!”

“Açelya hanım bunca yıllık hukukumuz var, ben kefil olacağım zaten size. Önce gelip beni vururlar bir şey olsa merak etmeyin!” dedi Enver bey yalvarır gibi, “Ben sizi öyle tehlikeli bir oyuna sokar mıyım çok rica ediyorum!”

Açelya hanım toparlandı hemen, adamcağız hem evini satacak parasını verecek, hem de üzerine kefil olacakken, ona kızmak da ayıptı gerçekten.

“Biliyorum Enver bey!” dedi utanarak, “Ama bir kızımın başına gelenler ortada, diğer kızımı da bu işe nasıl sokayım ben şimdi! Ben alayım borcu madem, niye Leyla alıyor, bende dul bir kadınım nihayet!”

“Yani Leyla daha aciz görünüyor diye dedim ben. Savunmasız, tek başına bir kız. Çocuk yani nihayet daha!”

“Olur ben alırım!” dedi Leyla hemen, “Ablam yürüyecek anne! Enver bey de kefil oluyor, güveniyorsa niye çekinelim!”

“Delirdiniz mi hepiniz birden kesinlikle olmaz!” dedi Açelya hanım ayağa kalkarak.

Enver bey de gitmesi gerektiği mesajını aldığı için bin defa özür dileyerek çıktı yukarıya.

“Bu konu burada kapanmıştır!” dedi Açelya hanım ve dönüp girdi odasına, Leyla’da kafası karışmış bir şekilde kendi odasına girdi. Sahiden o kadar uzun vade yapacaklarsa aslında korkacak pek de bir şey yok gibiydi. Enver bey onların babası gibiydi, Gaye’yi bile ondan istemişlerdi, tehlikeli bir şey olsa gelip onlara söyler miydi? Biraz düşündükten sonra edemedi, kalkıp annesinin odasına girdi. Daha kapıyı açar açmaz “Aklından bile geçirme!” dedi Açelya hanım ters ters, “Tefeci neymiş ya? Daha neler?”

“Ama ablam?”

“Ablanı yürütelim sonra gelip bacaklarımıza sıksınlar hepimiz sakat kalalım değil mi? Asla olmaz dön odana!” dedi Açelya hanım sinirli sinirli “Benim asabımı daha fazla bozmayın!”

Leyla sabaha kadar bir o yana bir bu yana döndü durdu yatakta, sabah odadan çıktığında annesi çoktan uyanmış kahvaltı hazırlıyordu.

“Ben gidip şu doktorla bir daha konuşayım, bir kolaylığı yok mu bu işin diye sorayım!” dedi daha “Günaydın!” demeden.

“Tamam!” dedi Leyla yorgun bir sesle, “Bence Enver amcanın söylediğini düşün!”

“Ne söyledim ben sana?” diye gürledi Açelya hanım kızına. Annesi öyle kolay kolay bağırmazdı da kimseye, bu doktor bir şans var dediğinden beri stresten huyu değişmişti kadının. Leyla annesinin alışık olmadığı bu halleri yüzünden de afallıyordu. Her zaman onlar sarsılır annesi nasihat verirdi ama bu defa Açelya hanım Leyla’dan daha fazla dağılmışa benziyordu. Hatta kazanın olduğu zamankinden bile daha çok.

“Kızlarıma sahip çıkamadım, hayatlarını koruyamıyorum diye kendini suçluyor!” demişti Enver bey bir kere hastaneye giderlerken annesinden için. O laf da içine oturmuştu Leyla’nın. Annesi doktorla konuşup geldikten sonra, doktor bir kolaylık sağlamamış olursa ki ne kolaylık sağlayabilirdi onca para için bilmiyordu, Enver beyle konuşup, annesinden gizli borçlanmayı bile düşünmüştü gece. Parayı satılan evi parası gibi söyleseler ne bilecekti tefeciye borçlanıldığını. Ameliyat olup bittikten sonra anlatırdı tüm gerçeği, çalışıp öderlerdi. Enver bey de kefil olup kendini tehlikeye atacaktı sonuçta, tehlikeli olsa öyle bir şey yapar mıydı?

(devam edecek)

Yorum bırakın