Turgut babasına destek olmak için onun yanından hiç ayrılmıyordu. Sabah ilk önce babası ile şirkete gidiyorlar, oradan da beraber dedesinin evine geçiyorlardı. Hasibe hanım da kahvaltıdan sonra işlerini halledip Piraye ile gidecekti. Turgay da biraz çalıştıktan sonra yanlarında olacaktı.
Piraye arkasından gelen var mı diye kontrol ettikten sonra gidip Sümbül’lerin kapısını çaldı. Sümbül tembihli olduğu için kapı çalsa bile açamıyordu.
“Sümbül benim Piraye!” diye seslendi Piraye kapı açılmayınca, “Her şeyi biliyorum açabilirsin!”
Sümbül Piraye’nin adını duyunca sevindi ama yine de kapıyı açmaya tereddüt ediyordu. Turgay ona her şeyi anlatmış olmalıydı ama ya annesi ya da babası görüp yine olaylar büyürse ne olacaktı?
“Annenin haberi var!” dedi Piraye yan evlerden duyulmasını istemediği için, “Onu da gördüm gelmeden, aç haydi!”
Sümbül, bu son cümleyi duyunca hemen koşup açtı kapıyı, Piraye onun yüzünü görünce surat ifadesini gizleyemedi ve hemen içeri girip arkasından da kapıyı kapattı.
“Ah kuzum baban mı yaptı bunu sana?” dedi eliyle arkadaşının yanağını okşarken.
“Sorma Piraye, çok kötü şeyler oldu!” diye ağlamaya başladı Sümbül yine.
“Biliyorum yeniden anlatıp da kendini üzme, bir çare bulacağız Turgay ile konuştuk! Bu arada annene küçükken bana matematik çalıştırdığın yalanını attım sakın bozuntuya verme ağzını ararsa tamam mı?”
Güldü Sümbül elinde olmadan, gülünce yanağı acıdı. Piraye’yi o da çok severdi çocukluklarından beri, sonra yurt dışına taşındıklarını duyunca üzülmüştü. Ara ara gelseler bile görüşmeye bir ya da iki kez fırsatları olmuştu.
“Artık her şey çok zor sokağa çıkmam yasak, okula gitmem yasak! Yakında beni gönderecekler buradan!”
“Nereye?”
“Bilmiyorum ama annemler konuşurken yarım yamalak duydum bir şeyler. Babam burada kalmamı istemiyor artık!”
“Yemin ederim Turgay’ı tutamaz kimse o zaman!”
“Ailesi ile konuşmaktan bahsediyor ama daha üniversite sınavına bile girmedi. Evleneceğiz diye şimdi ortaya çıkarsak, ailesi zaten izin vermez ve her şey çok kötü olur Piraye. Dünden beri düşünüyorum ben de söylediklerini!”
“Doğru söylüyorsun!” dedi Piraye çaresizce, “Bilmiyorum ne yapacağımızı ben de ama en azından ben buradayken sizi yan yana getirmenin bir yolunu bulacağım! Hiç değilse oturup konuşur bir plan yaparsınız!”
Sümbül minnetle baktı onun yüzüne, eğer bir daha şansları olmayacaksa bile Turgay’ı bir kez daha görmeden, ona sarılmadan ayrılmadan istemiyordu. Elinde olmadan yaşlar yeniden indi yanaklarından.
Piraye’nin içi acıdığı için kalkıp sarıldı arkadaşına, Sümbül’den bir “Ah!” sesi yükselince anladı görünmeyen yerlerinde de acıları olduğunu.
“Turgay’a söyleme sakın!” dedi yaşlı gözlerle Sümbül.
Piraye başını salladı sadece ama bir yol bulamazlarsa gerçekten de bir daha birlikte olamayacaklarını o da hissetmeye başlamıştı. Sümbül doğru söylüyordu Cevahir amcası çok iyi biriydi ama oğlunun bu yaşta evlenmesine ne o, ne de Hasibe hanım sıcak bakardı. Hiç bir anne baba bakmazdı işin aslı. Ayrıca çok genç olduklarını ve heveslerinin geçeceğini söyleyeceklerdi muhtemelen. Buda Sümbül ailesinin onu bir an önce evden uzaklaştırması için bekledikleri fırsatı verecekti. Çaresiz bir şekilde oturmuş birbirlerine bakarlarken kapı açıldı içeri Gümüş hanım giriverdi. Aklı evde kaldığı için bir şey alacakmış bahanesi ile eve gelmişti. Evde ikisinden başkası olmadığını görünce rahatladı ve odasından bir şey alacağını söyleyip, odaya daldı. Bir süre çıkmayıp, oyalanınca Piraye o gitmeden gitmeyeceğini anladığı için ayağa kalkıp, “Ben gideyim şimdilik!” dedi odaya duyurarak ve beklediği gibi odanın kapısı açılıp, elinde beyaz bir örtü ile Gümüş hanım çıktı hemen. Belli ki eli boş çıkmış olmamak için rastgele bir şeyi alıp çıkmıştı.
“Sana eşlik edeyim!” dedi kızına yan yan bakarak.
“Gümüş teyze ben gitmeden Sümbül bir gece bizde kalabilir mi?” dedi Piraye bu defa pat diye.
“Neden?” dedi Gümüş hanım endişeyle.
“Şey gidince hemen gelemiyoruz ya, sevdiğim arkadaşlarımla bir gece planı yaptım bizim ev duruyor biliyorsun. Sümbül’ün de olmasını çok istiyorum. Kız kıza!”
“Yok kızım ne işi var Sümbül’ün?”
“Olur mu, Hasibe teyzeme söylettiririm bak geri çeviremezsiniz. Ha ne olur?”
Hasibe hanımın adını duyunca, duraksadı Gümüş hanım, kibir yapıyormuş gibi yeğenlerinin evine kızını yollamıyor durumuna da düşmek istemiyordu.
“Annemler de evde olacaklar!” dedi Piraye onu rahatlatmak için. Gümüş yan gözle kızına baktı “Fatih’e de bir danışalım tabi!” dedi sıkıntıyla.
“Ben biliyorum Fatih amca sever beni yollar, ben yengemle haber ederim size, Fatih amca getirip bırakır bizim eve Sümbül’ü. Merak etmeyin kızınızı geri veririz!” dedi sonra gülerek ve annesine çaktırmadan dönüp, Sümbül’e göz kırptı ve çıktı kapıdan.
Hasibe hanım giyinmeye çıktığı için Turgay dört gözle Piraye’yi bekliyordu. Piraye salonun kapısında görünür görünmez, Turgay’ın odasına çıktılar ve fısır fısır olanları konuşmaya başladılar.
“Kuzen sen var ya harikasın!” dedi Turgay sevinçle, Sümbül ile hiç o kadar uzun vakit geçirmemişlerdi. “Sabaha kadar bolca konuşursunuz, ben sizi baş başa bırakırım merak etme!” dedi Piraye, sonra ve Hasibe hanım seslendiği için çıkıp, yengesi ile dedesinin evine gittiler.
Gümüş hanım tam Piraye’nin ziyaretini atlattık derken, son anda kızın yeni planı yüzünden yeniden sıkıntıya girmişti. Yetmiyormuş gibi çıkmadan yengesine onun yanında planı tekrarlamış, Hasibe hanım da kızın başına gelenleri bildiği ve üzüldüğü için “Ay evet ne iyi olur kız biraz açılır!” deyivermişti.
Gümüş hanım akşam bunu kocasına nasıl söyleyeceğini düşünmeye başladı kara kara ve “Acaba bizim kız mı yaptı bu planı?” diye yine kendi kızında suç bulmaya başladı. Bir an önce göndermeleri gerekiyordu onu bu evden, yoksa baş edemeyeceklerdi.
Piraye heyecandan ilk anda Turgay’a Sümbül’ü göndermekle ilgili planlar olduğundan bahsetmeyi unutmuştu ama akşama doğru Turgay gelince hemen kenara çekip, onları da anlattı.
“Yok artık ya! Nasıl baş edeceğiz bununla?” dedi Turgay sesi titreyerek. Piraye o arada Sümbül’ün üniversite ile ilgili söylediklerini ve haklı olduğunu da söyleyivermişti. Turgay artık avazı çıktığı kadar bağırmak istiyordu. Her şeyi kendi haline bırakırsa onu sonsuza kadar kaybedebilirdi. Bir şeyler yaparsa da ikisinin geleceğini de etkileyecek çok büyük riskler almak zorunda kalacaklardı.
“Dur bakalım düşüneceğiz!” dedi Piraye de sıkıntıyla, “Elimden bundan fazlası gelmiyor kuzen!” dedi sonra.
O akşam haberi duyar duymaz küplere bindi Fatih bey, Gümüş hanımın beklediği gibi. Üstelik ağzı yine alkol kokuyordu ve kafasının da güzel olduğu her halinden belliydi. Taziye evinde dışarıda beklerken, arabanın bagajına sakladığı bir şişe viskiyi içmişti. Üstelik viskiyi de Cevahir beyin dolabından aşırmıştı. Gümüş hanım bir de bunları duysa yüreğine inerdi tabi ama kocası gece gece bir rezillik daha çıkarmasın diye farkında değilmiş gibi yaptı kokunun. Bilmediği Fatih beyin kumar borçlarının yine büyümeye başladığıydı ve karısına nasıl söyleyeceğini bilmediği ve borçları ödemek için birikmiş paraya el sürmemeye çalıştığı için çok gergin olduğuydu. Sümbül sadece dışarıdan görünen bahaneydi onun için. Gümüş hanıma söylendi durdu bütün gece hatta elini de kaldırdı ama vurmadı. Suçunu bastırmak için Gümüş hanımı da korkutup sindirmesi gerektiğinin farkındaydı.
Sümbül anne ve babasının bağrışmalarını korkuyla dinledi odasından ve babası odaya girip yine ona vurmaya kalkar diye kapısını kilitledi hemen. Annesine vurmaya kalkarsa onu kurtarmak için dışarı fırlamayı planladığından hemen kapının arkasına oturdu ses kesilene kadar.
(devam edecek)