Has Bahçenin Sümbülü – Bölüm 15

Evdeki herkes olayın şokunu yaşıyordu. Sabahın ilk saatlerinde eve gelen haber ve ardından Gümüş hanımın sinir krizi geçirip, kızını da alıp çekip gitmesi hepsini sarsmıştı. Turgut’un iyi olduğu haberine sevinseler de yıllardır bir arada yaşadıkları bir ailenin başına gelenlere diyecek söz bulamıyorlardı. Sümbül’ün bahçede yediği dayağın izleri silinmemişken, Fatih beyin bu ikinci olayı gerçekten ailesine vurduğu son darbe olmuştu. Herkes Turgut hayatını kaybetse neler olabileceğini konuşup bir kez daha şok yaşıyordu. İkizler her konuyu ballandıra ballandıra konuşup, gülmeyi sevdikleri halde, ağızlarını bıçak açmadan büyükleri dinliyorlardı. Yasemin de çok sessizdi. Aslında biraz daha beklese etliye sütlüye bulaşmadan da Sümbül’den kurtulabileceğini düşünmüştü. Artık Has bahçenin Sümbül’ü yoktu. Gümüş teyzesinin bu olanları hak ettiğini düşünmüyordu ama sonuçta onun elinden gelen bir şey yoktu olanlara.

Turgay allak bullak olmuş vaziyetteydi. Piraye kuzeninin haline çok üzülmüştü ama bu durumda o da ne söylese, ne yapsa bilemiyordu. Sümbül’ün de çok üzülmüş olabileceğini tahmin ettiği için bir ara kimseye çaktırmadan arka bahçeye geçti. Hale ve Şule evdeki kasvetli havadan bunaldıkları için merdivenlerde oturuyorlardı. Piraye’yi görünce ne söyleyeceklerini bilemeden ayağa kalktılar.

“Kızlar selam!” dedi Piraye, “Merak etmeyin, en azından herkes tek parça ve yaşıyor! Turgut yarın çıkacak!”

İkizler başlarını salladılar, “Sümbül ne alemde?” diye sordu sonra Piraye evi işaret ederek ve Gümüş hanımın kızını da alıp nasıl çekip gittiğini hayretler içinde dinledi ikizlerden. Nereye gittiklerini kimseye söylememişlerdi. Gümüş hanım kız kardeşine gittiğinden de bahsetmemişti iş arkadaşlarına, onlar da kız kardeş ile bir yakınlığı olduğunu hiç duymadıkları için bu konuda bir tahminleri bile yoktu.

Piraye eve dönerken tüm bunları Turgay’a nasıl söyleyeceğini düşünüyordu kara kara. Kuzeni eninde sonunda öğrenecekti sevdiği kızın gittiğini tabi ama bunca şeyi paylaştıktan sonra en doğrusu Piraye’den duymasıydı. Annesi ve babası yengesi ile otururken, Turgay’ı alıp odasına çıkardı. Turgay onun yüz ifadesini görünce “Yine iyi şeyler gelmiyor değil mi?” dedi inleyerek. Piraye’nin arkaya geçip, kızlarla konuştuğunun farkında değildi ama kuzeninin boş durmayacağını da bildiğinden söyleyeceklerinin Sümbül ile ilgili olduğundan emindi.

Piraye’nin söylediklerini duyunca elleriyle yüzünü kapatıp kedini yatağa bıraktı Turgay.

“Neyle sınanıyoruz böyle söylesene?” dedi hıçkırarak, başından beri kuvvetli durmaya çalışsa da onun da artık gücü tükenmişti. Hüngür hüngür ağlamaya başlayınca, Piraye’de dayanamayıp ağladı. Sümbül’ün nereye gittiğini ve nasıl öğrenebileceklerini bilmiyorlardı. Gümüş hanım bir kriz anında aldığı kararla her şeyi Turgay ve Sümbül için daha da çıkmaza sürüklemişti.

“Belki o sana ulaşmanın bir yolunu bulur!” dedi Piraye, “Sümbül akıllı bir kız, buranın adresini de biliyor sonuçta, nerede olursa olsun, eminim bir yolunu bulup sana ulaşır!”

“Evet!” dedi Turgay inleyerek, “Ah benim güzel aşkım o kadar ağır şeyler yaşadı ki üst üste, şimdi yanında olmak istiyorum!”

“Burada da olsa şimdi ikinizin olması mümkün değil zaten, bırak biraz durulsun ortalık. Çok şükür Turgut iyi. Babamların konuşmasına göre Fatih bey de tutuklanabilirmiş. Gümüş hanım da gitmekte çok haksız sayılmaz!”

“Annem onları asla kovmazdı biliyorsun!” dedi Turgay.

“Yaşananlardan sonra burada huzur bulabilirler miydi sence?”

Turgay durdu ve “Bilmiyorum!” dedi yine inleyerek, “Ama gerçekten Sümbül bunları yaşadığı ve yanında olmadığım için çok üzgünüm!”

“Mutlaka bir yolunu bulacaksınız merak etme!” dedi Piraye ama nasıl olacağını kendisi de bilmiyordu. Geri dönmeleri için geri sayım başlamışken bu son olaydan ötürü babası dönüşlerini bir süre daha ertelemişti. Turgut’ta tam olarak toparlanana kadar gitmeyecekti.

Turgay hiç değilse bir süre daha Piraye’nin desteği yanında olacağı için kendini şanslı hissediyordu. O her zaman sorun çözmede ondan iyi olmuştu ve Sümbül ile son buluşmaları da onun sayesindeydi. Bunları konuşurken telefon aklına gelince iyice canı sıkıldı. Tüm bunlardan önce Sümbül’e o telefonu ulaştırmış olsa şimdi nerede ve ne halde olduğunu merak etmek yerine sesini duyar öğrenirdi.

“Mutlaka bir yolu vardır!” dedi Piraye yine çaresizce.

Gerçekten olaylar öyle talihsiz bir akış içinde ilerliyordu ki, her zaman her şeye çözüm bulmakta üstüne olmayan Piraye bile eli kolu bağlı kalmıştı.

Beklendiği gibi Fatih beyin ehliyetine el konuldu ve ceza almak üzere hastane çıkışında tutuklandı. Turgut ertesi gün eve gelince, Hasibe hanımın da biraz yüzü gülmeye başladı. Her şeye rağmen oğlu yanında ve sağlamdı. Gümüş hanımın eşyasını toplayıp, habersiz gitmesine hiç bir tepki vermedi. Bir kadın olarak onu anlıyordu ve aslında yüz yüze gelmelerine fırsat vermeden bunu yaptığı için ona içten içe minnettardı. Yanlarında çalışanları her zaman korumuş kollamış da olsalar, kendi ailesi her şeyden ve herkesten önemliydi ki o hiç bir zaman Gümüş hanıma ve ailesine haksız bir tavır takınmamıştı.

Piraye kuzenini bir süre Sümbül’den ailesine bahsetmemesi konusunda tembihledi ayrılırlarken. Herkesin duygusal olarak dengeleri bozulmuştu ve doğru karar verecek durumda değillerdi. Buna Turgay’da dahildi. O yüzden Sümbül’e ulaşmanın varsa bir yolu arasa bile bunu sessizce yapmalıydı. O Sümbül’ün eninde sonunda ona ulaşacağından emindi.

Teyzesi ile daha önce pek yakın olmayan Sümbül, daha kapıdan girer girmez, o evde mutlu olma şanslarının olmadığını hissetmişti. Teyzesi ve ondan büyük olan kuzenlerinin tepeden bakışları, annesi ve ikisi için korunaklı bir yuvada olmadıklarını hissettiriyordu. Şirin hanım, onların hayat anlayışına uygun bir yaşam sürmedikleri için Gümüş hanımı her zaman kınayan bir bakış açısına sahipti. Kader doğru yolu bulmaları için sonunda onları evine kadar getirmişti. Bu evde kalmak istiyorlarsa onların kurallarına uymakla yükümlüydüler. Maddi yönden bir sıkıntı yaşamayan Şirin hanımların evi, kocasının ailesinden kalma neredeyse tarihi ve büyük bir evdi. Kendi yaşam anlayışlarına uygun muhafazakar ve zengin bir mahalledeydi. Gümüş hanımdan önce evlendiği için iki oğlu da Sümbül’den büyüktü. Gümüş hanım kız kardeşinin huyunu bildiğinden Sümbül ile yaşanan olaydan hiç bahsetmemiş sadece kocasının eski hatalarını tekrarlayarak büyük bir suç işlediğini anlatmıştı. Öyle günahkar bir adamı bir kez affederek kız kardeşinin büyük bir hata yaptığını düşünen Şirin hanım, nihayet onun dediğine geldiği için mutlu olmuştu. Şimdi hem ablasını, hem de yeğenini uygun bir hayata taşımak onun göreviydi. İkisi de üniversite okumayıp babaları ile ticaret yapan İbrahim ile İsmail teyzelerini ve kuzenlerini soğuk bir baş selamı ile karşıladılar. Gümüş hanım yaşadığı olayın şokunu atlatamadığı için girer girmez kız kardeşine yana yakıla dert yanmaya başladı. Anlattıkça rahatlamayı ummuş olsa da, ilerleyen saatlerde kız kardeşinin sürekli söylemiş olduğunu tekrarlayıp, tepeden bakması tuhaf bir şekilde onu kendine getirdi. Hayatı ve kararları yüzünden sürekli onu kınayan bir kardeşin evinde rahat edemeyecekleri gün gibi aşikar olmasına karşılık şimdilik dayanmaktan başka çaresi yoktu. Kocasına onu bu duruma sürüklediği için bir kez daha nefret duydu. Yemekten sonra onlara ayrılan odaya geçer geçmez, Sümbül’e hareketlerine dikkat etmesi ve ağzını mümkün olduğu kadar açmaması konusunda sıkı sıkı tembihlerde bulundu. Başlarına gelenlere rağmen öncesinde olanları daha unutmamıştı. Burada da annesinin haberi olmadan asla evden çıkmayacak, Gümüş hanımın gözünün önünden hiç ayrılmayacaktı.

(devam edecek)

Has Bahçenin Sümbülü – Bölüm 15” için bir yanıt

Yorum bırakın