Has Bahçenin Sümbülü – Bölüm 1

“Yeni şoför ne zaman başlayacaktı Cevahir?” diye sordu Hasibe hanım kahvaltıda eşine. Günlük gazeteler, kağıttan dijitale dönse bile kahvaltıda gazete başlıklarına bakma adetini hiç eksiltmeden devam eden Cevahir bey, başını tabletinden kaldırıp, gözlüklerinin üzerinden karısına baktı. Eski şoförleri Bahattin bey artık köyüne dönmek istediğini söylediğinden beri şoförlük işlerini aynı zamanda bahçıvanlığı da yapan Ergin bey yapıyordu ama onun da pek iyi bir şoför olduğu söylenemezdi. Ergin bey ve ailesi yaklaşık iki yıldır çalışıyordu Has ailesinin evinde. Karısı mutfak işlerinde görevliydi, o da bahçeye bakıyordu. Bir kızları bir de oğulları vardı. Cevahir bey de, Hasibe hanım da aileden zengin insanlardı. Kocaman bir evde tüm çalışanları ile bir aile gibi yaşamaktan hoşlanıyorlardı. O yüzden büyük evin, kocaman bahçesine çalışanların da aileleri ile yaşayabilecekleri lojmanlar yaptırmışlardı. Üç lojmanın biri Bahattin bey ve karısının gidişi ile boşalmış, yeni şoför ve ailesinin gelmesi bekleniyordu. Ergin bey ve ailesinden hariç, lojmanların birinde evin neredeyse bütün tesisat işlerine bakan Kamil bey ve ailesi vardı. Onlar da iki kızları ile Ergin beylere komşuluk ve iş arkadaşlığı yapıyorlardı. Kamil beyin karısı da evdeki çamaşır ve ütü işinden sorumluydu. O gün işe başlayacak olan Fatih beyin de bir tane kızı olduğunu söylemişti Cevahir bey.

Hasibe hanım ve Cevahir bey yaklaşık on yedi yıldır evlilerdi ve Turgay ve Turgut adında iki tane oğulları vardı. Has ailesinin kocaman bahçesinde yaşları hemen hemen birbirine denk tüm bu çocuklar, patron, çalışan farkı gözetmeksizin boş zamanlarını birlikte geçirmeye alışmışlardı. Evin büyük oğlu Turgut çocukların hepsinden büyüktü ve Fatih beyin işe başlayacağı sıra lise ikiye gidiyordu. Turgay ise henüz ilkokul dörtteydi.

Ergin beyin kızı Yasemin Turgay ile yaşıttı ve kardeşi Mete ise henüz ikinci sınıftaydı. Kamil beyin kızları Hale ve Şule ise ayrı yumurta ikizleriydiler ve onlar da Mete’den bir yaş büyüktüler. Ayrılan şoför Bahattin beyin karısı evde diğer tüm kadınlardan yaşça büyük olduğu için çocuklarla ilgilenme işini ona bırakıyorlardı. Turgut büyüdüğü için diğerlerine katılmasa da ilkokul çağında olan diğer beş çocuk hem bahçeyi birbirine katıyor hem de arada bir aralarında anlaşmazlıklar yaşayıp tartışıyorlardı. Çocuktular nihayet. Aslında aralarında en uysalları Turgay’dı. İkizler daha çok kendi aralarında kavga ediyorlardı. Mete de kızlarla oynamak yerine hep Turgay ile oynamak istiyordu. Yasemin, Turgay’dan hoşlandığı için kardeşinin sürekli Turgay’a yapışmasından hoşlanmıyor, tüm oyunlarda Turgay’ın takımında olmak istiyordu.

O gün başlayacak olan şoför Fatih beyin de Sümbül isminde ilkokul üçe giden bir kızı olduğu haberi gelmişti. Çocuklar aralarına yeni biri katılacağı için meraklıydılar. Mete gelenin yine kız olmasından biraz şikayetçiydi. Turgay onlar gibi devlet okuluna değil koleje gittiği için hem okul saatleri onların saatlerinden uzundu, hem de daha çok ödevleri oluyordu. Ayrıca Hasibe hanım çocuklara okuldan hariç özel öğretmenler tuttuğundan bazen okuldan gelince doğrudan özel derse girmek zorunda bile kalıyorlardı. Turgut büyük olduğu ve üniversiteye yaşça daha yakın olduğundan genellikle ona geliyordu öğretmenler ama Matematik ve İngilizce için Turgay’a da öğretmen tutulmuştu o sene.

Gazetelerden başını kaldırıp biraz düşündükten sonra “Gelir herhalde birazdan!” dedi Cevahir bey karısının sorusuna karşılık.

“Turgut’un dershanesi var bu gün, Ergin bey de cenazeleri olduğunu söyledi biliyorsun, onu okuldan alıp dershaneye bırakamaz adamcağız. Bu gün gelmeyecekse ben ayarlayım kendimi diyorum!”

“Yok, Fatih beyle konuştuk dün bu gün gelecekler!” dedi Cevahir bey saatine bakarak ki o sırada kapı zili duyuldu. Biraz sonra Fatih bey salona kahvaltı masasının yanına gelmişti bile. Kamil beyin karısı, Fatih beyin karısı ve kızını alıp, arkaya lojmana götürmüştü eşyalarını yerleştirsinler diye. Fatih bey yeni patronunu yanına girince, Kamil bey ile Ergin bey de eşyaları taşımışlardı onlarla.

Sümbül yeni yaşayacakları bu yere şaşkınlıkla bakıyordu. Hayatında gördüğü en güzel yerdi burası. Babası aynı bahçenin içinde oynayabileceği arkadaşları da olacağını söyleyince çok sevinmişti. Daha önce oturdukları evde babası ve annesi işe gittiğinden sürekli yaşlı komşularına gitmek zorunda kalıyordu. Onlar da iyi insanlardı ama emanet olduğu için onu hiç dışarı bırakmıyorlar, bütün gün kurabiye, süt ve televizyonla oyalamaya çalışıyorlardı. Zaten küçücük evlerde oturduklarından Sümbül’ün kendi başına ayrı bir odada durma şansı hiç yoktu. Onların evi de komşularının ki gibi iki oda bir salondu zaten ama hiç değilse kendi odası vardı. Babasının borçları yüzünden kira ödeyemeyince, bir arkadaşı bu işi bulmuştu Fatih beye. Hem kira ödemeyecekler, hem de iyi ve zengin bir ailenin yanında çalışıp, yaşayacaklardı. Sümbül için de o mahallede büyümektense bu evde yaşamak daha iyiydi. Oturdukları mahallenin okulu ile bu zengin mahalledeki devlet okulu arasında bile çok fark vardı.

Burada Sümbül’ün annesinin de çıkıp dışarıda çalışmasına gerek yoktu. O da ev işlerine yardım edecek, diğer kadınlarla dönüşümlü olarak da çocuklarla ilgileneceklerdi. Başları sıkışınca buldukları bu iş, hayatlarında gördükleri en güzel evin içinde ve en harika işti. Neredeyse hiç bir masrafları olmadan rahatça ve güven içinde yaşayabileceklerdi.

Turgay arka bahçeye bakan odasının penceresinden Sümbül ve annesini görünce hemen cama yapıştı. Diğer çocuklar okula yürüyerek gittiklerinden erken çıkmışlardı. Fatih bey henüz başlayacağından o sabah Turgay ve Turgut’u yine Ergin bey bırakacak, öğleden sonra yakın bir akrabasının cenazesi nedeniyle izinli olacaktı.

Sümbül merakla sağı solu incelerken gözü evin üst kat penceresinden bakan Turgay’a takıldı ve boş bulunup el salladı. Annesi patronun çocuklarından biri olduğunu anladığı çocuğa el salladığı için hemen tuttu kızının elini ve yürümesi için çekiştirdi. Sümbül az kalsın düşecekti annesinin bu hamlesi yüzünden.

“Merak etmeyin!” dedi Kamil bey, “Burada çocuklar hep beraber büyür. Çok iyi bir ailedir onlar!”

Yine de çalıştığı yerlerde hem kabalık ve azar görmüş olan kadıncağız kızının kontrollü davranması gerektiğini düşündüğünden elini bırakmadı.

Sümbül biri kendine bakarken ayağı takıldığı için biraz utanmıştı ama başını yeniden çevirip bakınca, Turgay da ona el sallayınca gülümsedi hemen. Annesinin ilk gün iyi görünmeleri için giydirdiği pembe çiçekli elbisesinin içinde oyuncak bir bebek gibi sevimliydi. Saçları yanlardan ve yukarıdan toplanmış, pembe kurdelelerle bağlanmıştı. O gün taşınma günleri olduğundan okula gitmeyecekti ama ertesi sabah kaydı alınan ve diğer çocukların da gittiği devlet okuluna onlarla birlikte yürümek için erkenden çıkması gerekiyordu.

Annesi kahvaltı için seslendiğinden, Turgay camdan daha fazla bakamadan çantasını kapıp aşağı koşturdu. Fatih bey, Cevahir beyden talimatları almış, henüz salondaydı. Hazır olduğu için çocukları kendisinin bırakabileceğini söylemiş, Cevahir bey de memnuniyetle kabul etmişti. Az sonra Turgut da inince, babaları onları yeni şoförleri ile tanıştırdı. İki çocuk çalışanlarla iç içe yaşamaya alışık olduklarından gülümseyerek başlarını salladılar ve annelerinin uyarısı ile hemen masaya geçip, hızlı hızlı tabaklarını tüketmeye başladılar. Fatih bey de arabayı hazırlamak için ayrıldı yanlarından.

Hasibe hanım iki oğluna da Fatih beyin onların nerede bırakıp, nerede kaçta alması gerektiğini güzelce ezberletmelerini istedi. İkisinin birden devam ettiği kolejin bu konuda kuralları vardı.

(devam edecek)

Yorum bırakın