Çantadaki kısmet – Bölüm 27

Şengül olanları duyup hastaneye geldiğinde Ayhan hanım yoğun bakımdan çıkamamıştı. Sadece Taylan giriyordu yanına konuşmaya. Hasret hem kendi vicdanı hem de görevi yüzünden ayrılmıyordu yoğun bakımın kapısından. Şengül de onun hastanede başladığını bilmediği için önce baya şaşırdı.

“Bu kızın kaderinin dönüp dolaşıp halamı buluyor olması şaka herhalde!” diye fısıldadı Taylan’a. Taylan’ın gülmediğini görünce, “Ya da senin?” diye mırıldandı kendi kendine. Ayhan hanımın haline o da üzülmüştü tabi, halasına düşkün olmasa da, vicdansız değildi.

“Çok yorgun görünüyorsun!” dedi Hasret’in yanına oturup, “Neden gidip biraz dinlenmiyorsun?”

“Mesaideyim!” dedi Hasret, “Ayhan hanımın bana ihtiyacı olursa buralarda olmam gerek!”

“Tamam ben buradayım, ayrıca öğle tatili şimdi! Haydi git bir şeyler ye! Ben ararım seni ihtiyaç olursa!”

Hasret göz ucuyla raporları kontrol eden Taylan’a bakınca, Taylan “Gideceğiz şimdi!” dedi ciddi bir sesle ve işi bitince, Hasret’i elinden tutup kaldırdı birlikte ayrıldılar Şengül’ün yanından.

Şengül birbirlerine yakınlaştıkları belli olan ikilinin arkasından baktı el ele tutuşurlar mı diye ama öyle bir şey olmadı. Ayhan hanım biraz daha toparlanınca, akşama doğru odasına geri döndü. Şengül Taylan ve Hasret gelince, işlerini bahane edip ayrılmıştı hastaneden. Taylan söyledi halasına kuzeninin de geldiğini. Ayhan hanım Hasret’in ne kadar yorgun göründüğünü fark etmişti hiç hali olmasa da.

“Bu kıza ağır geliyor herhalde bu iş! Böyle değildi evdeyken!” dedi Taylan yakınlarındayken.

“Geldiğinden beri ayrılmadı hiç yakınından ondan öyle!”

“Eve gitmedi mi?”

“Hayır!” dedi Taylan sonra kendi işlerine bakması gerektiği için çıktı odadan. Hasret kanepede sessizce oturuyordu. O kadar yorgundu ki gerçekten ikisinin ne konuştuğunu anlamamıştı bile.

“Niye yapıyorsun bunu?” dedi Ayhan hanım yeğeni çıkınca.

“Neyi?” dedi Hasret.

“Ben senin anneannen değilim, yakının değilim! Üstelik de sana pek sevecen olmadım hiç bir zaman!”

“Benim işim bu!” dedi Hasret, Ayhan hanım konuşunca genelde canı sıkılıyordu eskiden beri. Uzatası yoktu o yüzden. Kim bilir ne söyleyecekti yine.

“Para için mi başımda duruyorsun yani günlerdir!” dedi Ayhan hanım her zaman ki pervasız haliyle.

Hasret derin bir iç geçirdi cevap vermedi.

“Taylan için mi?” dedi sonra.

Hasret şaşkınlıkla baktı yüzüne ama cevap vermemesi gerektiğini hatırlayıp sustu.

“Ben yapmazdım!” dedi Ayhan hanım ama neyi kastettiğini açıklamadı.

“Niye sadece insan olduğunuz için yaptığımı düşünemiyorsunuz acaba?” dedi Hasret dayanamayıp, “Vicdanlı olduğumu düşünmek bu kadar mı zor!”

“Vicdansız olduğunu söylemedim zaten!” dedi Ayhan hanım sakinliğini koruyarak, “Sadece neden yaptığını anlamaya çalışıyorum ki onun da nedeni sende art niyet aramak değil! Düşünüyorum sadece, burası çok sıkıcı bir yer! Kitaplarım da yok!”

“Size kitap bulabilirim isterseniz!” dedi Hasret hemen yine vicdanına uyarak.

İlk kez gülümsedi Ayhan hanım ona bakarken, “Senin hamurunda var, neden aramaya gerek yok! Bul bakalım nereden bulacaksan? Sohbetin de çekilmiyor!”

Hasret’te gülümserken yakaladı kendini. Ayhan hanım gülümsedi diye mi gülümsemişti, yoksa onu ilk defa gülerken görmek mi hoşuna gitmişti kendisi de anlayamadı. Hemşirelerin odasında bir açık kitap dolabı olduğunu biliyordu. Ayhan hanımın okuduğu kitapları da az çok takip etmişti. Onlara benzer bir şeyler bulma umuduyla hızla gidip bir kaç kitap seçti ve geri geldi.

“Gerçekten bulmuşsun!” dedi Ayhan hanım, “Gözlüğüm de yok sanırım!”

“Bakıcınız evde bekliyor isterseniz söyleyeyim, başka istedikleriniz varsa getirsin!”

“Niye evde bekliyormuş?” dedi Ayhan hanım ciddileşerek, “Kezban hanım olayından hiç akıllanmadı bu Şengül herhalde! Telefonu bana ver sen ben konuşayım!”

Hasret Ayhan hanımın telefonunun nerede olduğunu bilmediği için kendi telefonunu uzattı. Ayhan hanım hiç zorlanmadan çevirdi Şengül’ün numarasını ezbere, gerçekten yaşına rağmen inanılmaz bir hafızası vardı. Bakıcıyı evde tek bıraktığı için fırça çektikten sonra kadını arayıp, gözlüğü ve bir kaç özel eşyasını toplayıp, hastaneye gelmesini istedi. Bakıma burada ihtiyacı vardı, orada değil! Kime bakıyordu kadın evde!

Şengül telefonu kapatınca “Kesin iyileşmiş bu!” diye söylendi ve bakıcıyı arayıp, söylenilenleri tekrarladı. Hastanede Hasret var diye bakıcıyı eve yollamıştı, o da biliyordu ki Ayhan hanım da Hasret’i tercih ederdi ama Kezban hanım olayı konusunda da haklıydı. Evden yine bir şey kaybolsa, bu defa halasının dilinden hiç kurtulamazdı.

Bakıcı kadın bir saat içinde istenilen eşyalarla hastaneye geldi.

“Hadi kızım saatin doldu, git evine!” dedi Ayhan hanım Hasret’e bakıp.

“Taylan bey?” dedi Hasret ama Ayhan hanım devam etmesine fırsat vermedi, “Ben ona söylerim, haydi! Biraz daha burada kalırsan yanımda yatmak zorunda kalacaksın!”

Hasret başını sallayıp çıkarken, “Bir ihtiyacınız olursa arayın!” dedi mırıldanır gibi.

“Ararım!” dedi Ayhan hanım.

Hasret içi rahat etmediği için Taylan’a uğrayıp olanları anlattı.

“Çok iyi olmuş!” dedi Taylan, “Ben de Şengül’ü arayacaktım bakıcı nereye kayboldu diye! Ben de çıkacağım bekle biraz olur mu?” dedi sonra. Hasret yorgun argın oturdu odadaki kanepeye, itiraz edecek hali de yoktu zaten.

Hamide hanım Hasret iki gündür gelmeyince merak etmişti. Hasret haber vermişti durumu ama yine de kız başına iki gün iş yerinde olması içine sinmemişti Hamide hanımın. Ayrıca ona alıştığı için sıkılmıştı da. Hasret içeri girer girmez arka arkaya elli tane soru sordu. Hasret ayak üstü hızlıca cevaplar verdikten sonra, izin isteyip öylece bıraktı kendini yatağa. Hiç uyanmadan sabah telefonun alarmı çalana kadar uyudu. Hamide hanım da kalkar gelir bir çay içerler diye boşuna bekledi durdu.

Gözünü açıp telefona bakınca Taylan’ın “Sabah gelip seni alırım!” yazan mesajını gördü. Çok yorulduğu için tek başına gelmesi içine sinmemişti. Yakındaki fırından iki poğaça alıp, Hamide hanımın az ilerisinden aldı Hasret’i.

“Mis gibi kokuyor!” dedi Hasret arabaya binince hemen.

“Hastaneye kadar dayanamam diyorsan, üstteki senin!” dedi Taylan.

“Dayanırım! Ayhan hanımdan haber aldın mı hiç?”

“Aradı hastaneyi gece bir kaç kere! Bakıcıya bağırmış bir kez ama iyiymiş!”

Güldü Hasret elinde olmadan.

“Siz ikinizin arasında garip bir bağ var sanırım!” dedi Taylan yan gözle ona bakarak.

“Evet bütün yollar Ayhan hanıma çıkıyor hayatımda!”

“İnanmayacaksın ama bence halam ilk kez birini seviyor!”

“Sevmek mi?”

“Evet! Halam böyle sever!”

Yine güldü Hasret cevap vermedi. Hastaneye gidince beraber gidip ona uğradılar önce. İkisini birden görünce gülümsedi Ayhan hanım.

“Yeğenime de iyi bakıyorsun herhalde yanından ayrılamıyor!” dedi Ayhan hanım yine gülümseyerek.

Hasret kızardı ama cevap vermedi yine.

Bakıcı kadının yüzü asık oturuyordu kanepede, gece Ayhan hanımı kızdırdığı için yemişti azarı.

“İstersen Hasret kalsın yanında!” dedi Taylan kadına duyurmamaya çalışarak.

“İki bakıcı da biraz fazla olur!” dedi Ayhan hanım, “Onu senden almayayım!”

Taylan Hasret’e çaktırmadan gülümseyip, göz kırptı halasına. Sonra ikisi de işlerine dönmek için ayrıldılar Ayhan hanımın yanından.

“Halam seni seviyor demiştim!” dedi Taylan ayrılırlarken. Hasret iki yana başını sallayıp yürümeye devam etti. Uyuyunca kendine gelmişti biraz. Görev yerine geldiğinde yüzünde hâlâ bir gülümseme olduğunu fark etti. Taylan’dı sebebi, iyice gülümsedi. Ne kadar iyi biriydi gerçekten, çok alışmışlardı birbirlerine! Yoğun bakımın önünde omuzunda uyuduğunda elini tutmuştu uzun uzun. Taylan fark etmediğini sanmıştı ama o fark etmiş, elini çekmesin diye gözlerini açmamıştı.

(devam edecek)

Yorum bırakın