Taylan, mesajlarında Hasret’in adını görünce fark etmeden gülümsedi. Hatta o kadar kocaman gülümsedi ki, birlikte kahve içtiği meslektaşı “Hayırdır iyi haber mi?” diye sordu. O sorunca yüzünün ifadesini fark eden Taylan toparlandı hemen, “Evet, bir arkadaşım iyi bir şey yazmış!” diyerek geçiştirdi. Hasret doktor olduğu ve bakıma muhtaç hastaları bilebileceği için çekinerek ona mesaj yazmıştı. Raziye hanımın cenazesine katılmak için işten ayrılmış, dayısının yaşadığı şehre gitmek için yola çıkmıştı. Eğer Taylan hastalardan bakıcı arayan birini duyarsa, yatılı olmak koşuluyla hemen gelirdi. Tabi Ayhan hanım için değildi bu rica.
Taylan arkadaşından izin isteyip hemen aradı Hasret’i, içten bir başsağlığı diledikten sonra bu konuda hemen harekete geçeceğini merak etmemesini söyledi. Ona hâlâ borçluydu, eğer kalacak yer sıkıntı oluyorsa ki Hasret’in imalarından öyle anlamıştı, onun için de yardımcı olabilirdi.
Hasret otobüste konuştuğu için fısıldıyordu ama onun da Taylan gibi yüzünde kocaman bir gülümseme oluşmuştu. Onun hemen geri dönmesi ve destek olmak için böyle gönüllü olmasına heyecanlanmıştı. Raziye hanımın acısı yüreğinde olsa da, onunla konuştuktan sonra yolculuğunun devamı daha rahat geçti. Anneannesinin yedisi çıkana kadar dayısında kalabilirdi. Sonra bir çare bulamazsa onlara durumunu açıklar biraz daha kalmak için müsaade isteyebilirdi. Tabi duruma göre karar verecekti buna. Kimseye yük olmak istemiyordu. Herkesin kendine göre bir düzeni vardı. Daha önce anneannesini çağırıp onu istemediklerini unutmamıştı.
Taylan telefonu kapatır kapatmaz, Hasret için nasıl bir çözüm bulabileceğini düşünmeye başladı. Doktor arkadaşlarına da bakıcı arayan hastalar için sorabilirdi ama halası gibi aksi birine denk gelip kızın yeniden ezilmesini istemiyordu. Ertesi gün insan kaynakları müdürüne gidip Hasret’ten bahsetti. Bazı hastaların refakatçi ihtiyaçlarına rağmen yakınları olmuyordu. Başhekim hizmet kalitesini artırmak için bu tür bir kadro ihtiyacından bahsetmişti. Sürekli ihtiyaç olmayacak bile olsa, başka bakıcılık işlerine kaydırmak üzere böyle bir personel bulundurmak gerekiyordu. Geçtiğimiz ay hatırlı bir müşterileri refakatçi desteğine ihtiyaç duyunca, dışarıdan hizmet almak zorunda kalmışlardı. İnsan kaynakları müdürü Taylan kefil oluyorsa görüşebileceklerini, bir özgeçmiş göndermesini istedi. Taylan, Hasret’in cenaze evinde olduğunu bildiği için arayıp rahatsız etmek istemedi ama mesaj yazarak bir özgeçmiş göndermesini rica etti. Hasret cenaze de iyice sarsılmıştı. Taylan’ın mesajını okuyunca sanki ona teselli veren sözler yazıyormuş gibi bir huzur hissetti. Otele başvururken hazırladığı özgeçmiş, e-postasında durduğu için hemen kopyalayıp, Taylan’a gönderdi. Taylan ne için istediğini söylememişti ama demek ki evde hizmet içinde özgeçmiş soranlar oluyordu. Amca ve yengeleri Hasret’i umduğundan da iyi karşıladılar. Raziye hanımın ona, onun da anneannesine olan düşkünlüğü hepsini duygulandırmıştı. Raziye hanım uzaktayken aralarındaki bağı hissedememişler ama anneleri geldikten sonra ikisinin sürekli haberleşmesi ve dertleşmesinden etkilenmişlerdi. Zaten hiç birinin Hasret’e karşı bir zoru yoktu. Reyhan’ı da hepsi seviyorlardı. Hamit gibi bir adamla evlenip mutlu olunca içleri rahat ettiğinden onu akıllarından biraz çıkarmışlar kendi hayatlarına dalmışlardı. İnsanlar kendilerini ne kadar iyi de belleseler, para işin içine girince, öncelikler farklılaşıyordu ama bu yeğenlerine sırtlarını dönecekleri anlamına gelmiyordu. Zavallı kızın ne kadar çaresizlikler yaşadığını anneleri gelince anlamışlardı. Hasret uzun zamandır hasret kaldığı aile ortamını da yaşayınca iyice hüzünlenmiş günlerce göz yaşlarına hakim olmamıştı. Raziye hanımın arkasından en çok ağlayan o olduğu için herkes onu teselliye uğraşıyordu. Raziye hanımla birlikte kalan tek ailesi de avuçlarından gitti sanırken ailesini yeniden bulmanın mutluluğu da vardı bu göz yaşlarının içinde oysa.
Şengül iyi haberi vermek için Taylan’ı aradığında, hasret henüz amcasının evindeydi. Kemal bey paraların kalanıyla teslim olmuş ama ondan da güzeli, teslim olmadan önce markette tanışıp, arabayı teslim ettiği adama yeniden ulaşıp, Hasret’in çalınan parası kadar miktarı adamın hesabına geçirmişti. Adam paranın üzerine yatmasın diye de teslim olup, ifadesinde belirteceğini de vurgulamıştı. Adam zaten Kemal beyin yüzünden başı belaya girdiği için sinirliydi ama yine de hesap numarasını Kemal beye vermiş, para yatınca da yine başına bir iş gelmesin diye hemen polise bildirmişti. Kezban hanım ve Kemal bey kaçtıktan bir süre sonra Kezban hanım çok rahatsızlanmış, dil problemleri olduğundan ve arandıklarından bir süre tedavi alamamışlardı. Sonunda durum iyice ciddileşince bir sağlık merkezine başvurmuşlar, arandıklarına dair bir bilgi ortaya çıkmayınca orada bir süre tedavi almışlar ama çok oyalandıklarından Kezban hanım hayata veda etmişti. Tedavi süresince ikisi de, yaptıklarından ötürü başlarına bu işin geldiğine karar vermişler, Hasret gibi mağdur ettiklerini düşündükleri kişilere paralarını iade etmek için girişimlerde bulunmuşlardı. Ancak bu iade listesinde Ayhan hanımın adı yoktu. Harcadıkları kısmı onun parasına saymışlardı. Onun hem ihtiyacı yoktu, hem de iyi bir insan olduğunu düşünmüyorlardı. Bunların hepsi Kemal beyin teslim olduktan sonra verdiği ifadede mevcuttu.
“Harika haber!” dedi Taylan sevinçle, “Peki şimdi ne olacak! Hasret’in parası poliste mi? Muhtemelen ona ulaşacaklar ama haberi sen vermek istersin diye aradım!”
“Halam biliyor mu?”
“Biliyor!” dedi Şengül gülerek.
“Peki ya ifadeyi?”
“Onu da okuttum! Hiç şaşırmadı!”
“Çok fenasın, keşke hiç söylemeseydin.”
“Neden? Birilerinin ona gerçeği söylemesi gerekiyor!”
“O da biliyor ki, şaşırmamış!”
“Orası da öyle! Şimdi kapatmam gerek, Hasret’e selam söyle, ben de sevindim parasının geri geldiğine!” diyerek kapattı Şengül.
Taylan öyle sevinmişti ki bu sefer mesaj atmak istemediği için hemen aradı Hasret’i. Hasret ağlamaktan bitap düştüğü için sesi çok yorgun geliyordu. Taylan’ın söylediklerini idrak etmesi için iki kez tekrarlatması gerekti. Paranın geri geleceğini anladığı anda neredeyse düşüp bayılacaktı. Sesinin rengindeki o ani değişim Taylan’ı da çok heyecanlandırdı.
“Bu arada bir başka iyi haberim daha var!” dedi Taylan.
“Bizim hastanede sana iş buldum, artık paran da geldiğine göre, kendine bir ev alıp, burada çalışabilirsin!”
“Sahi mi?” dedi Hasret bir kez daha sevinçle. Yas evinde olduğundan sevincini saklama ihtiyacı duymuştu bir an için ama hem para geri gelip, hem de amcalarına yük olmadan iş bulduğu için çok ama çok mutlu olmuştu.
“Oradaki durumuna bak ve hazır olunca hemen gel!” dedi Taylan neşeyle.
“Henüz kalacak yerim bile yok!”
“Var!” dedi Taylan imalı bir sesle ama açıklama yapmadı. Hasret’te sevinç ve yorgunluk bir arada olunca bu imayı pek anlamadı ve telefonu kapatıp, amcalarına paranın geri geldiğini söylemeye gitti. Sonuçta onların verdikleri paraydı. Raziye hanım duysa kim bilir ne kadar rahatlardı ama ne yazık ki onun bilmesi kısmet olmamıştı.
Amcalarına henüz işten ayrılıp geldiğini açıklayacak fırsatı olmadığı için bahsedip canlarını daha fazla sıkmak istemedi. Parası ona geri geleceğine göre bir an önce gidip, ev bakmaya başlaması gerekti. Yeni evine geçene kadar kendini idare edebilse yeterdi. Market görevlisi, Hasret’i bulmak yerine doğrudan polisi aradığı için ele geçirilen paranın nasıl bir prosedürden geçeceği henüz belli değildi. Diğer mağdurlar paralarının geldiğini teker teker bildirince, geriye bir tek Ayhan hanım ile Hasret’in kayıpları kalmıştı.
Ayhan hanım, Kemal beyin yazılı ifadesinin kopyasını okumuş ama yeğeninin bundan zevk alacağını bildiği için hiç bir tepki vermemişti. İnsanların onu sevmediklerini biliyor ve çok umursamıyordu ama bu duyguları olmadığı ya da kimseyi sevemediği anlamına gelmezdi. O kendini kontrol etmeyi tercih ediyordu.
(devam edecek)